Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ÖYKÜ ATÖLYESİ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 16 Ekm 2007
Mesajlar: 471
Yarım şeyi niye koydun a deli dersenizBilmem içimden koymak geldi.
       Baştan anlatcam herşeyi.Hatta o kadar çok baştan başlıcam ki,öylesine çok baş olucak ki sonunda kafanızda bir soru bile kalmayacak.Evet evet delirmek uzun süreç sonunda gerçekleşen bir eylemse ben başından bile önce başlıcam.Olaylar olur olur sonunda deliririz ya.İşte ben o sürecin bile öncesindeyim.Hani normal hayatım akarken delirme sürecinin başlamadığı yerden başlatıcam sizi.Sonunda kafanızda hiç soru kalmasın ha!İstemiyorum.Soruları hiç sevmem çok can sıkarlar.Zaten ben başımdan geçen her şeyi anlatacağım.Siz anlamazsanız,ben de o kadar anlatabiliyorsam soruları nasıl yanıtlayabilirim ki?
        Aylar aylar önce.Hatta tam 10 ay öncesinden kendimi tanıtarak zamanı yavaş yavaş ilerleterek başlıyorum.Delirme sürecinin süresini de söylicem size merak etmeyin hele bir sırası gelsin de.Bir de yazmayı çok seviyorum ama böyle olmuyor.Hoşuma gitmiyor.Yazarken kafamdakine karışmak istemiyorum.Şimdi onu şu saatte serbest bırakıcam yazacak her şeyi size.Ben yazmak konusunda çok yetenekli değilim ama kafamdaki iyi yazar.O anlatsın hem daha güzel olur hem de daha zevkli olur.Hadi ben gidiyorum belki gelirim belki gelmem artık yazan iki kişi var.Vedaları hiç sevmem siz beni bir daha göreceğinize umutlu olmayın ama hani bakarsınız ya belki gelirim.O yüzden görüşmek üzere.
"Sen farklısın."Öyle derlerdi bana.Öğretmenler kalktığımda gülerdi,cevaplarımda art niyet aramazlardı ama saçma buldukları su götürmez bir gerçekti.Şimdi konuşmak için söz alıp sınıfta ilk kez kalktığımı hatırlıyorum.Bir soru vardı.Ben soruyu cevapladım.Ama konuşurken beceriksiz olmamdan dolayı sorunun cevabını tam veremedim.Bir de huyumdur sesli düşünürüm ben.Hani ayağa kalkınca heyecanla söyleyeceklerimi de unutunca sesli düşünmeye başladım.İlk kez o zaman gülmeye başladılar bana.Öğretmen gülüyordu.Sonunda otur yerine dedi.Gülmeye devam etti.Neden sonra bir kere daha kaldırdı beni.Çok garip sorular sordu.Garip sorularına mecburen garip yanıtlar verince daha çok gülmeye başladılar.O dersin devamında hep ben konuştum.Öğretmen bana garip sorular sordu ve garip cevaplarımla güldüler.İnanılmaz utanıyordum.Ne olduğunu zaten anlayamıyordum.Bir daha söz alıp konuşmayı hiç istemedim.İstemediğim içinde uzun süre söz alıp konuşmadım.Ama farklı bir öğretmen bu sefer sorusunu ortaya değil de doğrudan bana sordu.Sorusunun cevabını soruyu yorumlayarak bulabilirdim.Cevabı biliyordum ama söyleyebilmek ilkinden çok daha zor olacaktı.Hem kapsamlı bir soruydu,hem de yorumumu katmam gerekiyordu.Ne kadar uğraşsam da beceremedim ve sesli düşünmeye başladım.Tablo ilk seferdekinin aynısıydı.Sadece öğretmen sert ve disiplinli bir adam olduğu için dersin sonuna dek beklememişti.Yerime oturduğumda ilk seferdekinden farklı bir durumdaydım.O an utanmıyordum ve gülünmek hoşuma gidiyordu.Bir cesaret kazandım konuşmak için.Her sorunun ardından parmağımı kaldırıyordum artık.Cevabı veriyordum ve güldürücü incelikle hazırlanmış espirilerimi ekliyordum.Bazen espirilerim zekice olmuyordu sanki aptallığımı bariz bir şekilde belli etmek istercesine saçmalıyordum.Ve gülmeleri çok hoşuma gidiyordu.O günlerde farklısın lafını duymaya başladım.Başlarda bunu biraz yadırgasam da farklı olmanın bir özellik olduğunu düşündüm ve iltifatlara teşekkür etmeye başladım.Sen farklısın diyorlardı ben de teşekkür ediyordum.Buna da güldüler.
Farklı olmak hoşuma gidiyordu ama bazen de korkuyordum acaba biraz hastalıklı bir adam mıyım diye.Bir psikoloğa gittim ondan rahatlatıcı bir cevap duydum.Farklı falan değildim sadece çok serbest bir adamdım.Utangaçtım fakat hiç bir şeyi söylemekten çekinmiyordum.Utangaçlığım konuşmamı engellemiyordu.Ama gereğinden fazla utangaç olduğumu söyledi doktor bana.Bir de içime kapanıkmışım ama ben doktora gitmeyi bıraktım.Merak ettiğimi öğrenmiştim ne de olsa.
Hayatım bu şekilde devam ediyordu.Ben derslerde söz alıp kalkıyordum.İnsanlar gülüyordu.İçine kapanıklığımda azalmıştı sanki.Gerçi ben bunu çok fazla önemsemiyordum ama hani doktor iyi bir şey değil dedi ya.İşte o yüzden ilk bahar nezlesinin hafiflemesinden mutlu olmam gibi içine kapanıklığımın azalmasından da mutlu oluyordum.İnsanlar farklılığıma alışınca daha az gülmeye başladı.Hatta bazıları kıskanıyordu beni!Aptal diyorlardı.Artık farklı değil aptaldım.Yaptığım espirilere gülmüyordu kimisi.Bana laf dokunduruyordu.Benle dalga geçiyorlardı.Herkes gene gülüyordu ben de gülüyordum.Çevrede bıraktığım yeni imajla insanlarla daha çok konuştum.Kimisi iyi niyetliydi kimisi dalga geçerek bir şeyleri kanıtlamaya çalışıyordu.Hepsinin yüzüne güldüm.Hayatımın yeni akışında daha göz önündeydim ve daha çok konuşuyordum insanlarla.Dostlarımın sayısında bir artış oldu.İnsanların bakışının da rahatça değiştiğini söyleyebilirim.Ama ben bu yeni imajımın altında değişmedim.Aynıydım ben.Sadece insanlar benle daha fazla konuştuğu için ben de daha fazla konuşuyordum.Bir değişiklik yoktu.Peki benim önceden nasıl olduğuma gelirsek.Değişmedim içimde değişmedim ama görünen kısmımda bir değişim vardı.İçime bakarsak rahatlıkla söyleyebilirim ki ben sevmekten nefret eden bir adamdım.Hiç kimseyi sevmezdim.Diğer insanlar benim için merdiven basamağından farksızdı.Ya yükselmeme yardım edeceklerdi yada basmayacaktım onlara.Bu kadar basitti bu.Hayvanları,bitkileri,benzer şeyleri de hiç sevmedim.Küçük bir çocukken ördeklerim vardı.Onları da sevmemiştim.Onları beslerken normal gözüküyordum ve başkaları -mahalleden çocuklar- ördeklerime ilgi gösteriyordu.Bu sebeple beslemiştim onları.Hayatım boyunca hiç bir şeye bağlanmadım.Ördeklerim götürüldüğünde üzülmemiştim-çok büyümüşlerdi ve bahçeye sığmıyorlardı ve apartman sakinleri artık dışkılarını bahçe gübresi olarak görmüyordu- ördeklerimin öldüğünü öğrendiğimde de üzülmemiştim.Gittikleri anda unutmuştum onları zaten.Herhangi bir insanı hiç sevmediğim için yalnızken daha mutluydum.Sevgiyi tatmamıştım ama mutluluğun ne olduğunu çok iyi bilirim.Pek çok kereler mutlu olmuştum hayatım boyunca.Üzüntüden çok mutluluğu tattığımı ve rahat bir yaşam sürdüğümü söyleyebilirim.Ama hayatımda hiç sevgi yoktu ve kalan insanların olması bana bir yarar sağlamıyorsa olmayabilirlerdi.Zarar veriyorlarsa da sakin bir adam olduğum için kendimi tutabildim.Çok sakin bir adamımdır.Ben birilerine bir şey için kızdığımı hatırlamıyorum.Hiç sinir patlaması yaşamadım.Bir yerleri kırıp döküp bağırmadım.Kavga ederken bile sakindim.Kavga etmek ile kızmak kin ile vurmak farklı şeyler.Dövüşmek zorunda olduğum için dövüştüm.Bazen içimde öldürme isteği de uyandı ama işi hiç o kadar ilerletmedim.Zaten kesinlikle kavgacı bir insan olarak tanınmıyorum.Nasıl mı tanınırım?Sakin,mülayim,değişik bir insan derler benim için.Daha fazlasını söyleyemezler.Sır dolu bir adam olduğumdan değil bu.Kimseye söyleme gereği duymam.Bir şeyleri paylaşmak bana göre bir duygu değil.Saçma gelir.Yaşadığım karşısında ufacık beyinleriyle yaptıkları yorumlar hoşuma gitmez.Evet zeki bir adamı da yapıştırıverirler.Zeki derler derslerimde başarılıyım.Ama umurumda değil derslerim.Notlar umurumda değil.Ülkemde bir sınav var o sınava dek aldığın notlar çok fazla önem taşımıyor.Ben çalışmak için o sınavı bekliyorum.Mükemmele yakın bir insan olabilmek için kendimi geliştirmem gerekir.Hayatı sonuna dek kullanmam gerekir.Bunun için planımda ders çalışmak şimdilik yok.Benim için dışıma biçtikleri yeni tanımdaysa şakacı,fırlama ve cesur kavramları var.Öncekiler duruyor ama bir de bunları eklediler.Her neyse insanların niye niçin yaptıkları hiç önemli değil.Laf arasında hızlı gitmişiz,bazen yavaşlamış bazen de geçmişe gitmişiz karman çorman olmuş.Aklınızda karmaşık bir yazıdan başka şeylerde kalması için bir özet yapıp devam ediyorum.Formülle bile gösterebilirim bunu.Evet zamanı kullanarak bir formül yapacağım.Doğru sözcük formül olmayabilir ama bilmiyorum.Gördüğünüzde beyninizde ne uyanırsa onu yapıyorum.Formül yada grafik.Görsel bir açıklama da olabilir.Her neyse.
Sevgisiz,sakin içine kapanık bir adam.(ilk başladığım nokta)
Değişim anı(söz alıp konuşmam olabilir)
Dışarıya yansıttığım insana cesurluk,şakacılık,farklılık gibi özellikler ekleniyor.(bu işe adapte olup kazandığım gücü kullanmaya çalışmam)
Ve aşağıdaki satırlarda başka bir değişim anından devam edeceğim.Burada bana sevginin nasıl eklendiğini göreceksiniz.
Hayatımda çok büyük bir değişim olmuyordu.Ama hafızamın kalan süreci daha iyi hatırladığını söyleyebilirim size.Ayrıntılara daha fazla girebilirim çünkü artık hatırladıklarım fotoğraf kareleri yerine ufak videolar.Evet çok hoş bir benzetme oldu.Şimdi size biraz sınıftan ve oturduğum yerden bahsetmek istiyorum.Yada sınıf hakkında ufak bir bilgi verip oturduğum yeri anlatayım.Sınıfı uzun uzun anlatmaya lüzum yok.Sınıfımız 30 kişilik.30 adet tek kişilik sıra var demek oluyor bu.Kapı ile pencereler karşılıklı.Dolayısıyla tahta ile boş duvarda karşılıklı oluyor.Ben cam kenarında oturuyorum.Yani cam kenarının bulunduğu yan yana sıralardan cama uzak olanda.Basitçe otobüs yolculuğu dersek cam kenarı olmayan yerde oturuyorum.Yanımda ise asla bir zarar vermeyeceğim bir arkadaşım var.Kullanmadığım insanlardan biri.Aslında kullanıyorum fakat bu işten benden çok o yarar görür.Bu sebeple onun en iyi arkadaşlarından biri oluyorum.Arkamızda ise iki güzel kız oturuyor.Genç olduklarını anladınız zaten.Her neyse öncelikle huylarım arasında yüksek ahlakın olduğunu da belirtmeliyim.Yani o iki kız umurumda değil.Arkadaş falan olmak da istemedim.Çünkü onları herhangi bir şekilde kullanamazdım.Bir de hormonlarımın pek fazla çalışmadığını ateşli gençlik yıllarını bile sakince geçirdiğimi söylesem o kızlarla konuşmaya ihtiyacım olmadığını anlarsınız.Ama -işte işin amasına geldik birazdan her şey ortaya çıkacak-ben o kızlardan birine aşık oldum.Bunun nasıl olduğunu bilmiyorum.Bunun üzerine uzun geceler boyunca teoriler ürettim.İnsan nasıl aşık olur diye bir kitap bile yazabilirdim sonunda ama araştırmalarım,aramalarım beni hiç bir yere ulaştırmadı.Bu nokta gerçekten karanlık.Ama aşkın faziletlerini ve bendeki değişiklikleri anlatmam bu satırlarda uygun düşer.Yada benzer şeyler.Araştırmalarımın başarısız olduğunu daha yeni söylediğimi biliyorum.Ama bu araştırmalardan biraz bahsedilmeli.Hem kesin olarak kanıtlayamasam da bilinmeyen gerçeklerin yanında bunlar da aşık olmam da etken olan sebepler olabilir.Bu sebeplerden birisi kızın güzelliği olmalı.Bu satırlarda anlatılmayı hak ediyor zaten garip bir şekilde bu satırlarda onu anlatmayı arzuluyorum.Şu an aşkla doldum ve size ismini bile vermeyeceğim bir kızın tasvirini yapacağım.Bu noktalar sıkıcı olacaksa tereddüt etmeden atlayabilirsiniz.Kafanızda kesinlikle bir şeylerin uyanmasını istiyorum.Onu kesinlikle görmemelisiniz ama bu satırları okuduktan sonra gördüğünüzde tanıyabilmelisiniz.Çok yetenekli bir adam değilim ama kafanızda bir portre uyandırmaya çalışacağım.Öncelikle sarı saçlı olmasından başlayalım.Saçları sarı ama altın sarısı değil.Bir aslanın yeleleri gibi sarı dersek daha uygun düşer.Yani kahverengi ile sarı arasında bocalayıp sarı olmayı seçmiş bir renk.-evet benden beklenmeyecek cümleler kuruyorum aşkın gücü-Buna haki rengi diyebiliriz.Kumral tanımı da çok uygun düşüyor.Toplu çok az öne çıkmış bir çenesi var.