Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ÖYKÜLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 28 May 2007
Mesajlar: 29
Konum: numenor
Hiç durmaksızın koşmaya devam ediyordu. Bir an önce bu karanlık ormandan çıkmalıydı. Bir an önce ışığa ulaşmalıydı. Peşindeki düzinelerce örümceklerden ancak bu şekilde kurtulabilirdi. Aradaki mesafeye bakmak için döndüğünde kıllı ve nerdeyse bir metre boyundaki öürmceklerden gittikçe uzaklaştığını fark etti. Fakat önünde daha zorlu düşmanlar da vardı. Bataklığa vardığında bir an olsun örümceklerden uzaklaştığını düşünüyordu.Unuttuğu bir şey vardı: Nagalar…..(1.30 ile 1.35 boylarındaki nagalar silahlarını bataklıktan geçenlerden toplarlardı.)

Biraz soluklandıktan sonra koşmaya devam etti. Karşısında üç nagayı görünce geriye kaçmayı düşündü fakat geriye dönemezdi. Silahları körelmiş üç naga, düzinelerce örümcekten daha cazip geliyordu.
Hemen kılıcını çekti. Brill bir büyü yaparak etrafa ufak bir ışık saçtı. Nagalar karanlık ormanda ışığa alışkın olmadıklarından göslerini ovuşturmaya başlayınca, Brill fırsattan faydalanıp bir şeyler mırıldanmaya başladı. ( Orman perilerinden haberdardı. Küçük olmalarına karşın etkili büyü yaptıklarını biliyordu. Bir peri çağırabileceğini umuyordu. ) Büyüde çok acemi olduğundan büyünün tutması için dua ediyordu. Dilediği oldu: Gökyüzünde ufak bir peri belirdi.
Brill sağdaki nagaya doğru hızla koşmaya başladı, o sırada küçük peri kız belli belirsiz el hareketleri yapmaya başladı ve ortadaki nagaya küçük bir yıldırım dalgası yolladı. Naga arkadaşına ne olduğunu anlamak için döndüğünde midesinde inanılmaz bir ağrı hissetti. Brill kılıcını sağa dayayıp bütün gücüyle bastırdı. Naganın midesi boşalırken diğer naga saldırıya geçti. Ahfiyâ üzerine saldıran nagadan şans eseri ufak bir sıyrık aldı. Peri kız küçük bir alev topu yolladı, naga sersemledi. Yıldırımın etkisinden kurtulmaya çalışan diğer naga kendine gelemeden Brill kılıcını naganın tam kalbine batırdı. Vakit kaybetmeden diğer nagaya döndüğünde ona doğru koştuğunu fark etti. Brill bu darbeye dayanamayarak sırt üstü yere çakıldı. Naga üstüne atladığında naganın onu öldüreceğini düşünmüştü. Neyse ki peri kız bir alev topu atarak Brill’nın zaman kazanmasını sağladı. Brill vakit kaybetmeden kılıcı naganın boğazına sapladı. Yüzüne dökülen kanlar iğrenç kokuyordu. Bir an önce bu kokudan kurtulmak için bütün gücüyle nagayı üstünden attı. Peri kızına teşekkür edip koşmaya yeniden başladı. Uzun bir koşuşun ardında ışığa varabildi.

Öğretmeni Saret Ağaçeken  “Geç kaldın.” diye seslendi. Öğretmeninin sesini duyduğunda bu kadar sevineceği aklına bile gelmezdi.
(Saret Ağaçeken 1.80 boylarında bir Vanya idi. Büyüde iyi olduğu kadar kılıçta da marifetliydi. Saret Ağaçeken gayet adil bir öğretmendi. Başlarda öğrencilerinin Brill gibi çekingen ve kibirli olduğuna da alışmıştı. Zamanla kendisini tanıdıklarında yumuşayacaklarını biliyordu.)

“Artık bilmeden konuşmaman gerektiğini anlamışsındır herhalde. Dediğin kadar kolay olmadığını anlatmaya çalıştık ama kabullenmemekte direndin. Nasıldı peki.”

“Dediğim gibi kolay.” Söylediğine kendiside zor inanıyordu. Öğretmeni onun için zor olduğunu bilse de okula yeni başlayan biri için çok iyi bir başlangıç yaptığının farkındaydı ve bunu ona hissettirmedi………


*************************************




Masanın üzerinde gelen mektupları inceleyen üç yüz yaşlarındaki vanya, verilen görev için doğru seçim yaptığını düşünüyordu.

Kapıyı çalıp içeriye 1.80 boylarında 40-50 yaşlarında keskin yüz hatlarına sahip, zarafetiyle dudak ısırtan bir ay elfi girdi.

Ay elfi.” Saret, bana verdiğin görev için çok heyecanlıyım; ama benden daha tecrübelileri var.”
Saret :” büyüde çok yeteneklisin, unutma! Bu görevde sık sık kullanman gerekecek. O yüzden bu görevi başaracağından eminim Brill.”
Brill : “ Bana öğrettiğin her şey için sonsuza kadar minnettar kalacağım. Şimdi bana iyi şansalar dile, hazırlanmalıyım.”

Saret bir parşömen kağıdı alıp bir şeyler yazmaya başladı. Parşömen kağıdını yuvarlayıp mühürledikten sonra Brill’e uzattı.Endişesini biraz olsun kırmak için .”Şansa gerek yok, başaracaksın. Bu parşömeni al; yolcuğunda karşılaşacağın bazı sorunlar için işine yarayabilir. Okuldan ayrılmadan önce bana bir daha uğramayı unutma.”
Brill başını sallayıp odasının yolunu tuttu. Merdivenlerden çıkarken en sevdiği arkadaşı Cylberia’yı kendisini beklerken buldu.

Cylberia :” Sana verilen görevden haberim var. Sakın korkma bu görevi başaracaksın.”

Brill hiç alışkın olmadığı bir hareket yapıp: arkadaşına sımsıkı sarıldı.İlk görevi olduğundan oldukça heyecanlıydı. Arkadaşının elindeki şişeye gözü takıldı.

Cylberia elinde tuttuğu ufak şişeyi ona verdi ve :” Yarım saate kadar seni görünmez yapar. Durumuna göre değişir; Yorgunsan daha az sürer. Dikkatli olmayı unutma. Bu kolyeyi de al, babaannem vermişti. Bana çok şans verdi, umarım sana da verir. Şimdi gitmeliyim.” Bir daha sarıldıktan sonra ayrıldılar.

Brill odasına çıkıp kapıyı kilitledi. Yatağına uzandı ve arkadaşının verdiği kolyeye bakıp, böyle bir arkadaşa sahip olduğu için çok şanslı olduğunu düşündü. Yolculuğu sırasında ne tür tehlike ve güzelliklerle karşılaşacağını hayal etmeye başladı. Sonra penceresinden yeni gelen öğrencileri izlerken eski yıllarını hatırlamaya başladı. Küçükken yaptığı haylazlıkları ve dik başlığını hatırladı. Gerçi dik başlılığından bir şey kaybetmemişti.

Aklına ona bakan anneannesi geldi İllien geldi. İllien eski bir ozandı. Savaşlarda söylediği şarkılarla büyülerdi düşmanlarını. Brill anneannesinden çok az şey öğrenebilmişti. Ondan kalan birkaç eşyayı eline aldı: Asla körelmeyen küçük bir kılıç, anneannesinin büyü kitabı ve evlerinin anahtarını çantaya attı. Bir iki tunik ve elbise de aldıktan sonra uyumaya çalıştı. Hala çok heyecanlıydı.

************************************


Uyandığında son bir kez eşyalarına göz attı. Unuttuğu bir şey olmadığını anladığında Saret Ağaçeken'in odasına doğru koşmaya başladı. Biraz soluklandıktan sonra kapıyı çaldı ve içeri girdi.
Saret Ağaçeken oturduğu masadan kalktı ve:” Görev için hazır mısın? ” diye sordu.
Brill : “ Evet, öyleyim galiba! “ diyerek gülümsedi.
Saret, Brill’în gülümseyişine karşılık vererek cebinden ufak bir flüt çıkardı.
- Görevlerimde çok işime yaradı. Benimle birlikte oda yaşlandı.
- Peki bu flüt ne işe yarıyor?
- Beni büyük belalardan koruyan bir griffon çağırır. Bu işte yeni olduğunu ve flüdü çaldığında elinden geldiği kadar çabuk gelmesini tembihledim. Gönlün rahat olsun; seni ölene kadar koruyacağından emin olabilirsin.

Brill elinde olmadan Saret’e sarılarak çok teşekkür etti. Saret şaşkınlık içinde: “ Artık gitmelisin. Senin için en hızlı ve en sessiz atı seçtim. Yolları iyi biliyorsun. Her zaman dikkatli olmayı da unutma.”
Saret ahırın yolunu tuttu. Onun için hazırlanmış; beyazın üstünde kırmızı benekli, çokta büyük olmayan bir at gördü. Atların seyisine selam verip hızla doğuya doğru at sürmeye başladı.




Not: Bu hikayeyi yazarken özendiğim söylenemez. Maruz görün hatalarımı ama söylemekten de çekinmeyin. Teşekkür ederim şimdiden. Devamı öss den son inşallah
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ÖYKÜLERİNİZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri