Reklam Arama Galeri Fantastik Edebiyat Ana Sayfa Üyelik Fantastik Edebiyat Forumu FRP - RPG Forumları Fantasiana Ansiklopedik Sözlük Kitapçı Site Arşivi Künye İletişim Ana Sayfa
 Kayıt  |  Üyeler  |  Arkadaşlarım  |  Giriş       

  
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 03 Oca 2008
   Mesajlar: 1073
Saat gecenin kaçıdır bilmem. Gökyüzü o denli simsiyah! Tophane’de, küçük bir meyhanede, karşılıklı oturmuş içiyoruz. Küçük bir pencereden içeri karanlık sızıyor. Tek bir atmışlık ampul dışında aydınlık olan hiçbir şey yok. Bir de gözlerimizin dışında! O yüzden olsa gerek, gözlerini her kırpışında sırtım ürperiyor. Sandalyemden düşeceğimi sanıyorum.

 

İkimiz de yol yorgunuyuz. 3 koca dağı devirdik de geldik, kaç tane insan gömdük toprağımıza. Sonra burada buluştuk işte. Sanki sırf bunun için yaşamıştık. Bu, en son geceydi. Kıyametimiz, bir şafak vakti kadar uzaktaydı en fazla. İkimiz de biliyorduk ki, sabahı görmeden öleceğiz. Aslında zaten, tam burada ölmek için yaşamış gibiydik. Ölmek, bize fazla gelmiyordu. Karanlık ürkütüyordu, o kadar!

 

Bu bir sevda masalı değildi. Onun tüm gözlerinden bunun böyle olduğunu anlayabiliyordum. Benim de bildiğim bir hakikatti bu tabi. Çünkü bu masalın diğer kahramanıydım ben.

 

Bardaklarımızı dudaklarımıza değdirip bırakıyorduk ve ben ne içmekte olduğumuzu biliyor değildim. De ki, onun gözlerini içiyordum. İçim eziliyordu. Suskunluk, ağzımı dolduruyordu. Konuşmaktan öte bir durumdu bu. Birbirimize söyleyebileceğimiz hiçbir şey yoktu. Çünkü ikimiz de tüm şu gizemli hallerden haberdardık. Kainat tarafından lanetlenmiştik ve susmak bir lütuftu artık.

 

“Sen Mecnun’sun!” dedi bana aniden. Sanki o değil de gözleri konuşuyordu.

“Evet!” dedim. “Sen de Leyla’sın!”

“Biliyorum!” dedi. “Senin gibi Mecnun görmemiştim daha önce”

 

Ben de en Leyla olan ile karşı karşıyaydım, biliyordum. Bunları bilmemiz için, birbirimize bildirmemize gerek yoktu. Onu susmaya teşvik ediyordum.

 

Halbuki sanki, asırlardır susuyormuş gibiydim. Sanki biraz da kafam dumanlanmıştı. Gece geçip gidiyordu. Geçip gitmek bir görevdi.

 

“Sen de benimle ölecek misin?” diye sordu. Yok, o değil, gözleriydi bunu soran.

 

Cevabını biliyordu zaten. Susmaktan vazgeçmem için hiçbir sebebim yoktu.

 

“Bütün Leylalar ve bütün Mecnunlar, yan yana ölmek için mi vardırlar?” dedi sonra

“Öyle olmalı!” dedim. “Yoksa biz niye ölelim?”

“Bu bir masal, öyle değil mi?” dedi.

“En az her şey kadar!” dedim.

“O halde hiç yaşamadık biz!”

“Hayır!” dedim. Gözlerim buğulanıyordu. “En az herkes kadar yaşadık!”

 

Susmak artık çare değildi. Bir teselli de değildi. Belki hiç iyi bir şey olmamıştı susmak. Aldanmıştık, en az herkes kadar…

 

“Öldükten sonra yeniden buluşabileceksek,” dedim “hüzün duymamız çok anlamsız olmaz mı?”

“Hayır!” dedi, “Çünkü, yalnızca hüzün duyabilmek için ölüyoruz. Biz ölmezsek eğer, hüzün kaybolur gider!”

“Kimse hüzün duymaz!” dedim, onu anlayarak. “Biz fedaileriz!”

“Hayır!” dedi, “Biz Leyla ile Mecnun’uz.”

“Bu başka ne anlama geliyor ki?” dedim.

“Hiçbir anlama gelmiyor!” dedi. “Anlamsızlık da değil bu yine de. Zira biliyorsun,”

“Anlamlı olabildiğimiz için ölüyoruz biz!” dedim. “Evet, biliyorum.”

 

İkimiz de biliyorduk yani. Bu, bir yok oluş macerası değildi. Fakat var oluş macerası olmasına da imkan yoktu. İşte belki de sırf bu yüzden ölmeliydik. Çünkü sahip olduğumuz tüm anlamlar, kainatın sahip olduğu tüm değerleri aşıp geçiyordu. Aşıp geçmek bir görevdi.

 

“Biliyorum,” dedim “Sen Leyla olduğun için ölüyorsun. Fakat sen Leyla isen ben de Mecnun olmalıyım ve en az senin kadar ölmeliyim.”

“Evet!” dedi, “Ben Leyla’yım, çünkü sen Mecnun’sun. Ve ikimiz de ölmeliyiz.”

 

Kafamı salladım. Bardağımı bir kez daha dudaklarıma götürdüm. Halbuki ne içmekte olduğumdan bihaberdim. O ise sanki, benim gözlerimi içiyordu.

 

“Ölmesek?” dedi, usulca.

“Ölürüz!” dedim. O anladı.

 

Pencereden sızan siyahlık, gözlerimi kamaştırıyordu adeta. Siyahın böylesini ne görmüş, ne de işitmiştim. Sanki şafak, ansızın ölüp gitmişti de, meydanlar hep geceye kalmıştı.

 

“Yine de yaşadık!” dedim. “Hepsi sancılı ve çok uzun oldu. Fakat sonunda bulmam gerekeni bulmak için onları yaşamalıydım.”

“Ve bulunca ölmek için!” dedi. Nasıl da haklıydı!

“Bunu hep göze aldım.” dedim “Ben Mecnun’um, unuttun mu?”

“Hayır,” dedi, “Unutmam olası değil. Çünkü ben de Leyla’yım.”

 

Fakat artık gece büyümüştü. Gece yaşlanıyordu. Uzun boylu bir garson geldi yanımıza. Bardaklarımızı önümüzden çekip aldı. Bize bakarken, sanki gülümsüyordu. Halbuki apaçık surat asıyormuş gibiydi.

 

“Tan vakti ermek üzere!” dedi, sanki konuşan o değildi.

 

Tüylerim ürperdi. Baktım, onunki de ürpermişti.

 

Garsona teşekkür ettik. Halbuki son kez de olsa gözlerinden bir kadeh daha içmek isterdim. Fakat gece ölüyordu.

 

Ve ölmek, bir görevdi…
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 07 Tem 2011
   Mesajlar: 3758
Çok çok çok güzel... ellerinize emeğinize sağlık.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Misafir

   
   
''Ölmek bir görevdi'' Beni benden aldı bu yazı. Paylaşım için teşekkürler.
Misafir

   
   
Mâdem öleceklerdi niye seviyorlardı? Mâdem yaşamak ellerinde değildi, neden ölüme yüklediler yükü? Mâdem bu kadar kolaydı ölmek, neden zoru seçtiler?
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 03 Oca 2008
   Mesajlar: 1073
çünkü bir araya gelebilen hiçbir leyla ile mecnun, bu dünyaya ait değildir...
bu dünya, leyla ile mecnunlar için kavuşamama dünyasıdır...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Misafir

   
   
Seni görmek güzel. Yazın da en az onun kadar güzeldi. Ve okuduğum için memnunum, eleştirebileceğim bir şeyim yok, ruhuna sağlık.
Misafir

   
   
aylak yazmış:
çünkü bir araya gelebilen hiçbir leyla ile mecnun, bu dünyaya ait değildir...
bu dünya, leyla ile mecnunlar için kavuşamama dünyasıdır...
 
Bu kâfiydi aylak. Teşekkür ederim.
DENETMEN

   Kayıt: 02 Ağu 2008
   Mesajlar: 5986
Ama bu gerçekten süper. Çok çok iyi. Ellerine sağlık.

İki gece önce, uyumadan önce okumuştum. Bir nefeste. Hayran kalmıştım.

Aylak, tebrik ederim.  
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 18 Hzr 2009
   Mesajlar: 2539

aylak yazmış:
çünkü bir araya gelebilen hiçbir leyla ile mecnun, bu dünyaya ait değildir...
bu dünya, leyla ile mecnunlar için kavuşamama dünyasıdır...

 

Çok güzel olmuş, eline, gönlüne sağlık aylak.

Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 28 Ağu 2011
   Mesajlar: 1297
Gerçekten çok güzel. Beni en çok etkileyen diziyi hatırladım şimdi. Sad
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
   Yeni başlık gönder Başlığa cevap gönder  

ANA SAYFA | ÜYELİK | FORUM | SÖZLÜK | KİTAPÇI | BİZE ULAŞIN | WEB TASARIM