başlıkta da belirttiğim gibi eleştirimin sert noktaları olabilir şimdiden uyarıyorum

zira ben bir eleştirmen ya da bu işi profesyonel şekilde yapabilecek biri değilim; ayarını tutturamayabilirim.
Öncelikle bu bir öykü değil bunu bir kabul etmek gerekli; zira ben herhangi bir karakter ya da kurgu görememekle birlikte, tek bir kavramdan mı ya da kendinden mi bahsediyorsun anlayamadım. Yalnızca son cümleden anladığım kadarıyla eski günlere olan özlemi anlatmaya çalışmışsın.
Bir noktaya şiddetle değinmek istiyorum; anlatım demek kafandan geçeni olduğu gibi yazmak demek değildir. Bir de kelimeleri okuduğun gibi yani ağzından çıktıkları gibi yazmak da değildir oraya sonra geleceğim..
| lilyum yazmış: |
| Bazen kendimizi düşleriz ya nasıl olucak deriz ya aslında güzel bunları düşünmek yaşamak düşlemek hayat üzerinde çizilen çizgilerimiz gün gün saat dakika herşey bu çizilen çizgi üzerinde rol oynuyor aslında. |
Şimdi ben bu cümlede "kendimizi düşleyip, nasıl olacak?" dememiz ile (ki o da aslında kendi başına çok fazla kapalı, yani "nolacak bu fenerin hali diye mi düşünüyoruz belli değil") "hayat üzerine çizilen çizgilerimiz" (bu kader mi??) üzerinde rol alan "herşey" (bu herşey ne?) arasında bir bağıntı kuramadım..
Cümlelerindeki anlatım bozukluklarına biraz daha dikkat etsen çok harika olabilir yazdıkların. Örnek:
| lilyum yazmış: |
| Ayaklarım yerden kesiliyordu,şimdi ise o dönemleri hatırlamakla yetiniyoruz. |
Bunu ya
"Ayaklarım yerden kesiliyordu, şimdi ise o dönemleri hatırlamakla yetiniyorum", ya da
"Ayaklarımız yerden kesiliyordu, şimdi ise o dönemleri hatırlamakla yetiniyoruz" yapmak daha doğru sanıyorum.
Belki çok fazla didik didik ettim evet, belki süper bir anlam bile olabilir bütün cümlelerinde, ama sen bunu okuyucuya açık açık anlatmadığın, söylemediğin sürece bu, okuyan kişinin ilk cümleyi okuyup gerisini okumamasına yol açabilir.. Bu nedenle karmaşık, uzun, paragraf gibi cümlelerdense; basit, açık, duru cümleler çok daha akıcı kılacaktır anlatımını..
Örnek:
| lilyum yazmış: |
| Hani geçmişi ararız ya zamanlar da kayıp giden yıllar da o an aklımıza gelmez aslın da geçmiş güzel bir müzik ve hafif yağan yağmurun cama vuran su tanecikleriyle ve dışarıda ki soğuğun içerideki camda buharlaşan ve eskilerde ki gibi hoşumuza giden en güzel şeydi o cama yazı yazmak parmak uçlarımız üşüse dahi resim yapabilmekti. |
Şimdi gelelim asıl konuya. Öykü yazmak istiyorsan, ya da insanların okuması için düşüncelerini yazmak istiyorsan, ya da erkek/kız arkadaşına mektup yazacaksan, ya da en azından Türkçeyi güzel yazayım diyorsan; bir an önce git bir "Türkçe Gramer ve Yazım Kuralları" kitabı edin, zira böyle yazmaya devam ettiğin sürece sanmıyorum ki fazla okuyanın olsun. Çünkü bu yazım ile yazılanları anlamak kadar okumak da çok zor. Bahsettiğim
| lilyum yazmış: |
| ne kadar da garip bütün bunların olması yani yaşanması tekrar tekrar hani deriz ya "salında" hiç bir şeyin tekrarı yok |
gibi bir hata değil.
Asıl bahsettiğim "aslın da", "eskilerde ki", "işde", "birlikde" , "dışarıda ki", ya da "güzellikdi" gibi yanlışlar; ve tabii ki neredeyse hiç kullanmadığın noktalama işaretleri.
Oturup bu kadar kötü yönde eleştiri yapmamın nedeni, seni rencide etmek, üzmek ya da hevesini kırmak değildir; bilakis, bunlara dikkat ettiğin sürece herhangi birinin yazacaklarından daha iyi şeyler yazabileceğine olan inancımı belirtmektir. Belli ki bazı şeyleri gözlemleyip aktarmayı, yaşananları genellemeyi seviyorsun. Tabii ki ben bir "yazar" değilim, "eleştirmen" değilim, "edebiyatçı" hiç değilim. Yalnızca yazıma ve konuşmama dikkat eden biriyim. Sana da "dikkat edeceksin!!!!" demiyorum zaten; söylediğim şey şu ki eğer bir şeyler yazmak ve yazdıklarını okutmak istiyorsan bunlara dikkat et ki okuyanlar senin anlatmak istediklerini, yazını didik didik ederek çıkartmasın, böylece anlam ile daha çok ilgilenebilsinler..
Söylediklerim arasında mutlaka yanlışlar olacaktır, varsa da burada bunları benden daha çok bilen yüzlerce arkadaştan biri düzeltecektir.
Umarım yaptığım eleştiri, yıkıcı değil yapıcı olmuştur; bundan sonraki yazılarını da bekliyoruz, haydi bakalım
