Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ÖYKÜLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 18 Mar 2008
Mesajlar: 12
Konum: Nevermind Mountain
Üç Harfli Günahlar

Her şeyi hatırlıyordu kadın. Alış verişe gitmişti. Çocuklar da vardı yanında. Meyveli yoğurt diye tutturmuşlardı. Kasada bekliyordu oysa. Geri dönse yerini kaybedecek, kasa kuyruğunda en az on dakika daha bekleyecekti. ‘Buyurun’, dedi biri ve bir kutu meyveli yoğurt koydu alış veriş sepetinin içine. Kendisinden hayli uzundu meyveli yoğurdunu bağışlayan adam. Kocasından da… Uzun, yarı yarıya beyazlaşmış saçlarını arkadan toplamıştı. Güneş gözlüklerinin üzerinden ona bakmış ve uzunca süre gülümsemişti. ‘Adım Can Koruk. Yeni komşunuzum. Hatırlamadınız değil mi?

Günah orada başlamıştı işte. Kötü niyet orada, belki de o meyveli yoğurtlarla karışmıştı kadının kanına. Tüm suç, o mahlûkatlardaydı. Üç harflilerde.  Yoksa o, nasıl böyle işlere karışırdı? Nasıl aldatırdı kocasını?

Şimdi yattığı yatak, yattığı adam kadar uzak ve yabancı geliyordu ona. Yanında uyuyan adama bakıyordu. Adı, Can olan adama. Belki de,  o artık adı Can olan adam bile değildi. Belki mi? Hayır. Bu, Can değildi. Şimdi, bu adamın Can olmadığına emin hissediyordu kendisini. Ama yine de kanıtlamalıydı kendisine. Bunu anlamanın tek yolu vardı. Ayağa kalkacak. Yorganı bir hışımla açacaktı. Sonra da ayaklarına bakacaktı. Ninesi öyle söylerdi çünkü. ‘Üç harfli olanların ayaklarına bakacaksın’,  derdi.

Kocasını düşündü. O çoraplarıyla uyurdu ve kadın, kocasının bu huyundan oldum olası nefret ederdi. Belki de bu yüzden, işte tam bu yüzden aldatıyordu onu. Çoraplarıyla uyuduğu için.

Can’ın ayaklarına hiç bakmamıştı. Bir an bunu çok tuhaf buldu kadın. Üç aydır bu adamla birlikteydi ve bir kez olsun ayaklarına bakma gereği duymamıştı. Peki, neden şimdi bunu yapmayı her şeyden çok istiyor ama bir türlü yapamıyordu? Ninesinin ‘üç harfliler’ le ilgili söyledikleri neden şimdi gelip aklının orta yerine bağdaş kuruyorlardı?  

Bunu yapmalıydı. Yorganı açmalı ve yanında uyuyan adamın, Can’ın ya da her kimse onun ayaklarına bakmalıydı. Ama korkuyordu. Üstelik korkudan fazlası da vardı. Ne düşüneceğini neye inanacağını bilmiyordu. Boşlukta kalmıştı ve bu kapkara boşlukta kadına göre somut görünen tek şey ayaklardı. Üç harflilerin ayakları ters oluyordu. Ninesi öyle söylerdi. ‘Sağdaki solda. Soldaki sağda.

Artık o odada kadın ve uyuyan kimliği belirsiz adamdan çok daha fazlası vardı. Kocası, annesi, ninesi ve…

Elleri durmadan terliyordu. Ne zaman gereğinden fazla heyecanlansa böyle olurdu. Kocasıyla öpüştükleri ilk gün de böyle olmuştu. Sürekli ellerini pantolonuna siliyor, bunu yaptığını adama belli etmemeye çalışırken daha da fazla terliyordu. Kocası durumu fark ettiğinde gülümseyerek kadının ellerini tutmuş ve dudaklarına götürmüştü. Tam on beş sene önce… İlk aşkın verdiği gözü dönmüşlükle… Şimdiyse yaptığı en romantik şey, elleri terlediğinde kalkıp ona mendil getirmek oluyordu.

Yanında uyuyan adamın inip kalkan göğsünü seyretti. Sırılsıklam olmuş ellerini o tüysüz, beyaz göğüste gezdirmek istedi o an. Acaba o ne yapardı bu ıslanmış ellere? Alıp dudaklarına götürür müydü? Yoksa iğrenerek bakar ama bunu kadına belli etmemek için gülümser miydi? Ellerini oraya koymak istedi kadın.  Ama yapamazdı… Hala korkuyordu çünkü. Hala emin değildi onun kimliğinden. Ninesi düşmüştü aklına bir kere.

Nasıl olmuşta bu ihtimali daha önce hiç düşünmemişti? Belki de bu adam gerçekten de garip bir mahlûkattı. Kim bilir? Belki de tanrı onu sınıyordu. Kocasına olan sadakatini ölçmeye çalışıyordu tanrı ve bu adamı göndermişti işte. Tabii ya! Yanında uyuyan adam! İsminden belliydi işte her şey! Ah! Ne kadar aptaldı. Can... Can ya da diğeri. Üç harfliler. İkisi de üç harfliydi.

Kılıktan kılığa girerler yavrum. Bir bakarsın insan olmuş. Bir bakarsın hayvan.’ Böyle söylerdi ninesi.

Yanında uyuyan adamın bedenine girmişlerdi. Onu kötü şeyler yapmaya teşvik eden de onlardı. Tam üç aydır. Üç aydır işlediği tüm günahların sorumlusu onlardı. Aklına girmişlerdi işte. Zihnini bulandırmış, kötü niyet salmışlardı içine.

Peki, bu durumda kocası bir melek mi oluyordu? Bu adam şeytani bir varlıksa eğer, kocası da melekti. Kendisi de sınanan bir zavallıydı işte. Tanrı da dahil herkes onunla oyun oynuyordu. Ama bu fikir onu garip şekilde rahatlatmıştı. Hala bu kadar korkuyor olmasa, böylesi bir sınava tabi tutuluyor olmaktan gurur bile duyacaktı.

Tıpkı narkoz etkisindeymiş gibi, bilinci bir gelip bir kayboluyordu. Şimdi tek istediği bu çok bilinmeyenli saçma sapan denklemin bir parçası olma durumundan kurtulmaktı. Ama bunu başarmak için tek bir hamle de bile bulunamıyordu. Karmakarışık zihninden ninesinin safsatalarını kovsa, tanrı-şeytan ikilisinin küçük sınavı geliyordu. Hepsi birbirinden korkunçtu işte. Belki yarın bu geceden de korkunç olacaktı. Öyleyse ne diye bu denklemin içinden çıksındı?

Keşke’, diyordu kadın ilk kez. ‘Keşke bana olan aşkı hiç bitmeseydi. Keşke bana, dünyada kalan son güzel şeymişim gibi bakmaya devam etseydi. Keşke eve geldiğinde baktığı ilk şey, ocaktaki tencerelerin içinde ne olduğu olmasaydı. Keşke çocuklara, istisnasız her akşam getirdiği çikolataların yanında bana da kuru bir yaprak getirseydi.  Keşke ellerim terlediğinde onları öpmeye devam etseydi. Keşke.’ O zaman bu oyunun içinde olmayacaklardı. Ne kendisi, ne bu kim olduğu belirsiz adam, ne de ninesinin saçmalıkları. Hiç biri.

Korkudan tek bir hareket bile yapamayan vücudunda gözyaşları bir hareket öncülüğü yaptı ve kadının gözlerini doldurdular. Şimdi korkunun, heyecanın, tüm o karanlık soyut boşluğun yerini tek bir şey almıştı: somut bir suçluluk duygusu. Ninesinin saçmalıklarının bir diğer adı…

Göz bebeklerinin öncülük ettiği hareketi elleri sürdürdü. Yorganı kaldırdı ve yatakta doğruldu kadın. Yarın ne olursa olsun, bu gece evine gitmeye karar verdi. Odadan çıkıp giden hayaletleri takip edip evine varacaktı. Can, kadının yataktan kalktığını fark etmedi bile.

Kadın evden çıkarken gülümsüyordu. Ne kadar komik, diye geçirdi aklından. Can da çoraplarıyla uyuyordu.

_________________
in me omnis spes est mihi..
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 16 Ekm 2007
Mesajlar: 417
olaylar cok hızlı gelisti.hatta giderek hızlandı.ama güzel bir olay örgüsü olmus tebrikler.

_________________
Aşk istiyorduk ağızdan damardan
Gözler parlasın soluk açılsın.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 18 Mar 2008
Mesajlar: 12
Konum: Nevermind Mountain
teşekkür ederim raskalnikov ^^ aslında bu bir an öyküsü.. belli bir durum içindeki bir kahraman.. olayların akış hızının sebebi bu sanırım.. tekrar teşekkür ederim..

_________________
in me omnis spes est mihi..
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 15 Nis 2008
Mesajlar: 10
süper

_________________
Sadece bir gül


www.yazarforum.com'a da takılan üye
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ÖYKÜLERİNİZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri