Rhalack'ın Çığlıkları
Koca ejderha Rhalack'ın göz kapakları aralandı ve ininin içini şöyle bir süzdü.Sabahın ilk ışıkları evinin girişinden içeri sızıyordu.Kanatlarını ve kuyruğunu biraz esnettikten sonra usulca ininden dışarı çıktı.Ba-araf'ın serin bahar havasını içine çekti.O tertemiz serin havayı alev alev yanan ciğerleriyle soludu.
Mutlu bir gündü onun için, doğrusu Ba-araf gibi cennet köşesi bir yerde mutlu olmamak çok zordu.İyice açıldıktan sonra ininin önünü kaplayan geniş ve uzun alanda biraz yürüdü, sonra bu alanın sonundaki uçuruma geldi.Aşağıyı şöyle bir süzdükten sonra kendisini boşluğa bırakıp kanatlarını çırpmaya başladı.
Sevgilisiyle buluşmaya gidiyordu, dün biricik aşkı Nlazlin ona telepatik yolla bir mesaj göndermişti.Akşam avına çıktığı sırada beyninde Nlazlini'in düşünceleri yankılanmıştı "Yarın sabah, Kunduzuyu Köprüsüne gel."Şimdi hızla oraya doğru uçuyordu, arkasına sabah güneşini almış halde kanatlarını ağır ağır çırpıyordu.
İnsanların bu cennet diyar Ba-araf'a bıraktıkları izlerden biri de bu Kunduzsuyu Köprüsüydü.Yaklaşık ikiyüzyıl önce ejderha savaşları sona ermişti, ejderhalar bu güzel memlekette yeniden çoğalmışlardı.Savaş bitmeden önce burda yaşayan insanların yaptığı bir köprüydü ve bu ormanlık, kırlık alanda ilginç bir yapıydı kuşkusuz.
Nlazlin'i gördüğü an daireler çizerek alçaldı Rhalack, onun yanına geldiğinde kibar hareket etmeye çalışıyordu.Rhalack genç de olsa büyük bir ejderhaydı ve kibar davranınca komik oluyordu.Nlazlin'in yüzündeki somurtmayı görünce morali bozuldu ve endişelendi.Ne oldu sana diye soramadan Nlazlin konuşmaya başladı, sesi de oldukça soğuktu.
"Rhalack, biricik aşkım, ben gidiyorum ve bir daha geri dönmeyi düşünmüyorum." Yine telepati yoluyla iletişim kuruyordu Nlazlin, onun sevdiği ve başarılı olduğu yöntemdi.Rhalack'ın bu fena habere verdiği yüksek sesli tepki ise ejderha diliyleydi.İnsanların ve elflerin ağızlarında yücelen bu ejderha dili onun çatallı ağzından tiksindirici ve ürkütücü çıkıyordu.
"Nereye gidiyorsun, bir sorun mu var Nlazlin'im, yüce ejderham, kıymetlim, ben de gelirim" Rhalack resmen yalvarıyordu ona.Nlazlin de ejder diline geçti ve konuşmaya başladı, sanki her kelime yüreğini yakıp da ağzına geliyor, acıyla dökülüyordu.
"Bak Rhalack, beni iyi dinle.Sence biz ejderhalar bu cennet bahçesi (bunu tiksinerek söylemişti) yerde mutlu mesut yaşamak için mi yaratıldık?Cevap hayır, biz aşık olmak için de yaratılmadık Rhalack.Ancak yıkım için, savaş için yaratıldık.Üstün büyümüzle insanları yöneteceğimiz yerde onlar bizi buraya tıkmış." Cevap gelmesini beklemeden devam etti dişi ejderha Nlazlin.
"Bak şu köprücüğe, elfler, insanlar, cüceler ve onlar gibi olanlar yapım için yartılmışlar, güzel şeyler düşünmek ve yapmak onların işi...Ama bizim görevimiz bu değil.Öyle nefret doluyum ki, buraya tıkmış bizi insancıklar ve biz de itaat ediyoruz.Kalamam seninle.Aşkımızın(bunu da alaycı bir dille söylemişti) hatırına arkamdan gelme Rhalack, bu son isteğim.Ben kendim gibi düşünen birilerini bulmak için yola çıkacağım."
Rhalack'ın yüzüne tokat gibi çarptı bu laflar, husursuzca kıpırdandı ama konuşamadı.Afallamış bir halde gidişini izledi Nlazlin'in.Batı ufkunda küçük bir nokta haline gelip gözden kayboluncaya kadar yerinden kıpırdayamadı.Sonra kendisine geldi Rhalack, saniyeler geçtikçe acısının büyüklüğünü kavrıyor, "Neden arkasından gitmedim?" diyordu kendine.Şimdi de yetişebilirdi ona ama bunun bir faydası olmazdı.
Sakinleşmeye çalıştı ama başaramadı, genç beyni onun isteğiyle hareket etmiyor, olayları kabullenmiyordu.Nlazlin'i sorgulamayı bile reddetti beyni, sadece acısını düşünüyordu ve giderek çoğalıyordu hüznü.İflas edecekti beyni, delirecekti veya bayılacaktı.Ağlamıyacak, yıkılmayacaktı ama, ölse bile...
Hemen arkasındaki Yıldızsağnağı doruğuna doğru havalandı, biraz sonra tepedeydi.Kunduzsuyu'na hakim küçük bir tepenin zirvesiydi burası.Kuzey yamacı dimdik bir uçurumdu.Rhalack tepeye geldiğinde kanatlarını iki yana açıp kafasını havaya kaldırdı.Sabah güneşini ve Ba-araf'ın bahar havasını yaran kuvvetli bir çığlık salıverdi.Derinlerden gelen nefretin, aşkın ve hüznün çığlıkları yeri göğü inletti.
Ba-araf'ın küçük hayvanları yuvalarına sindiler, yırtıcılar huzursuzlandı, öyle ki kadim ağaçlar bire durdukları yerde titrediler.Sıcak hava ağzından dışarı aktıkça dumanlar yükseliyordu.Çığlığını kesmedi Rhalack, gücünün yettiği kadar nefretini döktü haykırışına.Herkes duysun Nlazlin'in bana yaptıklarını dedi içinden.Böyle sürüp gitti çığlıkları saatlerce...
Kendine geldiğinde Nlazlin'i aramaya çıktı.Ona duyduğu özlemden çok nefretti şu an için.İntikam almak istiyordu ve onu bulmak istiyordu.En kötüsü de onu hala deliler gibi seviyordu.Böylece yollara koyuldu genç ejderha Rhalack.
Diyarın her yerine gitmeye çalıştı, karlı doruklara ve balta girmemiş ormanlara, çöllere ve denizler ötesindeki adalara gitti.Şuursuzca, bilinçsizce onu ararken delirdiğini hissedemedi bile.Bazen insanlarla ve onlara benzeyen yaratıklarla karşılaştı, hepsinde Nlazlin'i gördü.Ondan ürküp kaçtılar.Nlazlin'in kaçtığı gibi.
Artık onu ne Ba-araf'ta hatırlayan vardı ne de başka bir yerde.Unutulup gitmişti, Nlazlin onu unutmuştu ve o da hayatını unutmuştu.Aklı uçup gitmişti başından.Aklı yönetmesi gereken iri bir ejderha vücudu olduğunu mu unutmuştu acaba?Artık düşünemiyordu herşeyi, bilinçsizce yaşadı yıllarca.Yıllar birbirini kovalarken kontrolsüz bir halde ölümünü bekledi diyar diyar uçarak.O bir ölüydü zaten, ölmüştü Nlazlin uçup gittiği an.
Enes "Eramir" K. |