| |
|
 |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 11 Eyl 2007 |
| Mesajlar: 190 |
| Konum: düşler zamanı |
|
|
seksen bir basamak 27.12.2007, 1:21 |
|
|
Seksen bir basamak
Dışarıda yağmur var.Şemsiyemi unutmamalıyım,botlarımı bağlamayı da... Çantam? Berem? Anahtarlarım?
...
Hepsi tamam.
Kapıyı kilitle, anahtarı çantaya koy, inmen gereken şu seksen bir basamağa ilk adımını atmadan apartman ışığını yak. Ne kadar dik bu basamaklar. Bir, iki, üç; hatırlamak değil güç. Dört, beş, altı; hayatım bensiz kaldı. Yedi, sekiz, dokuz; bugün var, yarın yokuz. On, on bir, on iki...
Bugün ayın on ikisi... on iki mart; mart ve kediler; ara sokakta hep yanıma gelen tek gözlü kedi; gözünü çıkaran kedilerle beraber yaşadığı metruk binalar; cumbalı ahşap binalar. On altı, on yedi, on sekiz; 9 yılda tükettik kafiyeleri. Niye kirlenmiş bu merdivenler bu kadar? Kedilerden olsa gerek. Bastığım her basamak, narin topuklarımın altında kırılıp gidecekmişçesine iniltiler çıkarıyor. Ne sıkıcı şu ahşap merdivenler. Hele de yeşile dönmüş çiçekli-böcekli ferforje tırabzanları. Duvarlar daha bir dökük göründü gözüme. Işık sönüyor, ondan olsa gerek.
Yirmi altı, yirmi yedi, yirmi sekiz; dışarıda kaldığım o yağmurlu gece sığındığım eski köşkün merdivenleri de böyleydi sanki? Işık son saniyelerini oynuyor. Elimi uzattığım yerde lamba butonu yok, üzerimde hafif bir elbise uçuşuyor basamaklardan inmeye devam ederken, elimdeki kadehi aşağıda beni bekleyen misafirlerim şerefine kaldırıyorum. “Aaa! Mösyö Kapıtokmağı ile Madam Paspas da teşrif etmişler. Ne hoş.”
Otuz altı, otuz yedi, otuz sekiz; salona yaklaştıkça ışıklar ve sesler uzaklaşıyor. Yağlıboya tabloları andıran işlemeli tırabzanlarım siliniyorlar soğuk karanlığın içinde. Ellerimle duvarları yoklayarak ilerlemeye çalışıyorum, alnımdan yüzüme dökülen saçlarım, nefes alırken dudaklarımın çevresine sarılıyorlar. Üzerlerinden damlayan tuzlu suyun tadını alıyorum ama anlam veremiyorum. Yağmur ve ter... Bacaklarımı baldırlarıma kadar saran deri çizmelerim taş basamakları titretircesine basarken yere, sırtımı sütun olabileceğini düşündüğüm bir taşa yaslayıp, gittikçe ağırlaşan kıyafetlerimin altında ezilen bedenime bir nefes alma imkanı veriyorum.
Elli altı, elli yedi, elli sekiz; uzaktan bir ışık huzmesi seçiyor gözlerim. Burnumun direğini yerinden etmeye kararlı bir küf ve barut kokusu... Işığın kaynağını görüyorum; duvara asılı bir meşale, rüzgarlı koridorda son danslarını sergiliyor. Hemen yanında, üstüne tahtalar çakılmış pencereden içeri çiseleyen yağmur; taş duvarların arasında kendince tutturduğu bir yoldan koridorun tozlu yüzeyinde hareler oluşturarak toplanıyor. Nerdeyim? Basamakların aşağısından fısıltılar duyuyorum. Elim kabzasında ışıldayan kılıcıma uzanıyor.
Altmış altı, altmış yedi, altmış sekiz; fısıltılar duvarlara çarpa çarpa artıyor sanki. Anlayamadığım kelimeler, ağlamalar, inlemeler. Meşaleler seslerin içinde kayboluyor, kör karanlıkta adımlarımı saymaya devam ediyorum...
Yetmiş altı, yetmiş yedi, yetmiş sekiz; son üç basamağın olduğu yerde toprağı hissediyorum çıplak ayaklarımın altında. Basamaklar devam ediyor. Daha soğuk, daha yumuşak. Bileklerime kadar batıyorum zaman zaman. Üzerimde sade bir bez parçasını andıran bir şey var gibi. İyice sarılıyorum ona zira bedenim nöbete tutulmuşçasına titriyor. Ellerimle duvarları arıyorum oysa tek hissedebildiğim toprak ve toprağı kucaklamışçasına dönüp dolanan ağaç kökleri. Hala iniyorum. Sanki birazdan son dönemeci alıp kapıyı göreceğim.
Heyecandan hızlanmış olması gereken kalbim olaylardan habersiz derin sessizliğinde sonsuz uykunun tadına varmaya çalışıyor.
Yüz altı, yüz yedi, yüz sekiz... karanlık mı değil mi bilmiyorum. Toprağa basan ayaklarım yalnız değil, ellerim de eşlik ediyor onlara. Zira dar bir geçitteyim o yüzden, yoksa iyice hafiflemiş bedenimin dört ayak taşınmasına gerek yok. İskeletim oldukça çok ses çıkarıyor olmalı. Duyamıyorum, tüm parçalarım teker teker toprağa kavuşuyor. Yeri öpercesine düşen kafatasım toprağı hissedemiyor ama ben kafatasımı üzerimde hissediyorum. Artık benim olmayanı, dönüşüp “ben” olacak olanı.
yine eski öykülere döndük...nerde ilham perilerim benim? |
_________________ ....NON....
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Eyl 2007 |
| Mesajlar: 190 |
| Konum: düşler zamanı |
|
|
Neden seksen bir, açıklayayım 27.12.2007, 10:47 |
|
|
ya bilmiyorum bunu söylemek ne kadar doğru da.. bizim apartmanda evden çıkabilmek için 81 basamak iniyorum her gün.. ve her gün merdivenin son virajını alınca kapıyı göremeyeceğin korkusunu taşıyorum... bitmek bilmeyecek ve ben sonsuz bir döngüye hapsolucam gibi... |
_________________ ....NON....
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 03 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 163 |
| Konum: Sırat Köprüsü |
|
|
Lütfen Başlık Belirtiniz... 08.01.2008, 11:07 |
|
|
Bir şeyler denemişsin, kafan karışmış ve öykü birdenbire ani bir sona yuvarlanmış gibi hissettim ben. Parça parça olmasa da, kopukluklar yazıya belli yerlerde etki etmiş. Bu kah olumlu kah olumsuz... Yine de öykünün sevdiğim tarafı karanlığa doğru yavaşça gidildiğini anımsatması, hissettirmesi... Bu yönüyle akılda kalıcı fakat büyük gedikleri var:
Öncelikle merdiven temasını yazıya daha fazla katmanı beklerdim. Her paragrafın başında numarası okunan ve başka bir yerdeki merdivene gönderme yapılarak anılan basamakların etkisi kanımca tutuk olmuş. İnilen karanlıkla basamakların ilişkisi, iki temanın birbirine benzeyen yönlerini -nedenleri muğlak ifadelerle -belki-- sunularak sergilenmeliydi. Öykü, işte bu yanıyla verdiği keyiften bir miktarını geriye alıyor.
Herşeye rağmen okurken keyif aldım. Son sürat gitmemesi iyi, bu kadar kısa olması kötü bence...
Biraz ukalalık etmiş olabilirim. Yaşlı bir bunağın söylediklerine çok da kafanı takma. Tebrikler  |
_________________ kIZmAK Yok,
KENdİmi boĞUyORuM sAdeCe.
iÇİmDen DEşİLmEk gELİyOr,
çILdIRtAN BiR GüNAh bU gECe...
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Eyl 2007 |
| Mesajlar: 190 |
| Konum: düşler zamanı |
|
|
teşekkür etmek... 09.01.2008, 0:25 |
|
|
yani arkadaşlar okudunuz yazdınız, emeğinize sağlık. cidden de insan böyle böyle farkediyor nerede ne tip eksiklikler yaptığını.
finrod haklısın aslında o ani sonlanış; merdiven deyince tepe taklak yuvarlanmaktan öte bişey düşünemeyen bi yazardan ne bekliyorsun=) dua et birkaç katı birden atlaya atlaya inmeye kalkmadı=)
bir daha da öyle bunak vs. yakıştırmalarını duymayayım lütfen... biz yaşlandıkça bilgeleşen bir toplumun çocuklarıydık.. öyle kalmalıyız=))) |
_________________ ....NON....
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 03 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 163 |
| Konum: Sırat Köprüsü |
|
|
hımm... 09.01.2008, 12:45 |
|
|
son cümlenin önünde saygıyla eğilirken mafsallarım tutuldu ama bilgeleşeceğim çağın gelişini düşünmek için iyi fasıla verdi bu tutulma anı. Umarım yakındır  Zira dediğin gibi olabilmek için önce kendimiz olmalıyız.. Peki, gerçekten öyle miyiz?
-Derin bir sükunet çöker kovuğun içine. Hüzünlü yüzler düşüncelere dalar, gecenin içinde kaybolan yıldızlar misali- |
_________________ kIZmAK Yok,
KENdİmi boĞUyORuM sAdeCe.
iÇİmDen DEşİLmEk gELİyOr,
çILdIRtAN BiR GüNAh bU gECe...
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Eyl 2007 |
| Mesajlar: 190 |
| Konum: düşler zamanı |
|
|
kendin olabilmek.. tüm o basamakları inerken... 09.01.2008, 13:47 |
|
|
finrod; kendim dediğin şey sürekli dönüşüp değişmekteyse, kendin olup olmadığını nasıl ölçümleyebilirsin ki? belki dönüşmekten vazgeçtiğinde; bu ben değilim diyebilirsin... |
_________________ ....NON....
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 31 Oca 2008 |
| Mesajlar: 3 |
|
|
|
Adrheanas. 02.02.2008, 21:09 |
|
|
"ışık son saniyelerini oynuyor. Elimi uzattığım yerde lamba butonu yok, üzerimde hafif bir elbise uçuşuyor basamaklardan inmeye devam ederken, elimdeki kadehi aşağıda beni bekleyen misafirlerim şerefine kaldırıyorum. “Aaa! Mösyö Kapıtokmağı ile Madam Paspas da teşrif etmişler. Ne hoş.”
Bunun gibi birkaç yerde geçişleriniz sanki pek bir pattadanak olmuş sayın adrheanas?
Ama madam ve mösyö'yü tebrik etmeliyim. Keşke Biraz daha düzenleseymişsin, Umarım kızmazsın yorumlarıma ama sanki öyküyü de evden çıkarken, kapıyı kilitlemeden az evvel yazmışsın.
Bir de rakamların ritniğini tuttursan daha etkileyici olacak gibi geldi. Bana bir an John Buchan'ın 39 Steps'ini okuyacakmışım hissini yaşattın ama değilmiş, tebrikler. |
_________________ ne bir fazla...
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 31 Oca 2008 |
| Mesajlar: 18 |
| Konum: Mitrill Hall |
|
|
Seksen bir 02.02.2008, 21:19 |
|
|
Bence başlıktan veya basamak sayısından ötürü olabilir 81  |
_________________ Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız. Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız. |
IRONFORGE Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız. Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 15 Şub 2008 |
| Mesajlar: 112 |
|
|
|
:) 08.03.2008, 18:27 |
|
|
Adrheanas; okuduğum en iyi karmaşalardan:)
karmaşa dediğime bakma; ben bu tip kısa hikayeleri çok severim. Karmaşa kelimesini de çok severim:) |
_________________ Kayıtsızlık ve Unutkanlık nehri;
Lethe'den
Kharonla geçtim…
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 15 Nis 2008 |
| Mesajlar: 10 |
|
|
|
çok güzel bir öykü 15.04.2008, 16:04 |
|
|
çok güzel bir öykü |
_________________ Sadece bir gül
www.yazarforum.com'a da takılan üye
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group
|
|
|
| |
|
|