Reklam Arama Galeri Fantastik Edebiyat Ana Sayfa Üyelik Fantastik Edebiyat Forumu FRP - RPG Forumları Fantasiana Ansiklopedik Sözlük Kitapçı Site Arşivi Künye İletişim Ana Sayfa
 Kayıt  |  Üyeler  |  Arkadaşlarım  |  Giriş       

Sayfaya git 1, 2, 3 ... 15, 16, 17  Sonraki  
DENETMEN

   Kayıt: 27 Şub 2009
   Mesajlar: 2054
Fantastik Şehrin Serüveni



   Ulu Kilgarvan'ın Fantastik Şehir'i yönettiği günler geride kalmıştır. Devrimci Falas halkı kandırıp şehrin başına geçmiş, Fantastik şehrin adını Kilgarvan ve şehre duyduğu nefret yüzünden etrafında en küçük su birikintisi bile bulunmadığı halde Kuşum Aydın Adası olarak değiştirmiştir.

   Şehre yeni gelen yabancı Çerlobin onurlu temiz ve aç bir adamdır. Çerlobin Kuşum Aydın Adası'nı geçmişiyle yüzleştirip refah dolu günlerine geri götürmek için her şeyi yapacak, gerekirse şehrin başkanı, yüce hakimi ve üniversite rektörü Yüce Falas'la kanlı bir mücadeleye girişecektir.

   Okuyacağını hikâye bizler için unutulmuş değerlerin geçmişin tablolarındaki kıymetini yansıtmaya çalışacaktır.




Büyük Umutlar - 1. BÖLÜM


   Henüz bu tek göz eve yeni yerleştim. Penceremi kapatacak herhangi bir şey olmadığından küçük yuvam püfür püfür esiyor. Odamda herhangi bir perde olmadığından dolayı kendimi çok şanslı hissediyorum. Perdeler her zaman baş belasıdır. Gereksiz biçimde dışardaki manzaraları kapatması hiç hoşuma gitmez. Hayatımın en büyük sorusu bu konu üzerine; İnsanlar perdeleri kirlendiğinde neden yıkarlar belki hiç anlayamayacağım. Bu soruyu yıllardır kendime soruyorum. İç içe geçmiş teoriler, farklı felsefeler bu sorunun hiçbir şekilde yanıtını veremedi. Bu sorunun artık bana daha uzak olacağını umuyorum.


   Odamın tabanında siyah, yumuşak bir nesne var. Biraz karardığı için bunun bir halı mı yoksa hayvan postu mu olduğunu asla öğrenemeyeceğim. Siyah nesnenin üzerinde minderim var. Minderimin içinde bolca pire yaşıyor. Eğer yaz olsaydı yeterince sivrisineğim olabilirdi. Sivrisinek ve pireler her zaman iyidir. Vücudu kaşındırıp derilerin soyulup yenilenmesini sağlar.


   Yorganımın yarısnı güveler yemiş, böylece kalan yarısını rahat rahat dizlerime örtüyorum.


   Böyle güzel bir başlangıçla umut ediyorum ki ilerde çok güzel vakitler beni bekliyor.


   Şimdilik kısaca bunları yazmak istedim. İlerde odamdan biraz daha bahsedeceğim.


Aç Adam Çerlobin



***



   Çerlobin Püfesen Tepesi'ndeki kulübesinden dışarı çıkıp serin havada kollarını iki yanına açtı. Mutluluğu taşıyamayacak kadar fazlaydı. Onurlu, temiz ve aç bir adamdı. Göklere seslenmek taşıyamadığı neşesini haykırmak istiyordu:


   "KUŞUM AYDIN ADASI! SEN BÜYÜKSEN BEN SENDEN DAHA BÜYÜĞÜM, BİR GÜN BENİM OLACAKSIN..."


   Kuşum Aydın Adası güzel kıvrımları, uzakta parlayan büyüleyici ışıkları ile  çekici bir kadındı.


   "KUŞUM AYDIN! GÖRELİM BAKALIM SEN Mİ BÜYÜKSÜN BEN Mİ BÜYÜK? ELBET BU SORUNUN CEVABINI BULMAMIZ YAKINDIR." Çerlobin'in gür sesi şehrin sarayından en uzak mekanlarına kadar her yerde yankılandı.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
DENETMEN

   Kayıt: 27 Şub 2009
   Mesajlar: 2054
Bu hikâyeyi sitemizin değerli üyelelerinin adlarının burada geçtiğini görüp kendilerini değerli hissetmeleri için yazıyorum. :/

Benzer bir öyküyü hatırlarsanız meslektaşım Acemi Oğlan'da yazıyor. Onun öyküsüne rakip olmak gibi bir niyetim olmadığını belirtirim. Çünkü Acemi'nin bana rakip olabileceğini düşünmemekteyim. D:

Onun da dediği gibi öyküdeki kahramanlarımızın benzerliği isimlerden ibarettir ve öykümüz eğlenceden öteye gitmeyecektir.

Dileyen öyküde isminin geçmesi için burdan başvuru yapabilir, kafama göre sizi dahil ederim onu söyleyeyim. Yorum başlığı da burasıdır, arayıp durmayın.  Wink
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 18 Tem 2010
   Mesajlar: 799
Güzel bir başlangıç olmuş. Üyelerin isimleririn kullanılması -Acemi Oğlan'ın da hikayesinde olduğu gibi- hikayeyi daha ilginç kılmış.
Gelecek bölümleri bekliyorum    Eline sağlık.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
DENETMEN

   Kayıt: 27 Şub 2009
   Mesajlar: 2054
Morgana yazmış:
Güzel bir başlangıç olmuş. Üyelerin isimleririn kullanılması -Acemi Oğlan'ın da hikayesinde olduğu gibi- hikayeyi daha ilginç kılmış.
Gelecek bölümleri bekliyorum    Eline sağlık.


Teşekkürler Morgana. Wink
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 12 Şub 2010
   Mesajlar: 2312
Bu hikaye zevkli olacak gibi...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 24 Şub 2010
   Mesajlar: 3488
Daha yeni gördüm yav. Muhteşem olmuş! Sonunda devrimci ruhum bir yerde harekete geçiyor!
Eyvallah dumrul, sen bir, tanesin!  Ne tanesi mi? Nur tanesi!  wink  

Erman da buralarda olsaydı da, atışırdık bir iki.
Devamını beklemekteyim. wink  

(Kuşum Aydın Adası)  lol   lol   lol
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 28 Ksm 2011
   Mesajlar: 617
Alıntı:
Devrimci Falas halkı kandırıp



yahu devrimcilerin halkı kandırdığı nerede görülmüş . Devrimciler zaten halkın kendisidir. BU ifadenin çıkarılmasını talep ediyorum Smile


Güzel bir hikaye

ee aceminin de böyle bir hikayesi vardı. Artık hangisinde isimlerimiz geçerse 23:15 matinasına bilet alır, mısır patlağımızı da alır geliriz . İzleriz


Dağılın ılaaann

Very HappyVery Happy
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
DENETMEN

   Kayıt: 27 Şub 2009
   Mesajlar: 2054
MLTHR yazmış:
Alıntı:
Devrimci Falas halkı kandırıp



yahu devrimcilerin halkı kandırdığı nerede görülmüş . Devrimciler zaten halkın kendisidir. BU ifadenin çıkarılmasını talep ediyorum Smile


Güzel bir hikaye

ee aceminin de böyle bir hikayesi vardı. Artık hangisinde isimlerimiz geçerse 23:15 matinasına bilet alır, mısır patlağımızı da alır geliriz . İzleriz


Dağılın ılaaann

Very HappyVery HappyFantastik Edebiyat Resim


Bunun devrimi ters etki görmüş işte. :/ Bi de arkadaşlar gerçekçi olalım sitede Kilgarvan yönetici, eğer Falas'ı iyi adam yapsak hikâyenin sürekliliği ben istesem de mümkün olmazdı. Şimdilik Erman'la aramdaki samimiyeti kullanıyorum, ama ilerde beklenmedik bir sonla belki işleri değiştirebiliriz, Falas Çerlobin'in babası çıkar belki, Kilgarvan geri döner, sonra al sana mutlu son. Fantastik Edebiyat Resim

Çerlobin'in siteyi kuşatan maceracı ruhunun taa eskiden beri farkındayım. Bu yüzden bir öyküde buna yer vermek istedim.

Önümüzdeki bölüm hakkında bir de tüyo veriyim size kıyağım olsun, MLTHR diye bir halı ismi üzerinde düşünüyorum. (İnşallah bu içerik yüzünden öykünün tadı kaçmamıştır. :/ )

Arkadaşlar bu öyküye daha çok yorum yapın benim arkamda durun. Henüz bir şey yazmadığımın farkındayım. Sadece baş harfin ne olacağına karar verdim, ama güzel bir macerayla devam edeceğiz. Aşk, ihtiras, macera, korku, sütçü teyze gibi birçok şey olacak.

Ayrıca bu öyküde tıpkı Kurtlar Vadisi'ndeki gibi gündemi yakından takip etmeyi düşünüyorum. Önümüzdeki bölümde son zamanlarda aile içi dramı yansıtan bir diziyle ilgili benzerlikler de bulacaksınız. O zamana kadar hoşçakalın. Burada dağların arasında yaşıyorum, monitörler köstekli, her yer yokuş ve rampa, Konya gibi dümdüz değil. Fantastik Edebiyat Resim O yüzden elimizdeki imkanların kısıtlılığıyla yapabildiğimin en iyisini yapmaya çalışıyorum
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 24 Şub 2010
   Mesajlar: 3488
Devrimci ruhumu yazılarına iyi yansıtacağını çok iyi biliyorum!.  wink  
Devam hacı, devam. Kimse durmasa ben durarım yahu. Bu yoğunluğun içinde sana yetişirim vallaha.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 19 Tem 2009
   Mesajlar: 2
kuşum aydın olmasaymış adanın ismi baya güzel olurdu Smile
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
DENETMEN

   Kayıt: 27 Şub 2009
   Mesajlar: 2054
Büyülü Akşam Bozuluyor - 2. Bölüm


    Dışarda sahipsiz bir ses yankılanmaktaydı. Başlarda ufak gibi duran bu sorun kim bilir nelere yol açabilirdi?

    Büyülü parlak sarayın kuleleri sekiz tarafından yükselirdi. Sarayın üç büyük kapısını altın kaplamalı zırhlarıyla imparatorluk askerleri korurdu. Koridorlar kristal zeminin üzerinde atlas halılarla uzanırdı. Sarayın merkezindeki dev kubbenin altı her an en ferah haliyle tahtı sarmalar, güzelliklerin merkezi olurdu.

    Vakit geceye yaklaşırken imparatorun keyfi küçük bir pürüz yüzünden gölgelenmişti. Kaynağı belirsiz bir ses imparatorun kulağını hafifçe çınlatıyor, başının içinde küçük bir ağrı meydana getiriyordu.

    "PROMETHEUUUS! GEL BURAYA, ALLAH BELANI VERSİN! PROMETHEUUUUS! NE UZUN İSMİN VAR LAN? PROMETHEUUUS..."

    Soğukkanlı Prometheus sakin bir çabuklukla kralın karşısında belirdi.

    "Emredin efendim!"

    "Nerdesin lan? Dışdarda böğrüne kargı saplanmış öküz gibi bağıran bir yaratık var. Ne bu lan; insan mı, hayvan mı?

    "Hangi sesten bahsettiğinizden emin olamadım efendim". O anda dışardan belli belirsiz bir ses yankılanmaktaydı:

    "KUŞUMAYDIN KUŞUMAYDIN! GÖSTER BE GÜZELLİĞİNİ!"

    "İşte bu ses lan! Tövbe estağfirullah, nasıl bir yaratık bu? Allah'ın gücüne gitmesin bir ses nasıl bu kadar çirkin olabilir?

    "Çabuk bu sesin geldiği yerdeki yaratığı bulup öldürün, hatta yakın gitsin orayı."

    "Emredersiniz efendim!" Prometheus derhal emri yerine getirmek için uzaklaştı. Beş dakika ya geçmişti ya da geçmemişti ki çıkageldi.

    "Askerler sesin yerini tespit etmişler. Sesler Püfesen tepesinden geliyormuş."

    "Ohaa! Ta oradan buraya o ses nasıl geliyor? Ne biçim bi kozmik yaratık bu lan?"

    "Hiçbir fikrim yok efendim. Fakat izcilerimiz sesin o taraftan geldiğine eminler, biliyorsunuz ki izcilerimiz yanılmaz." Çok geçmeden kral eski dinginliğini kazanmıştı.

    "Farkındayım Prometheus, onların birçoğunu ben yetiştirdim."

    "Afedersiniz efendim, ukalalığımı bağışlayın."

    "Prometheus sen benim vazgeçilmez kardeşim ve yardımcımsın. Bu kadar küçük bir olayı hemen çözeceğine inanıyorum." Prometheus kralın güzel sözlerini her zamanki soğukkanlılığıyla karşıladı:

    "Tahminimce bu ses bir meczupa ait."

    "Şehirdeki meczuplar toplatılıp düşman krallık Keşmekeş'e sürülmemiş miydi? Onlarla ben değil, Hobbit adındaki götü yere değen herif uğraşacaktı." Yüce Falas'ın Kral Hobbit'e duyduğu nefreti herkes bilirdi, buna rağmen Falas, Hobbit'ten Ulu Kilgarvan'dan nefret ettiği kadar nefret etmezdi.

    "KUŞUMAYDIIN..."

    "Allah belanı versin!"
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
DENETMEN

   Kayıt: 27 Şub 2009
   Mesajlar: 2054
Arkadaşlar üçüncü bölüm maddi sıkıntılar nedeniyle bir gün geç yayınlanacaktır.  cry Bu süre zarfında başka öykülere geçmemeniz konusunda anlayışlı davranmanızı diliyorum.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 03 Şub 2010
   Mesajlar: 1494
Dumrul yazmış:
Arkadaşlar üçüncü bölüm maddi sıkıntılar nedeniyle bir gün geç yayınlanacaktır.  cry Bu süre zarfında başka öykülere geçmemeniz konusunda anlayışlı davranmanızı diliyorum.


para mı istiyon dumrul açıkça söyle mexican

(sil bu mesajı zaman aşımına uğradıktan sonra)
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 14 Şub 2010
   Mesajlar: 985
yahu eline sağlık adanın adı 10 numara olmuş ....süper...arada bayan lazım olursa yazarsan benide sevinirim gülerik..Very Happy
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 18 Tem 2010
   Mesajlar: 799
Alıntı:

Arkadaşlar bu öyküye daha çok yorum yapın benim arkamda durun. Henüz bir şey yazmadığımın farkındayım. Sadece baş harfin ne olacağına karar verdim, ama güzel bir macerayla devam edeceğiz. Aşk, ihtiras, macera, korku, sütçü teyze gibi birçok şey olacak.

Arkandayız, sen yaz, biz okuruz    
2. Bölüm de çok güzel olmuş. Adanın ismini her okuyuşumda yüzümde bir gülümseme oluşuyor    Eline sağlık.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
DENETMEN

   Kayıt: 27 Şub 2009
   Mesajlar: 2054
Okuduğunuz için teşekkür ederim, desteğiniz için ayrıca teşekkür ederim arkadaşlar.

Buradaki maddi sıkıntı şundan kaynaklanıyor, Manisa diye geldiğim yer Demirci. Burada bildiğin dağ havası var, sabah kalkıyoz donuyoz, okula yokuşlardan çıkıyoruz terliyoz, sonra okulda hava kararıyor, dışarı çıkınca yine donuyoz. :/

Uzun kollu giysim pek yok şimdilik dönüş için Kurban Bayramı'nı bekliyorum.

Bir yandan da burayı ihmal etmemek için elimden geldiğince devamlı bir şey yapmak istiyorum. Sizleri eğlendirip bir yandan da bir şeyler okutabilirsem mutlu olurum.

Yazabilirsem üçüncü bölümü şimdi yazmaya çalışacağım ya da yarına tamamlar yayınlarım.

Katılmak isteyen arkadaşlarımın isimlerini ayrıca not alıyorum.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 23 Nis 2010
   Mesajlar: 1409
Alıntı:

Devrimci Falas halkı kandırıp şehrin başına geçmiş

bu cümle tam yerinde olmuş. eline sağlık Dumrul güzel olmuş  
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
DENETMEN

   Kayıt: 27 Şub 2009
   Mesajlar: 2054
Beklemeyin, sıkıştım kafeyi terk ediyom. :/
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
DENETMEN

   Kayıt: 27 Şub 2009
   Mesajlar: 2054
Çernobil Şehirde - 3. Bölüm

   Hayatından neşeyi eksik etmeyen Çernobil hafif bir ıslık temposuyla Püfesen Tepesi'nin patikasından aşağılara doğru iniyordu.

   Yolun üçte birini geride bıraktığında üç sıra halinde sert yürüyüşleriyle ilerleyen imparatorluk askerleri gördü.

   Sert bakışlı askerler gösterişli üniformaları ve kemerlerinden sarkan kılıçlarıyla çevreyi tarıyorlardı. Çernobil soru sorma ihtiyacı hissetti.

   "Ne oldu komutanım?" Bu soruya izcilerin lideri cevap verdi:

   "Yaralı bir hayvan olduğunu tahmin ettiğimiz bir şeyin iniltisi şehri rahatsız ediyor. Sen bir şey duymadın mı?"

   "Hayır komutanım."

   "İyi çekil yolumuzdan." Sert bakışlı askerlerin geçişinin ardından yoluna devam etti.

   Yarım saat sonra şehre inmiş, keyfince etrafta geziniyordu. Rasgele bir kapı seçip vurmaya başladı.

***
   Zamanın yavaş hareket ettiği bir mekanda küçük bir köyü tuhaf biçimde dikenli çalılar çevrelemişti. Şehirdeki yeşil minareli caminin müezzini Mat Cauthon Kuşumaydın Adası'nın bu taşra taraflarda kalan halkına nutuk çekmekteydi.

   Halk içeriye hapsolup şeytani bir güçle mücadele etmek zorunda kalmıştı.


   "Kardeşlerim anaların kınalı kuzuları,

   "Biliyorsunuz akarsuyun derin diplerinden bir deniz yaratığı peyda oldu. Bu varlık yarı insan yarı balık. Kendine Tiffany diyen bu yaratığı dün gece rüyamda gördüm. Belden altı pul üstü cırıl cıpıl olan bu yaratık ergenliğe yeni girmiş oğlanlarına ve bölgemizin genç erkeklerine tecavüz etmektedir. Dün gece şeytanla mücadele ettim ve ben kazandım." Yaratığın kabus olup rüyasına girdiği her adam kurtulmayı başaramazdı.

   "Bu acayip yaratık büyü gibi sinerjik güçlere sahip olup aklın doğasına zuhur etmektedir..."

   "Kreacher, hoca efendi zuhur dedi, zuhur ne demek?"

   "Bilmiyom, sus hoca efendiyi dinle."

   Müezzin Mat Cauthon kalbinden taşan gözyaşı dolu duyguları elinden geldiğince bastırıp coşkuyla konuşuyordu.

   Köyün imamı Darkmoon kabak yahnisi yüzünden midesini bozmuştu. İmam kısa bir süreliğine Mat Cauthon'du ve şimdiki asil görevin liderliğini kendisi üstlenecekti.

   "GÜM! GÜM! GÜM!"

   "Yürüyün kardeşlerim, gazanız mübarek olsun.

   "GÜM! GÜM! GÜM!"

   "Ne oluyor lan, ne gümü?"

***


   Mat Efendi gözlerini açtığında karanlığın içindeydi. Ne yazık ki bu bir rüyaydı. Kahramanlık belki de hep düşlerde kalacaktı.

   "Hayrolsun, hangi münasebetsizse rüyamı en güzel yerinde böldü." Gerçekten de çok güzel bir rüyaydı. İnsan pek az rüyada hayallerinin gerçek olduğunu görürdü.

   Mat Efendi oflayıp puflayıp merdivenlerden aşağı indi. Alt kattaki dış kapıyı sertçe açtı.

   "Ne var len? Kapımı açacak başka vakit bulamadın mı, kimsin sen?"

   "Açım Emmi!"
  
   "Be cühela bari tanrı misafiriyim de de düzgünce isteyeceğin şeyi istemiş ol!." Mat Efendi karanlıkta etrafı seçmeye çalışarak kilerden bir ekmek çıkarıp tanımadığı yabancıya verdi.

   "Saol Emmi!"

   "Bi daha gelme len gecenin köründe."

   "Ne oluyo Mat?"

   "Yat kız, bi şey yok."

   Aç Adam elindeki ekmeği kemire kemire yoluna devam etti.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 18 Tem 2010
   Mesajlar: 799
Alıntı:

Kardeşlerim anaların kınalı kuzuları,

  Güzel bir sesleniş biçimi...  

Eline sağlık. Devamını bekliyorum  wink
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
   Yeni başlık gönder Başlığa cevap gönder   Sayfaya git 1, 2, 3 ... 15, 16, 17  Sonraki

ANA SAYFA | ÜYELİK | FORUM | SÖZLÜK | KİTAPÇI | BİZE ULAŞIN | WEB TASARIM