Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ROMANLARINIZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 16 Şub 2008
Mesajlar: 3
GREWN: KAYBOLMUŞ MEZARLIK


BÖLÜM 1: HERŞEYİN BAŞLANGICI BÜYÜK PATLAMA

YIL 2321

YER:Avustralya (yeni mezarlık öncesi) Auld nehri yakınları…

-Aktan bir bakar mısın?  dedi profesör.


profesör uzun boylu geniş omuzlu ve derin bakışlıydı yaptığı araştırmalar sonucu dönemin önemli e-dergilerinden olan Joint de makaleleri yayınlanmıştı.Yılların ona oldukça getirisi olmuştu ancak çalışma hayatı onu epey yıpratmıştı daha 42 yaşında olmasına rağmen uzaktan görenler onu rahat 55 yaşında sanabilirdi.


-Efendim profesör dedi aktan


-Şuna bakar mısın?


Aktan daha, çok gençti ama zekasıyla herkesi büyülüyordu uzun kızıl saçlarıyla ve gösterişli yüzüyle tanıyanların çoğu onun hayranıydı.Her zamanki gibi saçlarını sol eliyle geriye doğru attı ve bilgisayara baktı.


-Profesör bu üzerinde araştırma yaptığımız grewn hücresi değil mi?dedi ve ekranı gösterdi yüzünden şaşırmış olduğu çok açık anlaşılıyordu.gözlerini ekrandan ayırmadan sözüne devam etti.


-Neden kimyasallara tepki vermiyor?bu hücreyi yok eden kimyasalı bizzat ben bulmuştum!


-Hayır yaptığımız son araştırmalara göre bu hücre çağımız teknolojisiyle yok etmek imkansız hücreye her neyle müdahale ettiysek hepsine karşılık verdi kendini yenileyebiliyor.Üstüne üstlük çok hızlı mutasyona uğruyor.Bunları söylerken yüzünde sanki aldırmazlık vardı ama kim buna aldırmazlık edebilirdi ki
!!!

-Nasıl olur daha 2 hafta önce bulunmuştu şifa formülü, bu kadar hızlı mutasyona uğraması imkansız. Dedi


Hayretler içinde bilgisayara bakıyordu gördükleri çok mantıksız geliyordu Aktana.O sırada profesör arkasını döndü ve belgeleri karıştırdı.Sonra tekrar aktan a dönüp belgeleri ona uzattı.


-İşte buradalar bunlar hücreyi tedavi eden profesörün aldığı notlar profesörün adı green johnston



Aktan bu ismi hatırlıyordu virüsün ilk ortaya çıktığı yıllarda joint dergisi johnstonla dahaönce röportaj yapmıştı yaptığı röportajda bulunan virüsün fiziksel olarak yok edilemediği ve hızla mutasyona uğradığı yazılıydı.Olması gereken en son şey buydu virüs hızla evrim geçiriyordu ve bunu fiziksel olarak durdurmak imkansızdı.Üstüne üstlük dergi röportajı alaya almıştı bu yüzden tedbirler yetersiz kalmıştı…notlarda ise hücreyle ilgili oldukça detaylı bilgiler veriliyordu.Profesörün yazdıklarına göre hücrenin çevresinde büyülü kimyasal vardı ve bu büyü hücreyi daha güçlü kılıyordu ve tıpkı insandaki gibi düşünme yetisi veriyordu.


Yaklaşık yarım saat sonra

O sıralarda Avusturya komitesi seçimleri için yapılan mitinglerin etkisi hala sürüyordu.


-Bay Oytun beklediğiniz rapor şimdi elimize geçti. Rapora göre auld gölü yakınlarında yaptırdığınız deneylerin sonuçları negatif çıkmış. Dedi Oytun un uşağı.


Normalde çoğu evde robotlar çalışırdı ama Oytun buna karşıydı çünkü robotlardan nefret ediyordu.Hissiz bakışları soğuk tavırları ve her zaman mantıklı şeyler söylemeleri onu sinir ediyordu Açık pencereden soğuk bir rüzgar esti rüzgar Oytun un ciğerlerini temiz havayla doldurdu yaklaşık 4 yıldır bu anı bekliyordu ama kendisini hep iyiye odaklanmıştı.


-Bunun ne anlama geldiğini biliyorsunuz değil mi bay Oytun dedi uşağı.


Her ne kadar Oytun un uşağı olsa da patronunun her işine karışmaktan zevk alırdı.Ne kadar ruhani bakımdan iğrenç biri olursa olsun dış görünüşü etkileyiciydi.Uzun siyah takım elbisesinin üstünde tek toz  zerresi yoktu.


Oytun elinde tuttuğu Türklerin oldukça sevdiği sığ kahveyi elinden düşürdü.Bu demek oluyordu ki aylardır kızının kurtulması için büyüttüğü umutlar tükenmişti.Oytun un kızı daha 5 yaşındaydı ama yakalandığı hastalık oldukça kuvvetliydi ve daha önce bu hastalık eski mısır firavunlarının sonu olmuştu eğer önlem alınmazsa bütün insanoğlu ölebilirdi.Hemen ortalığı toparladı ve alelacele birkaç bir şey çiziktirmeye başladı kağıda.İkna edici bir konuşma yazmalıydı çünkü söz konusu tüm Dünyada yaşayan insanlardı ama tam o sırada patlama sesi duyuldu.Aklından geçenlerin doğru olmaması için içinden doğa ediyordu Oytun un oturduğu sandalye az da olsa sallandı.Oytun Avusturalyanın en yüksek binasında oturuyordu hemen dışarıya baktı camdan.Bu korkunçtu iki dakika önce kendini kötü hissediyordu ama şuan yıkılmıştı auld gölü yakınlarındaki araştırma merkezinde patlama olmuştu terörist saldırısına benziyordu ama nerden nasıl öğrenmişlerdi.Hemen ilgili yerleri aradı bütün takviye kuvvetlerle hemen kıtanın boşaltılmasını istedi ne kadar çok insan kaçarsa o kadar iyiydi.O sırada pencereden bir rüzgar esti ve zehir moleküllerini ciğerlerine çekti Oytun ve zehir ciğerlerine ulaşır ulaşmaz da yere yığılıp kaldı.Elleri ve ayaklarının duruşu daireyi andırıyordu bu duruşu bile gerçekleri gösteriyordu tarih tekerürden ibarettir ve bazen dünyayı yeniden kurmak gerekebilir!!!



BÖLÜM 2: İKİ RUH

Patlamadan 300 yıl sonra


Gece sanki yağmuru yutmak istercesine karanlıktı.Yağan yağmursa rüzgardan kaçıyordu sanki.Her damla sanki savaştan kaçarcasına yerde dağılıyordu. Etrafta sadece her an sönecekmiş gibi görünen bir sokak lambası vardı.Tam o sırada yağmur damlalarının çıkardığı ses dışında bir ses yankılandı sokakta. Siyah giysili bir adam üzeri örtülü birini taşıyordu.Koşar adımlarla yağmuru yırtarak ilerledi.Bir ara sendeledi ama hemen dengesini sağladı. Taşıdığı şey aniden bağırmaya başladı resmen inliyordu.Bu insan sesiydi bir insan kadın sesi.Çok uzun zamandır kasaba yerlileri insan görmüyorlardı sanırım yan kasabadan geliyordu.Orda birkaç insan yaşıyordu ama onlarda işçi ve köle olarak kullanıldıkları için gündüz vakti onları görmek mümkün olmazdı.Geceleri ise gölgeden daha sessiz hareket ederek evlerine gelirlerdi.Adam koşarak yakındaki tahtadan barınağa sığındı.Burası bir çok insanı kölesi olarak çalıştıran soylu büyücünün evine çok yakındı.İçeri girince hemen kapının artık paslanmış olan kilidini taktı.Barınak tahtadandı her an yıkılacakmış gibi gözüküyordu.Hemen örtüyü kaldırdı ve kadını masaya yatırdı.Kadın hamileydi bu yüzden o kadar çok bağırıyordu.Adam hemen kadının üzerine oradaki örtüyü serdi.Eliyle çeşitli işaretler çizerek duvara yazılar yazdı.Elinde kesik olmamasına rağmen elinden kan akıyordu.İşaretleri yazmayı bitirdiğinde çok büyük bir ışık çıktı duvardan.O sırada dışardan köpek sesleri gelmeye başladı.Sanırım köpekler ışıktan rahatsız olmuşlardı.Işık git gide maddeleşerek adamın avucuna doldu.Adam elindeki sıvıyı kadının karnına sürdü.O anda kadının karnı yırtılmaya başladı.Kadın bütün gücüyle bağırıyordu çok acı vermiş olmalı.Adam yeni doğanı tam eline aldığında kapının kilidinin kırıldığını fark etti.Arkasına baktığı anda gardiyanların geldiğini gördü gardiyanlar adamı kollarından tuttular ve dışarı attılar.Gardiyanlar uzun boylu ve oldukça iriydiler.Üzerlerine giydikleri zırh onları ihtişamlı gösteriyordu ama yüzleri kalpleri kadar kötüydü.İğrenç siyah derileri domuz gibi burunları vardı.Görünüşe göre onların başı olan gardiyan



-Ne güzel bir eğlence çıktı bize.Bunu hemen öldürelim mi yoksa biraz acı çektirelim mi? Dedi gülümseyerek.Gözlerindeki şeytanın sırıtışı her yerden belli oluyordu.


Diğer gardiyanların suratlarında da iğrenilecek bir gülümseme vardı.Konuşmalardan bebeğe mi yoksa annesine mi işkence edecekleri pek anlaşılmıyordu.Bunu sadece onlar bilebilirdi çünkü o iğrenç yosunlu beyinlerinde neler vardı hiç belli olmazdı.Aniden sessizlik yaşandı ama fazla uzun sürmedi çünkü bebek ilk nefesini almıştı artık ve ağlamaya başladı.Gardiyanlar bebeğin ağlamasına sinirlenip ellerindeki kılıcı bebeğin annesine sapladılar.


-Al lanet olasıca bu iğrenç şeyi sen dünyaya getirdin bu yüzden bunu hak ettin Dedi gardiyan ve kılıcı kadının tam göğsüne sapladı fışkıran kanlar her tarafa dağıldı.Kanın her
zerresi aktıkça gardiyan daha mutlu oluyordu

Göbek bağı kesilmediği için  adamın yaptığı büyü henüz tamamlanmamıştı zaten bu kadının çok kan kaybetmesine yol açmıştı.Bu kılıç darbesiyse onun sonu oldu zaten çok acı çekiyordu bu onun ölümünü azda olsa kolaylaştırdı ve daha acısız öldü kadın.Ruhunu teslim ederken bebeğinin yüzünü gördü aynı babasına benziyordu kahverengi saçları nokta gibi burnu vardı.Gözleriyse en güzel okyanuslardan daha güzel bir maviye sahipti.Bebek olan bitenden habersiz annesinin ruhunu gördü.Onu doğuranı ona bu hayatı vereni gördü.Bu sefer hiç almadığı kadar derin soluk aldı ve oldu tanrı ona annesini bahşetti.Bebek annesinin ruhunu ciğerlerine çekti.Gardiyanlar sanki donmuşlardı.Az önce ölen kadının bedeni kendiliğinden yanarak yok olmuştu.Bilinene göre eğer insan büyücüler yanarak yok olurlarsa bu onun ruhunun hapsolduğu anlamına gelirdi.Gardiyanların şaşkın bakışları arasındayken adam kulübeye girdi ve çocuğu alıp kaçmaya başladı.Gardiyanlar birden kendilerine geldiler.Koşarken iğrenç sesler çıkartıyorlardı.Adam koşarak 2 sokağı geçti ve hemen iki binanın arasına girdi.Onu görmediklerini umut ediyordu ama yanılmıştı iki gardiyan adamı görmüştü gardiyanların yüzünde yine iğrenç bir gülümseme belirdi adam çıkmaz sokağa girmişti.Adam bebeği hemen orda ki kutunun üstüne koydu ve eliyle bazı işaretler çizmeye başladı.Gardiyan buna sinirlenip hızla ona doğru koştu baltasını kaldırdı koşuşu eski tankları andırıyordu yavaş ama korkutucu.Baltayı adam doğru savurduğu sırada adamın umudu tükenmişti çünkü port açmayı başaramamıştı ama tam o sırada ölen kadının silueti göründü.Elinde her zamanki gibi nefreti tutuyordu.Üstündeki nifaksa mor altın ve gümüş alışımının ejder derisiyle büyü yoluyla birleştirilmiş haliydi.Kadın ellerini sıkıca kapadı aniden gardiyan durdu adam neden durmuş olabileceğini düşündü ama anlayamadı.Kadın elini yana doğru savurunca gardiyanda duvara tosladı.Ardından 5 gardiyan daha göründü.Adam zaman kaybetmeden büyü tamamladı ve portu açtı hemen bebeği de alıp porta girdi.Ama gardiyanlar onun peşini bırakacağa benzemiyorlardı.Gardiyanın kapıdan kolu gözüktü ama tam o sırada port kapandı kol kanlar içinde yere düştü üstündeki zırh kusursuz biçimde kesilmişti.Adam biraz etrafa baktı portu hızlı açmak zorunda olduğu için nereye açacağını pek düşünmemişti.Burası bir gnome evi olmalıydı.Minik çatısı içerdeki kitaplar ve makineler açıkça gnomeların elinden çıkmıştı.
  

-Azıcık dinlensek bir şey olmaz heralde dedi adam kendi kendine.Tam o sırda sanki ona cevap verecekmiş gibi bir takırdı duyuldu merdivenin başında…


NOT :Bu yazı kitabın başlangıç sayfalarıdır sadece bir başlangıç niteliğindedir.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 17 Tem 2007
Mesajlar: 70
Dostum, iyi, güzel, hoş da bu sitede yazan arkadaşlar sohbet sırasında bile "mümkünse imla işaret ve işaretçilerine uyalım" diyor. (Adında "edebiyat" olan bir site, saygı göstermek lazım)
Okuyayım dedim, ama bence oturup benden önce sen bir kaç defa okusan daha iyi olacak. En azından ilk harfleri büyük yap. Bu arada 77 defa "bir" demişsin. Acaba bu başarıyı kaç sayfalık bir yazıda yakaladın? Ayrıca sen bu yazıda kaç defa virgül kullandın? (onu da saydım ama konuyu dağıtmıyayım)

Bence sen "3 bölüm daha yayınlarım, beş bölüm daha koyarım" pazarlığından önce
Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız.
Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız.
den birkerecik bile olsa yazım kuralları başlığını oku.

Bu yazıyı "Beğenmedim" demek için yazmıyorum. Madem bu kadar uğraştın, okunur olsun diye söylüyorum.

Düzeltmelerini yaptığında bir not yazarsan okur, yorum bildiririm. Ama önce sen oku Wink

_________________
"beni düşünen bir adam düşünüyorum. ben onu düşündüğüm için ben varım o ise düş, ama onun düşünde de ben varım öyleyse ben bir düşüm o ise var."
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 16 Şub 2008
Mesajlar: 3
Evet doğru söylüyorsun bir kelimesini biraz fazla kullanmışım onları düzelttim.Ama böyle alay eder gibi bir tavırla değil de yapıcı bir eleştiride bulunur gibi söyleseydin daha iyi olurdu.

örneğin: arkadaşım gördüğün üzere burası bir edebiyat sitesi haliyle burada yazım kurallarına dikkat ediyoruz biz.Sende bizim gibi yaparsan daha iyi olur. bu arada sanırım yazında bir kelimesini biraz fazla kullanmışsın bu biraz anlatımı sekteye uğratmış onlara da dikkat edersen sevinirim Smile

Evet bu konuşma daha iyi oldu değil mi? Bu arada hikayeyi sanırım Word e atıp incelemişsin çünkü bir kelimesini 77 defa kullanmamışım ama Wordde arama yardımcısını kullanıp oraya bir yazınca tedbir, kibir gibi kelimeleri de sayıyor. Bence önce okuyup o kelime cümledeki anlamı akışını bozuyor mu anlatımda sorun yaratıyor mu diye baksaydın daha iyi olurdu ama teşekkür ederim güzel bir eleştiri yazısı yazmışsın. Smile
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 17 Tem 2007
Mesajlar: 70
               
Alıntı:
Hemenortalığı toparladı Oytun ve alelacele birkaç bir şey çiziktirmeyebaşladı kağıda.İkna edici bir konuşma yazmalıydı çünkü söz konusu tümDünyada yaşayan insanlardı


İşte benim koptuğum an. Bu yazıyı sen oku, sen değerlendir.
Tüm dünyadaki insanları kurtaracak adam "birkaç bir şey" mi çiziktirir. Belki sonrasında herşeyi açıkladın ama ben malesef "at gözlüğü" ile okuyan biriyim. Bu cümle bir okur olarak beni koparttysa bir yazar olarak her halde sana daha çok zarar vermiştir.

Kibar olmak gibi bir kaygım yok. Allahtan bu güzel insanları bulmuşsun da sıradan edebiyat sitelerindeki anlamsızlar gibi "eleştirerek yok etmek" yerine "genç bir arkadaş, biraz şans tanıyalım" diyorlar.

Bence bu şansı iyi değerlendir ve ne kadar "okunur" yazarsan o kadar "yapıcı eleştiri" alacağını unutma.
Bu arada "imla kuralları" atlanmaması gereken bir şey.
Evet, "bir"ler toptan saydım ama sence de fazla değil mi idi?

Alaycı olduğumu sanmıyorum. Daha kibar olmaya da ihtiyacım yok. Bence sen bana forumda nasıl yazılacağını öğretmeye vakit harcayacağına kendi yazıların için vakit harcamalısın. Çünkü ben yıkıcı bir eleştiri yapmak yerine "önce imla kuralları" dedim. Sen henüz eleştiri bile görmemişsin.

_________________
"beni düşünen bir adam düşünüyorum. ben onu düşündüğüm için ben varım o ise düş, ama onun düşünde de ben varım öyleyse ben bir düşüm o ise var."
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 16 Şub 2008
Mesajlar: 3
Evet teşekkür ederim ilgin için. Hatalarımı düzeltmeye çalışacağım. Belki de bu mesajları atmasaydın yazıyı ben yazdığım için fazla dikkat etmeyecektim imla kurallarına. Bu arada en yakın zamanda anlatım bozukluğu olan cümleleri tekrar elden geçireceğim Smile
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ROMANLARINIZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri