| |
|
 |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 24 Tem 2008 |
| Mesajlar: 0 |
|
|
|
İlk Vampir: Caine 20.12.2007, 14:47 |
|
|
Bundan yüzyıllar önce, yapraklardaki sakin rüzgar dokunuşu ve kuş cıvıltılarıyla dolu dünyanın sessizliği bir ışıkla bozuldu; bu ışık, barış rüzgarlarını dindirip dünyanın tüm benliğini sömürecek olan olgunun, insanlığın ilk hüzmesiydi. Adem ve Havva adındaki fırtına öncesi sessizliğin ilk fısıltısı, sonraları evlenecek ve 3 tane de oğulları olacaktı; Caine, Abel ve Seth. İlk doğan Caine, bitkileri yetiştirdi. Onları suladı ve büyüttü, hayat verdi. İkinci doğan Abel hayvanlara baktı. Onları besledi ve büyüttü.
Bir gün babaları Adem, iki oğluna keskin bir ses tonuyla; "Caine ve Abel, yukarıdaki için bir kurban getirin. Getirin ki yaratıcınıza olan minnetiniz bilinsin." dedi. Caine, yukarıdaki için en tatlı meyvelerini, en olgun bitkilerini getirdi. Abel ise en genç, en güçlü hayvanını kurban etti.
İki kardeş de kurbanlarını Adem'in ocağına koydular ve ateşe verdiler. Duman onları yavaşça yukarı doğru götürdü. Abel'in kurbanı tatlı bir koku yayıp kabul edilirken, Caine'inki kabul edilmedi ve Caine sert bir şekilde azarlandı.
İlk doğan (Caine) ağlamaya başladı, gece gündüz yukarıdakine dua etti.
Gel zaman git zaman, Adem kurban vaktinin yeniden geldiğini söyledi. Abel yine en güçlü ve genç hayvanlarından birini öldürdü. Caine ise eli boş geldi, çünkü kurbanının istenmeyeceğini biliyordu. "Caine, neden bir kurban getirmedin?" diye sordu Abel. İlk doğan, gözleri yaşlı bir şekilde kardeşinin kalbine mızrak saplayarak onu kurban etti; hayatta en çok sevdiği şeyi.
Bu olayın ardından yukarıdaki onu cennetten attı, ve Nod denilen bir yere sürgün etti.
Caine karanlıkta yalnız kalmıştı. Açtı, üşüyordu ve ağlıyordu... Karanlığın içinden tatlı bir ses geldi. Siyahlar içinde bir kadın Caine'e doğru yaklaştı:
"Hikayeni biliyorum, Nod'lu Caine. Açsın, bende yemek var. Üşüyorsun, bende kıyafetler var. Üzgünsün, bende rahatlık var". Şaşırmış olan Caine: "Benim gibi lanetli birini niye rahatlatasın? Neden giydiresin? Neden besleyesin?" dedi, ve alacağı cevapla daha da şaşıracaktı:
"Ben senin babanın ilk karısıyım. Yukarıdakine karşı geldim ve özgürlüğü karanlıklarda buldum. Ben Lilith'im. Bir zamanlar ben de üşüyordum. Benim için sıcaklık yoktu. Bir zamanlar ben de açtım, benim için yemek yoktu. Bir zamanlar ben de üzgündüm, benim için rahatlık yoktu."
Lilith, Caine'i ağırladı ve onu besledi, rahatlattı. Caine onun evinde bir süre kaldı, ve bir gün ona sordu: "Sadece karanlıktan, bu evi nasıl yaptın? Nasıl kıyafetler yarattın? Yiyeceklerini nasıl yetiştirdin?"
Lilith gülümsedi ve cevap verdi: "Ben uyandım. Bu sayede istediğim gücü yaratıyorum". Gözleri parıldayan Caine: "Beni de uyandır Lilith, benim de güce ihtiyacım var. Ben de kendi evimi, giysilerimi, yiyeceklerimi yaratmalıyım."
"Uyanmanın sana ne yapacağını bilmiyorum. Sen baban tarafından lanetlendin. Ölebilirsin, sonsuza kadar değişebilirsin." İçini kemiren heyecanla Caine:
"Güç olmayan bir yaşamın ne önemi var? Sen olmadan ben ölürüm, ama senin kölen olarak yaşayamam." Lilith Caine'i seviyordu. Sonuçlarından emin olmadığı için istemese de Caine'e olan sevgisi, içinden gelen sesin önüne geçti ve onu uyandırdı. Bileğinden gelen kanı bir kaba koydu ve Caine'e içirdi. Caine Abyss'e düştü, o kadar uzun süre düştü ki bu ona sonsuzluk gibi geldi. Gözlerini açtığında karanlık bir yerdeydi.
Karanlığın içinde Caine parlak bir ışık gördü. Gecede parlayan ateş, Michael, Kutsal Ateşin koruyucusu ona gelmişti, ve şöyle dedi. "Adem ve Havva'nın oğlu, suçun büyük ama babamın bağışlayıcılığı daha büyük. O seni affetti."
Kızgın ve kırgın Caine cevap verdi: "yukarıdakinin acımasıyla değil ancak kendi vicdanımla gurur içinde yaşayabilirim." Reddetmişti. Ve Michael ona ilk lanetini verdi:
"Bu diyarlarda gezdiğin sürece, sen ve senin çocukların ateşten korkacak. Ateşim sizin derinizi yakacak ve sizi mahvedecek."
O gecenin sabahında, ufuktan Raphael, güneşin koruyucusu göründü. Caine'e şöyle dedi: "Adem'in oğlu, Havva'nın oğlu, kardeşin Abel cennetten senin günahlarını affetti. Tanrı'nın bağışlamasını kabul etmeyecek misin?"
Caine cevap verdi: "Abel'ın bağışlaması bir şey ifade etmez. Ancak ben kendimi affedebilirsem gerçekten affolmuş sayılırım", ve reddetti. Onun için değişen pek olmamıştı, bir şey dışında; Raphael ona ikinci lanetini vermişti:
"Bu diyarda gezdiğin sürece sen ve çocukların gün doğuşundan korkacak. Güneşin ışınları sizi ateş gibi yakacak. Şimdi git ve karanlık bir yere saklan, saklan ki güneşin gazabını hissetme!" İçini hırs bürüyen Caine kaçtı, kaçtı... ve karanlık bir mağaraya saklanarak derin bir uykuya daldı. Uyandığında ölüm meleği Uriel onu kanatlarının arasında tutuyordu. Caine'e doğru eğilerek kulağına fısıldadı: "Adem'in oğlu, Havva'nın oğlu, Tanrı senin bütün günahlarını bağışladı, kabul et ve bütün lanetlerinden kurtul.."
Büyük bir fırsat gibi görünen bu teklife kırgınlığı dinmeyen Caine cevap verdi: "Tanrının bağışlamasıyla değil, kendi bağışlamamla yaşayacağım. Ben benim. Yaptıklarımı yaptım. Bu asla değişmeyecek".
Ve Tanrının kendisi, Uriel'ın ağzından Caine'e son ve en büyük lanetini verdi:
"Sen ve senin çocukların, bu diyarda gezdiği sürece karanlığa tutunacaklar. Sadece kan içecekler. Sadece kül yiyecekler. Bir ölü gibi yaşayacaklar, fakat ölmeyecekler. Son günlere kadar dokunduğunuz her şey yok olacak!"
Bu lanetle Caine acı bir çığlık attı, gözlerinden kan geliyordu. Kanı bir kabın içine doldurdu ve içti.
Kafasını kaldırdığında Gabriel karşısında duruyordu. Fırtına sonrası sessizliğinin verdiği yankıyla: "Adem'in oğlu, Havva'nın oğlu; babamın bağışlayıcılığı sandığından çok daha büyük. Şimdi bile affedilmeye bir yol açıldı. Bu yola "Golconda" diyeceksin. Çocuklarına ondan bahset, çünkü sadece bu yolla yeniden ışıkta yürüyebileceksiniz."
Alıntı: Vikipedia |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 19 Mar 2008 |
| Mesajlar: 18 |
|
|
|
tevrat ve kayin 20.12.2007, 17:34 |
|
|
Tevrat'ta bu olay şöyle anlatılıyor:
Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayin'i doğurdu. "RAB'bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim" dedi.
Daha sonra Kayin'in kardeşi Habil'i doğurdu. Habil çoban oldu, Kayin ise çiftçi.
Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RAB'be sunu getirdi.
Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil'i ve sunusunu kabul etti.
Kayin'le sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi, suratını astı.
RAB Kayin'e, "Niçin öfkelendin?" diye sordu, "Niçin surat astın?
Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın."
Kayin kardeşi Habil'e, "Haydi, tarlaya gidelim" dedi. Tarlada birlikteyken kardeşine saldırıp onu öldürdü.
RAB Kayin'e, "Kardeşin Habil nerede?" diye sordu. Kayin, "Bilmiyorum, kardeşimin bekçisi miyim ben?" diye karşılık verdi.
RAB, "Ne yaptın?" dedi, "Kardeşinin kanı topraktan bana sesleniyor.
Artık döktüğün kardeş kanını içmek için ağzını açan toprağın laneti altındasın.
İşlediğin toprak bundan böyle sana ürün vermeyecek. Yeryüzünde aylak aylak dolaşacaksın."
Bundan sonrasında Kayin boş boş, çok uzun bir süre gezer, uzak yerlere yerleşir. Birden fazla karısı olan ilk kişi olur. Bazı yerlerde alkolü ilk bulan kişi olduğu yazar. Ayrıca, telli çalgılar üreterek müziği keşfeden de o'dur.
Bunların dışında, ilk kan dökülmeden evvel doğada hiç ölüm olmadığı, aslanların koyunların yanından sessizce geçtiği, bitkilerin dikensiz olduğu, türlü yılan ve örümceklerin zehirsiz olduğu; ancak Kayin'in ilk kardeşini öldürerek ilk kanı akıtmasından sonra bunların değiştiği, 'ölüm'ün başladığı, bitkilerin daha dikenli olduğu, zehirlerin öldürücü olduğu, insanların birbirlerine öfke besleyerek birbirlerini öldürmeye başladıkları da yazar.
Tevrat'ı bulamadım ama internette bununla ilgili güzel bir site buldum:
http://incil.info/kitap/Yaratilis/4 |
|
|
|
|
 |
|
Misafir
|
Kabil 20.12.2007, 17:45 |
|
|
Kabil'in Habil'i öldürmesi; Kuran'da geçtiği biçimiyle:
Onlara Âdem'in iki oğlunun olayını doğru olarak anlat. İkisi birer kurban sunmuşlardı. Birinin kurbanı kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kendisininki kabul edilmeyen 'And olsun, seni öldüreceğim' deyince, kardeşi 'Allah yalnız saygılı olanlarınkini kabul eder' cevabını vermişti. 'Eğer, öldürmek için bana el kaldırırsan bile, ben öldürmek için sana elimi kaldırmam, doğrusu ben dünyaların Rabbi Allah'tan korkarım.'
'Ben, hem benim ve hem de senin günahınla dönüp ateşliklerden olasın, isterim. Bu, haksızların cezasıdır.' Bunun üzerine bencilliği kendisini kardeşini öldürmeye götürdü de kardeşini öldürdü. Böylece kaybedenlerden oldu. Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini ona göstermek üzere, yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O 'Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ayıbını örtmek için bu kargadan da mı aciz oldum?' dedi de, böylece yaptığına pişmanlık duyanlardan oldu.
İlk cinayet olduğunu ise (Adem ve Havva'nın ilk oğlu olmasının yanısıra) şu cümleden öğreniriz:
Zulümle öldürülmüş hiç kimse yoktur ki, onun kanında Âdem'in ilk oğluna bir pay düşmesin. Çünkü adam öldürenlerin ilki odur.
Ayrıca, Kuran'da bu kişinin ismi hiç geçmez, ancak diğer İslami kaynaklar bu kişinin adını Kabil olarak belirler. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 19 Mar 2008 |
| Mesajlar: 18 |
|
|
|
lanet 20.12.2007, 17:50 |
|
|
Kabil ismini ben de bazı yerlerde duymuştum.
Ayrıca, ailesinden ve çiftçiliğinden azat edilen Kayin, lanetlenir. Gün yüzünü görmesi yasaklanır, yiyeceklerden tat alamaz, sadece kan içmeye mahkum olur. Ağlayarak duygularını ifade etmesi hemen cezalandırılır; kan ağlar. Gerçi, buna pek gerek te kalmaz, zira duygularından hemen hemen arındırılır. Sevgi besleme, doğadaki güzel şeylerden zevk duyma, haz alma, tatlı heyecanlar, aşk gibi şeyler artık yoktur. Ve tüm bu eziyeti, ölümsüz kalarak ebediyen yaşamaya mahkum edilir. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 24 Tem 2008 |
| Mesajlar: 0 |
|
|
|
Lanet 08.02.2008, 20:46 |
|
|
Çiftçi olan Kabil, Allah'a buğday ve meyve adar. Çoban olan kardeşi Habil ise bir koyun kurban eder. Allah Kabil'in adağını reddeder, Habil'inkini kabul eder. Kabil buna çok kızar ve kıskançlık içinde Habil'i öldürür. Tanrı Kabil'e kardeşinin nerede olduğunu sorunca "Ben kardeşimin bekçisi miyim?" diye cevap verir. Habil'in kanı yerden bağırır. Bunu duyan Allah, Kabil'i lanetler ve durmadan yeryüzünü dolaşmaya mahkum eder. Kabil, Allah'a yalvarır ve diğer insanların kendini öldüreceklerini söyler. Bunun üzerine, Allah, Kabil'e diğer insanların onu öldürmesine engel olacak bir iz yapar ve şöyle buyurur:
"Her kim Kabil'i öldürürse, intikam yedi kat fazlasıyla onun üzerine olsun"
Benim bildiğim kutsal kitaplarda böyle geçiyor vampirizmle bağlantısı olduğunu bilmiyordum... Bilen biri bunu açıklayabilir mi? |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 29 Oca 2008 |
| Mesajlar: 38 |
|
|
|
';..;' 08.02.2008, 21:05 |
|
|
Acaba tanrı neden buğday, meyve kabul etmemişte, et ve kanı kabul etmiş, o buğdayın ve meyvenin, koyundan çok daha değerli olduğunu bile bile? İlginç. |
_________________ kayıplara karıştı...
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 24 Tem 2008 |
| Mesajlar: 0 |
|
|
|
... 08.02.2008, 22:39 |
|
|
Kur'an neden Kabil'in adağının kabul edilmediğini açıklamaz. Bunu Hristyan ve Musevi kaynaklarından ve Kutsal Kitaplarından öğrenebiliriz ancak. Onlara göre Kabil'in adağı olan meyve ve tahıl, özenle seçilip hazırlanmış değildi ve Kabil'in adağının, onda zaten var olan kötülüğün yansıması olduğu ima edilir. Bu sebeplerden ötürüde adağının kabul edilmediği ima edilir... |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 24 Tem 2008 |
| Mesajlar: 0 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 29 Oca 2008 |
| Mesajlar: 38 |
|
|
|
Re: ... 12.02.2008, 5:12 |
|
|
| ronin47 yazmış: | | Kur'an neden Kabil'in adağının kabul edilmediğini açıklamaz. Bunu Hristyan ve Musevi kaynaklarından ve Kutsal Kitaplarından öğrenebiliriz ancak. Onlara göre Kabil'in adağı olan meyve ve tahıl, özenle seçilip hazırlanmış değildi ve Kabil'in adağının, onda zaten var olan kötülüğün yansıması olduğu ima edilir. Bu sebeplerden ötürüde adağının kabul edilmediği ima edilir... |
Demekki adamın niyeti iyi değilmiş ondan kabul olmamış, önemli olan niyet değilmidir
AnGeLuS MoRTiS yazmış: |
Genellikle Tanrı sorgulanmaz Gaahl  |
Sorgularım ben  Prensip meselesi  |
_________________ kayıplara karıştı...
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 23 Tem 2008 |
| Mesajlar: 5 |
|
|
|
... 25.07.2008, 11:31 |
|
|
çok bilgilendirici olmuş yaa bende hellsing alucard manyağı olarak bu herifin soyunu sopunu merak etmiştim:D |
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group
|
|
|
| |
|
|