Lovecraft korku edebiyatında, ondan önce ve sonra şeklinde bir ayrım yapıla bilen belki de tek yazar.Ustanın hayat öyküsü beni çok etkiler. Kendisi 1890 Rhode Island doğumlu, Amerika'lı bir yazar.Hayatının büyük bölümünü de burada geçirmiş. Ustanın çocukluğu oldukça travmalı geçmiş malesef.
Babasını küçük yaşta kaybetmiş.Bu onun hayatında derin izler bırakmış.Oldukça baskıcı ve takıntılı biri olan, annesi tarafından yetiştirilmiş.Kadın küçük oğluna bir kız gibi davranır ve kız kıyafetleri giydirirmiş.Annesinin bu davranışları belki de Lovecraft'ın ilerki yaşlarda yaşadığı, karşı cinse soğukluk sorununu açıklayabilir.Çocukluğunda dış dünyadan çok,kendisinin mitoloji ve edebiyattan olusturduğu bir iç dünyada yaşamayı tercih etmiş.Özellikle yunan ve arap mitolojisine meraklıymış hatta evinin bir köşesinde arap mitolojisinde bahsi geçen eşyaların benzerlerinden oluşan bir köşe bile varmış.Mitolojiye olan bu merakı ilerde oluşturacağı kendi mitolojisine de kaynaklık etmiş.Edebiyatta ise tam bir gotik hayranıymış.Arthur Machen,Ambrose Bierce,Lord Dunsany,Edgar Allan Poe en çok sevdiği ve etkilendiği yazarlar arasındadır.Fikir yapısı biraz karışıktır ustanın,tüm bu fantastik ve doğaüstü tukusuna rağmen tam bir materyalisttir.Ayrıca yer yer faşistliğe kaçan düşünceleri de vardır.Ama bunların hiçbiri Lovecraft ustanın muhteşem bir hayal gücüne sahip olduğu gerçeğini değiştirmez.
Kadınlara olan bakış açısı,yazın stiline de yansımıştır.Hikayesinde bir bayanı görmeniz imkansız gibidir.Olursa da mutlaka;silik, 2 .planda bir karakterdir.
Betimlemelere çok önem verir.Zaten bu, korkuya bakış açısıyla da orantılı bir şey.Ustanın kendi ifadeleriyle en büyük ve evrensel korku;"bilinmeyene" karşı olan korkudur.Bu imajı yakalamak için de,betimlemeler çok önemlidir tabi.Direk olayı vermek yerine,içten içe bir paranoya havası yaratır."O kadar korkunçtu ki,bakmaya cesaret edemiyordum" tarzı cümlelere bolca rastlanır hikayelerinde.Sürekli bir tekinsizlik havası hüküm sürer.
Lovecraft her şeyden önce bir mit yaratıcısıdır,karanlık ,umutsuz,korkunç bir mit.Tanınmasını sağlayan da Weird Tales dergisinde yayımlanan Cthulhu mitosudur zaten.Lovecraft Cthulhu mitosunu 13 öyküyle oluşturmuş ancak ondan etkilen birçok yazar bu mitosu devam ettirerek yeni hikayeler eklemişler.Mitosun ana kaynağı uzaydan gelen tanrılar,eski korkunç kültler ve birde tabiki lanetli kitaplardır.Bu kitapların en ünlüsü ise Necromonicon yani ölüler kitabıdır.Lovecraft bu sahte kitaba bir de tarihçe yazmıstır ama hiçbir zaman varlığını idda etmemiştir.Şu anda bir çok kişi kitabının varlığına inansa da,kitabın sahte olduğu çok açıktır.Kaynakları bellidir;Arthur Machen,LordDunsay gibi yazarların öyküleri...
Malesef beğenilen her şeyi satışmetası haline getirme düsüncesinden Lovecraft'ta payını almış.Nette;cthulhu fincanı,tişörtü,pantolonu gibi son derece saçma şeyler var.Bazıuyanıklar ise cthulhu tarikatı bile kurmuslar.Doğaüstü,gizli,kült gibişeyleri merak edip hakkındaki şeyleri okuyan biri olarak bunların saçmasapan şeyler olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.Sinema sektörü bolca yaralanmıştır Lovecraft tan.Korkufanlarınca çok sevilen Evil Dead filminde ustaya açık bir atıfvardır.Bunun haricinde Carpenter ustanın bence en iyilerinden biri Inthe Mouth of Madness ustaya bir saygıdır.Dagon,re animator serileri ve daha bir çokları...