| |
|
 |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 25 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 17 |
|
|
|
CEVİZ AĞACI İLE SİNCAP 15.05.2008, 10:05 |
|
|
Yıllar önce Bartın lisesi, birinci sınıfta okurken,Türkçe dersinde sınıflararası
bir münazara yapmamız istenmişti.
Konumuz; ''Modern hayat yaşamayı güçleştirir mi? Kolaylaştırır mı?,,olacaktı.
Bizim 4-a sınıfı güçleştirir, 4-b sınıfı ise kolaylaştırır tarafını savundu.
O yıllarda, ansiklopedi de olmadığı için, günlerce çalıştık araştırdık.
Bol sözlü Notu vaadi yanında, sınıfın namusu da bize emanet edilmişti.
Uzun hazırlanmalardan sonra,beden eğitimi de yaptığımız, bodrumdan bozma salona,
masalar ve sıralar konuldu ve orada kozlarımızı paylaştık..Bütün okul orda..
Bizim savunmamızın çok zor olacağı belliydi..Öğretmenler bile bize, kurbanlık koyun gibi
bakıyorlardı .''Zor olanı başarmak çok daha güzeldir,,diye günlerce hazırlandık.
O yıllarda, Cocacola fabrikası yeni açılmış,kokulu çamlıca sigarası yeni çıkmıştı.jhonson
İnönü'ye mektup yazmış, ''susuz yaz,, ödül almış,wietnnam savaşı yeni başlamıştı..Her sabah,
haberlerde Amerikan uçaklarının, wietnam'a nasıl maharetle bomba attıklarını dinler, bundan da
kendimize bir övünme payı çıkarırdık.
Bir de o yıllarda sıvılaştırılmış gaz çıkmış ki..Büyük kolaylık ve rahatlık.Her yerde
reklam tabelaları,insanları almaları için coşturuyor. Soba üstü yemek pişirmek demode olmuştu.
Evlerde ocak, soba ve guzine artık gereksizdi.Çak kibriti, pişir yemeği..Anında sobalar
hizmet dışı oldu,ısınma dışında..
Ev yapımı esmer ekmek, rotasını fırına çevirdi.Daha beyaz olarak gelecekti soframıza..
Daha ne olsun? 4-a sınıfı işte bu ahval içinde..''modern hayat yaşamayı güçlendirir,,tezini
cansiperane savundu.
Ancak karşı tarafın ortaya sürdüğü, ''refah getirir,,ve ''geleceği kolaylaştır,,
savları,daha inandırıcı gelmiş olacak ki..Biz çekişmeyi kaybettik,ekip olarak üzüntüden
bir hafta okula gitmedik.
Hani bazan, onlar haklımıydı acaba? dediğim zamanlar da olmadı değil tabi..
Postahanede telefon bağlatmak isterdik, numarayı verir beklemeye başlardık.
''Ahmetttt 4 numaralı kabine,,diyen memurun sesini duyunca,sevince boğulurduk.
Buzdolabı, televizyon, bilgisayar..uygarlığın koltuk değnekleri yeni yeni piyasaya
çıkıyordu.
O yıllarda spor kazasından hastahanede yatmıştım da..İki doktor bakıyordu bana.
Kocaman koğuşta benden başka,öküzün boynuzladığı yaşlı bir amca vardı sadece..
El üstünde tutuluyorduk.
Yaz günleri öğrencilik yanında,sinemada gazoz satardık harçlık için.Öğlenleri de temizlik
yaparken,para olmadığı için yemek olmazdı tabi.. Sinemamın arkasında en az 100 metre
ilerde mısırların arasında saklanan dometes bahçesini keşfetmiştik.
Mis gibi kokusu, taaa bize kadar ulaşırdı. Bir tarafı kırmızı,bir tarafaı hala yeşil..
Ekmek domates,şekerli gazoz öğlen yemeğimiz olurdu.
Meyvalar bile kendini nadasa bırakırdı.Bir sene verir ,diğer sene vermeyebilirdi.
Bolluk ve bereket, tamamen coğrafı şartlara bağlıydı.Aç gözlülük böyle,tavana vurmamıştı.
Bilgisizce, tabiata ''doping,, yaptıkca,talan ettikçe, hoyrat davrandıkça yiyeceklerimizi
çeşitlendiriyoruz ve çoğaltıyoruz ama ömrümüzü kısalttığımızın ayırdına varamıyoruz.
Modern hayat yaşamayı kolaylaştırır ha.. Şimdilerde aklıma geliyor da,üzüntüm hafifliyor
demekki 4-a sınıfı haklıymış.Kırk yıl sonra belli oldu. Test etmek, ne kadar uzun zamana
yayılırsa, neticesi o kadar garantili oluyormuş.
Ne bilelim biz kaybedince,o yaşlarda dünyamız yıkılmıştı. Modern hayat,yaşamı o kadar da
kolaylaştırmıyormuş meğerse.. gülüyorum!
Denize akıttığımız deterjan ve sabun arttıkları, kanalizasyonlar.havaya savurduğumuz
deodorantlar,parfümler..ekzost gazları, fabrika külleri, çöpe attığımız naylonlar.
Kurduğumuz balık çiftlikleri,Gemi söküm tezgahları,fabrikalar..
Ceviz ağacını görmeyen çocuk,sincap görmeyen insan var.Denizlerde uskumru yok,
ağaçlarda incircik kuşu..
Cep telefonları, pcler,renklendiriciler,tatlandırıcılar, katkı madddeleri,gürültü
kirliliği yanında, abur cubur betonlaşma, estetikden uzak bir yaşam tarzı.. Hepimizin hayatını
tehdit eden,sözüm ona daha bir çok ''modern yaşam,, kolaylıkları..
Yollar vasıta ile doldu,ağaçları da kese kese bitirdik.Ciğerler havadaki karbondioksite alıştı.
Sigara içme yaşı yerlerde..Karpuzların hepsi kıpkırmızı,kesmece garantisine gerek kalmadı,ama almak
için kavga ettiğimiz, göbek kısmı yok artık..
Esmer ekmek de yok, temiz su da.. Çilek artık kokmuyor. Kışın erik var,yazın portakal.
Bu kadar varların arasında, sevdiklerimiz, dostlarımız, komşularımız niye yok acaba?..
Keşke modernlik, hayatımızı kolaylaştırıp kısaltacağına, zorlaştırıp uzatsaydı..
Sadece nefes almak, sevdiklerimizi karşısımızda görmek,bir dakika fazla yaşamak bile,
cekeceğimiz bütün yaşam zorluklarına, değer diye düşünüyorum bu gün..
Hakikatten sizce ''modern yaşam, hayatı kolaylaştırıyormu ?, Zorlaştırıyormu ? |
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 853 |
|
|
|
BUNA YAŞAMAK DENİRSE 15.05.2008, 11:50 |
|
|
...Sevgili yellow rose,
Çok hoş konulara değinmişsin. Sorduğun soru da son derece manidar. Ama yazının sonunda yer alan; "keşke modernlik, hayatımızı kolaylaştırıp kısaltacağına, zorlaştırıp uzatsaydı" temennisine katılamayacağım. Kaç aklı başında insan, uzun ve zorlu bir hayatı, kısa ama kolay bir hayata yeğler? En azından ben, kısa ama kolay bir hayatı tercih ederim. İnsanların çoğu hayatın kendisine tahammül edemezlerken, bir de güçlüklerle dolu, zorlu bir hayata neden ve nasıl tahammül etsinler? .
Fakat şu da unutulmamalı ki, modern yaşam hayatı kısaltmıyor, bilakis ortalama insan ömrünü giderek uzatıyor. Bundan elli-altmış yıl öncesine kadar Avrupa'da ortalama insan ömrü 65-70 yıl iken, bugün 80-85 yıla çıkmış durumda. Bu, son derece hatırı sayılır bir artıştır. Türkiye'de de bundan kırk yıl önce ortalama insan ömrü 57-60 yıldı. Şimdi 70 oldu. .
Sadece Avrupa ve Türkiye'de değil, dünyanın birçok yerinde modern yaşam, beraberinde uzun bir ömür getirdi. Yani modern yaşam hayatı hem kolaylaştırıyor, hem de uzatıyor gibi görünüyor. Ama dostluk, arkadaşlık, komşuluk, akrabalık, elhasıl bir bütün olarak insanlık ilişkileri derseniz, işte o başka bir mesele. Sanırım bunlarda ciddi bir gerileme var. Kısacası; "modernizm yaşamımızı hem kolaylaştırdı hem de uzattı ama BUNA YAŞAMAK DENİRSE" |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 454 |
| Konum: İstanbul |
|
|
Teknolojinin Verdiği Hasarlar 30.05.2008, 13:17 |
|
|
Modern hayat şeytanın kendi lehine kullandığı bir sürü şeyle dolu. İsteyen porno dergi ve filmlere anında ulaşıyor. Bunları izlemek ve okumak karakteri tam da şeytanın istediği doğrultuda etkiliyor. Erkekler yolda kadınlara bakarken porno filmlerde gördüğü kadınlar gibi hayal ediyor onları. Kadınlar da aynen erkekleri hayal ediyor. İnsanlar karşı cinsleri birer birey, Yüce Allah'ın yarattığı birer kul olarak değil de cinsel hazlarına ulaşmasına yarayacak et yığını olarak hayal ediyorlar. Sonra tecavüz olayları katlanarak artıyor. Kadın ticareti gelişiyor. Jigololuk baş gösteriyor.
İnsanların evlerine, kızların soyunma odalarına, tuvaletlere gizli kameralar yerleştiriliyor.
Teknoloji insanların birbirlerinden uzaklaşmasına da çok iyi yarıyor. Her odada bir TV ve bilgisayar. Onlardan zaman ayırmıyoruz birbirimize. Yabancılaşıyoruz. Yanımızdaki insanla konuşmak yerine telefonla görüşme yapmak daha çekici geliyor. İnternette boş boş gezinmek ve bunu hergün rutin hale getirmek insanı asalak yapmaktan başka bir işe yaramıyor. TVde binlerce kanal var, içi boş programlar sürü sürü. Al sana bir rezalet örneği:Var mısın Yok musun?
Bu kadar mı içi boş, saatlerce zamanı boşa harcayan, insanı tembelleştiren, akla zarar, bir boka yaramayan, geçici ve yapay bir zevk veren program olabilir!
Her gün araba kazaları duyuyoruz. Daha 2 ay önce dayımın karısı ve 2 yaşındaki kızı araba kazasında vefat ettiler. Dayım ve 7 yaşındaki oğlu nasıl kurtuldular hala anlayamıyorum. Arabanın motoru fırlamıştı (Fiat Palio-ne beklenir ki).
Teflon tavalar, hormonlu yiyecekler, plastik kaplar (hele içine sıcak yemek ya da içecek konmuşsa), fast food, kola, gazlı içecekler ve daha nice zararlı şeyler kanser olmamızı ve çeşitli pis hastalıklara yakalanmamıza neden oluyor.
Kitap okuma oranını azaltıyor teknoloji.
Teknoloji düşmanı değilim ama şu olanlar da az mı?
Fiziksel uğraş karakteri geliştirir. Kimse aksini iddia etmesin. Köyde çapa sallamaktan, tırpan çekmekten, tırmık ve dirgenle ot toplamaktan elleri nasırlaşmış, çobanlık yapmaktan, sebze-meyve işiyle uğraşmaktan, inek sağıp peynir, yoğurt ve tereyağı yapmaktan ve daha nice zor köy işiyle uğraşmaktan şehir insanına göre bir deri bir kemik gibi görünen anadolu insanı, kolaya alışmış, zor işe gelemeyen, zamanının çoğunu internet, TV ve bilgisayar başında geçiren şehirliye göre daha sağlam bir karaktere sahiptir. "Sen nereden biliyorsun lan, kendine bak önce." demeyesiniz. Bakmayın böyle internette fink attığıma. Her yaz 2 aylığına anne ve babamın köyüne giderim çocukluğumdan beri. Tırpan çekerim, tarla toplarım, çobanlık yaparım- hem öyle çobanlığın en kolayı olan koyun çobanlığı değil inek çobanlığı, çünkü asla birarada durmazlar ki onların peşinde koşmak ne yorucudur-, inek sağarım, tezek bile yaparım. Bunları çok iyi bildiğim için kendimle gurur duyarım. Ama çoğu şehirli bunları küçük düşürücü işler olarak görür. İşte karakterlerinin yansımaları. Kim bilir belki aranızda da inek sağmaktan, çobanlık yapmaktan utanacak olan vardır. Benim fiziksel gayretim bunlarla bitmez. Aylarca sabah 6 ile gece 10 arası kazma kürek salladım, sert taşlar kırdım, taş ocağı işi yaptım, balyoz salladım. Sırtımda 50 kilo yükle onlarca kez mesafe katettim. O kadar çalıştım ki insanlar vücut geliştirmeye gittiğimi sanıyordu. O işlerle uğraşanları tanıdım. Hayatı, hiç bir zor işe elini sürmemiş, rahata alışmış bir insandan daha iyi biliyorum. Rahat insanı ukala, kendini beğenmiş yapabilir. Şimdi teknoloji yüzünden şehir insanının işi kalem oynatarak kafa yormaktan başka hale gelmemiştir. Aç ne yemez tok ne demez sözü buna yakın bir söz.
Teknoloji insanı daha uygar yaptı, ona şüphe yok. Önceden bir insan, kılıcıyla maksimum 10-15 kişiyi öldürebilirken, şimdi bir düğmye basarak milyonlarca insanı öldürebiliyor.
Teknoloji insanı çölde mayıştıran güneş gibidir, buz gibi bir havada uyutarak öldüren soğuk gibidir. Hiçbir şeyin farkına varmazsınız.
Yürüyen merdivene binmeyin de yürüyebilen ayaklarınıza şükredin ve yürüyün. Bu ölüm uykusu nereye kadar? |
_________________ BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 19 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 7 |
|
|
|
Merhaba 20.08.2008, 22:06 |
|
|
Yazınızı okurken, gözümün önünde tüm değişimlere ilişkin bir film canlandı .Anlatımınız her defasında bunu yaşatıyor bana. Zevkle ve merak ederek okuyorum takip eden satırı...
Teknolojiyi tümden reddetmek akıllıca olmaz sanırım, hayatımızı çok kolaylaştırdığı bir gerçek. Ama bunun yanında eksileri, bizden aldıkları da yok değil. Bu açıdan size katılıyorum. Telefondan bahsetmişsiniz. Bundan 40 yıl önce, evlerde telefon lüks sayılırken, şimdi herkesin elinde cep telefonu. O kadar girift bir konu ki ... Ne tümden reddetmek , ne de teknoloji herşeyimiz demek mümkün.
Tartışılması, münazarası sanırım insanlık var oldukça da sürecek anlamlı ve düşündürücü bir konuya dikkat çekmişsiniz.
Kaleminiz daim olsun efendim, tebrikler. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 16 Tem 2008 |
| Mesajlar: 153 |
| Konum: zifirin son halkası... |
|
|
hoşgeldin semira.... 20.08.2008, 23:53 |
|
|
Keşke teknoloji olmasa!!! Bilgi diye bir şey olmasa. Düşünsene o zaman insanlar birbirini geçmek için yeni stratejiler geliştirmeye çalışmazdı, kimse üstün olmaya bir diğerini ezmeye kalkmazdı, hatta ve hatta kesinlikle savaşlar olmazdı... Sömürge diye bir şeyin başlangıcından söz edilemez, emperyalizm fikri tamamen yok olurdu... İlkel gruplar halinde yaşasaydık eğer -dünyadaki tüm insanlar- bir yarış olmazdı. Küçücük bir sınıfta bile bir öğrenci diğerini geçme öabasında olmaz insanlar barş içinde olurdu... Ve en önemlisi kurallara ihtiyaç duyulmazdı, mahkemeler düzülmez insanlar mahkum edilmezdi çünkü buna sebep olmazdı bir insan diğerine kin beseleybilir miydi sorarım size, düşünmek evet düşünmek diye sinsice bişey olmasaydı buna ihtiyacımız olmasaydı el altından silah satıp insanları kırdırarak dünyaya hükmetmek diye bir şey olur muydu... Sevimli oyuncakların içine saklanan sinsi şeytan orataya çıkıp bağımlılık yapabilir miydi, o şeytanın kazandığı paralarla kardeşlerimizi vurdurabilir miydik...
Onu bunu bilmem elimde olsaydı hiç bir inasanın bir diğerinden daha akıllı olmasına izin vermezdim, öyleki bir diğerinden kendini korumaya çalışan mızraklara ihtiyacım olmadan ilkel bir grupta orman melodileri dinleyerek yaşayabilirdim, gerizekalının birinin çıkıp benim kıyafetimle saçımla başımla alay etmeye çalışmadığı masum bir toplulukta, çocuklarımızı çeşitlerin sunularak gözlerini dört dört eden küçücük yaşta marka düşkünü yapıp büyüyen emperyalizme destek olduklarını düşünüpendişe etmeme gerek kalmazdı...
Bilgi olmamalıydı, teknoloji olmamalıydı, mum ışığında yaşayıp, elimde iki paçavra yıkamak bu kadar korkunç olmazdı o zaman... |
_________________ ikiye karşılık binlerce kötü yaratık yeter mi onun ilahi bakışları...
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group
|
|
|
| |
|
|