Bu filmi duydunuz mu, bilmiyorum. Sizlere bahsetmek istiyorum. Normalde filmler konusunda eleştiriler yapmakla ilgilenmem. Konu tarihimizi ve günümüzü ilgilendirdiğinden Devrim Arabaları'nı önemsedim.
Yıl 1961. Darbeyle ele geçirilen hükümeti ordu yönetirken, paşa yerli yapımı bir araba hayali kuruyor, 29 Ekime kadar bir arabanın yetiştirilmesini istiyor. Başlarda bu fikre sıcak bakan yok. Hem araba yerli yapımı olacak, hem de dört ayda bitecek. Peki büyük tecrübeleri olan Avrupa firmalarıyla nasıl yarışılacak? Neden bir araba dört aya sığdırılmak isteniyor? Bu soruları filmi izlerken kendinize sorma gereği duyacaksınız.
Devrim Arabaları filmi kaliteli olduğu halde, yerli filmlerini sıkça izlediğimiz halde neden yeterince başarılı olamadı? Üstelik vizyona iki kez girdi. Bu noktada film hakkındaki tartışmalar akla geliyor. Devrim'in proje çiziminde Erbakan yer aldı mı? Öyleyse niye filmde Erbakan'ın adı geçmiyor? Yapımcılar gerçekte böyle bir şeyin olmadığını söylüyorlar. Ama bizler ister istemez "öyle mi" diyoruz.
Devrim Arabaları filmi öncelikle önündeki bu engeli aşmalıydı. Bir tartışma programında bu konu objektif biçimde konuşulup, bir sonuca varılmalıydı. Erbakan söz konusu değilse film yoluna devam etmeli, eğer bu iddia doğruysa bir özürle bu problem aşılmalıydı. Filmin izleyici kitlesinin büyük ölçüde milliyetçilik duygusu taşıyan insanlar olacağı, bu insanların bu tür iddiaları mühimseyecekleri hesaba katılmalıydı.
Her şeye rağmen oyuncular çok başarılı. Filmin dekoru, kıyafetler atmosferi yaşatmak için yeterli. Devrim'in motoruna mühendisler, usta can verirken biz de kendimizi bu işin bir parçası hissediyoruz.
Film özgüven eksikliğimizi, risklerden kaçışımızı Atatürk zamanından günümüze kadar olan zaman diliminde değerlendiriyor. Hepimiz yerli malı üretilmesini isterken kimsenin taşın altına elini sokmamasından bahsediyor. Tayyare fabrikasının üretiminin durdurulmasından bahsedildiğini duyduğumuzda içimiz yanıyor.
"Devrim gerçekleştirelemeyen köşede kalmış bir şaheser olsa da, bugüne bir tarih tecrübesi olarak kalmalıdır." ana düşüncesi karşımıza çıkıveriyor.
Bugün sıkça iddia edilen şey "Amerika bize araba ürettirmez." Peki bu ön yargı veya öngörü kırılabilir mi? Risklere girer miyiz? Bu soruları kendinize bir de filmi izledikten sonra sorun.