> Yaşlı bir eleştirmen hafiften sızıldanıyor: > Dar kafalının biri beni dik kafalı buluyor,ki bu,onca,küfürlerin en kötüsü tabii;bir savaştan ötekine ayağını sürüyüp gelmiş,adı yaşlı kimselerin belleğinde zaman zaman cansız anılar uyandıran bir yazar beni ölümsüzlüğü hafife almakla suçluyor:Kendisi,Tanrı'ya şükür,en büyük umutlarını ona bağışlamış bir takım dürüst kişiler tanımaktadır.Bergson mve Freud'dan hiçbir şey okumamış olmak;ömrü boyunca hiçbir şeye bağlanmamış olan Flaubert ise,bir pişmanlıkacısı gibi içimi kemirmektedir.Bazı hınzır kişiler göz kırpıyor >
Ne budalaca sözler! Çünkü çabuk ve kötü okuyor ve anlamadan yargıya varıyorlar.Öyleyse,tâ başından başlayalım.Bu iş hiç kimseye,ne size,ne de bana hoş gelecek.Ama çiviyi çakmak gerek.Ve mademki eleştirmenler beni yazın adına yargılıyorlar,hem de bunu yaparken ne demek istediklerini ortaya koymuyorlar,onlara verilecek en iyi karşılık,önyargılara kapılmadan,yazı sanatını incelemenin ne olduğunu inceemektir.Yazmak nedir?Kimin için yazıyoruz?Gerçekte hiç kimse bu soruların üzerinde durmamış galiba.