| |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 20 Arl 2006 |
| Mesajlar: 200 |
|
|
|
İstanbul'da Koyu Karanlık 08.05.2008, 12:43 |
|
|
İstanbul'da bir öğleden sonra,
Ay parlıyor, yıldızlar, ve neden sonra,
Sen geliyorsun kayan yıldızla aklıma,
Bir küçük tebessüm, yeniden karanlık sonra
Gece geliyor aklıma, ay dolunay, parlıyor
Sanki düşünmesem aydınlanacak sokaklar güneşle
Sonra sen geliyorsun aklıma, ay ışığında, güneş gözlerinle
Sanki düşününce var oldun, düşündükçe bitiyorum
Gecenin kaçı bilmiyorum, koyu karanlık zamanı,
Ayın kaçı, hangi günü hiç bilmiyorum, hiçlik zamanı,
Tek bildiğim, beni saran koyu karanlık zamanı
Aklımda binlerce düşünce, karmakarışığım
Sen de varsın, sen de, sensiz olabilir miyim sanıyorsun,
Bir yıldız daha kayıyor, bir ışık daha sönüyor
İlk defa kayan yıldıza bakıp, gözlerimde iki damla, parlak,
Seni gördüğüm günden beri, aklımda vızıltılar, uğultular,
Sensiz bir dilek tutuyorum, söylenmezmiş, boşver, elveda! |
_________________ Ölümhanedeyiz, ölmeye doğuyoruz!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Arl 2006 |
| Mesajlar: 200 |
|
|
|
Tophane'den Taksim'e Küller 09.05.2008, 19:46 |
|
|
Duman yavaş yavaş dağılıyor,
Küller rüzgarı bekliyor,
Hava kararıyor,
Durgunluğa son veren adımlarım atılıyor...
İstanbul sokak sokak küllere gömülmüş,
İstanbul gri, toz tutmuş, eskimiş,
Altında binlerce yanık, açık yara...
Verdiğim nefes koyu sisler peydahlıyor
Tophane'den Taksim'e yürür bir genç,
Yokuştur, havada bahar sıcağı,
Alnında birkaç damla ter,
Gözleri parlıyor, bilmem neden...
Anılar karmakarışık, o belki de benim,
Ve belki de sana geldiğim gündür o,
Belki, yanan şehir değil de kalbimdir,
Belki, her nefesle sise boğulan aklımdır, |
_________________ Ölümhanedeyiz, ölmeye doğuyoruz!
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 906 |
|
|
|
Külliyat 09.05.2008, 20:26 |
|
|
Forumumuza kaşla göz arasında koskoca bir şiir külliyatı kondurmuşsun. İnsanlar yorum yazmasalar da eminim çalışmalarını okuyup değerlendiriyorlardır.
İfadelerin basit, okurun dimağında canlandırdığın imajlar bildik, temalar da bir o kadar sıradan. Ama söyleyişinde şairlere yaraşır bir akıcılık var. Az ve öz yazmayı neden denemiyorsun? İki güzel mısraı alt alta dizmek, oturup satırlar dolusu yazmaktan çok daha fazla zihin emeği gerektirir. Ne derler bilirsin; "kısa yazacak kadar vaktim yok" |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Arl 2006 |
| Mesajlar: 200 |
|
|
|
Haklısın belki de... 10.05.2008, 0:50 |
|
|
Ama görüş meselesi, ben şiiri içsel devinimlerinin tarifsiz bir sonucu olarak görüyorum, akışı sınırlandırmıyorum, nasıl geliyorsa, şekillendirmenin en hafifinden faydalanarak yazıyorum. Dediğini de düşünmedim desem yalan olur, bakarsın, belli mi olur? |
_________________ Ölümhanedeyiz, ölmeye doğuyoruz!
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 906 |
|
|
|
Disiplin 10.05.2008, 12:19 |
|
|
Şiir bir disiplindir; kuralları ve kendine has duyarlılıkları var. Aklına geldiği gibi, gönlüne geldiği gibi, duygularına geldiği gibi yazamazsın. Yahut yazarsın da, kaale alınmaz. Bireşim lazım. Duygularını, derûni bir akli yetiyle harmanlayacaksın. Yoksa herkes aklına geleni yazabilir. Duygularıma böyle geldiği, gönlümden böyle geçtiği için yazıyorum demek, kimseyi aklamaz. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Arl 2006 |
| Mesajlar: 200 |
|
|
|
Aklanmak mı? 10.05.2008, 12:26 |
|
|
Aklanmaya gerek görmüyorum, sadece söylüyorum, bir disiplin yoktur, bu kendini kısıtlamaktır, kaale alınması önemli mi? Sanmıyorum, öyle olsaydı, kaygılarım olurdu, sürekli okunmak isterdim, şimdi sadece paylaşmak istiyorum, Ben de kendine has duyarlılıkları var diyorum, aslında boşuna tartışıyoruz... |
_________________ Ölümhanedeyiz, ölmeye doğuyoruz!
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 906 |
|
|
|
O zaman başka şeylerden söz ediyoruz 10.05.2008, 12:39 |
|
|
O halde başka şeylerden söz ediyoruz seninle. Sanırım senin söylediğin şarkı sözü yazarlığı gibi bir şey. Benim bildiğim beş bin yıllık şiir sanatı son derece akli bir disiplindir ve ancak insan dehasına hitap eder. Yoksa içi boş cici laflarla ilgisi yoktur.
Zaten yazdığın şiirlerin vaziyeti ortada. Eğer kendini şiir ilminin temel prensipleri doğrultusunda eğitemezsen yazdıkların işte bu seviyeden öteye geçemez.
Sen yazdıklarını paylaşıyorsun bizlerle, ben de kendi şahsi beğeni ve düşüncelerimi serdediyorum. Kimsenin kimseyi tahdit etmeye hakkı yoktur. Bu yüzden, buyur, şiirlerini forumumuzun dilediğin yerine, dilediğin kadar yaz, ama lütfen şahsi fikir beyanlarımızı da tartışma olarak değerlendirme. Tartışmıyoruz seninle, tartışılacak bir şey yok ortada.
Yok eğer; "yazdıklarımı yorumlama, kanaatlerini bildirme, istemiyorum" diyorsan, bana özel bir mesaj at, gereğini yerine getireyim. En nihayet kimsenin kalbini kırmaya, kimseye istemediği muamelelerde bulunmaya niyetim yok. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Arl 2006 |
| Mesajlar: 200 |
|
|
|
Gidiyorum 10.05.2008, 12:46 |
|
|
Derinden bir rüzgar esen
Aynada önce sen
Sonra ben
Bir zaman hayal meyal
Sisler var
Dağılıyor; rüzgar
Sonra büyük renksiz kapı
Etrafı sis, buram buram
Kapıya yaklaşmaktayım
Aksim de yaklaşıyor,
Neden sonra bir bekleyiş
Uğursuz ve sessiz
Ne uğruna, ne kadar
Her şey muğlak,
Sonra bir insan ölüyor
İlk nefesin çığlıklarıyla
Aksimin yanıbaşında
Bakıyorum pürüzleri var
Zemin yeşilimsi, grilere aşina
Önce sen, sonra ben
Kısık sesle uğultular şimdi
Koridorda yankılanır gibi
Kötü anılar,
Soğuk kabuslar gibi
Bir patika belki de
Sessiz ağaçlarla çevrili,
Boyun eğdiren güzellikler,
Sonra perde,
Önünde kanat açan güvercinle
Çatallı sesi duyuyorum
Ufak güvercin gözden kaybolmuş,
Umrumda mı ki,
Perdeyi rüzgara bırakıp
Kapıya yöneliyorum
Bütün haşmeti ve şeffaflığıyla
Beni bekliyor
Gidiyorum
Pürüzlü zeminde umursamaz adımlarla
Az rastlanan bir cesaret
Belki soğuk kanlılık
Damarlarımda donar gibi soğuyor kan
Derimde yanıklar
Yaklaşıyorum
İçimden yükselen uğultularla
Destansı bir sona, yapayalnız
Gidiyorum… |
_________________ Ölümhanedeyiz, ölmeye doğuyoruz!
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 906 |
|
|
|
Bak ben de yazdım bir tane 10.05.2008, 12:49 |
|
|
Haydi git, güle güle
Uğurlar olsun
Yarın yine beklerim
Tırişka olsun
(Tırişka kısmını ben uydurdum, ötekileri kitaptan baktım) |
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 906 |
|
|
|
Aman haaa 10.05.2008, 12:51 |
|
|
Aman erenciğim, sakın bana kızma, darılma, e mi? Samimi görüşlerimi bildiriyorum, hepsi bu. Herkes şiirlerini beğenecek diye bir kaide yok. Sen kimseye aldırmadan yazmaya devam et.
Canını sıkmamışımdır inşallah. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Arl 2006 |
| Mesajlar: 200 |
|
|
|
Çıkışların hoş 10.05.2008, 12:51 |
|
|
Beş bin yıllık şiir, yanı başında şarkı sözleri, zannetmiyorum... Tartışmak güzel bir şeydir, kırıcı olarak görmüyorum, yanlış anlaşılma sanırım, okuman, yorumlaman sevindirici... Ama ne yapalım, ben kurallara bağlanamıyorum... Belki ilerde Yahya Kemal'in özenine, Orhan Veli'nin umursamazlığıyla, Haşim'in diliyle yazabilirim, kopyacılık değil niteliksel olarak, belki... Belki de hiçbir şey olmaz, forumu işgal ettiğimle kalırım, baştan söylemekte fayda vardı aslında, biraz nükte sezdim, uygun görmüyorsan özel mesaja bile gerek yok, söylemek yeterlidir! |
_________________ Ölümhanedeyiz, ölmeye doğuyoruz!
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 906 |
|
|
|
eren'e 10.05.2008, 12:59 |
|
|
Sevgili eren,
Gençler genellikle bir işi kısa süre içinde başarmayı maharetten sayarlar. Bu yüzden çoklarının şöyle övündüğünü görürsün; "ben bu şiiri beş dakikada, bu öyküyü bir saatte, bu romanı on günde yazdım"
Oysa hiçbir sanatta, beceri ve başarı bu kadar bedava değildir; "kağıdın başına oturuyorum, duygularıma ve aklıma estiği gibi yazıyorum, bir kalemde binler karalıyorum" diyen bir adama denecek tek laf var; "sen olmuşsun, gayrısına lüzum yok, kendini as"
Oysa sanat muazzam talimler, çalışmalar, tekrarlar, taklitler, kopyalar, ezberler gerektirir. Picasso'dan günümüze ulaşan eskiz karalamalarının haddi hududu yok. Adam oturmuş masanın başına, karalamış karalamış koymuş dosyaya, karalamış karalamış koymuş dosyaya. Kimilerine göre karalama sayfaları milyonları aşmış.
Bu karalamalar, özel çalışma defterlerinde kalmalı. Üstelik her gün bunlar gibi bir nicesini daha yazmalısın, öylesine ter dökmelisin, öylesine ter dökmelisin kiiiiiii, ter bezlerin kurumalı. Sen şiiri nasıl bir armut sanıyorsun, akıllı. Şiir, ağacın en tepesindeki armuttur, ötekiler koruktur. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Arl 2006 |
| Mesajlar: 200 |
|
|
|
Sonra Karanlıklar 10.05.2008, 13:01 |
|
|
Duvarlar var dört yanımda
Işık var, perdelerden sızıyor
Sonra karanlıklar,
Sızıntılara inat,
Arasında ben, biraz gölgeden
Biraz sızmış ışıktan
Sonra gözlerimde gökyüzü
Göğü kaplayan bulutlar
Ve aydınlık veren güneş
Bir çift güneş diyelim,
Odamda karanlıklar,
Aydınlatan birkaç damar O’ndan
Işıkları söndürün yeter,
Karanlıkları yakın,
Yeter, susun,
Uğultular, nereden geliyor,
Kan! Beynime oluk oluk şimdi. |
_________________ Ölümhanedeyiz, ölmeye doğuyoruz!
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 906 |
|
|
|
Yavrucuğum 10.05.2008, 13:03 |
|
|
Yavrucuğum,
Sular, çağlarken işe yaramazlar, ama önlerine biraz set çektin mi elektrik üreten, su üreten, enerji üreten, sulama kanallarına hayat veren yaşam membalarına dönerler. O yüzden sular seller gibi coşmakta maharet var sanma. Öyle coşarsan önüne geleni yakıp yıkar, en son, tabiatın kuytu bir bağrında usulca sönüp gidersin. Arkandan da küfür ederler. .
Her insanda coşkun bir ruh hali vardır ama şairler baraj inşaatçılarıdır. Ruhunun coşkun taraflarını terbiye etmesini bilirsen sen de şair olur çıkarsın. Yoksa senin şu yaptığının barlarda gazinolarda tepinen çocuklarınkinden farkı yoktur. Bir alaka kuramıyorsun değil mi, ama ben kuruyorum. Terbiyeli ve disiplinli tepinirsen dans etmiş olursun, aksi halde; "eşşoğlu eşşek, yine huylandı" derler. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Arl 2006 |
| Mesajlar: 200 |
|
|
|
Gerçek Adını Bilmediğim İnsana (K...) 10.05.2008, 13:08 |
|
|
Öncelikle uğraşılmış, aydınlatıcı bir metin, teşekkürler. Ayrıca çok hoş ben bu şiiri on yedi buçuk saniyede yazdımları örneklemen, biraz güldürmüş oldun, (...).
Sonra da şöyle diyelim, "Sonra Karanlıklar" bir ufak son olsun, öyle ki, ara sıra koyma kararı en doğrusu sözlerine bakılırsa, lakin olur ya merak edenler olur bu ne yapıyor, neler yazıyor, merak edeceğini zannetmiyorum bu arada, haydarerenakin.blogspot.com
Kendine güvenini, savunmalarının hırsını takdir ediyorum haddim olmayarak(?), iyi günler dilerim armut ağacının tepesine giden yolda, benim yolum o tarafa değil... |
_________________ Ölümhanedeyiz, ölmeye doğuyoruz!
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group
|
|
|
| |
|
|