Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» BİLGİ KUMBARALARI
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 16 Ekm 2007
Mesajlar: 410
Amerikalı kısa öykü yazarı,şair ve edebiyat eleştirmenidir.Amerika'nın ilk büyük yazarı sıfatını taşır.ABD'nin ilk kısa hikaye yazarlarından olan Poe modern anlamda korku,gerilim ve polisiye türlerinin öncüsüdür.
      Edgar Allan Poe, 19 Ocak 1809'da Boston,Massachusetts'de,her ikisi de profesyonel oyuncu olan,üç çocuklu David ve Elizabeth (Arnold) Poe'nun ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi.Doğduktan bir yıl sonra babası evi terk etti.Ertesi yıl annesi veremden öldü ve Richmond Virjinya'dan İskoç tütün tüccarı John Allan kendisini yanına aldı.Bu tüccar tarafından hiçbir zaman evlat edinilmemesine rağmen Poe babalığının adını ikinci ad olarak kullandı.1815 yılında Allan'lar ile birlikte İngiltere'ye taşındı. İlk ve ortaokul hayatını burada geçiren Poe, 1820 yılında tekrar Amerika'yataşındı. Uzun yıllar Richmond Akademisi'nde öğrenimini yapan Poe, daha sonra Virginia Üniversitesi'ne gönderildi.1826 yılında Virginia Üniversitesi'ne giren Poe, burada ancak10 ay okuyabildi.Bu dönemde kumar borçları yüzünden manevi babasıyla arası açıldı.Babalığı ile kavga eden Poe evi terk etti.1827 yılında da Edgar A. Perry adıyla Amerikan ordusuna yazıldı ve öncübirliklere katıldı.1827 yılında da Edgar A Perry adıyla Tamerlane ve Öteki Şiirler'iyayınlandı.Kendi parası ile bastırdığı bu kitaba Poe adını koymadı.Kitap da fazla satılmadı.Askerliğe iki yıl daha devam etti.Bu süre sonunda babalığı onu harp okuluna yazdırdı ama altı ay sonra Poe, itaatsizlik ve görevini ihmal yüzünden okuldan atıldı.Bunun üzerine Poe dergilere hikayeler yazmaya başladı.1831'de Şiirler'i(Poems)yayımlayarak bu kitabı harp okulu öğrencilerine ithaf etti.1833 yılında "The Baltimore Saturday Visitor"ın açmış olduğu yarışmada ilk ödülünü "Şişedeki Mesaj"la kazandı.1835'te Richmond'da yayımlanan bir derginin yazarları arasına katıldı.En güzel hikayelerinden bazıları bu dergide çıktı.Poe'nun hikayeleri sayesinde derginin satışı bir yıl içinde yedi katına çıktı.Bu arada Poe'nun ölen babalığı ona vasiyetnamesinde hiçbir şey bırakmadı. Kısa süre sonra Poe, dergiyle ilişkisini kesmek zorunda kaldı, çünkü kendini içkiye vermişti.1836'da teyzesinin 13 yaşındaki güzel kızı Virginia Clemmile evlendi. Yeniden dergiye döndü ama gene işinden çıkarıldı. Ertesi yıl New York'a gitti. Daha ertesi yıl daPhiladelphia'ya geçti.Burton's Gentleman's Magazine adlı dergide çalışmaya başladı. Poe'nun eleştirmenlerinin ve şiirlerinin çoğu, ünlü hikayelerinden de bazıları bu dergide yayımlandı.The Visionary adlı öyküsüyle adı ülke genelinde duyulmaya başladı.Virgina Poe kocasını büyük bir aşkla seviyordu. Virginia uzun süren bir hastalığa yakalandı ve 1847'de öldü. Bu olay Poe'yu adamakıllı sarstı. O kadar ki kendini öldürmeye kalkıştı. Yazarın akıl dengesi iyice bozulmuştu. Bununla beraber zaman zaman bilinçli durumlara döndüğü de oluyor, o zamanlar yeniden yazı yazmaya koyuluyordu.
    Ryan's Inn adlı bir meyhanede kötü bir halde bulunduktan 4 gün sonra, 7Ekim 1849 günü Baltimore'daki hastanede öldü, öldüğünde 40 yaşındaydı.8 Ekim günü Westminster Presbiteryen Mezarlığı'nda kendisi içindüzenlenen cenaze törenini Rahip William T.D. Clemm yönetti. Töreneyalnızca 4 kişi katılmıştı. Bu 4 kişi kuzeni Neilson Poe, karısıtarafından akrabası olan Henry Herring, okuldan arkadaşı Z.Collins Lee,meslektaşı Dr. Joseph Snodgrass' dır. Ölüm olayı ve nedenleri ileilgili çok çelişkili ve anlaşılmaz raporlar hazırlanmıştır. Yıllar geçtikçe kendisini tanıyan ve tanımayanlar tarafından ortaya atılankuramlar ve söylentiler arttı. Hala ölümünün arkasındaki gerçekler bilinmemektedir.
    Charles Baudelaire'in "Çağımızın en güçlü yazarı..." dediği Poe,yazdığı özgün metinlerle de bir çok yazarı derinden etkiledi.Gerçekten de ondan başka hiç kimse yaşamın ve doğanı istisnalarını daha büyülü anlatamadı.

_________________
Aşk istiyorduk ağızdan damardan
Gözler parlasın soluk açılsın.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 01 Tem 2007
Mesajlar: 11
ah, broken is the golden bowl! the spirit flown forever!
let the bell toll!- a saintly soul floats on the stygian river;
and, guy de vere, hast thou no tear?- weep now or nevermore!
see! on yon drear and rigid bier low lies thy love, lenore!
come! let the burial rite be read- the funeral song be sung!-
an anthem for the queenliest dead that ever died so young-
a dirge for her the doubly dead in that she died so young.

"wretches! ye loved her for her wealth and hated her for her pride,
and when she fell in feeble health, ye blessed her- that she died!
how shall the ritual, then, be read?- the requiem how be sung
by you- by yours, the evil eye,- by yours, the slanderous tongue
that did to death the innocence that died, and died so young?"

peccavimus; but rave not thus! and let a sabbath song
go up to god so solemnly the dead may feel no wrong.
the sweet lenore hath "gone before," with hope, that flew beside,
leaving thee wild for the dear child that should have been thy bride.
for her, the fair and debonair, that now so lowly lies,
the life upon her yellow hair but not within her eyes
the life still there, upon her hair- the death upon her eyes.

"avaunt! avaunt! from fiends below, the indignant ghost is riven-
from hell unto a high estate far up within the heaven-
from grief and groan, to a golden throne, beside the king of heaven!
let no bell toll, then,- lest her soul, amid its hallowed mirth,
should catch the note as it doth float up from the damned earth!
and i!- to-night my heart is light!- no dirge will i upraise,
but waft the angel on her flight with a paean of old days!"

_________________
...the crow,adgar poe,heavy metal...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 01 Tem 2007
Mesajlar: 11
konuyla alakasız biraz belki ama Tristania'nın bundan esinlenip yazdıgı "my lost lenore" sarkıs.Bu sarkıdaki kadın vokaller ses bakımından mukemmeldir;

for thy promise bewailed
by her raveneyes
by her beauty and a scarlet sunrise
may thy river bury her silvertears
a fallen angel... enshrined in moonlit seas

leaving vitality
so serene breeds my darkness
entreating winterwinds
though i leave... i embrace thee

winternight
conceal thy precious angellore
i secrete my soul
under thy wings of sorrow
dark i embrace thy eyes
wanderer lost on life's narrow path
i reveal my heart
to this beauty dressed in dark
grieving raveneyes
falls asleep with the sunrise
delightful midsummer breeze
though i leave... i await thee

grant me thy last midsummer breeze
may thou ascend from endless sleep
... my desire
dance me above thy moonlit seas
glance yearningly into the deep
a cold and weary night

winternight
descend in me like flakes of snow
i embrace the cold
for a life that morrows
dark, i embrace thy heart
wanderer lost beyond veils of dawn
i conceal thy loss
enthralled in life yet still i mourn
my lost lenore...

_________________
...the crow,adgar poe,heavy metal...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 196
Poe'ya Göre Kısa Öykü:

1: Okuyucunun kafasında "tek bir etki" yaratacak bir biçimde planlanacak;

2: Bu "tek bir etki"nin okuyucuda yaratacağı dramatik coşkunun ahlaken biçimlendirici bir deneyim haline gelebilmesi için öykü bir oturuşta okuyup bitirilebilecek kısalıkta olacak;

3: Yazar olayları, karakterleri, ve durumları "tek bir etki" etrafında kurgulayacak;

4: "Tek bir etki"nin yaratılması sürecinde yazar şiirsel bir dil kullanacak, yani öyküden tek bir cümle çıkarıldığında bile öykünün gücünden bir şeyler kaybettiği yoğun bir dil kullanılacaktır.

Aktaran: Sevinç Özer.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 03 Nis 2008
Mesajlar: 84
Poe nin en ünlü şiirini sunuyorum. Kara Kuzgun'um benim

KUZGUN

Bir zamanlar kasvetli bir geceyarısı, unutulmuş eski bilgilerin
Tuhaf ve antika ciltleri üzerine düşünüyordum,
Yorgun ve sıkıntılı-
Uyumak üzereydim, neredeyse başım düşüyordu ki,
Bir tıkırtı geldi birden, sanki kibarca
Oda kapımı çalan-çalan birisi gibi.
'Odamın kapısını tıklatan' diye söylendim 'bir konuk-
Başka bir şey değil, yalnızca bu.'
Ah, iyice anımsıyorum ki o hazin Aralıktı;
Ve zemine vuruyordu sönen her bir közün yansısı.
Sabahı istiyordum şevkle; -Boş yere
Aramıştım
Ödünç bir avuntuyu kederden-
Yitik Lenore'un kederinden-
O eşsiz ve pırıl pırıl kızın, meleklerin Lenore
Diye andığı-
Buralarda, anılmayacak artık adı.

Ve mor perdelerin belirsiz, hüzünlü, ipeksi
Hışırtısı
Önceden hiç duyulmamış tuhaf kokularla dolduruyor-
Tir tir titretiyordu beni:
Öyle ki: çarpıntımı bastırmak için tekrarladım.
'Oda kapımdan girme izni isteyen bir konuk
bu-
Oda kapımdan girme izni isteyen
Geç bir konuk:
Başka bir şey değil, budur bu.'
O sıra cesaretimi toplayıp: daha fazla
Oyalanmadan,
'Sir' dedim, 'ya da Madam, affınızı dilerim
Ama
Gerçek şu ki dalıyordum ve siz öylesine yumuşak
Bir tıkırtıyla geldiniz,
Ve öylesine hafifçe tıklattınız-tıklattınız
Oda kapımı ki,
Duyduğumdan pek emin değilim sizi'-diyerek kapıyı
Açtım burda; -
Karanlıktan başka bir şey yoktu orda.

Orda durdum, korku ve merakla karanlığın içine
Baktım uzun süre,
Kuşkuyla, kurarak hiçbir ölümlünün cüret edemediği
Hayalleri;
Ama sükunet bozulmadı ve sessizlik bir ipucu
Vermedi,
Ve fısıltıyla söylenen tek sözdü orda
'Lenore? '
Buydu fısıldadığım, mırıltılı bir yankıyla geri gelen
O söz 'lenore'
Başka bir şey değil, yalnızca bu.

Odama dönerken alev alev yanarak
Ruhum
Aynı tıkırtıyı işittim yine ilkinden biraz daha
Kuvvetlice.
'Kesinlikle' dedim, 'kesinlikle bir şey var penceremin
Kafesinde;
Öyleyse neymiş bakalım ve bu esrarı
Çözelim; -
Rüzgardır, başka bir şey değil bu.'

Açıverince kepengi, eski devirden kalma
Azametli bir kuzgun
Kanat çırpıp sallanarak adım attı
İçeriye;
Ne bir selam verdi ne bir an durdu ya da
Oturdu;
Ama bir Lady'nin ya da Lord'un edasıyla
Tünedi kapımın üstüne-
Oda kapımın üstünde bir Pallas büstüne kondu-
Konup oturdu hepsi bu.

Derken ciddi ve haşin suratıyla bu abanoz kuş,
Kaderimi gülümsemeye dönüştürdü,
'Sorgucun kırkılmışsa da hiç kuşkusuz' dedim
Korkak değilsin sen,
Gecenin kıyısından gelen
Suratsız ve yaşlı kuzgun-
Gecenin Plutonian kıyısındaki saygı değer adın nedir,
Söyle bana.'
Kuzgun dedi ki 'birdahaasla.'

Çok şaşırmıştım bu çirkin kuşun konuştuğunu duyup
Böylesine açıkça,
Pek alakalı olmasa-yanıtı pek anlamlı olmasa da;
Çünkü kabul etmeliyiz ki yaşayan kimse henüz
Mazhar olmadı oda kapısının üstünde bir
Kuş-
Kuş ya da hayvan görmeye oda kapısının üstündeki
Büstte,
Bir isimle 'birdahaasla' diye.

Ama kuzgun, sessiz büstün üstünde tek başına
Yalnızca bu sözü söyledi, sanki bu bir tek sözle
İçini dökmüş gibi.
Sonra başka birşey söylemedi- ne de bir tüyünü
Oynattı-
Ben mırıldanana dek, 'önceden uçtu diğer
Dostları-
Sabahleyin beni terk edecek, umutlarımın
Önceden uçup gittiği gibi.'
O zaman

EDGAR ALLAN POE

_________________
''Gerçekler ve deneyimler bunu başarmıyorsa, güzelliği hayaller ve yanılsamalarda ara.'' H.P LOVECRAFT
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> BİLGİ KUMBARALARI

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri