| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 24 Şub 2008 |
| Mesajlar: 37 |
|
|
|
KEDİ VE KIZ 18.06.2008, 0:10 |
|
|
Son günlerde kafası çok bozuk ve koca bir sepet düşünce ile doluydu.Hani derler ya kafamda kırk tilki ve hiç birinin kuyruğu diğerine deymiyor...İşte aynen öyleydi.Düşünmeye başladı.... İyi bir işim iyi bir eşim çok iyi gelirim her istediğimi gerçekleştirme olanağım var.Fakat kafamdaki karmaşa beni daha da çok boğar oldu pisikiatristim bile artık fayda etmiyor.Zaman geçiyor geçiyor gidiyor...ben ise geçip giden zamana lanetler yağdırıyorum.Hepsi boşa herşey boşa amaçsız uyanıp amaçsız yaşıyorum yemek yemenin uyumanın gezmenin arkadaşlarla olmanın hiçbirinin anlamı yok artık hayatımda .... Biraz kafasını dağıtmak için denize bakmak istedi .deniz dalgaları gel-gitleri ile kendi kendini bile pisliklerden arındırır biliyordu ve belki Sude'ninde aklındaki kötülükleri de arındıra bilir kendine katıp çook uzaklara götüre bilirdi. Bu fikri düşünmek bile iyi gelmişti.En azından bir umuttu işte denemeye değerdi kim bilir belkide eve döndüğünde beyni sıfırlanmış olacaktı.Nede olsa bütün balikçilar için tasasız balık tutmayı hobi edinmişler için beyinlerini sıfırlıyorlar derler. Hemen oturduğu koltuktan kalktı dün akşam iş dönüşü üzerinden sıyırıp çıkarttığı ve öylece fırlatıp yere attığı kotunu ve hemen koltuğun üzerindeki koltuk altları terden beyaz şerit olduğunu fark etmediği siyah t-short unu üzerin egeçirdi. Bir an iki gün önce kısacık kestirdiği saçlarını unutarak o iki gün önceki beline kadar uzun siyah saçlarını toplamak için toka sepetine yöneldi ama....yine büyük bir pişmanlık! "Neden kestirdim sanki koca bir ahmağım deniz meniz beni rahatlatamaz.Ben iflah olmaz bir saplantılıyım bu saçlar ne zaman uzar gidip çıt çıt mı yaptırsam? nefret ediyorum kendimden" Son olarak içinde beş kuruş olmayan ama ne ararsan bulunacak o koca çantayı farkına varmaksızın koluna taktığı gibi yaklaşık üç haftadır toplamadığı , dağınık yatağını, mutfakta içi yemek küfü dolu tabakları ve içinde çay kurumuş bardakları, tozlu mobilyaları, saç, kırıntı dolu halıları, içinden kirli çamaşırlar taşan sepeti arkasında bırakarak ve hiç birini önemsemeyerek hatta hiç düşünmeyerek kaçarcasına evden çıktı...Denize gittmek dertlerini denize atıp evine dönmek istiyordu. Yolda herşey daha da zorlaştı her kez üstüne yürüyordu herkes ona bakıyordu Ne vardı sanki ...Acaba beynindeki dağınıklık yüzüne mi yansıyordu.Herkes aslınad kendine bile bir türlü itiraf edemediği ölme isteğini mi anlıyordu. Ölürse tüm sorunlarının kendisiyle yok olacağına ve amaçsızlığının artık sonsuza dek yok olacağına çünkü kendisinin sonsuz olacağına inanıyordu. Evet denize gitmeliydi...Denize gitmeli ve denizden sorunlarıyla beraber kendisini bilinmeyene çook uzaklara götürmesini istemeliydi .Deniz cömertti, misafirperverdi.Bir sürü kişiyi kocaman dalgalarıyla başka diyarlara götürüyordu.Sude'yi de götürürdü. Sonunda körfeze vardı . Sude denize baktı deniz Sude ye baktı Sude denize misafir olmak istedi Deniz: "Gel; beni mutlu edersin seni nereye istersen kocaman dalgalarımla hemen götürürüm" dedi. Sude denize bir adım daha attı "geliyorum beni sadece sen anlarsın bu bunalımlı zamanlarımda hiç ağlamadım ; çünkü ağlayamadım ağlamış olsaydım biliyorum şimdi daha iyidim.Benim göz yaşım yok sende dünya kadar.Böylece ağlamışta olurum beni saran ama tam olarak ne olduğunu çözemediğim nefes almama engel boğulduğum sıkıntımdan da kurtulmuş olurum" Deniz: "senin istediğin biraz göz yaşıysa ve bu sana yetecekse ben suyum; herşeyi arıdırırım ve sana da böylelikle ilaç olurum.Hadi gel , sana koca bir dalga dolusu ıslaklıkla kollarımı açıyorum bak..." Ve son adımı atıp denize misafir olmaya, karşıdan gelen o kocaman dalgaya kendine bırakmaya karar verdi. Artık dalga tam onu yakalaya bilecek kadar yaklaşmıştı herşey buraya kadardı işte birkaç saniye sonra tertemiz bir beyni olacaktı. Aniden sağ tarafındaki miyavlama tüm yoğunluğunu dağıttı.Bembeyaz mini mini ağzının içi pembe ürkek bir kedi yavrusuyla göz göze kaldı.Yavru ne zaman gelmişti, nereden çıkmıştı, ne zamandır yardım istiyordu, ona böylesine acı dolu takatsiz gözlerle bakıyordu.Saniyede bu düşünceleri aklından geçirip bir çalımda kediciği iki patisiyle tutunduğu ve düşmek üzere olduğu yamaçtan kavradığı gibi kollarına sardı. Ve o an düşündü ki: kolları onu kurtardı tıpkı denizin kollarının onu kurtaracağı gibi ve ağlamaya başladı hıçkıra hıçkıra ağladı ve kendisi bir kez daha deniz oldu yüzü ıslandı,ayağa kalktı ve yüzünü esen serin akşam üstü rüzgarına döndü.Rüzgar derisinin tüm gözeneklerinden geçip içine doldu derin bir soluk aldı; ciğerlerindeki tıkanıklık, kalbindeki yangın, beynindeki yoğunluk rüzgarla doldu;mutlu hissetti yavruyu kurtardı kendini tekrar mutlu hissetti ve kendini yine kendisinin kurtardığını anladı. O minicik korumasız yavruyu kucağına alıp evine dönmek herşeye yeniden başlamak istedi. Hayat devam ediyordu ve Sude'de devam edecekti sonuna kadar... |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 181 |
|
|
|
Borçlusunuz... 18.07.2008, 13:47 |
|
|
Sanki en son okuduğunuz kitapla aranıza binlerce yıl girmiş gibi bozuk bir Türkçe ve zihninizle kaleminiz arasında kocaman bir uçurum varmış gibi savruk bir kompozisyonla yazıyorsunuz 'regisiss'...
Ve hayat dediğiniz şey, sizin için gerçekten de bu kadar 'tavuk suyuna çorba' tadında mı, inanın bilmek istemiyorum...
Bence, siz bana iyi bir hikâye borçlandınız; lütfen oturun ve bu tuhaf 'yazı'yla harcadığım zaman için sizi affetmemi sağlayacak bir şeyler yazın- şaka yapmıyorum!
Şimdiden teşekkürler. |
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 887 |
|
|
|
ŞÛMUL 18.07.2008, 14:49 |
|
|
Sevgili Şûmul,
Eğer arkadaşlarımız yazdıklarını doğru biçimde anlar ve alınganlık göstermezlerse senden çok istifade edebilirler. Her yazar adayının senin gibi samimi ve açık sözlü bir eleştirmene ihtiyacı var. Fakat ne yazık ki arkadaşlarımız senin gibilerle iyi geçinip azami istifadenin yollarını aramak yerine derhal kızıp köpürüveriyorlar. Oysa bizler bu forumları, bin türlü çilesine, ıstırabına ve masrafına rağmen, arkadaşlarımız kendilerini yazı-çizi konusunda geliştirsinler diye yaşatıyoruz. İnanıyorum ki sevgili regisiss'imiz alınganlık sergilemeyecek ve işaret ettiğin mevzulara dikkat ederek forumumuza yazmayı ısrarla sürdürecek. Eleştirmenlerimiz açık sözlülükte, yazar adayı arkadaşlarımız da çalışmak ve öğrenmekte ısrarcı olurlarsa bunda hepimiz için olağanüstü yararlar vardır. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 181 |
|
|
|
Kilgarvan'a... 18.07.2008, 14:59 |
|
|
İyi hissettim kendimi...
Teşekkürler. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 17 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 6 |
|
|
|
Şûmul 18.07.2008, 16:14 |
|
|
Sert ama sağlam bir eleştiri yapmışsınız.
Açıkçası Türkçe'nin düzgün kullanılması taraftarıyım bende ama bu eksikliği kasvetli betimlemeler ve hoş bir sonla biraz olsun ikinci plana çekebilmiş olduğuna inanıyorum regisiss'in.
Ben beğendim. |
_________________ "He or she, I don't know.. IT's coming.."
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 24 Şub 2008 |
| Mesajlar: 37 |
|
|
|
... 23.07.2008, 19:20 |
|
|
Ya arkadaşlar sağolun. Mesajlarınız beni mutlu etti. Kedi Ve Kız benim ilk öykümdü ve anlaşıldığı üzere çok fazla düzensiz yazmıştım. Daha sonra bu bozuklukları düzelttim.
Şumul ve Bettler Yorumlarınız ve eleştirileriniz için teşekkürler.
Ayrıca Kılgavran son derece haklısınız. Ben sitede henüz yeni yeni yazmaya başladım ve sitede üç öyküm var. Her üç öyküyüde daha önce tasarlamadan, tek bir süreçte, aklıma geldiği gibi yazdım. Yazdığım öyküdeki düzensizliklerin en son ne zaman kitap okuduğumla alakası olamaz. Bence bir kişi okurken okur, yazarken yazardır. Ve ben henüz yazar değilim. Yazar olabilme yolunda ilerleyen küçücük bir karıncayım.Tabiki de eleştiriler olmalı ki; hatalarımı düzeltebileyim. Ancak, eleştiriler saldırı gibi olursa bende dediğiniz gibi yazmaktan uzaklaşıyorum, çünkü çok sert eleştiriler bu işi kavrayamayacağım korkusu yaratıyor bende. Kendime "uğraşma olmaz" diyorum. Hatta yeni bir öykü tasarlarken bu çok sert eleştiriler hayal kurmama bile engel olabiliyor. Anlatmaya çalıştığım gibi eleştiri olmalı ve gerekli ama biraz daha yumuşak olursa daha anlayışla karşılayabilir, hatalarımı düzeltmek adına severek ve isteyerek uğraşırım. Mesela Bettler'de eleştiride bulunmuş, O'nun eleştirisi yumuşak ki bu tarz eleştiriler beni daha çok hırslandırıyor. Anlatmaya çalıştığım gibi henüz yolun başındayım mutlaka daha sonraki süreçlerde karıncalar, kanatlı karıncaya dönüştüklerinde bu sert eleştirileri alıngan davranmadan ya da beni sindirmelerine izin vermeden algılayabileceğim. Belkide o zaman yumuşak eleştirileri önemsemeyeceğim bunu şimdi bilemem.
Tekrar sert-yumuşak eleştirileriniz için çok teşekkür ederim. Yineliyorum ki; Kedi Ve Kız benim sadece sitede değil hayatımda yazdığım ilk öyküydü. Ve ikinci öyküm olan Sonsuzluğa Saniye Kala' da aynen Kedi Ve Kız kadar düzensiz yazdığım bir öykü. Üçüncü ve son öyküm olan Sır' da bu düzensizliklere rastlamazsınız. Çünkü son öykümde biraz daha dikkatli, biraz daha öğrenmiş, kendimi eleştirmiş ve düzeltmiş olarak yazdım. Biliyorum her yeni öyküm bir öncekinden daha daha iyi olacak. Karıncalar kanatlanacak... |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 24 Şub 2008 |
| Mesajlar: 37 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|