Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ÖYKÜLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 24 Ağu 2007
Mesajlar: 1
Bazen kendimizi düşleriz ya nasıl olucak deriz ya aslında güzel bunları düşünmek yaşamak düşlemek hayat üzerinde çizilen çizgilerimiz gün gün saat dakika herşey bu çizilen çizgi üzerinde rol oynuyor aslında. ne kadar da garip bütün bunların olması yani yaşanması tekrar tekrar hani deriz ya salında hiç bir şeyin tekrarı yok diye bunlara benzer bir takım oyunlar oynanıyor.Hayat insanlar yaşadıklarımız aslında bir kargaşadan başka hiç bir şey değilmiş nasıl olurda onca güzel yaşanmış çocukluklarımız bebekliğimiz bir anda kaybolup gidiyor.nasıl da avucumuzdan kayıp gidiyor zamana karşı koyamıyoruz işde asıl sorunda burada,bebeklik denen şey hayatımızın en güzel anlarından bitanesiydi çünkü o zaman o kadar saf o kadar temiz oluyoruz ki evet keşke deriz kalabilseydik o halimizle ama tutamıyorsun işde gökyüzündeki o kayan yıldızlar gibi bir anda kayıp gidiyor.Hani geçmişi ararız ya zamanlar da kayıp giden yıllar da o an aklımıza gelmez aslın da geçmiş güzel bir müzik ve hafif yağan yağmurun cama vuran su tanecikleriyle ve dışarıda ki soğuğun içerideki camda buharlaşan ve eskilerde ki gibi hoşumuza giden en güzel şeydi o cama yazı yazmak parmak uçlarımız üşüse dahi resim yapabilmekti.İşde anılar,geçmiş bu büyülü şeyleri yaşıyabilmekti,ama en güzelide yağan karla birlikde kafamı kaldırıp gökyüzüne bakmak o kadar nefes kesici bir güzellikdi ki sanki o an gökyüzzüne doğru havalanıyordum.Ayaklarım yerden kesiliyordu,şimdi ise o dönemleri hatırlamakla yetiniyoruz.(düş)
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 12 Tem 2007
Mesajlar: 105
Konum: istanbul
başlıkta da belirttiğim gibi eleştirimin sert noktaları olabilir şimdiden uyarıyorum zira ben bir eleştirmen ya da bu işi profesyonel şekilde yapabilecek biri değilim; ayarını tutturamayabilirim.

Öncelikle bu bir öykü değil bunu bir kabul etmek gerekli; zira ben herhangi bir karakter ya da kurgu görememekle birlikte, tek bir kavramdan mı ya da kendinden mi bahsediyorsun anlayamadım. Yalnızca son cümleden anladığım kadarıyla eski günlere olan özlemi anlatmaya çalışmışsın.

Bir noktaya şiddetle değinmek istiyorum; anlatım demek kafandan geçeni olduğu gibi yazmak demek değildir. Bir de kelimeleri okuduğun gibi yani ağzından çıktıkları gibi yazmak da değildir oraya sonra geleceğim..
               
lilyum yazmış:
Bazen kendimizi düşleriz ya nasıl olucak deriz ya aslında güzel bunları düşünmek yaşamak düşlemek hayat üzerinde çizilen çizgilerimiz gün gün saat dakika herşey bu çizilen çizgi üzerinde rol oynuyor aslında.

Şimdi ben bu cümlede "kendimizi düşleyip, nasıl olacak?" dememiz ile (ki o da aslında kendi başına çok fazla kapalı, yani "nolacak bu fenerin hali diye mi düşünüyoruz belli değil") "hayat üzerine çizilen çizgilerimiz" (bu kader mi??) üzerinde rol alan "herşey" (bu herşey ne?) arasında bir bağıntı kuramadım..

Cümlelerindeki anlatım bozukluklarına biraz daha dikkat etsen çok harika olabilir yazdıkların. Örnek:
               
lilyum yazmış:
Ayaklarım yerden kesiliyordu,şimdi ise o dönemleri hatırlamakla yetiniyoruz.

Bunu ya
"Ayaklarım yerden kesiliyordu, şimdi ise o dönemleri hatırlamakla yetiniyorum", ya da
"Ayaklarımız yerden kesiliyordu, şimdi ise o dönemleri hatırlamakla yetiniyoruz" yapmak daha doğru sanıyorum.

Belki çok fazla didik didik ettim evet, belki süper bir anlam bile olabilir bütün cümlelerinde, ama sen bunu okuyucuya açık açık anlatmadığın, söylemediğin sürece bu, okuyan kişinin ilk cümleyi okuyup gerisini okumamasına yol açabilir.. Bu nedenle karmaşık, uzun, paragraf gibi cümlelerdense; basit, açık, duru cümleler çok daha akıcı kılacaktır anlatımını..
Örnek:
               
lilyum yazmış:
Hani geçmişi ararız ya zamanlar da kayıp giden yıllar da o an aklımıza gelmez aslın da geçmiş güzel bir müzik ve hafif yağan yağmurun cama vuran su tanecikleriyle ve dışarıda ki soğuğun içerideki camda buharlaşan ve eskilerde ki gibi hoşumuza giden en güzel şeydi o cama yazı yazmak parmak uçlarımız üşüse dahi resim yapabilmekti.


Şimdi gelelim asıl konuya. Öykü yazmak istiyorsan, ya da insanların okuması için düşüncelerini yazmak istiyorsan, ya da erkek/kız arkadaşına mektup yazacaksan, ya da en azından Türkçeyi güzel yazayım diyorsan; bir an önce git bir "Türkçe Gramer ve Yazım Kuralları" kitabı edin, zira böyle yazmaya devam ettiğin sürece sanmıyorum ki fazla okuyanın olsun. Çünkü bu yazım ile yazılanları anlamak kadar okumak da çok zor. Bahsettiğim
               
lilyum yazmış:
ne kadar da garip bütün bunların olması yani yaşanması tekrar tekrar hani deriz ya "salında" hiç bir şeyin tekrarı yok
gibi bir hata değil.
Asıl bahsettiğim "aslın da", "eskilerde ki", "işde", "birlikde" , "dışarıda ki", ya da "güzellikdi" gibi yanlışlar; ve tabii ki neredeyse hiç kullanmadığın noktalama işaretleri.

Oturup bu kadar kötü yönde eleştiri yapmamın nedeni, seni rencide etmek, üzmek ya da hevesini kırmak değildir; bilakis, bunlara dikkat ettiğin sürece herhangi birinin yazacaklarından daha iyi şeyler yazabileceğine olan inancımı belirtmektir. Belli ki bazı şeyleri gözlemleyip aktarmayı, yaşananları genellemeyi seviyorsun. Tabii ki ben bir "yazar" değilim, "eleştirmen" değilim, "edebiyatçı" hiç değilim. Yalnızca yazıma ve konuşmama dikkat eden biriyim. Sana da "dikkat edeceksin!!!!" demiyorum zaten; söylediğim şey şu ki eğer bir şeyler yazmak ve yazdıklarını okutmak istiyorsan bunlara dikkat et ki okuyanlar senin anlatmak istediklerini, yazını didik didik ederek çıkartmasın, böylece anlam ile daha çok ilgilenebilsinler..

Söylediklerim arasında mutlaka yanlışlar olacaktır, varsa da burada bunları benden daha çok bilen yüzlerce arkadaştan biri düzeltecektir.

Umarım yaptığım eleştiri, yıkıcı değil yapıcı olmuştur; bundan sonraki yazılarını da bekliyoruz, haydi bakalım
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 09 Tem 2007
Mesajlar: 46
Konum: hemen arkandayım!
yahu pain'im killer'ım!
lilyum nedir ki sen bi de eleştiri yazıoyorsun.. yarım sayfa saçmalığa cevap 1 sayfa yazı yazmışsın yahu! Very Happy
walla düş başlıklı hakaret gibi şeyden değil de (çünkü okumakla uğraşamayacağım rezillikte yüz karası bir kelimeler topluluğu olması itibarıyle okumayarak) senin yazından tiksindim! o kadar ne yazdın be adam?
zuahzuahzu
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 12 Tem 2007
Mesajlar: 105
Konum: istanbul
Sevgili lilyum,

Sen minikbalina nın böyle sert konuştuğuna bakma; aslında kendisi miniminnacık, sevgi dolu yüreği bir kuşunki gibi pıt pıt diye atan, böyle sımsıcacık pembe bulutlarda dolaşan tatlı bir esinti gibi; ya da engin denizlerde masmavi gökyüzü altındaki ufukta silüetini görebileceğin minicik bir balina gibi; ya da cehennemin en derin çukurlarında canhıraş çığlıklarını sonsuza dek duyabileceğin günahkarların sessizlik diyarındaki engin acılarında tadabileceğin bir yalnızlık, ya da nefretin ta kendisi... gibi bir adam değil; bildiğin, normal bi adamdır.  

Dedim ya, yazmaya devam et; gitgide daha iyi olduğunu görürsün.. Minikbalina gibilerin hevesini kırmasına da izin verme.. lol
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 09 Tem 2007
Mesajlar: 46
Konum: hemen arkandayım!
eheh ben bu öykü sayfalarında daha çok vakit geçirmemeliyim kanımca; senin de belirttiğin gibi insanların hevesini kırmamak ya da en azından onlarla papaz olmamak için...

zira yayınlanan şeyler o kadar berbat ki, daha okumaya tahammül edebilmeye çabalarken vücudum kalp krizi semptomları gösteriyor...

ama diyorum, belki de bu insancıkları yazın ve edebiyattan biraz olsun soğutabilirsem dünya bir rahat nefes alır; bu da insafsızca eleştirme kudretinin damarlarımdaki asil kanda mevcut olduğunu derinden derinden sarsarak bana hatırlatıyor ve böylece artık nereye bağlayacağım hakkında fikrimi kaybettiğim bu yazıyı da yazmama sebebiyet veriyor.

lol
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Webmaster

Kayıt: 31 Ağu 2006
Mesajlar: 206
eek  Kırk yılın başında bir öykü okuyayım dedim, ama görüyorum ki anlatım bozukluğu, yazım yanlışları, devrik ve kopuk cümleler vs. almış başını gidiyor. Ne şans var bende öyle... Yoksa diğer öyküler de mi bunun gibi lol

_________________
Son cœur est un luth suspendu;
Sitôt qu'on le touche il résonne.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ÖYKÜLERİNİZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri