| |
|
 |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 01 Arl 2007 |
| Mesajlar: 2 |
|
|
|
FELSEFEYİ NASIL SEVDİREBİLİRİZ? 01.12.2007, 20:23 |
|
|
FELSEFEYİ NASIL SEVDİREBİLİRİZ.
Felsefeyi insanlara sevdirmek ve sempatikleştirmek için çeşitli yöntemler uygulanıyor. Ben felsefeye soğuk yaklaşılmasının sebebinin felsefecilerin yaşamlarının ve kuramlarının öncelikle öğretilmeye ve anlatılmaya çalışılmasının
sonucunda başlangıçta insanların gözünde felsefe büyüyor, birde kuramların karmaşıklığı işin içine girince anlamadığı şeye insanlar eğreti yaklaşıyor. Felsefeyle ilgileneceklerin her şey bir yana felsefi yazılarla ucundan bulaşması, sonra sonra sevdikçe, benimsedikçe karmaşık kuramlara girmesini daha güzel bir yöntem olarak benimsedim ve bu çeşitli yerlerden derlediğim, etik kurallara uyarak alıntı yaptığım yerleri ayrıntısına kadar belirttiğim yazılarla başladım.
Okuduğum makaleleri seçerken uyguladığım yöntemi edebiyat hocamın tavsiyesini söyliyerek sözümü bitirmek istiyorum. Hocama hangi kitapları okumamı sorduğumda, bana herhangi bir kitap ya da yazıyı okumaya başladığında, iki üç paragraf okuduktan sonra sıkıcı geliyorsa bırak, hoşuna giden, seni saran yazıları oku, ileriki zamanlarda tekrar aynı yazıları okumayı dene, bazılarına devam etmek isteyebilirsin tavsiyesinde bulundu. Bende felsefe ile ilgili yazıları sonraya bıraka bıraka, sonradan hoşuma gidenlerle ucundan felsefeye bulaştım. Felsefi terminolojilerle yazılmış yazılar hakkında az çok öngörülerim, fikirlerim oluşabiliyor ama tabi bu yıllar süren okuma ve anlama zorlamalarımla oldu, çoğu zaman bir cümleyi çözmek için sözlükler kullandım. Bazı terimleri çeşitli yerlerde nasıl kullanıldıklarına dikkat ettim. Felsefeyi ya da herhangi bir şeyi anlama ve bilme başarısının yüzde doksanı emek, yüzde biri deha deyişiyle bitirmek istiyorum.
Sevgi ve saygılarımla
Mustafa Altınay<!-- / message --> |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Ksm 2007 |
| Mesajlar: 8 |
| Konum: hiçlikten olusmus varlık diyarı |
|
|
hocama sitem!!! 04.12.2007, 16:05 |
|
|
ders kitabı formatında görmeden önce gayet severek, beğenerek ve zevkle takip ettiğim bir alandı.* ama sonra ne oldu? kitaba soktular bu güzelim şeyi. hiç olmayacak şekilde dogmalar soktu işin içine sözde felsefe hocalarımız. sınavda kişisel yorumlarımızı istediler yazdık bi güzel sonra yanlış bunlar dediler.
hocam kişisel felsefe yorumlarımızda nasıl yanlış olur dedik
bu sefer hoca taktı bize. hocanın istediğini yazdık. felsefede ezber olmaz dedi. allah bildiği gibi yapsın senin gibi hocayı o zaman dedik içimize kapandık, boşverdik. bizde bir boşvermişlik bir adamsendecilik baş göstermeye başladı. mutlu musunuz?
burdan tüm felsefe hocalarına sesleniyorum. bizden ne istiyorsunuz? bırakın kendi felsefemizi içimizde yaşayalım. ezber istemiosun yorum istemiosun nedir senin derdin hoca! insanları felsefeden soğutmak mı?. öğretmek demiyorum. felsefe öğretilmez zaten. ama bari felsefe yapmayı, felsefi düşünme sistemlerini öğret. o da yok. kendi kendimize yol yordam arıyoruz onu da beğendiremiyoruz.
felsefeden tiskinen genç nesil nasıl kurtulacak? felsefe nasıl sevilir? tüm bunların cevaplarını düşünmek isterdim ama o yetimi kaybettim. bulan varsa beklemedeyim |
_________________ Karanlık sardı beni
İçindeyim karanlığın
Ama görebilyorum sanki
bir ışık var gibi etrafı
karanlığın içinde
bu karanlık, ölüm karanlığıdır bence
baska bir karanlığın içinde göremezdi gözlerim
bu karanlıktaki hayatı...
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Ksm 2007 |
| Mesajlar: 8 |
| Konum: hiçlikten olusmus varlık diyarı |
|
|
:) 05.12.2007, 16:49 |
|
|
bence Felsefe sevdirelemez evet sevdirelemez.. insanoğlu doğduğundan ölümüne kadar felsefi dogmalar ugruna canlar vermiştir..evet felsefe insanlara sevdirelemez..çünkü felsefe nesnel degil özneldir sana dogru gelen başkasına yanlış gelebilir..bırakalım felsefe kendini sevdirsin ki, biz beceremeyiz tek başımıza ...
insanlara sadece felsefeyi göstermek yeterlidir bence..felsefe özgürdür..o halde insanlarıda özgür bırakalımki felsefeye ulaşşınlar..insanları sindirerek felsefeyi sevdiremezsin..felsefe kişiseldir..felsefeyi evrensel yapan kişiselliğidir..bırakın herkes Kendi ugraş versin felsefe için.. hapsetmeyelim belli bir ütopyaya.. daha sonra zaten felsefe içine alır kendisi için ugraş vereni... |
_________________ Karanlık sardı beni
İçindeyim karanlığın
Ama görebilyorum sanki
bir ışık var gibi etrafı
karanlığın içinde
bu karanlık, ölüm karanlığıdır bence
baska bir karanlığın içinde göremezdi gözlerim
bu karanlıktaki hayatı...
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Ksm 2007 |
| Mesajlar: 8 |
| Konum: hiçlikten olusmus varlık diyarı |
|
|
felsefe... 06.12.2007, 10:15 |
|
|
İnsanlara sıkıcı gelen felsefe değil; düşünmektir.
Felsefe düşünmektir, sorgulamaktır, araştırmaktır vs..
Ama bir çok insana bu ağır gelir. Önüne konulanı direk akbul eder ve yer, içer, kabul eder.
BBG'de "x bak ne dedi ama y şöyle dedi bence o haklı" demek varken ya da "Semra Hanım bence çok haklı böyle yapmakta bla bla" demek dururken kim takar felsefeyi.
Böyle düz düşünmek varken ve ilgilenir sorgulamakla, araştırmakla ve düşünmekle.
O yüzden toplumda böyle insanların olduğu ülkelerde bir çok kesim için felsefe sıkıcı gelir.
İnsanlara ağır gelen düşünmek evet .Düşünmek yorucudur çünkü ,korkutucudur bir o kadar da ,
korkutucudur çünkü hayatı anlama çabası içine girdiğinde hayatının manasını araken manasızlığıyla karşılaşma ihtimalin de vardır .Sordukça daha beter olursun bazen ,bu içten içe zevk verirken insana bir yandanda garip bir endişeye de kaptırabilir sizi
felsefe soru sormaktır. herkesin soru sorduğu bir ortamda da yaşanmazdı doğrusu
bazıları soru sorar bazıları çözüm arar bazıları da sonuçların üzerine konar basit yaşamayı sever
şöyle de bir düşününce aslında her insanın kendi kafasında bir takım soruları vardır. hayata, insanlığa vb şeylere dair. hani dalar bazen düşünür.. her insan düşünür ama felsefe düşünüleni paylaşmkatır aynı zamanda. sanırım pek paylaşımcı değiliz bunun nedeni belki de başkalarının fikirlerine saygılı olmadığımız olabilir..
düşüncelerinden ötürü cezalandırılmıştır bu millet pek çok haklı ya da haksız. ya da alay edilmiştir aykırı olduğu için, sosyal baskı görmüştür hazır gündemdeyken.. böyle yetişen bir milletten de felsefe yapmasını dahası düşüncelerini paylaşmasını beklemek pek umutlu sonuçlar oğurmayacaktır
belkide felsefenin tutmama sebebi cevaplardan korkmakdır
Bir bilgeye sormuşlar en mutlu insan kimdir.
İşte o dağdaki çobandır demiş.
Neden diye sormuşlar. Çünkü demiş insan bildikleriyle yaşar, onun
bildikleri koyunları ve çevresiyle sınırlı kendisini mutsuz edecek veya kafasını karıştıracak fazla bir bilgiye sahip değil.
diye bilge hikayesi vardır. "Cehalet Mutluluktur" ifadesin açılımı olmuş adeta bu hikaye.
İnsan bildikçe şişer ve şiştikçe rahatsız olur.
Bazen bilmek tehlikelidir ve rahatsız edicidir.
Belki bir çok kişi bu yüzden düşünmeye karşı kendini kapamıştır.
bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız insanlar ona o kadar fazla inanırlar. hristiyanlığın bu kadar etkili olmasının sebebi 2000 yıldır aynı şeyi söylüyor olması..." demiş Joseph Goebbels..
Koyunlar için sürü psikolojisi derler ama bu insanlarda daha fazla galba.
Biri birşey söylediği zaman ötekide alıp aynını söylüyor.
Ve bu böyle gidiyor.
Kimse sorgulamıyor, kimse düşünmüyor sadece "bak Ali böyle demiş vay be" moduna giriyorlar.
Hal böyle olunca doğrular bazen yanlıi, yanlışlar ise bazen doğru olarak algılanabiliniyor
Felsefe = düşünmektir..
Çoğu insan da düşünmekten korktuğu için sonuç kaçınılmaz
tüm hayatımızı korkularımız yönetiyor zaten
aşkdan koruyoruz ölmekd korkuyoruz parasız kalmakdan korkuyoruz
'Çoğu medeniyet korkaklık üzerine kurulmuştur. Korkak olmayı öğreterek medenileştirmek epey kolaydır. Cesaret standardını düşürürsün. İstekleri sınırlarsın. İştahları denetim altına alırsın. Ufkun etrafını çitle çevirirsin. Her faaliyet için bir kanun yaparsın. Kaosun varlığını inkar edersin. Çocuklara bile yavaş yavaş nefes almalarını öğretirsin. Evcilleştirirsin.'
Frank Herbert - God Emperor of Dune adlı romanından.
Evet Olanların Bir Boyutuda Budur...
Korku kendilerine misafir olmasın diye Cesareti Canlı Tutar İnsan...
Ama Esas Olan Korkudur...
korkmadım diyen yalan söyler. herkes korkar.ama en büyük korku kormakdan korkmakdır. kaçınılmazı yaşamak onu beklemekden daha kolaydır aslında...
İnsana suç işleten kendisi midir, toplum mu? ... |
_________________ Karanlık sardı beni
İçindeyim karanlığın
Ama görebilyorum sanki
bir ışık var gibi etrafı
karanlığın içinde
bu karanlık, ölüm karanlığıdır bence
baska bir karanlığın içinde göremezdi gözlerim
bu karanlıktaki hayatı...
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Arl 2007 |
| Mesajlar: 8 |
|
|
|
Sofi'nin Dünyası 08.12.2007, 23:26 |
|
|
Sofi'nin Dünyası, mükemmel bir başlangıç kitabı olmasının yanı sıra, felsefe tarihini de oldukça güzel özetlenmiş. Kitabın bu kadar basit tutulmasının nedeni de senin gibi felsefeye meraklı gençleri çok fazla zorlamadan, yormadan felsefeyle tanıştırmak. Yazılış amacı bu. Yazarı (ismini hatırlayamadım şimdi) Norveçli bir felsefe öğretmeni. Açıkçası severek okuyacağını ve hayatının ilerleyen dönemlerinde de kaynak olarak kullanacağını düşünüyorum.
Hepimiz yıldız tozuyuz... |
_________________ En iyi bira sana en yakın olan biradır, gaark!! - Kadim Cüce Yazıtları *hck!*
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 01 Arl 2007 |
| Mesajlar: 2 |
|
|
|
Re: felsefe... 15.12.2007, 18:15 |
|
|
| Knowing yazmış: | İnsanlara sıkıcı gelen felsefe değil; düşünmektir.
Felsefe düşünmektir, sorgulamaktır, araştırmaktır vs..
Ama bir çok insana bu ağır gelir. Önüne konulanı direk akbul eder ve yer, içer, kabul eder.
BBG'de "x bak ne dedi ama y şöyle dedi bence o haklı" demek varken ya da "Semra Hanım bence çok haklı böyle yapmakta bla bla" demek dururken kim takar felsefeyi.
Böyle düz düşünmek varken ve ilgilenir sorgulamakla, araştırmakla ve düşünmekle.
O yüzden toplumda böyle insanların olduğu ülkelerde bir çok kesim için felsefe sıkıcı gelir.
İnsanlara ağır gelen düşünmek evet .Düşünmek yorucudur çünkü ,korkutucudur bir o kadar da ,
korkutucudur çünkü hayatı anlama çabası içine girdiğinde hayatının manasını araken manasızlığıyla karşılaşma ihtimalin de vardır .Sordukça daha beter olursun bazen ,bu içten içe zevk verirken insana bir yandanda garip bir endişeye de kaptırabilir sizi
felsefe soru sormaktır. herkesin soru sorduğu bir ortamda da yaşanmazdı doğrusu
bazıları soru sorar bazıları çözüm arar bazıları da sonuçların üzerine konar basit yaşamayı sever
şöyle de bir düşününce aslında her insanın kendi kafasında bir takım soruları vardır. hayata, insanlığa vb şeylere dair. hani dalar bazen düşünür.. her insan düşünür ama felsefe düşünüleni paylaşmkatır aynı zamanda. sanırım pek paylaşımcı değiliz bunun nedeni belki de başkalarının fikirlerine saygılı olmadığımız olabilir..
düşüncelerinden ötürü cezalandırılmıştır bu millet pek çok haklı ya da haksız. ya da alay edilmiştir aykırı olduğu için, sosyal baskı görmüştür hazır gündemdeyken.. böyle yetişen bir milletten de felsefe yapmasını dahası düşüncelerini paylaşmasını beklemek pek umutlu sonuçlar oğurmayacaktır
belkide felsefenin tutmama sebebi cevaplardan korkmakdır
Bir bilgeye sormuşlar en mutlu insan kimdir.
İşte o dağdaki çobandır demiş.
Neden diye sormuşlar. Çünkü demiş insan bildikleriyle yaşar, onun
bildikleri koyunları ve çevresiyle sınırlı kendisini mutsuz edecek veya kafasını karıştıracak fazla bir bilgiye sahip değil.
diye bilge hikayesi vardır. "Cehalet Mutluluktur" ifadesin açılımı olmuş adeta bu hikaye.
İnsan bildikçe şişer ve şiştikçe rahatsız olur.
Bazen bilmek tehlikelidir ve rahatsız edicidir.
Belki bir çok kişi bu yüzden düşünmeye karşı kendini kapamıştır.
bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız insanlar ona o kadar fazla inanırlar. hristiyanlığın bu kadar etkili olmasının sebebi 2000 yıldır aynı şeyi söylüyor olması..." demiş Joseph Goebbels..
Koyunlar için sürü psikolojisi derler ama bu insanlarda daha fazla galba.
Biri birşey söylediği zaman ötekide alıp aynını söylüyor.
Ve bu böyle gidiyor.
Kimse sorgulamıyor, kimse düşünmüyor sadece "bak Ali böyle demiş vay be" moduna giriyorlar.
Hal böyle olunca doğrular bazen yanlıi, yanlışlar ise bazen doğru olarak algılanabiliniyor
Felsefe = düşünmektir..
Çoğu insan da düşünmekten korktuğu için sonuç kaçınılmaz
tüm hayatımızı korkularımız yönetiyor zaten
aşkdan koruyoruz ölmekd korkuyoruz parasız kalmakdan korkuyoruz
'Çoğu medeniyet korkaklık üzerine kurulmuştur. Korkak olmayı öğreterek medenileştirmek epey kolaydır. Cesaret standardını düşürürsün. İstekleri sınırlarsın. İştahları denetim altına alırsın. Ufkun etrafını çitle çevirirsin. Her faaliyet için bir kanun yaparsın. Kaosun varlığını inkar edersin. Çocuklara bile yavaş yavaş nefes almalarını öğretirsin. Evcilleştirirsin.'
Frank Herbert - God Emperor of Dune adlı romanından.
Evet Olanların Bir Boyutuda Budur...
Korku kendilerine misafir olmasın diye Cesareti Canlı Tutar İnsan...
Ama Esas Olan Korkudur...
korkmadım diyen yalan söyler. herkes korkar.ama en büyük korku kormakdan korkmakdır. kaçınılmazı yaşamak onu beklemekden daha kolaydır aslında...
İnsana suç işleten kendisi midir, toplum mu? ... |
Harikasın abi... |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 15 Arl 2007 |
| Mesajlar: 3 |
|
|
|
... 15.12.2007, 22:37 |
|
|
Madem konu felsefe susmak onuruma yakışmazdı heralde
Felsefenin ne olduğuna dair bir açıklama yapacak değilim. Gördüğüm kadarıyla burda çoğu kişi felsefe yanlısı ve bu bizim bir şeylerin farkında olduğumuz gösterir.
Şimdi gelelim sosyolojiye. Neden bu insanlar felsefeden kaçınıyorlar. Çoğu şeyin sebebi olduğu gibi de bunun da sebebi insan.Bunun hem bireysel hemde kitlesel sebepleri var.Bugün kitlesel bir etki olan toplumun etkilerine dair bir örnek vereceğim.Belki ilerde görüşlerimi de paylaşırım. Biraz Russell den yardım alıyım,hem sizin de hoşunuza gideceğini sanıyorum...
Russell aşağıdakileri söyler:
“ Eğer ben Dünya ve Mars arasında eliptik bir yörüngede güneşin etrafında dönen Çin seramiği bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. Ama devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. Ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her Pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakınçağda bir ruh doktoruyla ya da daha önceki çağlarda bir Engizisyon yargıcıyla bir randevu kazandırırdı. "
Sanırım bu işin toplum kısmıyla ilgili soruları biraz olsun örtüyor.
Tüm felsefeseverlere saygılar... |
_________________ erdem yada hakikatin entellektüel ve dürüst bir şekilde peşine düşülmesidir felsefe...
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group
|
|
|
| |
|
|