Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» GENEL TARTIŞMALAR
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 24 Şub 2008
Mesajlar: 37
Yenisi ve eskisi ile fantastik edebiyat sitesi oldukça kalabalık üyeye sahip bir site. Herkes bir yerlere birşeyler yazmıştır mutlaka. Öykü, şiir, yorum, roman yazmışızdır ve tabi birde eleştiriler yapmışızdır. İyi-kötü. Sert-yumuşak.

   Ben henüz yeni yeni yazmaya başladım, yani yazar olma yolunda kendimi küçücük bir karınca gibi hissediyorum. Birgün kanatlı karınca olacağım; her yeni öyküde bir sonrakine daha iyi hazırlanarak yoluma devam edeceğim.

    Eleştiri iyi birşey bence ve çok gerekli. İnsanlar hayatlarındaki herşeylerinde eleştirilmeli ki; daha iyisini yapabilsin, kendini, kendi göremediği hatalarında geliştirip, düzeltebilsin. Söylediğim gibi henüz yazılarım çok yeni ve yeni olduğu kadar da acemiler. Bu dönemimde sert eleştiri duymak istemiyorum. Sert eleştiriler beni daha çok sindirirken, yumuşak eleştirler  hırslandırıyor. Belki kanatlı karınca olduğumda sert eleştiriler daha çok beni kamçılayacak, yumuşak eleştirilere ise pek kulak asmayacağım. İlerisi için şimdi bunu bilemiyorum.

   Ben diyorum ki; yeni yazar adaylarına çok sert eleştirilerle değil daha yapıcı ve daha hırslandırıcı yumuşak eleştirilerele yaklaşılmalı...

   Peki arkadaşlar eleştiriler konusunda sizler neler düşünüyorsunuz?
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 24 Şub 2008
Mesajlar: 37
Açıkçası arkadaşlar beni dehşete düşürdünüz. Yukarıdaki tartışmayı siteye bırakalı birkaç gün oldu ancak hiç kimse  herhengi bir yorum bırakmamış. Site yönetiminden siteye katılım konusunda; öykü, şiir, roman dışında da bulunmamız adına mailler alıyorum ki mutlaka tüm üyelere bu maillerden geliyordur. Kendi adıma şunu söyleyebilirim ki; bir süredir siteye öykü yazıp, bırakmıyorum. Ancak forumda gezinip, genel tartışmalara katılıyor, yeni öyküleri okuyor, bazen yorumlar bırakıyorum. Fakat gördüm ki benim genel tartışmalar bölümündeki başlığım hiç yorumlanmamış, hatta hiç ziyare bile edilmemiş. Nasıl yani? O zaman bu mu demek oluyor; siteye karşı üyeler olarak bu kadar duyarsızız? Ya da site yönetiminin tüm ısrarlarına rağmen O'nları önemsemiyoruz mu demektir. Anlayamadım.

    Herşeye rağmen beni, kendimi yokmuşum gibi hissetiren bu yorumsuzluğa, hatta ziyaret edilmemişliğe rağmen fantastik edebiyat sitesini çok seviyorum...

    Belki yazdığım bu yorum da, üstteki eleştiri konum da hiçbir zaman ziyaret edilmeyecek. Sanki ben kendi kendime bu kadar insanın kolayca ziyaret edebileceği bir sayfada günlük tutmuşum gibi olacak. Günden güne sayfa sayfa düşüp çook gerilere düşecek.

    Eğer şu anda herhangi bir göz (bu benim gözüm de olabilir) bu satırlarda geziyorsa, çok teşekkür ederim...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 887
Sevgili regissis,
.
      Yaz aylarında forumların ziyaretçi sayıları ve yazışmaların heyecanı hatırı sayılır ölçüde azalabiliyor. Bu durum, açtığın başlığın yanıtsız bırakılmış olmasını tek başına açıklamaz. Fakat insanlara katılımcı olmamaları nedeniyle sitemde bulunmak -tecrübe ile sabittir ki- işe yaramaz. İnsanlar rahat edecekleri, diledikleri zaman, diledikleri yere, diledikleri şeyi yazabilecekleri ortamlarda bulunmaktan hoşlanırlar. İllahi katılımcı olun diyerek insanları harekete geçirmek yorucu ve itici olur. İnsanları yanıt vermeye tabii biçimde cezbedecek bir üslupla yazmak daha etkili olacaktır.
.
     Merak etme, sitemizin çok üyesi, çok ziyaretçisi var ve emin ol ki açtığın başlıklar boşa gitmez. Forumlarda etkin olmanın bazı püf noktaları var. Açtığın başlığın arkasında durur, takibini yapar ve diğer üyeleri de yazı yazmaya çekici bir üslupla cezbedersen başlıktaki tartışma alır yürür. Yıllardır forumlarda yazan çizen bir insan olarak bunları sana yazmak lüzumunu duydum. Forum arkadaşlıkları gerçekten bir başka oluyor. Düşünsene; yazarak ve sadece yazarak kendini ifade ediyor, dost ediniyor, insanlara kendini sevdiriyorsun. Üstelik bu dostluğun tüm anıları da burada, sözcüklerden oluşan fotoğraf albümleri gibi daima muhafaza ediliyor. Bunlar büyük şeyler. Ama bedava değil. Forumlarda dost kazanmak için gerekli özveriyi ve sabrı göstermek lazım. Gerisi kendiliğinden gelir.

       
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 24 Şub 2008
Mesajlar: 37
İlginiz çok teşekkür ederim Kilgarvan, yanlız olmadığımı, günlük tutmadığımı bana hatırlattınız. Ancak söylediğiniz gibi, sitemiz dilediğimiz zaman, dilediğimiz yere, dilediğimizi yazabileceğimiz şekilde tasarlanmış ki; bence sitemizi en güzel yapan şeylerden biri de bu. Ama dilediğimiz zaman, dilediğimiz yere, dilediğimiz şeyleri yazdıktan sonra, paylaşmamız sitemizin çekiciliğini arttırıyor. Tek derdim daha çok paylaşa bilmek.

   Ve lütfen kendimi günlük tutuyormuş gibi hissetmem sitem olarak algılanmasın. "Neden bana cevap vermiyorsunuuuz. Bende bu sitenin üyesi değilmiyiiiim." gibi birşey değildi, sitem gibi gözüken yazı. Ben yorumlar, eleştiriler hakkında birşeyler düşündüm ve site sakinleriyle paylaşmak istedim. Ama sakinler paylaşmamış olabilir, önemsememiş olabilir. Bence buraya kadar problem yok. Sonrada, evet üzüldüm ve bu sefer de üzüntümü paylaştım.

   Bunların hiçbiri beni bu sevgili siteden uzaklaştırmaz. Dediğim gibi gerekirse kendi kendime günlükte tutmuş olabilirim. Çünkü biliyorum ki; birgün yazılarım günlük olmaktan çıkıp, paylaşılacak konu olacaklardır. Yani ben pes etmeyeceğim. Mutlaka herkesin ya da çok az da olsa birilerinin ilgisini çekecek herhangi bir konu bulacağım. Bence uğraşmaya değer... Wink
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Misafir

dün akşam davinci learning kanalında ingiliz şair lord Byron belgeseli vardı.İlk eserleri ağır bir dille eleştirilen Byron kızıp köpürmüş ve,'' neden kimse benim dehamı görmüyor? Sersem herifler..'' kabilinden birkaç kelam sallamış.

Eleştiri konusu edebiyat alanında hayati bir konudur.

'A' yazısına olumsuz bir yorum yapıldığında savunma refleksimiz harekete geçer ve ,''hadi be sen en anlarsın!..'' deriz.

'A' yazısına olumlu bir yorum yapıldığında ise aynı kişi hemen düzelir ve şöyle düşünmeye başlar,''evet işte sonunda değerim bilinmeye başladı!!''

Oysa 'A' yazısı ortalama bir yazıdır,çünkü yazarı ortalama bir yazardır.Bunu hakaret etmek için söylemiyorum.Demek istediğim,eleştirinin besleyici özelliğinin yanı sıra öldürücü bir etkisi de olduğunu yeterince idrak etmeden kimse bir yazıyı eleştirmemelidir.

Bu, zamanında ''incil'i sadece din adamları tefsir edebilir ve halka anlatabilir!'' diyen katolik kilisesine duyduğu isyanla incil'i gizlice basan ve halka dağıtan Martin Luther olayı gibidir.Luther protestanlığın temellerini atmıştır.Temelinde bir 'protesto'olan hareket, bir mezhebe isim olmuştur.

Ancak bugün bu tartışılıyor.Nedeni ise bir ayete 'A'nın başka bir anlam 'B' nin bambaşka bir anlam verebiliyor olmasıdır.

Bu durumda gerçek nedir?
Benim eleştirim senin yazını değerli mi yapar değersiz mi?

Bence eleştiri konusu hassas bir konu.

İnternet yazarlığı oldukça yaygınlaşmaya başladı ve bence bir internet edebiyatçılığı,yazarlığı eleştirmenliği artık düşünülmelidir.

Düşünsene dostum bugün bayıla bayıla okuduğumuz klasiklerden,diyelim Tolstoy'un 'Savaş Ve Barış'ı yazarı tarafından bir edebiyat sitesinde neşredilseydi birileri çıkıp şöyle yorumlar yapacaktı,'' Tolstoy mu? boşversene canım,şu Savaş ve Barış'ın 3.bölümünü okudun mu ne korkunç bir saçmalık !!'' diyecekti.

Veya Kafka, 'Dönüşüm''ü bir internet sitesinde neşretseydi şöyle yorumları duyacağımız ne kadar da kesindir,'' lan olum ne manyaklar var ya..herif böceğe dönüşüyormuşta bilmem ne..ne gerzekler var ya!!''

Bu yüzden eleştirilere kulağını tıka ve yoluna bak.

Dahi bir klasik müzik bestecisinin heykelini dikmişler ve bu besteci kendisini eleştiren müzik eleştirmenlerine şöyle demiş,''siz hiç heykeli dikilen eleştirmen gördünüz mü?''
Üye
Üye

Kayıt: 24 Şub 2008
Mesajlar: 37
Eleştiriler hakındaki yorumun süper. Evet böyle ayrıntılara çok fazla takılmadan yola devam etmek en doğrusu. Eleştirinin sert ya da yumuşak olması problem olmamalı herkesin bir fikri var. Bazıları sık eleyip incer dokur, bazıları ise içinden geldiği gibi yorumlar.  Şimdi kendimi daha mutlu hissettim, ve bir o kadar da farkı düşüncede buldum.

  Birkaç gün önce eleştiri farkından bahsetmiştim ama şimdi birkaç gün önce düşündüğüm gibi düşünmüyorum.  

   Sanırım kendimi elştiriyor, kendi açtığım tartışma konusuna şimdi başka bir pencereden bakıyorum.

    Ve konuyla ilgili Regisiss' e  "bırak boş ver herkes istediği gibi eleştirisini yapsın. Önemli olan senin kendine katabildiklerin. Ve yapılan her eleştirinin her kişiyi eleştirildiği konuda daha iyi yaptığını unutma" diyorum.

    Yoksa böyle birşey bu sitede ilk defa mı oluyor? Kendi kazdığı kuyuya kendi düşmüş gibi oldu... Birkaç gün önce ki düşüncemle şimdiki düşüncem arasında milyonlarca yıl fark var gibi ve birde kendime yorum yolluyorum. Komik...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 181
Fatih, öncelikle eleştiriye karşı duruş belirlerken bir çeşit müphem deha potansiyelini zırhlanmanın doğruluğundan emin değilim. Kafka'yı Kafka yapan değil belki fakat onun Kafka olduğunu ve Kafkaesk'in nasıl bir şey olduğunu açığa çıkartarak bu muhteşem yazarı senin/benim için imkan alanına sokan, eleştirmendir. Yolunuz Kafka'dan geçtiyse şayet, bu, her şeyden çok sizden önce birilerinin yolunuza Kafka'yı 'da' yerleştirmiş olmasından kaynaklanır.

Eleştirmenin heykelinin dikilip dikilmemesi bir söz cambazlığından fazlaca bir şeymiş gibi görünmedi bana. Eleştirmenin heykeli, elinden tutup okurun önüne çıkardığı yazarın yazınsal tarihte kapladığı uzamdır. Hele deha, hiç kimsenin, hiçbir ismin gereksinim duymadığı kadar ihtiyaç duyar eleştiri kurumuna. Deha, ince ölçü ve hüner gerektirir; onu olduğu şey yapan, bilmem katılır mısınız ama, en az o deha kadar parlak bir zekanın bakışıyla tanımlanmış olmasıdır- ve belki de, Türk edebiyatında fantastiğin bir türlü kendisine yer bulamayışının sebeplerinden biri olarak, tür üzerine düşünen eleştirmenlerin yokluğunu da işaret etmek gerekir. İtibar, unutmayalım, edilgen bir sıfattır; aldığımız/kazandığımız kadar bize verilen bir şeye de işaret eder; itibar görürüz- başkasının bakışının belirleyici sınırları içerisindeyizdir.     

Ve bunun; kendi yaptığının katı kabuğu arkasına çekilip size doğru uzanan her sese ölü bir kulak olmanın da yazarlık açısından sağlıklı bir olma biçimi olduğunu düşünmüyorum. Ve eleştiriye karşı tavır alırken tutunduğumuz dalın, tam da dehanın toprağına kök saldığını düşünmek, bana pek de aklı-selim bir duruş gibi gelmedi.

İnsanın kendi yeteneğine inanıp onu hoyrat kalemlerden koruması başka bir şeydir, o inancı bir çeşit saplantıya dönüştürüp duyarsız bir otizmle kendine kapanması bambaşka...

Burada tavsiye edilmesi gereken, daha çok, kime kulak tıkayıp kime açacağını bilmekmiş gibi görünüyor- ve bunu bilebilmek bile, eleştirinin tezgahından geçip yazınsal terminolojiye ilişkin bir birikim kazanmayı gerektiriyor- yoksa NASIL?...

Her iyi eleştirmen yazar olamaz belki ama, düşüncem, her iyi yazarın iyi de eleştirmen olduğu/olması gerektiği yönünde...

Eleştiri, vardır.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> GENEL TARTIŞMALAR

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri