|
ÜYE
| Kayıt: 04 Eyl 2007 |
| Mesajlar: 42 |
|
|
|
Vampir mitosunun en somut çıkış noktalarından biri ilk Çağ'dan bu yana yeryüzünde kol gezen kuduz virüsü. Dünyanın en eski virüslerinden biri olan kuduz, taş devride bile insanoğlunun başına musallat olmuş bir hastalık. Virüsün hasta üzerindeki etkileriyse vampir özellikleriyle birebir paralellik taşır. Şİmdi gözünüzde canlandırın; bir elde kuduz virüsü kapmış biri, diğer elde ise bir vampir. Kuduz hastalığına yakalanan birinin gösterdiği ilk semptom asosyelleşme ve iletişim zorluğu. Hasta ileriki safhalarda her türlü parlak ışıktan korkar ve gün ışığına çıkamaz. Bu bir yerden tanıdık geldi; değil mi? Ürkünç bir değişim geçirdiği için kendi yansımasına bakamaz ve en önemlisi yemek yiyemez. Kuduz virüsübeyni de etkilediği için hasta, kendi yakınları ya da klanı olsun, herkese saldırır. Kuduzun, vampirle en yaıkın benzerliği kuduz virüsünün ısırma ve salya yoluyla geçmesidir.
Şimdi gelelim öteki ele; bir vampirin özelliklerini hatırlıyalım. Kuduz genelde, saldırgan meziyetli olan köpek, kurt, yarasa ve fare gibi hayvanlardan bulaşır. Bunlar aynı zamanda vampirlerin istedikleri zaman dönüşebildikleri hayvanlardır. Peki, bir vampir başka neler yapar? Isırdığı kurbanını kendisi gibi vampir yapar, kan içer, gün ışığına çıkamaz, ateşten korkar..... Vampir mitolarındaki ortak noktalardan biride vampirlerin aslında asosyal olduklarıdır. Sosyal oldukları zamanlarda dahi birbirlerinden kokarlar ve güvenmezler. Vampir mitosunun kuduz hastalığından kaynaklanmış olabileceğini gösteren başka bir paralellik aynaya baktıklarında kendilerini görememeleridir.
İnsanlar henüz klanlar halinde yaşadığı ve herşeyden önemlisi insanların virüs gibi mikro tehlikelerden bihaber oldukları bir dönemde "kuduz" hastaları, onların gözünde korkulması gerekilen lanetli ve tehlikeli yaratıklardı. Eh, zaten bilgili okuyucular olarak mitosoun kulaktan kulağa gelenekselleştiğini ve sorgulanmadığını bilirsiniz. İlkçağ'daki bu korku ve mitoslar tek tanrılı dinlerin ortaya çıkmasına kadar devam etti. İnsanlar medeniyetleştikçe ve tek tanrılı dinler ortaya çıktıkça, bu korkular da dinlerin içine yerleşmeye başladı. Orta Çağ'da ise Papalık ve kilise halkı cadı, kurt adam, kara büyü, vampir gibi eski pagan geleneklerinden doğma inançları temizlemeye çalışır. O güne kadar pagan gelenekleriyle korunan halk Hristiyan simgelerle korunmaya yönlendirilir. Böylelikle paganizmden gelen sarmısak, ateş korkusu ve gün ışığına çıkamamanın yanına haç, kutsal su ve saf inancın gücü de eklenir. Bu noktada "saf inanç" bir propaganda aracı olarak kullanılmış ve zamanla vampirlere karşı en hakiki güç olarak ön plana çıkmıştır.
Kutsal dinlerin çıkışıyla birlikte vampir teması taşıyan ve Anadolu medeniyetlerinden gelen "Tanrıça Lilith" de kutsal dinlere empoze edildi. Bu noktada iki ayrı inanış var: Birinci inanışa göre Kabil Lilith'in, Adem'in Havva'dan önceki, aynı kendisi gibi çamurdan yaratılmış ilk eşinin çocuğu. Diğer ve genelde inanılan şekliyle'de Adem ve Havvan'nın ilk çocuğu. Bu ayrıma karşın efsane sonrasında ortak bir anlatıma döner.Kabil bitkilerin, küçük kardeşi Habil ise hayvanların efendisdir. Adak istendiği gün Kabil en güzel bitkilerini sunağa koyarak yakar, ancak Kabili'in adağı kabul edilmez. Habil'in adadığı koyun yavrusu ise kabul görür. İkinci sefer Tanrı en sevdikleri şeyi adamalrını ister. Tanrı sevgisi herkesten üstün olan Kabil, sunağa geldiğinde Tanrıdan sonra en sevdiği şey olan kardeşini öldürerek Tanrı'ya adak olarak sunar. Bu yer yüzünde ki ilk cinayettir. Ancak bağışlayıcı Tanrı Kabil'e dört melek göndererek tövbe etmesi durumunda affedileceğini buyursa da Kabil yaptığından pişman olmadığını, cezasını çekmek istediğini söyler. Bunun üzerine dört melek tarafından teker teker lanetlenir: Artık çocuklarından ve ateşten korkacak, kanla beslenecek, gün ışığı görmeyecek ve ölümün huzurunu tadamayacak, onu gören herkez ilk kan döken olduğunu bilecek ve işlenen her günahta onun da payı olacaktır. "Vampir" ismi bu efsane de geçmese de Kabil, üstüne aldığı lanetler açısından ilahi dinlerde ilk vampir sayılır.
Popüler Çağ'da ise vampirler karizmatik, çekiçi ve zengindirler. Bu imgeleri il baştan "Dracula"'nın yazarı Bram Stoker, daha önceden ucube olan vampirleri Kazıklı Voyvoda'nın - ya da diğer adıyla Vlad Tepes'in- tarihsel kimliğiyle birleştirerek karizmatik ve en popüler vampiri yarattı. Bu işe Hollywood'un da el atmasıyla iş zaten çığrından çıktı. Artık günümüzde vampir olduklarını idda edenler gruplar, insanlar bie var. Hatta vampir; içki, sinema, kitap, bilgisayar ve masa oyunlarıyla başlı başına bir sektör.
vampir mitosunun çıkış noktası batıdır, tarihi kayıtlarda vampirlerle ilgili ilk belgeler kuzey Almanyada ve şimdiki İskandinavya 'da bulunmuştur, ayrıca kuduz virüsünün tarihsel yalyılışıda Avrupadan başlar.
Saygılarımla....
hoşuma gittigi için paylaşiim demiştim (ç)alıntıdır  |
_________________ gün ışıklarının sürüklediği o kaçınılmaz alacakaranlığa doğru korkmadan yürüyorum ve ben ölüyorum...
|
|
|
|
 |
|
|
ÜYE
| Kayıt: 08 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 23 |
|
|
... 10.10.2007, 17:27 |
|
|
her ne kadar hayal gücü gibi gelse de;
Vampirler kurbanlarının kanlarını emerler.
Orta Çağ Avrupası'ndaki derebeyler de serflerin (yarı köle köylüler) benzer şekilde kanlarını emerlermiş: Vergiler, ilk gece hakları vs. vs.
mantıklı ve haklı yanı çok  (farklı bir bakış  ) |
_________________ Anlatamıyorum...Saf tutuyor çünkü harfler...
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 11 Eyl 2007 |
| Mesajlar: 901 |
|
|
|
anneannem anlatırdı... onun annesinin zamanında köylerde-trabzondan bahsediyorum- hayvanların kanlarını ve sütlerini emen canlılar olurmuş.. inek-öküz, koyun, keç,.. ne bulursa.. ama öldürene dek değil:) hatta bir tanesini omşuları yakalamış, hayvan insana benziyormuş şeklen ama tüm bedeni kıllarla kaplıymış.. maymun gibi ama hareketler, iki ayak üstü kaçışı falan, insan gibi.. bir hafta ahıra kilitlemişler hayvanlardan ayrı. yemek koymuşlar ama yememiş, yaralıymış zaten, sonra buldukları yere bırakmışlar, çığlık ata ata kaçmış.. vampir diyor anneannem.. ne garip... en az 60 senelik olaydır.. hala daha yaşayabildiklerini iddia edio bi de sadece o değil köydeki tüm yaşlılar inanıyor buna.. kimbilir??? |
_________________ "Deep into that darkness peering, long I stood there wondering, fearing,
Doubting, dreaming dreams no mortal ever dared to dream before "
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 08 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 23 |
|
|
|
Açıkcası hala bizim köyde de inananlar var(aynı şekilde hayvanlara saldıran birşeyler olduğuna)Ama bazıları buna ars adı veriln bir hayvanın sebep olduğunu söylüyor.Ve bu hayvan kanını emdiği canlıyı öldürüyormuş.Ne derece doğru bilemicem ama... |
_________________ Anlatamıyorum...Saf tutuyor çünkü harfler...
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 25 Hzr 2008 |
| Mesajlar: 5223 |
|
|
|
Bir kez daha gün ışında...
Bu alıntıyı okumalısınız. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 24 Şub 2008 |
| Mesajlar: 103 |
|
|
|
Gerçekten yaşamış olan Kazıklı Voyvoda'yı bu konuları inceleyen kişiler bilir... Ya da gerçekten yine yaşamış olan Romanya'lı Kont Dracula'yı... |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 13 Ksm 2008 |
| Mesajlar: 1157 |
|
|
|
 Bu hayvandır o kan emen. Kedi boyunda, kemirgen gibi dişleri olan etobur bir hayvan. |
_________________ Ben büyüyünce kurtadam olcağğmm!
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 04 Şub 2009 |
| Mesajlar: 506 |
|
|
|
Edebiyatta vampir olayına farklı bir yaklaşım da var. Fallik bir sembol olarak da düşünülüyor vampirler. Diş geçirerek kan emme meselesi bekaretin bozulması olayının sembolik bir yaklaşımı olarak da düşünülüyormuş. |
_________________ things never happen in the same way twice
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 11 Şub 2009 |
| Mesajlar: 18 |
|
|
|
benim vampirlerle ilgili bi anımvar amakötü. vampirella diye bi kitap okuyodum, cizgi roman... cizgi romanda bi vampir vardı ama kadın. ben de kadınları sevmem hiç. etrafımda ne kadar tuka, kaka, mor, moruk var hepsi kadın... bu vampiretla da fettan biri olarak resmedilmiş. o gece beni vampir soktu iyi mi. yani vampirler yok diyenlerin aklına şaşiym ben. kesinlikle var. bende böyle çok anı var anlatçam hepsini. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 13 Ksm 2008 |
| Mesajlar: 1157 |
|
|
|
Yarım saat önce havada uçan beyaz bir tüy gördüm ama hiç esinti yoktuki. Kılmıydı o acaba, sonra gizemli bir şekilde kayboldu. |
_________________ Ben büyüyünce kurtadam olcağğmm!
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 11 Şub 2009 |
| Mesajlar: 18 |
|
|
|
beyaz tüy kırmızı tüy tüyler arasından gelir. tüy görünce hemen tüy. o bi işarettir. aydan gelir, huya gider. aya bi köpek gönderdiler ya ruslar, adı laika. gitti de dönmedi. tüyleri beyazdı onun. o yüzden havada ucusan tüyler onun olabilir. bi teori. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 19 Arl 2008 |
| Mesajlar: 64 |
|
|
|
Dracula 3: Path of a Dragon isimli oyunu oynamanızı tavsiye ederim. Düşününce bile içim tuhaf oldu. Vlad tepeş'in Türkiye'de tutulduğu zindanlarda da geçiyor oyun. Ayrıca oyunun asıl geçtiği köydeki kazıkların gölgelerinde kazıklara geçirilmiş insanların siluetleri görülüyor ki gece oynanınca pek ürpertici olabiliyor  |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 05 Mar 2009 |
| Mesajlar: 1 |
|
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 3681 |
|
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 11 Ekm 2008 |
| Mesajlar: 1096 |
|
|
|
"Nosferatu" (vampir demek) Almanca bir terim her halde, yani ben öyle biliyorum. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 13 Ksm 2008 |
| Mesajlar: 1157 |
|
|
|
Ekşi sözlükte araştır. |
_________________ Ben büyüyünce kurtadam olcağğmm!
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 3681 |
|
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 3681 |
|
|
|
Araştırdım. Yanlış tahminmiş benimkisi.
Nosferatu, 1922 yılında Almanya'da çekilen, Alman dışavurumculuğu akımının başyapıtlarından biri sayılan ve korku sinemasının sayılı klasiklerinden olan bir korku filmidir. F. W. Murnau'nun yönettiği filmde Max Schreck, vampir kont Kont Orlok rolündedir. Filmin orijinal Almanca adı Nosferatu, eine Symphonie des Grauens yani Nosferatu, Bir Dehşet Senfonisi'dir. Film 1921 yılı ile 1922 yılı arası çekilmiştir. Film, Bram Stoker'ın Drakula romanının bir uyarlaması olduğu ve telif ödenmeksizin yapıldığı için yayından kaldırılmıştır. İzinli olarak ilk Drakula filmi 1931 yılında çekilmiştir. Nosferatu filminde Bram Stoker'ın filminden farklı olarak vampir kontun adı Orlok'dur. Bram Stoker'ın Drakula'sında ise vampir kontun adı Drakula'dır.
Wikipedia'dan kısa bir alıntıdır... |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 11 Ekm 2008 |
| Mesajlar: 1096 |
|
|
|
Hahaha doğru bilmişim, oleyy!  |
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 3681 |
|
|
|
|
|
 |
|
|