Reklam Arama Galeri Fantastik Edebiyat Ana Sayfa Üyelik Fantastik Edebiyat Forumu FRP - RPG Forumları Fantasiana Ansiklopedik Sözlük Kitapçı Site Arşivi Künye İletişim Ana Sayfa
 Kayıt  |  Üyeler  |  Arkadaşlarım  |  Giriş       

  
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 30 Ağu 2009
   Mesajlar: 1284
Sfenks:

Gize Piramitleri'nin (Keops, Kefren, Mikerinos) binlerce yıllık bir de bekçisi vardır... Bu bekçiliği yapan aslan bedenli insan başlı Sfenks'tir. Tarih boyunca birçok kez kumlar altında kalan Sfenks, en az piramitler kadar sırrını muhafaza eden Mısır'ın bir diğer bilmecesidir. Sfenks sadece Gize'nin kumları üzerinde yükselen dev piramitlerin değil, bunların yanı sıra kumların altında uzanan yeraltı galerileri ve tüneller sistemlerinin de bekçiliğini yapmış ve yapmaya bugün de devam etmektedir. Bir zamanlar iki ayağının altındaki bir noktadan bu yeraltı galerilerine geçilebiiiyordu. Bugün için bu giriş kapalı bulunmaktadır.

Tufan Oncesi'nin Şahidi


Sfenks ilk kez Batı Dünypası tarafından farkedildiğinde büyük bir bölümü çölün kumlarıyla kaplanmış durumdaydı. Napolyon ve askerleri Sfenks'i ilk kez 18. YY'in başında gördüklerinde, anıtın sadece başı ve omuzları çöl kumlarının üstündeydi. Uzun yıllar boyunca Sfenks bu şekilde kaldı. 1816 - 1818 yılları arasında yapılan titiz kazı çalışmalarıyla bedeninin büyük bir bölümü kum altından çıkartıldı. Ancak pençeleri ile pençelerinin önündeki mabetlerin kum altından çıkartılması farklı zamanlarda gerçekleştirilen sistematik çalışmalarla gerçekleştirildi.

Böylelikle 7.3 metre uzunluğunda ve 19.8 metre yüksekliğindeki boyutlarıyla Sfenks yeniden çöl kumlarının üzerinde yükelebildi. Ve o gün bugündür, tüm dünyanın ilgisini üzerinde toplamayı başardı.

Sfenks kendi sakladığı sırlar kadar, başka bilinmezliklere de ışık tutmaktadır. Bunlardan biri de dünya tarihini değiştirecek kanıtlara sahip olmasıdır. Bu kanıtlardan biri, aşınmasının nedenlerinde gizlidir. Günümüzde yapılan birçok araştırma Sfenks'teki aşınmanın rüzgar ya da kumdan çok, su nedeniyle olduğunu göstermektedir. Buna ilk dikkatleri çeken araştırmacılardan biri Schvvaller de Lubicz olmuştur. Bir diğer ünlü araştırmacı J.A. West "Serpent in the Sky" isimli kitabında şu görüşlere yer vermiştir:

" Prensip olarak Sfenk'in su erozyonuna maruz kaldığına itiraz etmek mümkün değildir. Eski Mısırın köklü iklim değişikliklerine ve dönemsel su ile ilgili felâketlere maruz kaldığı ispatlanmıştır. Bugünkü kronolojik hesaplamalara göre Mısır'da meydana gelen en son su baskım MÖ. l0.000lerde gerçekleşmiştir.  "

Bu son derece önemli bir tespittir. Peki bu bize neyi gösterir?

Sonuçla şunu düşünebiliriz. Eğer su tarafından tahrip edilmişse, bu erozyona sebebiyet veren Tufan ya da Tufanlar öncesinde Sfenks'in yapılmış olması gerekir.

Evet, J.A. West'in de söylediği gibi Sfenks'in su nedeniyle zarar görmüş olması öncelikle bu yapının Tufan öncesinde yapılmış olduğunu göstennektedir. Çünkü ortaya çıkan tarih, Tufan'ın meydana geldiği tarihe denk gelmektedir. Bu aynı zamanda, Atlantis'in de tarih sahnesinden silindiği tarihtir.

Böylelikle ortaya çıkan bu tarihsel veri, Mısır Tarihin'nin de yeni baştan ele alınması gerektiğini bir kez daha göstermektedir. Hatta sadece Mısır Tarihi'ni değil, tüm Dünya Tarihi'ni de...

Bu tarihsel sürece ve Klasik Tarihçiler'in Mısır Uygarlığı'na biçtikleri tarihi geçmişle ilgili çelişkilere tekrar geri döneceğiz; şimdi bu konuyu burada bırakarak, Sfenks'in kendi­sinde barındırdığı diğer bilinmezliklere kısaca göz atalım...

Şekilsel Sırları

Nasıl ki piramitler şekilsel olarak belirli bir anlam taşımaktaysalar, aslan gövdeli insan başlı görünümünde olan Sfenks de, şekliyle ezoterik anlamları kendisinde barındırır. Önce Aslan Sembolü'nü açalım, sonra da niçin insan başlıdır bunu görelim...

Ezoterizmde Aslan Sembolü

Eski uygarlıkların mitolojilerinde ve geleneklerinde sıklıkla kullanılmış olan "Aslan Sembolü" öncelikle güç ve cesaretin sembolü olarak karşımıza çıkar. Bu anlamı bugün için de kullanılmaktadır. Ancak ezoterizmdeki anlamı çok farklıdır. Ezoterik olarak birbiri içine gizlenmiş birden fazla anlama sahiptir. En gene! manasıyla, "İlâhi İrade "yi sembolize eder. Ancak hepsi bununla kısıtlı değildir.

Biraz daha ayrıntıya girelim...

"Aslan Sembolü" hemen hemen her yerde "Güneş Sembolü" ile birlikte kullanılmıştır. Bunu Aslan heykellerinin ya da resimlerinin üzerlerine işlenmiş yıldızlardan anlamak
mümkündür.

Birbirlerinden hayli uzak bölgelerde varlığını sürdüren farklı inisiyatik kültürlere ait aslan sembollerinin yıldızlarla süslenmiş olduğu görülmektedir. Örneğin Mısır ve Mitra Kültleri'nde önemli bir yer tutan aslan sembollerinde de durum aynıdır. (Bkz: Şeki l A ve Şeki l B)

Şekil A'daki Mısır Kültürü'ne ait îkiz Aslanlar'ın üstleri yıldızlarla süslenmiş durumdadır. İki aslanın tam ortasında bulunan güneş kursu soldan ve sağdan iki yarım yay çizerek aslanların sırtlarına yaslanmıştır.

Şekil B'deki Mitra înisiyasyonu'na ait Nemrut Dağı heykellerinden olan aslan sembolü de aynı temaları içerir.

Fantastik Edebiyat Resim

Her iki aslan sembolünde de ortak tema yıldızlardır. Yani Güneşler...

Mitra İnisiyasyonu'na ait aslan sembolünün en üst kısmında bulunan üç yıldızın diğerlerinden daha ayrıcalıklı olarak çizilmiş olduğuna dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bu üç yıldızın hem diğerlerinden daha büyük olarak çizilmiş olduğunu hem de diğerlerine oranla daha fazla ışın saçmakta olduğu görülmektedir.

Bu yıldızlar üçlü bir yıldız olan Sirius A, Sirius B ve Sirius C'nin sembolleridir. Ayrıca kabartmada tüm bu konuları birbirleriyle baglantılandıran bir başka sembol daha vardır. Bu da aslanın göğsüne yerleştirilmiş olan yay sembolüdür.

Yay'ın, Ezoterizm'de göklerin hakimiyetinin sembolü olduğu hatırlanacak olursa sembollerin ne kadar birbirleriyle uyum içinde kullanılmış olduğu sanırım çok daha iyi anlaşılacaktır.

Astrolojik bir işaret olarak Aslan

Bilindiği üzere "Ezoterik Dünya Tarihi" Tufan'dan sonraki bizim devremizin başlangıcı olarak M.Ö. 10.950 tarihini göstermektedir. Atlantis'in tarih sahnesinden silindiği bu tarih, "Astrolojik Çağlar"da "Aslan Burcu'na denk gelmektedir.

İşte Sfenks'in aslan vücudu aynı zamanda bu anıyı da günümüze taşımaktadır. Yani hem Atlantis'in batışını hem de bizim devremizin başlangıcını bu şekilde üstü kapalı bir şekilde dile getirmektedir.

Peki ama vücudu aslan olan bu mimari yapının başı neden aslan değil de bir insan başı şeklindedir?

Günümüze bir kehanet...

Sfenks'in başının insan, vücudunun ise aslan olması öncelikle bir dönüşümün sembolüdür. Vücudu farklı, başı farklı canlılar mitolojik bir anlatım üslubu olarak çeşitli ulusların efsanelerinde yer almıştır. Deniz kızı bunlardan biridir. Dönüşümden kasıt burada insanla aslan arasındadır.

Bu dönüşümü Ezoterizm "insanlaşan aslanlar" olarak tanımlar. Yani bilgelikten uzaklaşan bizim devremizin insanları burada anlatılmak istenmektedir. Daha önceki yayınlarımızda ayrıntılarıyla üzerinde durduğumuz, insanlığın aşağıya inişi bu sembolün içinde gizlenmiş durumdadır. Sfens bu haliyle bizim devremizin hemen başında henüz bu dönüşümün ilk başlangıcını ifade eder. Yani henüz sırların tamamen unutulmadığı dönemi.

Ancak sembolün içindeki gizli mesaj bununla kısıtlı değildir. Başının insan fakat vücudunun aslan olması iki ayrı anlama sahiptir. Burada hem geçmişe hem de geleceğe ait bir mesaj gizlidir. Bir zamanlar aslanla sembolize edilen bilgeliğin bir gün yeniden dünya üzerinde yaşanacağı yani "insanların aslanlaşacağı" da burada anlatılmak istenmektedir.

Bu özelliğiyle geleceğe ait bir kehaneti de gündeme getirmektedir. Sfenks binlerce yıl öncesinin hem bir anısını, hem de binlerce yıl öncesinin bir kehanetini günümüze kadar sessiz bir şekilde taşımıştır. Sfenks bu kehanetinde şu sözleri fısıldamaktadır:

"Bir zamanlar kaybolan bilgelik bir gün yeniden ortaya çıkacak ve insanlar aslalaşacaktır. "

İnsanlığın fiziksel ve ruhsal açıdan aşamalı olarak aşağıya iniş sürecinin belli bir noktada dip yaptıktan sonra yeniden bir tırmanışa geçeceğini ve bunun da Kova Çağı'nda meydana geleceğini söyleyen ezoterik kayıtlarla, tüm bu anlattıklarımız birebir örtüşmektedir. Astrolojik Çağlar'ı gösteren çizelgemize bakarsanız, Aslan Çağı'nm tam karşıtı olan çağın Kova Çağı olduğunu derhal farkedersiniz. Eski gelenekler bu geçişin tam tarihi olarak 2012 yılını vermektedir. Aynı tarihe bu çizelgede de ulaşılmaktadır.

Bu tarihle ilgili birçok kehanet vardır. Bu kehanetlerden bazılarına göre, söz konusu tarih, aynı zamanda Atlantis'e ait çok önemli belgelerin, gün ışığına çıkacağının da tarihidir.

Fantastik Edebiyat Resim

Mısır'da "Aslan İnsanlar" ve "Aslanlaşan insanlar" bu şekilde sembolleştirilmişti. Sembolün başı üzerine resmedilen yılan, 'Aslan İnsan"ın kökenini ve bilgeliğini göstermektedir. Aslan ve yılan birbirlerini tamamlayıcı semboller olarak kullanılmıştır. Böylelikle "Aslan İnsan Sembolü"nün aynı zamanda Galaktik Irk'ın da sembolü olduğu anlatılmış olmaktadır.

Piramitlerin binlerce yıllık bekçisi belli ki sadece piramitleri beklememiş, büyük bir sırrın da bekçiliğini yaparak bu sırrın günümüze kadar gelebilmesini sağlamıştır. Bunu bugün daha iyi anlıyoruz. Yakın gelecekte ise zaten herkes anlayacaktır.

Labirentler:

Piramitler'den sonra Antik Mısır Mimarisi'nin en gizemli yapılarından bir diğeri de yeraltı tüneller ve galeriler sistemleridir. Fakat bu konu diğerine nazaran çok daha az bilinir. Çünkü Piramider devasa boyutlarıyla gökyüzüne yükselirken labirentler yer altında kendilerini gizlemiş durumdadırlar.

Atlantisliler'ce Tufan'dan önce başlatılan çalışmalar sonucunda. Mısır çok önemli inisiyatik bir merkez haline getirilmişti. Bu merkezi, yeraltı tüneller ve galeriler sistemleriyle Dünya'nın çeşitli noktalarındaki merkezlere de bağladılar. Ancak yaklaşmakta olan Tufan'dan haberdardılar ve bunun için çeşitli önlemler almaları gerekmekteydi. Bu önlemlerden biri de, bu yeraltı tüneller sistemlerinin sularla kaplanmasına engel olmaktı. Orta Yucatan ve Mısır düz bir araziye sahip olduğu için, buralarda söz konusu amaca yönelik olarak tünellerin içine su dolmasına engel olacak bariyerlere ihtiyaç vardı. İşte bu bariyerlik görevini görmek de piramitlere düşmüştü.

Piramitlerin yapılmasının bir diğer nedeni de buydu... Gizli yeraltı merkezlerini su baskınlarından kurtarabilmek...Böylelikle piramitler, bu gizli yeraltı tünellerinin giriş noktalarına yerleştirildi.

Fantastik Edebiyat Resim

Herodot'un Tarihi Kayıtlan da aynı şeyi söylüyor...

Ezoterik kaynaklarda dile getirilen bu bilgilere benzer sözlere, Herodot'un kayıtlarında da rastlamak mümkündür. Herodot Mısır'la ilgili tuttuğu tarihi kayıtlarında, yeraltında inşa edilmiş olan ve onu bir dünya harikası olarak tanımladığı bir labirentten sözeder. Herodot labirenti bulduğunda, bu muazzam yapının toprak üstünde kalan bölümleri yıkılmış durumdaydı. Labirent'in piramitlerden çok daha görkemli olduğunu belirtmiş ve görebildiği kısmını ayrıntılı bir şekilde tarif etmiştir. Herodot, Labirent'te yarısı yeraltında, öteki yarısı ise yer üstünde bulunan 3000 odaya rastladığından bahseder:

" Üst odaları bizzat gezdim ve ayrıntılı olarak inceledim. Binanın bekçileri yeraltı odalarına girmeme izin vermediler. Labirente üzerinde büyük şekiller işlenmiş olan 40 kulaç yüksekliğindeki bir piramidin altındaki muazzam bir yeraltı galerisinden girilerek geçilebiliyordu. "

Herodot'un "Labirent" dediği bu yeraltı yapısının iyice yıpranmış haldeki kalıntılarının küçük bir kısmı, Gize'nin Güney-Batısı'nda yer alan Fayum yöresinin Güney-Doğu ucunda bulunan Hauwaret el Maqta yakınlarında Arkeologlarca ortaya çıkartılmıştır. Arkeologlar elde ettikleri bulguların, Herodot'un anlattıklarına uyduğunu da açıklamışlardır.

Yılanoğulları Üçgen biçimli taşların altında...

Çok geniş bir alanı kaplayan yeraltı tüneller sistemlerinin ve bunların ana giriş noktalarında inşa edilmiş olan piramitlerin Tufan Öncesi Kültür tarafından gerçekleştirilmiş olduğundan, Ezoterizm'in tanınmış yazarlarından Mme. Blavatsky de bahsetmiştir.

Mme. Blavatsky "Dzyan Kitabı"na ait olduğunu ileri sürdüğü gizli bir kayıttan bahseder. Bu kayıtta şunlar yazılıdır:

"Bilgelik yılanlarının inleri şimdi üçgen biçimli taşların altındadır. "

Ezoterizm'de Bilgelik Yılanları ya da Yılanoğulları tanımlamaları Galaktik Irka ait gelişmiş kozmik varlıkları ifade eder. Bu varlıkların bir zamanlar yeryüzüyle irtibata girdikleri tüm eski geleneklerde çok açık bir şekilde ifade edilmiştir. Mu ve Atlantis Uygarlıkları da bu ırkın torunlarıdır. Yukarıda sözü edilen üçgen taşlar ise piramitler için kullanılmış bir tanımlamadır.

Mme. Blavatsky de bu konu hakkında yaptığı açıklamada bu görüşü desteklemiştir. Dzyan Kitabı'ndan aktardığı kayıt konuyu destekler.

Tüm bunlar bize açıkça anlatmaktadır ki, üç ırkın yani 3. 4. ve 5. Irklar'ın üstatları yani bilgeleri piramitlerin altındaki yeraltı mekânlarında yaşamışlardır.

Fantastik Edebiyat Resim

Ezoterizm'de sözü edilen 3. 4. ve 5. Irklar Atlantis ve bizim devremize ait uygarlıklara karşılık kullanılmıştır. Şekilden de anlaşıldığı gibi 2. Irk Mu Uygarlığı'na, 1. Irk ise Yılanoğulları ya da Tanrıoğulları olarak ifade edilen Galaktik Uygarlığa aittir. 6. ve 7. Irk olarak sembolleştirilen süreç ise, çıkışla birlikte yaşanacak döneme ait insanlığı ifade etmektedir.

Kaynak: Ergun Candan, Antik Mısır Sırları

Yazım hataları için özür dilerim.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
DENETMEN

   Kayıt: 07 Mar 2009
   Mesajlar: 9936
Çok yorgunum ama yarın siteye girince ilk okuyacağım şey bu! Ben bunların çıktısını alır saklarım ya Shocked  Değerli yazılar bunlar.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 08 Ekm 2007
   Mesajlar: 28
Zamanında okuduğum bir yazı , güzel bir paylaşım. Eline sağlık
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 08 Oca 2009
   Mesajlar: 2273
İlginç bir yazı bakalım zaman bize ne kadarı gösterecek
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 25 Hzr 2013
   Mesajlar: 31
Bu yazı alıntı mı? Yoksa sana mı ait. Sana aitse müthiş Smile
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
DENETMEN

   Kayıt: 07 Mar 2009
   Mesajlar: 9936

Mu yazmış:


Kaynak: Ergun Candan, Antik Mısır Sırları

.

 

Kaynak belirtilmiş.

Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ÜYE
ÜYE

   Kayıt: 25 Hzr 2013
   Mesajlar: 31
Tamam pardon Smile Görmemişim.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
DENETMEN

   Kayıt: 07 Mar 2009
   Mesajlar: 9936

egeklan yazmış:
Tamam pardon Smile Görmemişim.

Sorun değil. =) 

İlgin mitoloji mi yoksa sadece Mısır'a mı yönelik?

Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
   Yeni başlık gönder Başlığa cevap gönder  

ANA SAYFA | ÜYELİK | FORUM | SÖZLÜK | KİTAPÇI | BİZE ULAŞIN | WEB TASARIM