Öncelikle bu tam bir düşünme tufanına dönmüş. Kendini tutamamış ve nefes nefese yazmışsın sanki bazı cümleleri ve hayret ve öfkeyle...
Tanrı'nın şeytanı muhattap alma meselesi ise, bütün benzer konular gibi çok karışık ve her yöne çekilebilecek serbestlikte.
İlk olarak, Tanrı şeytana, kelimesi kelimesine hatırlayamasam da; 'Sana kıyamet gününe kadar izin veriyorum. Fakat göreceksin ki, aslında yapacağın her şey ve sana uyan herkes benim ilmim dahilinde hareket ettiklerini, o gün anlayacaklar' demiştir.
Yani aslında bilinmeyen bir şey yok.
Adem ve Havva Cennetten kovulmadan önce tüm çağların, günahların ve sevapların yazılı olduğu oldukça aşikar. Şeytan burada, tanrı rolü oynamakla ne kadar komik ve aciz duruma düştüğünü eninde sonunda görecek ve ona uyanlarda, büyük bir pişmanlık duysalar da günahlarının bedelini yana yakıla ödeyeceklerdir. Bir nevi, Şeytana kıyamet gününde büyük bir ders verilecektir.
Ve fakat, kader denilen mekanizmanın büyük bir açmazı beni bu noktada sımsıkı yakalıyor. Ve zuzucybel'in bir yerde belirttiğin noktada tutuyor aklımı:
Madem bana günah işleten sen
Nedir öyleyse o cennet cehennem...
Bununla alakalı olarak pek çok tartışma yaptım. Fakat anladım ki insanın kendi algısıyla çözümünğ bulamayacağı bir mesele bu. Zira karşısında cennet ve cehennem olguları, arkasında ise neden cezalandıracağı ya da mükafatlandıracağı ikilemi bekliyor? Herşey biliniyorsa eğer; neden?!
İradenin bu noktada devreye girdiği söylenir mesela. İnsanın karşısına olaylar çıkar ve bunlar karşısında alacağı kararlar kaderden ayrıdır. Kader, o olaylar bütünüdür derler. Bana biraz tutarsız geliyor. O zaman Tanrı herşeyi bilmiyor demektir.
Alemlerin ötesinde sırlar yoktur; herşey ayan beyan ortadadır. İşte bu bilinmezde yapayalnızız ve kocaman bir soru işaretinin karşısında, yalnızca aklımızı kullanarak doğruyu bulmamız ve huzura ermemiz gerekiyor. Yine de, bu huzursuzluk belki de burada bulunmamızın yegane sebebi. İrade, tam da bu huzursuzluğun kaynağı. İrade, mantık ve ruh bir yaşam boyu bizi çalkalayıp duruyor. Ne için? bir takım cevaplarım var fakat emin değilim.
Neler neler yazarım daha fakat dallanıp budaklandıkça ne yazdığımı unutuyorum. Demem o ki, kaderi çözmek biz insan oğluna nasip olmayacak. Çözdüğümüzde de, iş işten geçmiş olacak
