Beyaz karın üzerine damlayan aşkımın kırmızı renkli ıstırabına aldırmadan 我真的受伤了 şarkısını dinliyorum. Sebebi tabiki var ama şu kadarını söyleyeyim ıstırabımın rengini en iyi bu şarkı yansıtıyor. Çince bilmemek bunu dinlemeye mani mi teşkil ediyor. Tabiki hayır. Yok yani " O eski halimden eser yok şimdi " yi mi dinleyecektim. Hayır hayır bu karar yerinde. Neyse buzlu pencerenin yanındaki masamda içeriye kırık bir şekilde sızabilen güneşe henüz muhatap değilim. Aslında dağ başında da değilim. Ve bir hayat için bir hayli uğraş veren düşük yapan annenin ya da akrabalarının yerinde değilim.
Hele Davutpaşa'da yangının seyrinin vermiş olduğu acaip bir duygunun sonucu olan ve büyük bir patlamanın verdiği ahiret biletine de henüz sahip değilim. Ama biliyorum ki beyaz mendilimin içinde artık kurumuş bir gül gibi kalbimin derinliklerinde bir yerde bekleyen bu ıstırap değil solmakta aksine olabildiğince kırmızı ve damla damla masumiyetin adresi olan beyaz kara akmakta.
Amacım mı evet aslında ahırdaki pireleri besleyip daha sonra develerin o muhteşem uçuşunu izleyeceğim. Daha sonra da bizim şu karşıdaki çınar ağacıyla birlikte ellerimizi gök yüzüne kaldırıp birlikte " Sabredenlerle beraber olan ve onları seven " Allah'a (c.c.) niyaz edecek ve samimi dualarımızı ona ileteceğim.
İşte böyle bu ıstıraba değil de bu ıstarabın o beyaz karı kirletmesine üzüldüm. Neyse kırmızı iyidir. Ya siyah olsaydı, değil mi? Evet evet kırmızı iyidir. Biraz kar kirlenmişse ne çıkar. Yok yok ne kirlenmesi. Bak kırmızı-beyaz. Aaa hakikaten. Ne güzel. Tamam anladım ben anlayacağımı. Tamam gerisini size bırakıyorum.
mehmetketenigi
