.....Bakınız Borges ne diyor;
.
Binbir Gece Masalları adı üzerinde biraz durmak istiyorum. Dünyanın en güzel kitap adlarından biri. Bence, daha önce sözünü ettiğim o kitap adı kadar, Bir Zaman Deneyi kadar güzel. Bizim için bin sözcüğünün sonsuz sözcüğüyle neredeyse eşanlamlı olmasından doğan bir güzelliği var bu ismin. Bin gece demek, sonsuz sayıda gece, sayısız gece demek gibi bir şey. İngilizce'deki o tuhaf deyimi bileceksiniz; İngilizler bazan "forever" (sonsuza dek) yerine, "forever and a day" (sonsuza dek ve bir gün) derler. Sonsuza kadara bir gün daha eklerler. Burada aklıma Heine'nin bir hanıma yazdığı bir dize geliyor; "sizi sonsuzluğa kadar, sonsuzluktan sonra bile seveceğim" Sonsuzluk kavramı, Binbir Gece ile birdir. (Jorge Luis Borges, Yedi Gece, İletişim Yayınları, 51. sf)
.
Bir başka yerde de şöyle demiş;
.
Hindistan'dan gelen ve ana gövdeyi oluşturan bir grup masal İran'a geçmişler, İran'da değişikliğe uğramış, daha zengin boyutlara erişmiş, Arapça'ya aktarılmışlar. En sonunda, on beşinci yüzyıl sonlarında Mısır'a ulaşmışlar ve ilk derleme de orada gerçekleştirilmiş. Bu derlemeden de başka bir derleme, Hezâr Efsane (Bin Masal) adlı bir İran derlemesi yapılmış. Peki neden önce bin masal vardı da, sonra bin bir masal oldu? Sanırım, bunun iki nedeni var: Birincisi, o zamanlar çift sayıların uğursuzluk getirdiği yolunda bir boş inanç -o dönemde boş inançlar çok önemliydi- söz konusuydu. Bu yüzden, bir tek sayı aradılar ve çok şükür ki bine bir eklediler. Kazara dokuz yüz doksan dokuz yapsalardı, bir gecenin eksik kaldığı duygusuna kapılabilirdik. Oysa bin bir gece olunca, bize sonsuz bir şey verildiği, bir armağan, bir gece daha sunulduğu duygusuna kapılıyoruz.
.
Binbir Gece Masalları adının albenisi yalnızca güzel olmasından değil, insanda kitabı okuma isteği uyandırmasından da kaynaklanıyor. Binbir Gece Masalları'nın içinde yitip gidecekmişiz gibi bir duyguya kapılıyorsunuz. Biliyorsunuz ki, bu kitaba daldınız mı, şu ölümlü dünyadaki yazgınızı unutup, başka bir dünyada, ilk örnekler de olsalar bireylerden oluşan bir dünyada bulacaksınız kendinizi. Binbir Gece Masalları adında çok önemli bir şey daha var; insana sonsuz bir kitap aşılıyor. Gerçekten de sonsuz bir kitap. Araplar, Binbir Gece Masalları'nı hiç kimsenin sonuna kadar okuyamadığını söylerler. Sıkıcı olduğundan değil, insana zaten hiç bitmeyecekmiş duygusu verdiğinden. (Jorge Luis Borges, Yedi Gece, İletişim Yayınları, 55.-56. sf)
.
Borges güzel yazmış. Sonsuzluk ve Bir Gün isimli güzel bir film olduğunu anımsadım şimdi. Müziği de muhteşemdi. Poe'nin, Şehrazat'ın Bin İkinci Gece Masalı isimli öyküsünü de unutmayalım. Böylece elde var sonsuzluk ve iki gün. Bir de şunu anımsıyorum; Araplar Binbir Gece Masalları'nı sonuna dek okuyan bir adamın lanete uğrayıp öleceğini düşünürlermiş. Üç kere Şeker Adam deyince Şeker Adam'ı, çengelden eliyle ensenin dibinde görmek gibi bir şey. Hangi ahmak ecelini böyle hevesle davet eder? Her şey bir tarafa da, her kitabın etrafında böyle efsaneler oluşmaz. Büyük kitaplar bunlar. Kıymetlerini bilmek lazım. Âlim Şerif Onaran'ın çevirdiği Binbir Gece Masalları'nı hepinize tavsiye ediyorum.