Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ÖYKÜLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 01 Ağu 2007
Mesajlar: 11
İnsanlardan kaçmaya ne zaman başlamıştı? Neden hiç kimseyi sevmiyordu acaba? Tüm bu düşüncelerin sebebi neydi acaba? Oysa insanlar onu severdi. Kimsenin sevgisini  hakettiğini düşünmüyordu. Beyninin her hücresini uyuşturucu gibi esir alan bu düşüncelerden bir türlü kurtulamıyordu.
    Otobüsün camına vurmaya başlayan yağmur damlaları kafasındaki düşüncelerin bir an dağılmasını sağladı. Yağmur yağarken pencere önünde oturup  damlaların toprağa düşmesini seyretmeyi severdi.
    Dışarıda hava kararmaya başlamıştı. Kaç saattir bu otobüste yolculuk yaptığını hatırlamaya çalıştı. Sabah erken saatlerde otobüs İstanbul'dan hareket etmişti ve şimdi hava kararıyordu. Saatlerdir koltukta oturuyordu ve bacakları ağrımaya başlamıştı. Tekrar otobüs camından dışarıyı seyretmeye başladı. Biletini cam kenarındaki koltuklardan birine aldığı için sevindi.
    Dışarıda yağmur hızlanmıştı....
Özür dilerim, saati sorabilirmiyim acaba? Benmimki bozulmuşda.
     Yan taraftaki koltuğa dönünce, kendisine saati soran şişman adamı gördü. Yüzünde zoraki bir tebessüm vardı. Belkide kendisine öyle geliyordu kimbilir. Yanakları aşağı doğru sarkmıştı ve etli kalın dudakları ne kadar obur bir adam olduğunu hissettiriyordu. Tombul yüzünde neredeyse kaybolan, iki ufak çukura benzeyen gözlerine baktı dikkatlice. Belkide yüzündeki gülümseme yapmacık değildi.
“Saatim yok beyfendi” dedi. Yapmacık bir gülümsemeyle ve kolundaki saati saklamaya çalışmadan
    Şişman adamın yüzündeki tebessüm bir anda kayboldu. Bir şeyler söylemek ister gibi derin bir nefes aldı fakat hiç bir şey söylemeden önüne döndü. Tekrar camdan dışarı bakmaya başladı. Yan koltukta oturan şişman adamı düşünüyordu şimdi. Bakışları onu tedirgin etmiş olmalıydı. İnsanların gözlerine  bakınca onların ruhuna tesir edebileceğine inanıyordu. İnsanların ruhuna giden  en kısa yol belkide tek yol gözlerden geçiyordu. Gözler bir insanın en zayıf noktasıydı
     İnsanları tedirgin etmek ona içten içe bir zevk veriyordu. Sanki yasak elmayı yemiş  gibi garip bir haz duyuyordu bundan. “Delirmiş olmalıyım “ diye düşündü. İnsanları tedirgin edince mutlu olmak başka nasıl açıklanabilirdi ki.
    Beynini ele geçiren bu zehirli düşüncelerle savaşırken otobüsün yavaşladığını hissetti. Camdan dikkatlice bakınca bir mola yerine geldiklerini anladı.
     Otobüs kendisine ayrılan park yerinde durunca şoförün açtığı kapılardan içeri soğuk hava dolmaya başladı. Koltukların arasındaki dar koridorda sıkışmamak için tüm yolcuların inmesini bekledi. Bu bekleyiş sırasında yanındaki koltukta oturan şişman adamda inmişti.
    Otobüsün kapısından çıkınca yüzüne çarpan soğuk hava ve yağmur damlalarına sinirlendi. Sanki tüm yağmur onu ıslatmak için yağıyordu. Mola yeri;           otobüslerin önünde durduğu bir lokanta ve hemen yanında yolculuk sırasında ihtiyaç duyulabilecek şeylerin satıldığı market'den oluşuyordu. Mola yerinin yaklaşık 50 metre ilerisinde bir benzin istasyonu vardı. Biraz dikkatli bakınca benzin istasyonunun yan duvarının üzerinde ışıkları gecenin karanlığını parçalayan bir tabela gördü.
     Keşke gözlüğümü yanıma alsaydım
Sesi yağmurun sesine karıştı ve gecenin karanlığında kayboldu.Hızlıca yere düşen damlalara inat, ağır adımlarla benzin istasyonuna doğru yürümeye başladı.Yüzüne çarpan soğuk onu kendine getirmişti.Saatlerdir oturmaktan uyuşan bacakları artık ağrımıyordu.Birkaç adımda olsa yürümek iyi gelmişti.
    Benzin istasyonunun yanına geldiğinde başını hafifçe kaldırıp duvardaki ışık saçan tabelaya baktı.Yüzünde hafif bir gülümsemeyle Tuvaletin demir kapısını açıp içeri girdi.Hemen girişte yeni ve özenle silindiği belli olan bir masanın arkasında oturan sıska bir adam kendisine “hoşgeldiniz” diye seslendi.
    Sıska adamın kendisine gülümsediğini görünce gözlerinin içine baktı.”İşte bu adamın yüzündeki tebessüm gerçek” diye düşündü.Sıska adamın oturduğu masanın önünden geçip tuvalete girdi.
    Önündeki uzun koridorun sağında lavabolar ve solunda tuvaletler bulunuyordu.Koridorun sonuna kadar yavaşça yürürken bazı lavaboların üstündeki aynaların  kırık olduğunu farketti.”Belkide bu yüzden her aynada farklı yüz görüyorum” diye geçirdi içinden.En son lavaboya geldiğinde tuvaletin boş olduğunu farketti.Herhalde kimse bu sağanak yağmurda ıslanmayı göze almamıştı.Musluğu açıp aynada saçlarını düzeltirken arkasındaki tuvaletin kapısı açıldı.Otobüste yanındaki koltukta oturan şişman yolcunun yüzünü aynada gördü.
    Şişman adam tuvaletten çıkarken yere düşen cüzdanını almak için eğilirken bir anda yere yığıldı.Aynada tam göremesede çıkan sesten adamın düştüğünü anladı.Herşey bir anda olup bitmişti.Yere düşen adamın kalkmak için çaba sarfetmediğini farkedince ciddi bir şeyler olduğunu düşündü.Arkasını dönüp tuvalete bakınca haklı olduğunu gördü.Tuvaletin içine yığılan adamın kafasından kan akıyordu.Düşerken kafasını bir yerlere çarpmış olmalıydı.Hemen adamın yanına geldi ve nabzını kontrol etti.Yaşıyordu.”Düşerken kafasını çarptığı için bayılmış galiba” diye düşündü.Adamı hemen dışarı çıkarmayı düşündü.Fakat hemen bundan vazgeçti.Çünkü bu kadar şişman bir adamı yerinden kaldıramazdı.
“Ama dışarı çıkıp yardım getirebilirim” diye düşündü.Otobüsün önünde durduğu lokantaya gidip yardım çağırmayı düşündü.Eğer şansı varsa yolcuların arasında bir doktor bile olabilirdi.
    Hemen ayağa kalkıp tuvaletin girişine doğru hızlı adımlarla yürüdü.Tam çıkışta sıska adam onu görünce masada duran kolonya şişesini uzatıp “buyrun” dedi.Şaşkınlıkla bekçinin yüzüne bakarken masanın üzerinde duran spor gazetesi dikkatini çekti.Emin olmak için sordu:
     Bu akşam kimin maçı var?
     Yok abi.Bu akşam maç yok.Zaten gazete bugünün değil.Burada otur otur zaman geçmiyor.Bende işte gazetenin her satırını okuyorum can sıkıntısından
     Borcum ne kadar?
     1 lira versen yeter abi.
    Masanın üzerinde duran peçetelerden birkaç tane aldı ve ıslanmamaları için özenle katlayıp paltosunun iç cebine koydu.Masanın diğer tarafında duran sıska adama parayı uzatırken gülümsedi ve gözlerinin içine baktı.Tuvaletin demir kapısından çıkarken sıska adamın yüzündeki gülümsemenin gerçek olduğunu düşünüyordu.
    Otobüse binince üşüdüğünü farketti ve ıslandığını.Koltuğuna oturmadan önce paltosunu çıkarıp yanındaki boş koltuğun üzerine bıraktı.Paltosunun iç cebinden çıkardığı peçeteler ile yüzündeki yağmur damlalarını kurularken diğer yolcular tek tek otobüse binmeye başlamıştı.
    Yolcular binmesine rağmen otobüs bir süre daha beklemiş fakat hareket etmemişti.Elinde yolcu listesi ve yüzünde bir gülümseme ile hostes yanına geldi.
     Afedersiniz, sizin yanınızda oturan beyefendi otobüse binmedi nerede olduğunu biliyormusunuz acaba?
     Hiçbir fikrim yok.Zaten kendisinide tanımıyorum
    Bunları söylerken, yorgunluktan ve uykusuzluktan yıpranan yüzünü makyajla ile maskelemeye çalışan sarı saçlı hostesin gözlerine baktı.Acaba hostesin yüzündeki gülümseme gerçekmiydi?
    Otobüs gecenin karanlığında hızla ilerlerken, beynindeki zehirli düşüncelerin tekrar uyandığını hissetti.Acaba insanlardan tam olarak ne zaman kaçmaya başlamıştı?

_________________
hayaller tek gerçektir......
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ÖYKÜLERİNİZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri