Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ŞİİR ATÖLYESİ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 30 Ksm 2007
Mesajlar: 41
Konum: Nuxar
Zamanın başka rengi, başka bir köşesinde
Çok yorgun bir evrenin yıldızlı döşeğinde
Kadim bir dünya vardı, şimdi hatırlanmayan
Adı artık kayıptır, yok dilini konuşan

O dünya üzerinde büyük çağlar yaşandı
Nice savaşlar oldu, toprak kana bulandı.
Gün oldu gül bahçesi açtı kan deryasında
Gün oldu tüm beyazlar döndü katran karaya.

Siyah ile beyazın amansız savaşında
Şer ile iyiliğin el tutmaz mizanında
İyi için savaşmış isimsiz bir mezarın
Bir kadının öyküsü şimdi anlatacağım

Adı kayıp dünyanın bilinmez bir yerinde
Büyük bir ülke vardı, yücelerin elinde
Ülkenin hükümdarı ululardan bir ulu
Kötüye aman vermez, iyiye kalkmaz kolu.

Bu adamın yanında her zaman güvendiği
Bir de nedimi vardı, canın teslim ettiği
Heyhat bilmezdi nedim sinsi hesap peşinde
Gözleri hükümdarın elindeki kudrette.

Girdiği tek savaşta almazken tek yenilgi
Kadehindeki zehir kararttı gözlerini
Bu işe pek üzülen bizim sahte arkadaş,
Kralın vasiyetiyle seçildi devlete baş.

Güzelim yurda olan seçimden sonra oldu
Nedimin ellerinde saray şirretle doldu.
Maske düştü göründü katilin asıl yüzü
Bundan gayri gülmedi günahsızların yüzü.

Karanlığın içinde bir anlaşma yapmıştı.
Ruhunu bütünüyle kötülüğe satmıştı.
Can aldıkça sefilin pis ömrü uzuyordu,
Sırtındaki zırhına bıçak işlemiyordu.

Ona engel olmaya çalışan herkes gibi
Eski saraydan kalma alimler yok edildi
Alimlerin alimi tek bir ikaz bıraktı
“Adı anılmayandan kork iblisin cellâdı”

Bir zaman lalezarken şehri sardı melanet
Artık masumun canı tek Tanrıya emanet.
Masumlardan birisi bizim kahramanımız
Bilmezken korku keder, öksüz kaldı küçük kız.

Köydeki kocakarı; ama, tek kulak sağır
Kendi başına yaşar, gaipten haber alır
Karnını doyururdu fal bakıp yolculara,
Sahip çıktı hem öksüz, yuvasız yavrucağa.

Anlamıştı çocukta geleceği yazacak
Onları düştükleri geceden kurtaracak
Bir kudret salınmakta, büyümekte yavaşça.
Görmeyen gözlerine aldırmadan baktı kıza.

Kız konuşamıyordu, dili kenetlenmişti.
Gözü yaşlı, kadını öz anası bellemişti.
Adını soranları sessizlik yanıtladı
Biçare yavrucağın adı İsimsiz kaldı.

Aradan uzun yıllar, kanlı savaşlar geçti
Zamanın eleğinde çok ömürler tükendi.
Kız büyüdü içinde büyüyen yetenekle
Cesaret tomurcuğu kök saldı yüreğinde.

Bu arada devletin başında duran hain
Sözünde kötülüğe her daim hazır yemin
Gücüne güç katmıştı, adı şer saçıyordu
Kılıcının ucunda hayatlar sönüyordu.

Kız kutsal bir hediye, bir nişan taşıyordu
Omuz başında yıldız rengi bir leke ışıyordu.
Ellerinde kimsenin bilmediği bir hüner
En karanlık dertlere şifa dağıtıyordu.

Yaşlı kadından duyup öğrendiği ilaçlar
Yıllarca ezber edip bildiği tüm dualar
Okyanus gözlerinden akıyordu engine
Gün ışığı gibiydi en karanlık büyüye

Asla esirgemezdi muhtaçtan şifasını
Lakin verdiği sıhhat emerdi dermanını.
Bileği kılıç tutan çoğundan kuvvetliydi.
Çok erkeğe rakipti ok atmada hüneri.

Ondan şifa ummaya gelen komşu diyarlar
Ülkenin bir ucundan diğer ucuna kadar
Kör ananın İsimsiz öksüzünü anlattılar.
Kız bilmeden nam saldı büyük saraya kadar.

Kral olmayan kral, üç diyarın namerdi
O bile merak etti duyunca şöhretini
Kızı getirtmek için leş yuvası adına
Muhafızlar yolladı, dönmediler saraya.

O sırada İsimsiz, uzun yolculuktaydı.
On sekize bastığı gecenin tam yarısı
Anası can vermişti sıcacık yatağında
Geriye bıraktığı çentikli, kör bir kama.

Kızın yüreği korlu yangın yeriydi artık
İçini yakıyordu bu apansız ayrılık.
Ellerindeki şifa yetmemişti kadına
O da karar vermişti evinden ayrılmaya.

Lağım çukuru gibi hastalıkla kaynayan
Başkente gitmeliydi. Binlerce fersah yayan
yürüdü en sonunda vardı şehir yoluna.
Yerleşti kuytularda bir hanın odasına.

Halk mezalim elinde perişan bir haldeydi
Kundaktan yaşlısına hastalık içindeydi
Kız kendi dermanını tüketmek pahasına
Elinden ne gelirse koymadı arkasına

Seneler böyle geçip dindirdi acısını
Ancak halkın mermerden sabrı ufalanmıştı
Hüzünden sarı yüzler galeyana hazırdı
Şehrin derinlerinde bir isyan büyüyordu
Bir adam savaşacak herkesi topluyordu.

İsimsiz de katıldı yorgun isyancılara
Derken büyük gün geldi şehrin meydanlarında
Karşılaştı şer ile ışığın askerleri
Yeri göğü inletti çatışmanın sesleri.

Nedimin zindanlardan saldığı yaratıklar
Adı güneş görmemiş büyülü canavarlar
Karşısında direndi yalın ayak topluluk
Ölümüne saldırdı kanadı oluk oluk.

Lakin yenişemedi bir türlü iki taraf,
Birinde şerrin gücü, azimli öbür taraf.
Otuz günün sonunda Nedim meydana indi
Haykırdı saldırırken içindeki nefreti,
“Ölmek ödül olacak! Kılıcımdır şahidi! ”

Katil doyamıyordu içtiği kızıl kana
Soluğu ölüm idi, ruhu katrandan kara
Attığı her adımda on can birden solarken
Tek kılıç değmiyordu lanetli vücuduna.

Onu gördüğü zaman ışığın İsimsiz’i
Sağ omzunun başında bir acıyla irkildi,
Kolundan yayılan sis yüzünü perdelerken
İyice yakınlaştı cellâda görünmeden.

Bilemedi nedendir içindeki volkanlar,
Neden kaçmayacaktır gücü bitene kadar.
Çentikli küçük kama sıyrılırken kınından
Adamın tam önünde durdu kıpırdamadan.

Katil de fark etmişti önündeki kadını
Alayla gülümsedi bıraktı katliamı
O an bütün meydanda soluklar tutulmuştu
Sessizliğin nefesi gürültüden korkunçtu.

“Bana kama işlemez ” dedi cellât kadına
“Öleceksin yine de adını söyle bana”
Kadının dudağında kıpırtılar dolandı
Ama adı değildi sessiz fısıldadığı

Kadın bunca senedir duyulmayan sesiyle
Dualar mırıldandı hiç bilmediği dilde
Adamın kem gülüşü şaşkınlığa döndü
Kadının yumruğundan ışıklar taşıyordu.

Yumruk acı çığlıkla inerken siyah zırha
Meydan görünmez oldu kör eden ışıklarla
Yer titredi, gökleri inletti yıldırımlar
Çığlığın yankısından duymaz oldu kulaklar.

Toz duman yere inip ortalık durulunca
Koştu bütün görenler yerde yatan kadına.
Kadının berisinde kara zırh yatıyordu
Onu giyen adamdan hiç iz görünmüyordu.

İsimsizse baygındı, ağırdı nefesleri
Bütün ruhunu katıp vurmuştu darbesini.
Kaderine yazılmış büyük işi yaparken
Her şeyi feda etmiş, kurutmuştu kendini.

Derler ki son anında yanına yaklaşanlar
Kadının bir an için güldüğünü sanmışlar
Dudaklarında küçük mutlu bir tebessümle
Adını fısıldamış İsimsiz ölümüne.

Hikâyelerde der ki, unutulmuş diyarda
Savaşın yapıldığı meydanın ortasında
İyi için savaşan kutsal bir kahramanın
Beyaz mezarı vardır. Adı yoktur yatanın.

Kim bilir belki bir gün gizem bilinir olur
Anılmayan o adı bilen biri bulunur…
Benim gibi bir yolcu duyup öğrenir de belki
Dileyene anlatır yeniden hikâyeyi.

Öykücü Okurgezer anlattı öyküsünü
Boşalttı heybesinden ağır gelen yükünü
Yolcu yolunda gerek, beni bekler diyarlar
Sağlıcakla yaşasın, varsa beni duyanlar….
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> ŞİİR ATÖLYESİ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri