Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» MİTOLOJİ VE MASALLAR
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 02 Ekm 2007
Mesajlar: 48
Konum: solance kuzeylerinde kristalmir gölü yakınlarında
Küçükken annelerimiz bize her gece farklı farklı masallar anlatırdı ve tatlı düşlere dalardır ardından. Kimi zaman bir sultan olurduk kimi zaman haşin bir korsan.
Binbir gece masalları şöyle başlar;
şehriyar , kardeşi şahzamanı özler ve yanına çağırttırır. bunu duyan şahzaman hemen yola çıkar.sarayda bişeyler unuttuğunu hatırlayıp geri döndüğünüde karısıyla zenci bir kölesinin aynı yatakta oynaştıklarını görür ikisinide öldürür. bunun verdiği acıyla yemeden içmeden kesilir şahzaman. yanına varınca kardeşinın bunu fark eder ve sorar şehriyar nedenini.birşey söylemez şahzaman.gel zaman git zaman bir gün şehriyar avlanmaya gider ve kardeşinide çağırır ama kardeşi gelmek istemez. kardeşinin gitmesinden sonra kardeşinin karısı avludaki zenci kölelerle sevişmeye başlar. bunu gören şahzaman kendi acısını unutur ve yemeye içmeye başlar tekrar. yüzüne kan gelir. abisi döndüğü zaman mutlu olur onu öyle görünce ve nedenini sorar
önce anlatmak istemez ama sora anlatmak zorunda kalır. şehriyar hayata küser karısını öldürtür ve ülkesindeki tüm kadınlarla evlenip ertesi sabah öldürür geriye sadece vezirin iki kızı kalır. şehrazat ve dünyazad . şehrazat razıdır evlenmeye kardeşine derki akşambenden masal anlatmamı iste. dünyazad kardeşinin dediğini yapar ve başlar anlatmaya masalını. hergece masal orasından burasından çekiştirilir her gün sabaha karşı bırakır masalın devamını şehrazat gün doğana kadar sevişir şehriyarla şehriyar masalın sonunu her gün merak eder. bu arada hem masal anlatıp hem şah la sevişen şehrazadın 3 tane çocuğu gelir dünyaya tam 1001 gece sürer masallar ve hayatını bağışlar şehriyar şehrazatın

işte bu 1001 gece de anlatılan masallar çinden hindistandan  arap yarım adasından afganistandan istanbula kadar pekçok gelenekle harmanlanmış kültürler birleşimi bir eserdir
tatlı bir bahar akşamında dinlenen en tatlı ninnidir

_________________
tanrıya inanırsanız şeytanada inanırsınız;

meleklere inanırsanız iblislerede inanırsınız;

biri yokken diğeri olamaz....
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Misafir

Binbir Gece Masalları'nı okudum. Hoşuma gitti ama ben hep Şehrazat'ın bin bir gece sonunda öleceğini düşünmüştüm. Ölseydi daha etkileyici olurdu sanki.
Filmi de var kitabın ama izleyemedim bir türlü. Bir kere başını yakaladım televizyonda ama dışarı çıkmak zorunda kalınca izleyememiştim. Güzel işlenmiştir umarım.
Misafir

bu maslların takvim şekline olanları vardı bizde çıkarıp çıkarıp resimlerine bakar hayal kurardım çok fantastik olurdu      O zamanlar tabi okuma bilmiyordum
Üye
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 566
Konum: düşler zamanı
bir ara kardeşim almış, kitaplığa koymuş kitabı, bir gün kuzenim geldi eve canı sıkılıo, 11-12 yaşlarında o zaman.
verdim eline kitabı oku diye..
bi süre sonra; abla... dedi, bu kitap bana uygun mu?
nası yani dedim, bi iki okumaya başladım ki aman allahım... padişah'ın karısı tarafından aldatılma fantazyaları ile başlamış, tüh kafama dedim!! ben de masal deyince=))

çoğu birbirinin aynısı sanki, 1001 diye copy paste olayına dönmüş öyküler zaman zaman, çok da yaratıcı bulmadım açıkçası...

kelile ve dimne daha hoş gelmişti bana...

_________________
....NON....
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 03 Nis 2008
Mesajlar: 27
Küçükken babam bize 1001 gece masallarını okuturdu. Acayip sıkılırdım. Ben uyuyan güze, Pamuk Prenses ve yedi cüceler,Çizmeli kedi gibi daha yumuşak masallardan hoşlanıyordum oysa 1001 gece öyle değildi dili daha ağırdı daha ürkütücüydü. ''Can Alan Elma,Kırk Haramiler vs..'' hepsi gayet ürkünçtü benim için. Smile Şimdi düşünüyorum da hepsi gerçekten çok yaratıcı ve ustaca yazılmış.

_________________
''Namárië! Nai hiruvalyë Valimar.Na elyë hiruva. Namárië!''
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 24 Tem 2007
Mesajlar: 20
               
adrheanas yazmış:
bir ara kardeşim almış, kitaplığa koymuş kitabı, bir gün kuzenim geldi eve canı sıkılıo, 11-12 yaşlarında o zaman.
verdim eline kitabı oku diye..
bi süre sonra; abla... dedi, bu kitap bana uygun mu?
nası yani dedim, bi iki okumaya başladım ki aman allahım... padişah'ın karısı tarafından aldatılma fantazyaları ile başlamış, tüh kafama dedim!! ben de masal deyince=))

çoğu birbirinin aynısı sanki, 1001 diye copy paste olayına dönmüş öyküler zaman zaman, çok da yaratıcı bulmadım açıkçası...

kelile ve dimne daha hoş gelmişti bana...



(: bıraz garptı sankı bncede öyle hatırlıyorum..

_________________
pıNAWWW yaŞam pINAğIıI
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 899
      Doğu daima büyülü bir dünyadır ve fantastik düşler kurmak için Batı dünyasına göre kırk kat daha elverişlidir. Alaaddin'in Sihirli Lambası, Ali Baba ve Kırk Haramiler, Denizler Hakimi Sinbad, Uçan Sandık, Zümrüd-ü Anka, Tepegöz vesaire... Unutmayalım, bunların hepsi de bu toprakların ürünleri ve gelecekte büyük fantastik eserler vücuda getirmek isteyen gençlerimiz için son derece ideal birer örnekler. İstersek Alaaddin yahut Ali Baba gibi kahraman isimlerinin de kulağımıza son derece sempatik gelebileceğinin de kanlı canlı örnekleri...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 03 Nis 2008
Mesajlar: 27
Demek ki doğu dan da harika eserler çıkabiliyormuş. Batıya değil de özümüze baksak bunu başarabilirmişiz. Ör:1001 gece masalları. Vay be yeni bi tesbit yaptım. (:

_________________
''Namárië! Nai hiruvalyë Valimar.Na elyë hiruva. Namárië!''
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 08 Mar 2007
Mesajlar: 28
Peki neden 1000 ya da 1002 gece değil de 1001 gece?
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 899
.....Bakınız Borges ne diyor;
.
     Binbir Gece Masalları adı üzerinde biraz durmak istiyorum. Dünyanın en güzel kitap adlarından biri. Bence, daha önce sözünü ettiğim o kitap adı kadar, Bir Zaman Deneyi kadar güzel. Bizim için bin sözcüğünün sonsuz sözcüğüyle neredeyse eşanlamlı olmasından doğan bir güzelliği var bu ismin. Bin gece demek, sonsuz sayıda gece, sayısız gece demek gibi bir şey. İngilizce'deki o tuhaf deyimi bileceksiniz; İngilizler bazan "forever" (sonsuza dek) yerine, "forever and a day" (sonsuza dek ve bir gün) derler. Sonsuza kadara bir gün daha eklerler. Burada aklıma Heine'nin bir hanıma yazdığı bir dize geliyor; "sizi sonsuzluğa kadar, sonsuzluktan sonra bile seveceğim" Sonsuzluk kavramı, Binbir Gece ile birdir. (Jorge Luis Borges, Yedi Gece, İletişim Yayınları, 51. sf)
.
      Bir başka yerde de şöyle demiş;
.
      Hindistan'dan gelen ve ana gövdeyi oluşturan bir grup masal İran'a geçmişler, İran'da değişikliğe uğramış, daha zengin boyutlara erişmiş, Arapça'ya aktarılmışlar. En sonunda, on beşinci yüzyıl sonlarında Mısır'a ulaşmışlar ve ilk derleme de orada gerçekleştirilmiş. Bu derlemeden de başka bir derleme, Hezâr Efsane (Bin Masal) adlı bir İran derlemesi yapılmış. Peki neden önce bin masal vardı da, sonra bin bir masal oldu? Sanırım, bunun iki nedeni var: Birincisi, o zamanlar çift sayıların uğursuzluk getirdiği yolunda bir boş inanç -o dönemde boş inançlar çok önemliydi- söz konusuydu. Bu yüzden, bir tek sayı aradılar ve çok şükür ki bine bir eklediler. Kazara dokuz yüz doksan dokuz yapsalardı, bir gecenin eksik kaldığı duygusuna kapılabilirdik. Oysa bin bir gece olunca, bize sonsuz bir şey verildiği, bir armağan, bir gece daha sunulduğu duygusuna kapılıyoruz.
.
      Binbir Gece Masalları adının albenisi yalnızca güzel olmasından değil, insanda kitabı okuma isteği uyandırmasından da kaynaklanıyor. Binbir Gece Masalları'nın içinde yitip gidecekmişiz gibi bir duyguya kapılıyorsunuz. Biliyorsunuz ki, bu kitaba daldınız mı, şu ölümlü dünyadaki yazgınızı unutup, başka bir dünyada, ilk örnekler de olsalar bireylerden oluşan bir dünyada bulacaksınız kendinizi. Binbir Gece Masalları adında çok önemli bir şey daha var; insana sonsuz bir kitap aşılıyor. Gerçekten de sonsuz bir kitap. Araplar, Binbir Gece Masalları'nı hiç kimsenin sonuna kadar okuyamadığını söylerler. Sıkıcı olduğundan değil, insana zaten hiç bitmeyecekmiş duygusu verdiğinden. (Jorge Luis Borges, Yedi Gece, İletişim Yayınları, 55.-56. sf)
.
    Borges güzel yazmış. Sonsuzluk ve Bir Gün isimli güzel bir film olduğunu anımsadım şimdi. Müziği de muhteşemdi. Poe'nin, Şehrazat'ın Bin İkinci Gece Masalı isimli öyküsünü de unutmayalım. Böylece elde var sonsuzluk ve iki gün. Bir de şunu anımsıyorum; Araplar Binbir Gece Masalları'nı sonuna dek okuyan bir adamın lanete uğrayıp öleceğini düşünürlermiş. Üç kere Şeker Adam deyince Şeker Adam'ı, çengelden eliyle ensenin dibinde görmek gibi bir şey. Hangi ahmak ecelini böyle hevesle davet eder? Her şey bir tarafa da, her kitabın etrafında böyle efsaneler oluşmaz. Büyük kitaplar bunlar. Kıymetlerini bilmek lazım. Âlim Şerif Onaran'ın çevirdiği Binbir Gece Masalları'nı hepinize tavsiye ediyorum.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 13 Mar 2008
Mesajlar: 13
Hikayesini biliyordum;ama fırsat olup da okuyamadım bir ara kesni okuyacağım.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> MİTOLOJİ VE MASALLAR
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri