|
ÜYE
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 1473 |
|
|
|
Her film, kendine has bir atmosfer yaratabildiğinde ayakta kalmayı başarır. Mizah ağırlıklı filmlere baktığımızda olaylara gülünecek taraflarından bakabilmeyi öğrenebiliriz. Bunu bize senaryo, oyuncuların mimikleri, üstüne eklenen müzik ve diğer teknikler gösterir. Komedi filmi seyrettiğimizde ciddi filmlerin ne kadar gereksiz ve fazla ciddi olduklarını düşünebilirken, ciddi filmleri seyrederken komedi filmlerinin çok cıvık olduğunu ve gerçek hayatın ciddi filmlerde yansıtılabildiğini düşünürüz. Gizem yüklü bir film seyrederken dünyanın gizemlerle yüklü bir sandık olduğunu düşünürüz ve korku filmi seyrederken korkunun her yanımızı sarıp sarmaladığını ve dünyadaki korkulacak varlıkları düşünürüz. Filmler türlerine göre belli grupların atmosferlerine bürünürler.
Karayip Korsanları… Rambo… Garez… Gladyatör… Titanik…
Üst paragrafta saydığım filmleri karşılaştıralım. Karayip Korsanları’nı izlerken bu kadar ciddi olayların bu kadar eğlenceli ve komik aktarılabilmesinin ne kadar tutarsız olduğunu düşünebiliriz. Karayip Korsanları’nı Karayip Korsanları yapan da işte budur; tutarsızlık. Jack Sparrow karakteri bu açıdan baktığımızda filmin bel kemiğidir. Tüm komedi bu adamın etrafında cereyan eder. Nitekim bu adam en ciddi olunması gereken tehlikeli zamanlarda şebeklik yapan bir delidir. Aslında filmdeki en akıllı adam ya… Bu filmi seyrederken Rambo filmlerini aklınıza getirin. İnanın size asıl komik olan Rambo gelecektir. Rambo karakterinin bu kadar ciddi olmasının saçma olduğunu düşüneceksiniz. Bir kere Karayip Korsanları’nın mizahi ruh haline girmişsinizdir. Gerçek hayata bile gülen gözlerle bakabiliriz. Ta ki, film bittikten bir süre sonrasına kadar. Bu süre, etkisi altında ne kadar kaldığınıza bağlı. Karayip Korsanları kendine has havasını oluşturmayı başarıyla gerçekleştirmiştir. Yarım düzine insan birbirine silah doğrultur ve bakışırlar. Silahları ıslaktır. Hepsi birbirini tartar. Tüm silahların tetikleri çekilir fakat ıslak olduklarından patlamazlar. Hepsi şanslarına küserler ve “Bir dahaki sefere,” gibisinden laflar söyleyip beraber çalışmaya devam ederler. Böyle bir sahneyi çizgi filmlerde bile zor bulursunuz.
Rambo filmlerine bakalım. Daha ciddisini zor bulursunuz. Bu filmleri izlerken asıl hayatın burada olduğunu düşünürüz. Gerçek hayatta kıyımlar, cinayetler ve savaş vardır. Rambo karakteri hep ciddi bakar ve yüzü neredeyse hiç gülmez. Biz de ona hak veririz. Senaryoda şartlar karakterin üzerine öyle bir bindirilir ki, Rambo’nun yaptığı en acımasız katliamları destekleriz ve yapması gerekeni yaptığını düşünürüz. Hayatta mizahi bir yön kalmamıştır artık. Rambo gibi düşünmeye başlamışızdır. Karayip Korsanları’nda sürekli gülümseyen yüzümüz Rambo’da tam bir ciddiyete bürünür. Bu atmosferi yaratanlar işlerini iyi yapıyorlar. Bu filmleri unutulmaz yapanlar da zaten bu, başta da dediğim gibi. Filmlerin imgelemlerimizde bıraktıkları, en önemli unsurdur. Bu yüzden çocukken seyrettiğimiz eski kalite bir film yıllar geçmesine rağmen hala capcanlı olarak aklımızdadır. Çünkü zihnimizde sağlam bir iz bırakmıştır. Gerek senaryosuyla, gerek oyuncularıyla ve gerek yönetmenin ustalığıyla. Filmin fonundaki müzikleri de unutmamak lazım.
Garez ise korkunç filmlerdendir. Bu filmi seyrederken korku kaplar her yanımızı. Hayat korkmak için geldiğimiz bir fare kapanı gibi olur bizim için. Gülmek uzak bir hatıra olur filmi izlerken. Korktuğumuz şeylerin neden korkunç olduklarını sorgulamadan korkarız. Sadece korku vardır o an için. Öyle ki, Jack Sparrow karakterini garez filmine koymaya çalışsak asla beceremeyiz. Bu adamı bu filme sokan senaristin de ellerinden on kere öperim. Bence imkansız. Lanetli kadın, Jack Sparrow’un üzerine yürürken Sparrow yine o umursamaz tavrını takınabilir mi? Sarhoş gibi davranabilir mi? Kendi atmosferini oluşturmakta başarılı filmlerde karakter değiş tokuşu yapılabileceğini sanmıyorum. Rambo’yu Karayip Korsanları’na koysanız ve Jack Sparrow ile 1 saat geçirse ya sinir krizi geçirirdi ya da sinirleri boşalırdı.
Gladyatör filminde de cesaret ve dram ön plandadır bizim için. Hayat hep acıklı olaylarla doludur. Cesaret ve savaş gücü bizi büyüler. Artık mizah ya da komedi çok uzaktır bizim için. Korku filmlerindeki yaratıklar da saçma gelir. Filmi izlerken ruh halimiz çok değişir. Duygusallaşırız. Belki kendimizden geçeriz. Titanik’te de durum buna yakındır fakat ek olarak aşk vardır. Aslında hayata aşık olmak için ve sevdiğimizle hayatın tadını çıkarmak için gelmişizdir bu sefer de. Aşkın ne yüce bir duygu olduğunu kavrarız. Ayrıca melankolik oluruz. Titanik bittiğinde gözlerimiz yaşlı kalkabiliriz koltuğumuzdan.
Filmler insanlara değişik duygusal açılardan bakmayı öğretiyor. Ortasını bulmak bize kalmış bir iş. Yeri gelir korkarız, yeri gelir güleriz, yeri gelir ağlarız, yeri gelir aşık oluruz. Hayat hangi açıdan bakmaya yatkınsanız ona daha yakındır. Kimi için komedi, kimi için kabus, kimi için aşk, kimi için macera. |
_________________ The Wheel of Time
Zaman Çarkı
|
|
|
|
 |
|
|
Misafir
|
|
Oldukça güzel yazmışsın, eline sağlık... Gerçekten de nasıl oluyorsa, her filmde o karaktere bürünür, bi önceki filmi eleştiririz... Ama bir önceki filmi tekrar izlediğimizde bu sefer diğeri çok saçma gelir... Öyle birşey işte
Ama en güzelini Jack Sparrow yapıyor... Her durumda hayatta kalmayı başaran neşeli bir tip..
"Bu günü Kaptan Jack Sparrow'u neredeyse yakaladığınız gün olarak Hatırlayın ! İmza Kaptan Jack Sparrow" |
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 27 Şub 2009 |
| Mesajlar: 1052 |
|
|
:) 09.06.2009, 9:47 |
|
|
Bir de "Bugün neredeyse Jack Sparrow'un kaçtığı gün olacaktı." lafı var. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 1473 |
|
|
|
| Caruso yazmış: | Oldukça güzel yazmışsın, eline sağlık... Gerçekten de nasıl oluyorsa, her filmde o karaktere bürünür, bi önceki filmi eleştiririz... Ama bir önceki filmi tekrar izlediğimizde bu sefer diğeri çok saçma gelir... Öyle birşey işte
Ama en güzelini Jack Sparrow yapıyor... Her durumda hayatta kalmayı başaran neşeli bir tip..
"Bu günü Kaptan Jack Sparrow'u neredeyse yakaladığınız gün olarak Hatırlayın ! İmza Kaptan Jack Sparrow" |
Teşekkür ederinm Caruso. Çat pat bazı nüansları yakalamaya çalıştım işte. Hoşunuza gittiyse ne ala. |
_________________ The Wheel of Time
Zaman Çarkı
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 2832 |
|
|
|
Çok güzel bir çalışma olmuş Falas, eline sağlık. Hayat çok yönlü ve bu yönlerin her birinin kendine ait farklı özellikleri var. Dediğin gibi korku, gerilim, komedi, aşk filmleride bizlere bu yönleri teker teker sunuyorlar. Kimileri ise - Karahip Korsanlarında olduğu gibi- hislerimizi kimi yerde heyecan, kimi yerde komedi, kimi yerde de gerilim gibi farklı yönlere çekebiliyor. Filmler de bizim bir parçamız gibi. Her birinde kendimizden bir şeyler buluruz. Ve bir filimi iyi yapan ise, bu parçaları bizlere en iyi yansıtması olmuştur. Zira bir Örümcek Adam filmine baktığımızda, orada sadece konu bir Örümcek Adam değildir. Zira kendi açımdan bir Örümcek Adam sadece suçlular ile savaşıp olayı kapasa, bu kadar tutmazdım. Ancak içine yerleştirilen farklı şeyler aşk ve diğerleri, bu filmide bizlere sevdiriyor.
Yeniden eline sağlık Falas, yazılarının devamını dilerim. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 1473 |
|
|
|
Teşekkür ederim Acemi Oğlan, devamı gelir inşallah. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 07 Şub 2009 |
| Mesajlar: 171 |
|
|
|
Gerçekten tüm duygu ve düşüncelerimizi yansıtmış bulunuyorsun şu an. Bence hayat tebessüm ve aşk içinde çok daha anlamlı.. Karayip kotsanları ve Titanic bu sebeple favorimdir. tüm duygularımızı, kendimizi nasıl kaptırdığımızı çok güzel aktarmışsın. Gerçekten de aynen öyle oluyor..
tebrik ederim, güzel teşhisin için.. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 1473 |
|
|
|
| Mehtap yazmış: | Gerçekten tüm duygu ve düşüncelerimizi yansıtmış bulunuyorsun şu an. Bence hayat tebessüm ve aşk içinde çok daha anlamlı.. Karayip kotsanları ve Titanic bu sebeple favorimdir. tüm duygularımızı, kendimizi nasıl kaptırdığımızı çok güzel aktarmışsın. Gerçekten de aynen öyle oluyor..
tebrik ederim, güzel teşhisin için.. |
Teşekkür ederim Mehtap. |
_________________ The Wheel of Time
Zaman Çarkı
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 25 Hzr 2008 |
| Mesajlar: 3473 |
|
|
|
Çok güzel bir çalışma olmuş.
Gel de Yazı gönder butonunu arama değil mi Acemi  . |
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 2832 |
|
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 1473 |
|
|
|
Yani, yalandan mütevazilik gibi olmasın da bu yazı bence yazı gönder butonundan gönderilecek kadar büyük bir yazı değil. Daha çok canı sıkılan birisinin karalaması gibi bir şey. Zaten anasayfayı hak eden yazıyı Kilgarvan kendisi anasayfaya koyar. Buton işi bence işlemi kolaylaştırmak için konulmuş bir kural. Ama bu kadar basit bir yazıyla da Kilgarvan'ı rahatsız etmek de olmaz.
İltifatlarınız beni onurlandırıyor. Hepinize candan teşekkür ederim. |
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 2832 |
|
|
|
Sence bunu biraz daha geliştirerek ve detaylandırarak anlatmak, anasayfa için güzel bir yazı olmasını sağlamazmı  Bence her şekilde o butona gider bu. Sana kalmış. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 1473 |
|
|
|
| Acemi Oğlan yazmış: | Sence bunu biraz daha geliştirerek ve detaylandırarak anlatmak, anasayfa için güzel bir yazı olmasını sağlamazmı Bence her şekilde o butona gider bu. Sana kalmış. |
Detaylandırarak yazıldıktan sonra anasayfa için biçilmiş kaftan olur fakat o kadar uğraşacak zamanım yok. Zamanım olsa bile takatim yok. Şu sınavlar bir bitsin hele.  |
_________________ The Wheel of Time
Zaman Çarkı
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 2832 |
|
|
|
Haklısın. Zaman varya şu zamann ahhhh. Ama olsun, zamanın ve takatin olduğu bir zamanda bekliyorum şahsen böyle bir yazı. Filmler hakkında ki geniş bilginden eminim falasssss  Bizi mahrum bırakmaa |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 96 |
|
|
|
Tebrikler Falas, çok yerinde bir tespitte bulunmuşsun. Zaten örnek olarak verdiğin filmlere de dikkat edersek (Garez hariç, onun hakkında pek bir bilgim yok, o türe karşı ilgim yok) türünün önde gelen, en başarılı filmleri hepsi. Yani şöyle de diyebiliriz ki film bizi ne kadar içine çekiyorsa, kendi atmosferini ne kadar iyi yansıtıyorsa beğenilme durumu da bununla doğru orantılı olarak değişiyor. Bence bu durum tamamen oyunculara ve oyunculardan daha çok yönetmenin yeteneğine bağlı. Senaryo ne kadar iyi olursa olsun filme kendine has havasını veren yönetmendir en nihayetinde.
Mesela geçenlerde I am Sam diye bir film izledim... İnsan hiç kendini otistik birinin yerine koyar mı? Koyduruyorlar işte adama  |
_________________ Sensiz de döner dünya!
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 1473 |
|
|
|
Acemi Oğlan, sinema ile ilgili yazılarımı devam ettirmeye çalışacağım. Lastofthemajeres, ilgin için teşekkür ederim. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 1473 |
|
|
|
Bu başlığı tekrar okuyayım dedim uzun bir aradan sonra. İlk yazdığım zaman pek güzel gelmemişti. Şimdi dönüp baktığımda hoşuma gittiğini gördüm. Acemi Oğlan, haklısın, bu yazıyı genişletip detaylandırarak anasayfaya koyulabilecek bir hale getirsem güzel olur. Bir ara daha geniş bir şekilde tekrar yazıp anasayfaya koyayım. Desteklerinden dolayı herkese teşekkür ediyorum. |
_________________ The Wheel of Time
Zaman Çarkı
|
|
|
|
 |
|
|