Kutsal bir koku vuruyor suratıma.
Esanslar sarmış yüzümün üstünü.
Eski tarz rayihaların göğsünde.
Kaldırım bordosu çalınıyor suratıma.
Bir kıtada bilmem kaç tane de eş anlamlı.
Bir kıtada bilmem kaç tane harf.
Ahhh be çiçekçi çingene teyze
Alamam senin güllerinin yaprak aralarına sakladığın falları .
Ben ki kutsallığın anlamını almışım baştan giydirmişim
Evrenin en uzak sokağıyla en yakın sokağının birleştiği yerdeki mabette.
Mabetler ki seksi bir takım renk karmaşası olmuş
Ellerimin bittiği yer ile senin başladığın yerde.
Sen;ağdalı Türkçelerin en eski rayihası.
Ahhh tanımladım,anımsadım çok kereler.
Fark ettim sen bir Türk sanat musikisi parçasısın.
Ben mi?Ben çok karanlık bir kelimenin bir eş anlamlısı.
Kulağıma fısıldarken
(fısısısırısırsırsırsr)
Kalbime yürürken.
Dikkat yolda bakım çalışmaları.
Dikkat et.Yolda birkaç kaos bir arada.
Dikkat et dikkatlerim sert bir terslik benim.
Eş anlamlısı;dibi ayaklarının.
Kıraç kıraç koşmaktan yorulmak için çok genciz.
Asla cümleleri için daha çok yeniyiz.
Farkında mısın z harfi ne kadar sonsuz.
Sonsuzluk “Z” ile başlar ise bitsin dedim.
“A” ile.
Evrenin en uzak sokağı ile en yakın sokağı arasında
Ellerimin bitip senin başladığın o yer aslında.
Aslında ne kadar sözcük ve isim saklı şu dizede.
Belki bir belki hiç,gerisi muammada.
Lazımmış gibi konuştun.
Aşkı fısıltı gibi yaşadın kulaklarda.
Serzendim sana.Dedim “aşk kulaktan kulağa oyunu değil”
Ilık ılık bir yağmur gibi bağırdım sonra.“akrostiş gibi yaşanmaz aşklar”
Sonlara doğru uzandı şiirim.
Gözümün önünde soyundu.
Sanki bir itiraz;biraz karşıtlıktı onun işi evrene.
Evren baktı yüzüne.Ben öptüm onu dudaklarından.
Cami gibi,kilise gibi.
Kutsaldın sen yere düşürdüğüm ekmek gibi.
Gibiler neden çok kullanılır şiirlerde diye sorduğum zaman
Yüzümün aldığı şekil gibiydin sen.
Bitti gibi beş harflik cümleler kuralım kısa bir süre.
Sen alışıksındır diyeceğim ama beş harfi geçerim.“Lütfen biraz seviye”
Ortalarda arıyorum kendimi.
Bir şeyler eksik;kaydıraksız,kumsuz bir park gibi.
“Boşluklara vurup,kaçıyorum kendimden” cümlesi ne de eski.
Bir arpa boyu mesafelerde uzaklaştığımı sanıyorum senden.
Umut sözlerimi modifiye ettim siyah renklerime.
“Sende arada düşünüyorsundur belki”
Senin kokun vuruyor suratıma.
Kutsal değil pek fazla.
En afilisinden asi gençlik filmleri havası gibi.
Havalı,briyantinli saçlarım yok benim.
Ama duruyor dudaklarımda hala sözlerin.