Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ŞİİRLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 26 May 2008
Mesajlar: 300
siyah ve pürüzlü sırtım
altımda sayısız bacağım
çirkin bir suratım
yapış yapış tenim
var benim
ben bir böceğim
iğreti ve donuk
ışıklar sönünce çıkarım meydana
ezilme tehlikesi geçiririm
benden iğrenirler
oysa ben onlardan iğrenmem
anlamaya çalışırım onları
adım fatih
soyadım belli
ben bir böceğim
sonu yakın
ben bir böceğim
(s)onu yakın
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 16 Nis 2008
Mesajlar: 45
neden böyle bir düşünceye sahipsin ilginç

_________________
,,,,;;;;;;; BİR UMUT ;;;;;;,,,,,
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 138
Ben çok küçükken psikopat kuzenim bir sineği yakmıştı, gözlerimin önünde. Engel olmaya çalışmıştım, kuzenimin kafasına vurup sineği düşürmesini sağlayarak. Heyhat! Bacaklarını ve kanatlarını da koparmıştı sineğin, hasta ruhlu kuzenim. Kaçamamıştı sinek. Üstüne bir de şaplak yemiştim sinek uğruna, değer.

Bir keresinde de kelebeği yakmıştı.

"minik bir çıtırtıyla kayboldu minik renkleri, minicik kelebeğin..."

Şimdi neden yazdım bunları? Bilmiyorum.
Böcekleri yakmamalıyız.
Gerçek böceklerden bahsediyorum.

Gregor Samsa da buradaymış diyor ve göndere tıklıyorum.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 12 Tem 2008
Mesajlar: 42
Ben de bi keresinde küçükken bizim mahallede arıların duvarda yuva yaptığı bi deliğe çubuk sokmuştum. Delik kapanmıştı. Sonra ne oldu dersiniz? Meraktan ölen ben, salak ben, gittim çubuğu çekip çıkardım "acaba ne olacak" diye. Ne oldu? Sinirli arıların gazabına uğradım. Üzerimde yaklaşık 50-60 arı vardı sanırım. Hiç de öyle çizgi filmlerdeki gibi hepsi birleşip de ok şeklini fln almamışlardı. Nereye denk gelirse saldırdılar işte. Sonra da popodan iğne yedik. Ertesi gün o deliğin olduğu duvarın önünde bi ateş yaktılar. Arılar dumandan rahatsız olup gitsin diye. Gittiler de. Zavallı arıları yuvalarından etmiştim. Peh.

O zamandan beri ne zaman arı sesi duysam tüylerim diken diken olur. Niye anlatıyorum? Bilmem Gece gece muhabbet olsun işte...

Ayrıca evet böcekleri yakmamalıyız. (Niye yakalım? =D)

Şiir de ilginç bu arada.

_________________
Sensiz de döner dünya!
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 25 Ekm 2006
Mesajlar: 84
Konum: İstanbul
Şiir düşünce olarak güzel ama bana daha iyi işlenebilirmiş gibime geliyor. Avatar'ından Kafka da seven birisi olarak bir "böcek" olduğun düşüncesini sadece dış görünüş olarak değil içinde olanlarla da bağdaştırıp, daha ahenkli bir anlatabilirdin. Nitekim yine de güzel, kısa ve net bir şiir olmuş. Eline sağlık.

_________________
Bütün gerçekliklerin ortasında

Ve

Kendi kıyametimin son paragrafında.

Merhaba.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 852
      Oldukça beğeniyor olmama rağmen Fatih'imizin şiiri, Kafka'ya dair bir büyük olguyla tezad arz ediyor; Kafka, romanlarında vaziyetine ilişkin belirgin bir bilinç geliştirmez; maruz kalır ve yaşar. Bu yüzden DÖNÜŞÜM'ün kahramanı Gregor Samsa'nın ağzından; "ben bir böceğim" diye bir laf duyamazsınız. Üstelik romanın sarsıcılığı, Samsa'nın, kendisini bir gün yatağında devcileyin bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğu halde, romanın tek bir satırında dahi bu duruma şaşırmamasında yatar. Eseri okuyalı epeyi oldu; yanılıyorsam arkadaşlarım düzeltsinler.
.
     Üstelik eserde, Samsa'nın başına gelen bu tuhaf durumun sebeplerine ilişkin hiçbir bilgi yahut ipucu verilmez; o, böceğe dönüşmüş sıradan bir adamın sıradan yaşamını sürdürmektedir. Evet, böceğe dönüşmüş olmasından dolayı ailesiyle sorunlar yaşar fakat bunlar, böcek olmanın getirdiği tabii ve doğrudan sorunlardır. Hangimiz böceğe dönüşsek, sırf böcek olmaklığımızdan dolayı aynı sorunları yaşardık. Anımsayabildiğim kadarıyla ailesi dahi onun böceğe dönüşmesini öyle aman aman bir şaşkınlık hissiyle karşılamaz. Elhasıl, Kafka sıradan okura asla geçit vermez.  
.
    DÖNÜŞÜM'ü, işte bu niteliklerinden dolayı ALİCE HARİKALAR DİYARINDA'nın yanına katarım. Abooooooov demeyiniz. Olmadık şeyleri ilintiliyor değilim. Fevkalade şeyleri okura tabii hallermiş gibi yansıtmakta üzerlerine yoktur bu eserlerin. Yine de Alice'in Samsa'dan belirgin bir farkı var; o şaşırır ama şaşkınlığı çoğu kez, bizim kapımız tıkırdadığında yaşadığımız anlık tedirginlik kadardır. Alice, karşılaştığı tuhaf durumlara, ancak herhangi birimizin herhangi bir normal durum karşısındaki şaşkınlığı kadar hayret gösterir. Her tür şaşkınlık hissini iğdiş edip etkisizleştiren tuhaf bir havası vardır bu eserin. Örnek mi? İşte size örnek;
.
    “Biraz şarap almaz mıydınız?” diye sordu Mart Tavşanı, Alice’i rahatlatmak istercesine. Alice masaya şöyle bir göz gezdirdi, fakat masada çaydan başka bir şey yoktu. “Şarap filan göremiyorum” dedi en sonunda. “Yok ki zaten” dedi Mart Tavşanı. “Olmayan bir şeyi ikram etmeniz hiç de kibar bir davranış değil” diye yanıtladı Alice.
.
       Aynı durumla karşı karşıya kalan kaçımızın, aklına gelen ilk şey nezaket kuralları olurdu? Olmayan bir şeyi ikram etmek, her şeyden önce tuhaftır ve bizde uyandırdığı ilk his de bu olmalıdır. Ama bunun yerini kabalık duygusu alıyorsa, orada tepkilerin olağan bir kurallılık doğrultusunda işlediğinden söz edilemez; tuhaflık eserin kurgusundaki bir öge olmaktan çıkar, eserin kendisi olur. Bildiğimiz anlamda bir BİLİNÇLİLİK durumuna işaret etmez bu eserler; insanlığın rutin seyrinin ardına uzanır.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 26 May 2008
Mesajlar: 300
Sevgili Kilgarvan,yazdıklarımı Kafka gölgesinde okumak belki yanıltıcı olabilir.Ben Fatih Uzuner'im,yani başkasıyım...ancak anlıyorum,Kafka resmi,Kafka'hakkındaki çalışmalarım vs.yazdıklarımda Kafka izleri aranmasına neden oluyor. Kafka Alman mekanik dünya görüşüyle ,Yahudi dogmacılığının bir senteziydi.Yani Araf'ta bir yazardı.Birçok konuda Kafka'dan etkilendiğim ve yazarken devreye giren bilinçaltımında yazıya belli belirsiz bir Kafka izi bıraktığı doğrudur.

Nihayetinde Kafka'da kendi yazgısının izlerini Kierkegaard ve Flaubert'te gördüğünü söylemiştir.Belki ben de bu izleri görmüşümdür.

Gregor Samsa'nın bir böceğe dönüşmesi ,Dava'da Joseph K.'nın işlemediği bir suçtan dolayı yıllarca yargılanıp sonunda öldürülmesi,Şato da kadastrocu K,Hüküm de Georg Bendeman vs.şeklinde öncül ve ardıl izler taşır.

Yani ben kaderci olduğum için kaderime düşen gölgelerin kokusunu alıyorum.Bu gölgelerden en derini Kafka'dır,ama eninde sonunda gölgedir.

_________________
hayat kötü hayat
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 852
       Evet, elbette. Sen Fatih Uzuner'sin ve ben de Kafka'nın onca romanından sonra senin eserlerine yöneldiğimde karşımda bir Fatih Uzuner görmek isterim; ikinci bir Kafka değil. Yalnızca, şiirindeki bir çağrışımın izini sürerek iki olgu arasındaki bir tezadı, yani Kafka'nın eseriyle Uzuner'in eseri arasındaki bir farklılığı tespit etmeye çalıştım. Umarım sözlerim; "Fatih Uzuner, Kafka'ya ilişkin önemli bir olguyu ıskalamış" şeklinde anlaşılmamıştır.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 26 May 2008
Mesajlar: 300
belki biliniyordur ama ben yine de söylemeliyim , Gregor Samsa'nın soyadı Samsa Budizmde 'Samsara'ya denk gelir ve Samsara 'hayal etmek,imgenin cisimleşmesi' demektir.Buna 'Tulba' diyenlerde var,yani hayalin gerçeğe dönüşmesi.Ancak bu, hayallerini gerçekleştirmek anlamında pozitif bir değer taşımaz,daha çok negatif bir olaydır.

Sevgili Kilgarvan,dün ,Dava'yı satın aldığını ancak henüz okumadığını söylemiştin ve ben de az önce sanırım kitabın sonunu klavyemden kaçırdım,kusura bakma..ama o sonda,okuduktan sonra düşünürsen eğer seni dehşete düşürecek bir peygamberlik saklı.Kafka'yı bir yazar/peygamber olarak görenlerde var ve bahsettiğim sonu çözdüğünde sen de göreceksin umarım.

_________________
hayat kötü hayat
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 852
      Bilmiyordum ve verdiğin bilgiyi ilginç buldum. Şurası bir gerçek ki dahi kalemşörler tek kurşunu dahi boşa sıkmıyorlar. Çehov'un şu meşhur; "bir öyküde, duvarda asılı duran bir silahtan söz ediliyorsa, öykü içinde o silah mutlaka patlamalıdır" lafını edebi metinle ilgili tüm incelikli hallere genişletebiliriz.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ŞİİRLERİNİZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri