Reklam Arama Galeri Fantastik Edebiyat Ana Sayfa Üyelik Fantastik Edebiyat Forumu FRP - RPG Forumları Fantasiana Ansiklopedik Sözlük Kitapçı Site Arşivi Künye İletişim Ana Sayfa
 Kayıt  |  Üyeler  |  Arkadaşlarım  |  Giriş       

  
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 28 Ağu 2011
   Mesajlar: 1305
  O sabah herkes gökyüzünde meydana gelen değişiklikleri fark etmişti. Haber bültenlerinde bile bu konu tartışılıyordu. Gökyüzünde görülen tuhaf ışıkların, dumanların nereden geldiği anlaşılamamıştı.

  Uzun boylu zayıf bir genç telaş içinde evden dışarı çıktı. Gökyüzünü izledi bir süre. Bunun nedenini çok iyi biliyordu. Bu olaya dur demenin zamanı gelmişti. Hemen en yakın arkadaşının evine gitti.

“ Hey Erdem, olanlardan haberin var değil mi? Bir çözüm yolu bulmalıyız. Yıllarca Mars’ta yaşam olduğunun belirtilerini insanlardan saklamaya çalıştık. Amacımız İki ırk arasında yer kavgası yüzünden büyük savaşların çıkmasını engellemekti. Ama öyle görünüyor ki bizimkiler duramamış, dünyaya gelmeye başlamışlar bile, hem de tüm insanların gözü önünde. Öncelikle geliş nedenlerini anlayalım. Belki onları geri gitmeleri için ikna edebiliriz.”

  Şimdi de gökyüzü kararmaya, şimşekler çakmaya başladı.

“Rüzgar bence mahvolduk. Savaş amacıyla gelmiyorlarsa bu kadar yaygara çıkarmazlardı. Acaba fikirleri neden değişti. Verdiği sözleri tutmadılar. Hadi onları bulalım.”

  İkisi kollarını iki yana açıp gözlerini kapadılar. Gidecekleri yere konsantre olduktan sonra “gökkapısı” diye mırıldandılar ve yok oldular. Rüzgar ve Erdem yerden çok yüksekte,  atmosferdeydiler şimdi. İnsanları etkileyen doğa ve atmofer olayları onları etkilemezdi. Havada süzülerek atmosferden içeriye doğru sızmaya çalışan Koryak ırkının karşısına çıktılar. Araçlarından inen Koryaklar “Bizi engellemeye çalışmayın, yoksa siz de yok olursunuz. Yüce liderimizin emri bu. Yaşlı bilge öldükten sonra yerine geçen Bozyak Dünya’nın istila edilmesi emrini verdi.”

  Rüzgar “ Bu nasıl olur? Anlaşmayı ne cürretle bozarsınız? Biz de Dünya’nın anahtarı var. Dünya’nın bekçileri bizleriz. Ve sizin tehditlerinize boyun eğip savaş çıkmasına sebep olamayız.”  Erdem sinirle Koryakların üstüne atıldı: “ Yaşlı bilgeyi öldürüp, insanları yok etmek için Gümüş Anahtarı siz çaldınız değil mi? Unutmayın ki biz bekçiler yaşadığı sürece Dünya’ya giremezsiniz.” 

“Evet anahtar bizim elimizde. Bu sayede Mars’tan çıkabildik ve Altın Anahtarı alıp Dünya’ya gireceğiz. Saldırın Bozyak’ın ordusu!”

  Rüzgar onlardan önce davranıp ortadan yok olmayı başardı. Dünya’ya indi ama Erdem gelmedi arkasından. Erdem son anda yakalanmıştı ama anahtar Rüzgarda kalmıştı. “Kahretsin, Erdem hiçbir zaman benim kadar hızlı olamadı. Yakalanmış anlaşılan.” Dedi Rüzgar.

  Vakit yoktu, insanlar yakında olanları anlayabilmek için uzaya adamlarını yollayacaktı. Erdem’i nasıl kurtaracaktı? Bir süre düşündükten sonra Yaşlı Bilgenin anlattığı bir efsane geldi aklına. Dünya’nın diğer ucunda bulunan gizli bir mağara varmış. İçinde kabzası elmasla kaplı bir kama varmış. Bu kamaya sahip olan herkesi yenermiş. Çünkü kama sihirliymiş.

 “Elbette bunu bana anlatmasının bir nedeni vardı. Şimdi o kamayı bulmanın vakti geldi.”

  Rüzgar kollarını yana açıp, gözlerini kapattı ve “gizli mağara” diye fısıldadıktan sonra kendini çok karanlık, sisli bir mağaranın önünde buldu. Mağaranın kapısında “ Sen onu bulamazsın, o sana gelir, tabii sınavı geçersen.” yazıyordu. Rüzgar şaşırıp kaldı ama hiç tereddüt etmeden içeriye girdi. Avucunu açıp yukarı doğru tuttu ve içinden alevler çıktı. Böylece etrafı görebilecekti. O kadar uzun süre yürüdü ki neredeyse pes edecekti. Ne bir kapı ne herhangi bir ize rastlamadı. Tam o sırada üstüne bir sürü ok fırladı. Ama kaçarken son anda tökezleyince bir oku omzuna yedi. Bir müddet acı içinde yürümeye devam etti. Ama ok zehirli olacaktı ki gözü kararmaya başladı. Hala yürümeye devam ediyordu ama hiç dermanı kalmamıştı. Nefesi kesilmeye başladı. O anda önünde bir çeşme belirdi. Bunun bir tuzak olduğunu düşünerek çok susadığı halde içmekten vazgeçti ve yürümeye devam etti. Birden düzelmeye başladı. Uçsuz bucaksız geçitte yürümeye devam etti. Bir kapı çıktı karşısına. Hemen içeriye girdi. Şimdi de bir düzüne mumya üstüne doğru yürüyordu. Rüzgar’ı boğmaya çalışıyorlardı. O kadar güçlüydüler ki Rüzgar onlarla baş edemiyordu. Sonunun geldiğini düşünen Rüzgar son bir gayretle bağırdı: “Tamam, pes ettim kama, seni aramıyorum. Ama zor durumdayım, lüften bana gel.”  İşte o anda kapıdan içeriye süzülerek, ışıldayan kama geldi. Rüzgar onu kaptığı gibi mumyalara tuttu. Kamanın ucundan altın sarısı renginde ışın demetleri çıkıp mumyalara ulaştı ve anında onları yok etti. Rüzgar sevinçle dışarı çıktı. Kamayı alabildiği için o kadar mutlu olmuştu ki çıkışta mağaraya doğru dönüp yerlere kadar eğilip “ Teşekkürler gizli mağara.” dedi gülümseyerek ve tekrar atmosfere döndü.

  Bozyak’ın ordusu onu bekliyordu. Erdem’i çok kötü hırpalamışlar, rehin almışlardı. Onun bu halini gören Rüzgar kahroldu. Düşman Altın Anahtarı vermezse Erdem’i öldüreceğini söyledi. Rüzgar öfkeyle bağırdı: “ Asıl siz Erdem’i bırakıp gitmezseniz ben sizi yok edeceğim. Bakın bende ne var.” diyerek kamasını çıkardı ve sözlerine devam etti: “ Gizli mağaradaki kama efsanesini duymuşsunuzdur. Şimdi o benim elime geçti. Sadece istemem yeterli hepinizi biranda yok etmek için.” Bozyak’ın sesi üzerine herkes ona döndü. “Vay vay demek kama sende. Alt tarafı bir efsane. Bizi bu tür oyunlarla alt edeceğini mi sanıyorsun. Ben göklerin hakimi olacağım ve sen Dünya’nın bekçisi beni durduramazsın.”

  Rüzgar kamasını ona doğrulttu. Ama çıkan ışınlar Bozyak’ın oluşturduğu kalkanı aşamadı. Bozyak bu ırkın en güçlüsüydü. Rüzgar kendi kendine “İşe yaraması gerekiyordu. Sorun ne dedi?” diye söylendi. Bozyak ise onu hemen yakaladı. Ellerinden alevler çıkararak dövüşmeye başladılar önce. Kalkanlar parçalanıyor, gökte şimşekler çakıyordu adeta. Sonunda rüzgar kaybetti. Bozyak Rüzgar’a son darbeyi indirdiğinde Rüzgar yeryüzüne düşmeye başladı. Kama Bozyak’ın eline geçmişti. Onu kullanıp Dünya’nın kaısını açmaya çalıştı. Aniden kor haline gelen kama Bozyak’ın elini yaktı ve tüm düşmanlara kor alevler yollayıp onları yok etti. Ve henüz Rüzgar yeryüzüne ulaşamadan bir kalkan oluşturup onun zarar görmesini engelledi. Kama havada Erdem’in yanına doğru süzüldü ve havada yazılar belirmeye başladı. “ Sadece zor anlarda, sadece iyilerin yardımına yetişir. Kama Dünya için vardır. Yardım isterseniz gelir ancak.” Sonra Erdem kamayı eline alıp: “Seni ait olduğun yere götüreceğiz, tekrar Dünya’yı savunmamız gereken ana kadar.” dedi ve yeryüzüne indi.

  Kimse onları tanımasa da Rüzgar ve Erdem, Dünya’nın bekçileri hep iyilik için savaşmaya devam ettiler. İnsanların bazen gökyüzünde görüp de kayan yıldız sandıkları bu bekçiler aslında Dünya’nın tehlikede olduğu zamanları gösteriyordu...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Misafir

   
   
Güzeldi, iyi bir hikaye olmuş. Kısa olduğunu söyleyebilirdim ama hikaye sonuçta. İyiydi.
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 28 Ağu 2011
   Mesajlar: 1305
yek yazmış:
Güzeldi, iyi bir hikaye olmuş. Kısa olduğunu söyleyebilirdim ama hikaye sonuçta. İyiydi.
 
Sağol, beğenmene sevindim. Aslında acele edip hemen paylaştım. Biraz daha düşünsem iyi birşey çıkardı. Ama sabırsız bir insanım. Aslında uzun olmasın diye yüzeysel anlattım. İnsanların sıkılmalarını istemedim.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 22 Tem 2012
   Mesajlar: 1
Kesinlikle güzel bir konu seçmişsin. Ya da bulmuşsun mu demek lazım? Smile
Ama, şunu söylemek gerekir ki, cümlelerin çok amatörce. Daha doğrusu okuyucuya karakterin aklındaki her şeyi sunmuş olman amatörce. Bazen, bir bakış bile iki insanın konuşması için yeterli. Böyle şeyleri göz önünde tutup yeniden yazarsan çok daha iyi olacağına eminim. Emeğine sağlık.  Smile
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 23 Tem 2012
   Mesajlar: 108
bence güzel olmuş konu çok güzel
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 28 Ağu 2011
   Mesajlar: 1305
Yorumlarınız için sağolun. Şimdi baktım da ne çok yazım yanlışı yapmışım (bir gün düzeltsem iyi olacak) ve gerçekten de bazı cümleleri çok amatörce yazmışım. Hangi kafayla bu kadar hata yaptım bilmiyorum. Açıkçası, beğenilmesine şaşırdım.  
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
   Yeni başlık gönder Başlığa cevap gönder  

ANA SAYFA | ÜYELİK | FORUM | SÖZLÜK | KİTAPÇI | BİZE ULAŞIN | WEB TASARIM