kısa cümleler kurmak istiyorum aslında
açık seçik ve sade kelimelerle sana
benim suçum değil inan
hep bu kalem yazıyor da yazıyor
kısaca "seni seviyorum" demek istiyorum aslında
sen her bana karamsarlığını anlattığında
seni susturmak istiyorum gerçek bu
ama gel gör ki yine çok bilmişliğim tutuyor
uzanıp öpmek istiyorum gözlerinden dudaklarına
sen her sefer "ama" ile başlayan cümle kurduğunda
bu "ama" lara katlanamıyorum
ve "ya da" lar bilemezsin beni nasıl yoruyor
tanımadığım bir yüz görsem bir yerlerde dışarda
ya ( da ) yeni bir eşya evin bir tarafında
aslında bu beni çok ürkütüyor
ben alışığım etrafımda hep tanıdığım şeyler bulmaya
durmuyor, devam ediyorum kendime yeni yokuşlar yaratmaya
kelimeleri özenle seçiyorum, birileri ağlasın istiyorum
acıtmak için değil aslında
oysa acıtacağını nasıl da iyi biliyorum
devam ediyorum yokuşlar yaratmaya
bir bir sayıyorum, isimler koyuyorum
işte yokuş bir karşıda. bu da yokuş iki tam yanı başında
sanırım bu içgüdüsel. ben dayanıklılığını sınıyorum
bunca zorluk sererken önüne, yok yetmiyor aslında
ve yanına. yetmiyor, sağına, soluna, arkana
içten içe ödüm patlıyor sen bakma mağrur duruyorum
bu zehir dilim bir de mermer gibi gururum seni yoruyor
biliyorum....
hırs bürüyor bedenimi, uzunca bir iç muhakemeden sonra
yarattığım yokuşları aşmaya karar veriyorum
hatta liste tutuyorum tüm bunlar için,
resmen hareket planı hazırlıyorum, ve başlıyorum.
içimden bir ses taş gibi olmalısın diyor sakın yumuşama
kırılamaz, ağır yerinden oynatılamaz
incinmemek için bu gerekli hayatta, kendimi inandırıyorum
bir süre geçiyor ve anlıyorum. incindiğim kadar hissediyorum oysa
bu defa çıkış bulamıyor, ne olmak istediğime karar veremiyorum.
nerde olmak, ne yapmak. safımı belirlemeliyim
aynaya bakıp soruyorum, "söyle iyi mi olacaksın, kötü mü?"
ayna konuşmuyor, hep susuyor. bu sessizliğe dayanamıyorum
yol ararken, birden aklmıda şimşekler çakıyor, seviniyorum.
ve alıyorum yeniden kalemimi elime bir de kağıt, ikiye bölüyorum
başlıklar atıyorum kağıtların en tepesine; "iyiler". "kötüler"
koyuluyorum yazmaya sanki bilimsel bir analiz yapıyor edasıyla:
merhametli / acımasız
sevecen / kindar
becerikli / başarısız
umursamaz / ihtiyatlı
kararlı / kararsız
özgür/ kuralcı
hahalperest / gerçekçi
toleranslı / gaddar
yumuşak başlı / inatçı
durup okuyorum listemi bir bir heyecanla
kendimi keşfetmek umuduyla. okudukça asılıyor yüzüm
bunca zit anlamlı sıfat bir insanda aynı anda nasıl
okudukça daralıyor içim, içimde bir çeşit acımak uyanıyor
acıyorum sana
uzun uzun iç çekiyorum.
sigara üstüne sigara içiyorum
ellerimin arasında başım
korkuların en büyüğünü yaşıyorum
sen;
ki en güzel şeyi hayatımın
ki en korunmasız, en kırılgan
sen öyle güzelsin ki
öyle önemli
seni seviyorum
kısa ve sade bir cümle içinde varol hep
karmaşa girmesin hayatına |