Reklam Arama Galeri Fantastik Edebiyat Ana Sayfa Üyelik Fantastik Edebiyat Forumu FRP - RPG Forumları Fantasiana Ansiklopedik Sözlük Kitapçı Site Arşivi Künye İletişim Ana Sayfa
HABERLER - FANTASTK EDEBYAT

ANATOLYA EFSANELERİ İNCELEMESİ

 

 

Türk fantastik roman yazarlarının son zamanlarda giderek yaygınlaşması, edebiyatımızın bu yönden gelişmesi gerçekten sevindirici bir durum. Anatolya Efsaneleri: Gümüş Roya ve Yazgı Tacı adlı romanıyla bu akıma katkıda bulunan Serhan Vural da bu yazarlarımızdan birisi.

 

Serhan Vural yıllar önce kendi yazdığı Harry Potter hayran-kurgu romanları ile konuşulmuş bir yazar. Genel olarak Harry Potter romanlarındaki sade ve akıcı dil çoğunluğun hoşuna gitmesiyle biliniyor. Bu yüzden birçok genç okura kitap okumayı sevdirdi. Yazarın eski bir Harry Potter hayranı ve yazarı oluşu ile birlikte Harry Potter romanlarındaki benzer üslubu kendisinin de kullanması anlatımının o dönemden günümüze nasıl şekillendiği konusunda bize ipuçları veriyor. Ayrıca sakin bir anlatımın romanın tamamına hâkim olduğunu rahatlıkla fark etmekteyiz.

 

Serhan Vural Anatolya Efsaneleri ile okurlarına bildiğimiz fantastik kurgulardan farklı bir deneyim sunmaya çalışıyor. Bazı filmlerde hikâyenin başından başlamak yerine farklı bir anından kesitler sunulur. Anatolya Efsaneleri bir roman olarak hızlı şekilde farklı görüntüler sunarak olayların içine atılmamıza neden oluyor. Kitapta sunulan harita romanın akışı içerisinde sayfaların arasında kendisine yer buluyor. Alıştığımızın aksine harita için başlangıç sayfaları ya da son sayfalardan biri seçilmemiş olmasına biraz şaşırdım.

 

Anatolya adlı diyar bildiğimiz Anadolu değil. Yeni oluşturulmuş fantastik bir dünyada yer alıyor.

 

Kitabın genel konusunu kısaca ele alırsak, Serkis isimli genç bir adam geleceğin getireceği olaylardan habersizce rahat bir yaşam sürmektedir. Bir cadı olan annesi onu gözlerden uzakta büyütüp yetiştirmiştir. Çünkü çok uzun zamandır bir cadı oğlu dünyaya gelmemiştir. Serkis bir gün Peri isimli güzel bir kadınla tesadüfen karşılaşır. İkisi de birbirlerine karşı heyecan ve ilgi duyarlar. Sonrasında Alacakaranlık isimli bir topluluğun kasabaya geldiği haberi yayılır. Alacakaranlık, gerçek bir inancı sunup yalanları yıkarak yeni bir düzen kurmak iddiasındadır. İnanmak istemeyenler Ak Su ile yola getirilmektedir. Bir de herkesi zor durumda bırakan Ateş Vebası isimli bir hastalık yayılmaktadır. Alacakaranlık Kardeşliği’nin iddiasına göre bu su hastalığı iyileştirmektedir. Hem Ateş Vebası hem de Alacakaranlık ve onların deli tanrıları insanları korkutmaktadır. Serkis, Alacakaranlık’ın iddiası doğru olsa bile yalanlarla bir düzenin kurulamayacağını savunarak kardeşliğin iddialarına karşı çıkar. Ardından ne gibi olayların gelişeceğini konusunda hiçbir şey bilmemektedir. Romanın temelinde, inançların cahil ve bağnaz insanların elinde bir yıkım silahına dönüşebilmesi anlatılıyor.

 

Birazcık romandaki büyü ve büyücülükle ilgili şeylerden bahsetmek istiyorum. Romanda önemli şekilde yer verilen büyücülük kavramı Zaman Çarkı isimli tanıdık seri ile benzerlikler taşımakta. Büyücülerin büyü yapmadan önce harekete geçmek için belli kaynaklardan istifade etmeleri gerekiyor. Ama belli bir kaynağın olması yerine özler etrafa dağılmış vaziyette. Bu vaziyet, benim zihnimde parıl parıl parlayan sihirin canlanmasına neden oldu. Bunların yanında “cadı” kavramı diye adı bilindik bir kavram romanda önemli yer buluyor. Cadılar bazı insanlar tarafından lanetli yaratıklar olarak anılmakta. Bizlere eski masallardaki cadı tiplemelerinden daha farklı ve daha renkli cadıların anlatılmasını şaşırtıcı olmasa da eğlenceli buldum. Bunun yanında sesleri ile düşmanlarının kemiklerini çınlatıp acı dolu çığlıklar yayabiliyorlar. Cadıların sesleri ile ilgili bu detayı atlamamak gerekir.

 

Birçok fantastik kurguda yer edinmiş kehanetler kitapta biraz daha şekil değiştirmiş vaziyette yer bulmakta. Doğrusu şu kehanet zırvalıkları kendimi bildim bileli birçok kez aynı şekilde tekrarlanıp durmaktaydı. Seçilmiş kişi hikâyelerine biraz değişiklik katılması fena olmamış.

 

Büyücülerin ve cadıların kişisel yönleri ilgi çekici detaylara sahip. Kimisi süslü ve güzel, kimisi korkutucu, kimisi gizemli, kimisi heybetli. Serkis ise bir büyücü olarak romanın en yakışıklı karakteri. Romandaki büyücülerimiz eğer bir film yapılırsa giyimleri ile çok konuşulacak gibi. Büyücüler gösterişli oldukları kadar kudretli varlıklar. Bu kudretli yönleri onların insanları korkutmalarıyla bitmiyor, başka gizemli detaylara kapı aralanıyor. Büyücülerin gelecek için büyük fedakârlıklar edip kendi yaşamlarından vazgeçmelerine ve köklü değişikliklere sebep olmalarına hikâyenin birçok yerinde şahit oluyoruz. Bunu Harry Potter’dan da anımsayabiliriz. Şahit olduğumuz bu seçimler Anatolya diyarının coğrafyasında önemli değişikliklere neden olmuş vaziyette. Bu değişiklikler haritayı bile şekillendiriyor. Büyücülüğün bu yönü bize daha orijinal bir bakış açısı sunuyor.

 

Bağlama isimli zor ve sürekli etkilere sahip büyüler zor seçimlere neden olup bizi hikâyede zaman zaman heyecanlandırıyorlar. Fakat bu büyülerin büyücülerin güçlerinin bir kısmını işgal edip onları sınırlandırdıklarını görüyoruz.

 

Zaman Çarkı ve Dune serisinde yer alan delilik kavramı bizim kurgumuzda da yer buluyor. Belki Hulk gibi kontrolden çıkabilecek güçlü kahramanlar hepimizin ilgisini çekmeyebilir.

 

Kitabın anlatımını güzel buldum, genel olarak tasvirler güzel. Bazı kısımlardaki tasvirler özellikle hoşuma gitti. Roman Harry Potter gibi başlıklarla parçalara ayrılmış vaziyette. Fakat bu başlıklar biraz daha farklı bir hava taşıyor.

 

Romandaki isimlerin Türk isimlerinden oluşması ilgimizi çekiyor. Ana karakterin ismi bana başta tuhaf gelmişti, zamanla alıştım.

 

Anatolya Efsaneleri’nin güzel bir başlangıç yaptığını düşünüyorum. Bundan sonra da seri kendisinden bahsettirecekmiş gibi gözüküyor.

 

İyi eğlenceler. 

 




5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır.
Yayımlayan : Dumrul

Diğer Yazıları
Mesaj Gönder


Masallara Yeni bir bakış... Grimm
Yeni dizi Orphan Black bomba gibi başladı ve öyle devam e...
Yeni diziniz VİKİNGLER
Yeraltından Gelen Adam : MT
İzmir Kitap Fuarı 20Nisan tarihinde açılıyor!
Cep telefonunu 1938'de kullanmaya başlamışlar
İşte yanardağın haritadan sildiği şehirler
'Görünmezlik pelerini' için ilk önemli adım
"Leyla ile Mecnun"dan dünya çapında başarı
Kutup ışıklarının muhteşem dansı
Curiosity 'suyu' taşta buldu
Karıncalar da konuşabiliyor
Aslında bir kan grubu daha varmış
Dünyanın en derininde canlılar keşfedildi
Evren sanılandan daha yaşlı çıktı
Kitapçı Comicbooks
Rusya'ya meteor düştü
İnsanlık tarihinin en gizemli mezarları
Asteroitler: 2 Dinozorlar: 0
Bradbury'nin çocukluğuna dönüş

Dier Yazlar Kendi Yazlarm Haber Gnder
ANA SAYFA | ÜYELİK | FORUM | FRP | SÖZLÜK | KİTAPÇI | GALERİ | KÜNYE | ARŞİV | REKLAM | ARAMA | BİZE ULAŞIN | WEB TASARIM