Çenesi ince dudaklarının altında hafif bir gölge bırakacak kadar çıkık.Gülümsediğinde yanakları şişiyor ve çenesini belirginleştiriyor.Cildinin pürüzsüz olduğunu söylememe gerek yoktur herhalde.Cilt renginde ise anlatmaya çalıştığımda anlatamıyorum.Bir insana en çok yakışan renk diyebiliyorum sadece.Ama böylesine öznel benzetmelerle sizi yüz üstü bırakmak olmaz.Elimden geldiğince anlatacağım.Yanaklarında çok hafif bir pembelik var.Ten rengine hala uygun bir yakıştırma,benzetme düşünüyorum ama başarısızlığımı kabul etmek iyi olacak.Gerçekten açık renk bir çömlek uygun düşer herhalde.Ama bu noktada kafalarımızda aynı çömlekler uyanmalı.Her neyse denedim olmadı ve yenilgimi kaul ediyorum.Başka bir yerden devam edelim.Ağzına gelirsek.İnce dudakları olduğunu söylemiştim ve hoş açık pembe bir renge sahipler.Gülümsediğinde ağzı azıcık açılıyor ve bembeyaz dişlerinin ufak bir kısmı ortaya dökülüyor.Fotoğraflarda hep gülümsediği için onu size gülümsemezken hayal ettiremem.Bu arada fark ettim ki ellerinin rengi gayet açık.İskandinav kadınları gibi.Kesinlikle bir kırmızılık yok beyazlar.Yeşil gözlerinin üzerinde ince kaşları olduğunu da söylemeliyim.Ah ama en önemli noktanın neresi olacağını anlamışsınızdır.Yeşil gözleri!Elbette güzelliğinin en can alıcı kısmı orası olmalı.Kahverengiden çok yeşile yakın bir ela renge sahip gözleri ama yeşil demek istiyorum ben o gözlere.göz irislerinin tamamı gözükecek kadar gözlerinin boyutu.tam sınırdan göz kapakları iniyor.Anlatabileceğim bu kadardır bu kız hakkında.Teorilerimden bir başkası ise inanılmaz insanlığına aşık olmam olabilir.Gördüğüm iyi niyetli insanlardan birisi.En iyilerinden biridir.En iyisinin kim olduğunu hiç düşünmedim.İyi niyetli sevgi dolu insanlar beni utandırır.Yaşamak için elimde olan biraz enerjiyi de yok ediverirler ama bu kızın bendeki etkisi öyle olmadı.Bir başka etkense onu kendime yakın hissetmem olabilir.Bunun üzerine çok gittim.Cevap onu kendime yakın hissetmemde gizli ama onu neden kendime yakın hissediyorum anlayamadım.Kişiliğini de atlamayı istemiyorum.Biraz kişilik özelliklerinden de bahsedeceğim.En özeli kendine saklayan insanlardan.Onu tanıdığınız andan itibaren hayatına dahil oluyorsunuz.Geçmiş ancak duyulan oluyor anlatmıyor.Her insan sırlarını paylaşmak için inanılmaz bir dürtü duyar.O kendini kontrol edebildiği için sabırlı bir insanda.Zor durumda gösterdiği tepkiyi de sınadım.Dirençli birisi asla vazgeçmez.Tabi benim oyunumda vazgeçmişti ama önemli değil uzun süre direndi.Gerçekten uzun bir süre direndi.yaşına göre fazla olgun olduğunu da ekleyebiliriz.Olayların akışına bırakmıyor kendini önce bir durup durum değerlendirmesi yapanlardan.Neşeli,şen şakrak bir insan olduğunu da söyleyebilirim ama en iç dünyasında nasıl biri olduğunu bilmiyorum.Anlatmayacak da.Belki ona bir güven aşılarsam anlatır ama bunu ben çok fazla yokuşa sürdüm.Anlatmayacak.Bu kıza aşık olduğumda bende bir değişim başladı.Aşkın oluşturduğu değişim.Önce aşktan kaçmaya çalıştım.Kızla tek kelime konuşmadım.Fakat unutacağıma daha fazla aklıma girdi.Kendimden uzaklaştırmak için kötü davrandım.Gene olmadı.Eh sonunda kaderime teslim olup aşkın götüreceği yeri seyretmeye başladım.Aşk beni hiç bir yere götürmedi ama.Beceremedim kandıramadım inandıramadım kurtaramadım.
Burdan itibaren benim anlatmam daha doğru ve uygun olur.Ben üçüncü kişiyim.Deliyim.Deliliği bir felsefe gibi düşünmedim bana başkaları deli diyeceği için deliyim ben.Zaten deliliğimin felsefi bir boyutu da yok.Reddedilmiştim.Ağır hakaretlere uğramıştım ve bir ceza vermek istiyordum.Kime?Kime olduğunu düşünmedim.Sadece ceza vermem gerekiyordu.Oturup birine nasıl bir ceza vereceğimi düşündüm.Evet yaptım bunu.Aklıma hiç bir şey gelmedi.Creative bir insan olmamıştım zaten hiç bir zaman.Suçu düşündüm.Suç yoktu.Suç yoksa ceza da olamaz dedim.Haklıydım da o yüzden yaptıklarımı kendimi tatmin etme arzusu ile yaptığımı söyleyebilirim.Yaptıklarıma gelirsek.Kesinlikle vahşice değiller.Hatta vahşetten ziyade kendimi tatmin ederken bir sanat eseriyle uğraşıyormuş gibi hissediyordum.Kandaki o hoş koku.Işıkta parlaması.Beyaz tenlerden vücuda yayılan ve yayılırken çatlaklara hızla dolan kan.İnanılmaz ilham verici bir manzara oluyordu.İnanılmaz mucizevi belki de.Ve bedenlerdeki o kıpırtı.En güzeli de oydu.Bazen delicesine kıpırdıyorlardı ama eğer baş edemeyeceğim kadar fazla olursa ezici bir aletle başlarına vuruyordum.Genellikle demir bir dumble kullanmıştım ama imkanlar hep öyle olmuyordu.Fındık kırmada yararlandığım keser de bir kere bu işi görmüştü.İşim başlarda sadece keyifliydi ama zaman geçtikçe yorucu ve sıkıcı engeller baş gösterdi.Cesetler kokmadan kokmaya başlayacaklarını anladım.Onları siyah bir torbaya koyuyordum ama torbalarda ufacık delikler vardı ve o deliklerden sızan kötü kokular bir günde tüm odayı kaplamıştı.Ayrıca çok fazlaydılar odamda cesetlere yer bulmak çok zordu.Onları bir yere taşımalıydım ama ne yapacağımı hiç bilmiyordum.Bahçeye gömülemeyecek kadar fazlaydılar.Çöpe atılsalar bulunduklarında çok büyük bir haber olurdu ve peşimi bırakmazlardı.

_________________
Aşk istiyorduk ağızdan damardan
Gözler parlasın soluk açılsın.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 16 Ekm 2007
Mesajlar: 471
biri de yorum yapsa çok makbul geçer... yoksa devam etmeyeceğim bu yazıya.

_________________
Aşk istiyorduk ağızdan damardan
Gözler parlasın soluk açılsın.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 09 Ekm 2008
Mesajlar: 15
Betimlemeler can alıcı derecede güzel. Anlatımın çok akıcı. Gördüğüm tek hata dilbilgisinden.O da 'yada' değil 'ya da'. Devamını beklerim.Başarılar

_________________
Rawnos Wlendirc
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 16 Ekm 2007
Mesajlar: 471
yorumların için teşekkürler.

_________________
Aşk istiyorduk ağızdan damardan
Gözler parlasın soluk açılsın.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 25 Hzr 2008
Mesajlar: 846
Konum: Kuyutorman ; Anduin'in doğusu Boz Topraklar
Buradan bakılınca bir düzensizlik gözüküyor. Paragraflar halinde düzenli bir yazı gözlerime de iyi gelebilirdi.  Very Happy  
Bir nüshasını aldım okumak için eve götürüyorum. Acizane düşüncelerimi paylaşacağım. Wink

_________________
Kuyutorman Kraliçesi, Thranduil torunu , Legolas'ın tek kızı.

Galadrîel  Lûthien  
Çiçek açan Işığın Hanımı

Sevgili Halkını Saygıyla Selamlar
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> ÖYKÜ ATÖLYESİ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri