| |
|
 |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 20 Nis 2008 |
| Mesajlar: 89 |
|
|
|
SAHİPSİZ KOLYE 20.05.2008, 19:34 |
|
|
Uzun soluklu romanıma başlamadan önceki son öykü çalışmam.Burda 3 günde bir bölüm bölüm yayınlamayı düşünüyorum.Umarım beğenirsizin.Lafı kısa kesip , başlayalım. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Nis 2008 |
| Mesajlar: 89 |
|
|
|
1. 20.05.2008, 20:48 |
|
|
BÖLÜM I : KAYIP HARİTA
Thiren, yaklaşık 1500 nüfuslu, küçük, sakin ve adı pek duyulmamış bir kentti, efsanelere konu olmadan önce.Thiren halkı, yakınlardaki şehirler tarafından Farmslar olarak bilinirdi.Zaten daha uzaktaki insanlar ve diğer ırklar tarafından tanınmalarını sağlayacak bir şey yapmamışlardı.
Farmslar doğuştan şanslı insanlardı.Verimli topraklara sahiplerdi.Bunun yanında güneylerinden geçen Toluk nehri de su sıkıntısı yaşamama - larını sağlıyordu.Nehrin masmavi akıntısı, kentin yeşille bezenmiş topraklarına güzellik katıyordu ve Farmslar, bununla övünmeyi çok severlerdi. Kentin kuzeyinde bir dağ vardı. Bulundukları bölgenin tek yükseltisiydi.Dağın güney yamacında çok eski bir bina vardı.Thiren'e göre sıra dışı inşasıyla dikkat çekiyordu.Sanki bu iki katlı ev, dağın içine doğru uzanıyormuşçasına dağ ile bitişikti.Burada kentin Belediye Başkanı oturuyordu. Kentte altı yılda bir seçim yapılır ve başkan seçilen kişi, kendi evini eski başkana bırakarak buraya taşınırdı.Bu, yıllarca devam etmiş bir gelenekti ve hiç bozulmamıştı.
Thiren için sıradan bir gün değildi.Kentte bir koşuşturma vardı.Çünkü ertesi gün, Belediye Başkanı Gaston Dureedak'ın doğum günüydü. Gaston, ortalama doksan yıl yaşayan Farmslar için yolun yarısı anlamına gelen kırk beş yaşına girecekti.Bay Dureedak, Thiren'in son seçimlerde gördüğü en genç belediye başkanıydı.Gaston, uzun boylu, güçlü yapısına karşın duygusal biriydi.Onu ilk görenler, bu halka ait olamayacak kadar soylu bir savaşçıya benzetirdi.Saçları omuzlarına varmaktaydı.Gözleri, Farmslar'da çok nadir görünen gri renkteydi. Bu yüzden onu, efsanelerdeki kadim ırklara benzetirlerdi ve bu da ona duyulan saygıyı arttırıyordu.
Hazırlıklar güneş batmadan bitmeliydi.Çünkü Farmslar, doğum gününden önceki gece ya da doğum günü sabahı hazırlık yapmayı uygun görmezlerdi.Zaten oluşan kargaşanın ve tartışmaların sebebi de bu yetiştirme telaşıydı.Hava karardığında her şey hazırdı.Artık halk kutlamayı bekliyordu.Tarımdan başka uğraşı olmayan bu insanlar, eğlenceleri çok severlerdi.Her yeni başkan, görev süresi içinde, en az bir kez büyük bir doğum günü ya da benzer bir kutlamak yapmak zorundaydı.
Gecenin kasvetli karanlığı kentin üzerine çökmüşken, başkan binasının dağ ile bitişik olan tek odasından dışarıya ufak bir ışık süzülüyordu. Gaston uyumamıştı.Doğum gününde yapacağı gösteriye hazırlanıyordu.Bu kısa bir gösteriydi ve Gaston dışında kimse ne anlama geldiğini bilmiyordu.Yumruk büyüklüğünde bir taşı, ip ile bağlayıp etrafında çeviriyordu.Tuhaf hareketler yapıyordu.Aşağı yukarı herkes ne yapacağını biliyordu.Çünkü aynı şeyi seçim propagandasında da yapmıştı.Şimdi ise yeni figürler katmaya çalışıyordu.Yaklaşık bir saat prova yaptı.Artık yorulmaya başlamıştı.Son bir iki figür denerken, birden taş bağlı olduğu ipten kurtuldu ve dağa bitişik olan duvara çarptı.Duvara baktığında, fırlayan taşın duvarda delik açtığını gördü.Gaston duvara doğru yürüdü.Yakından baktığında duvarın, hayret verici şekilde ince olduğunu gördü.Merakına yenik düşerek, yerden taşı aldı ve deliği büyütecek şekilde duvarı kırmaya başladı.Kısa sürede, dağın içine doğru giden ve iki insanın rahatlıkla emekleyerek gidebileceği bir tünel gördü.Çeyrek saat tünelin başında bekledi.Düşünceleri, bir türlü ne olduğunu anlamasına yardım etmiyordu.Sonunda kararını verdi ve odadaki gaz lambasını alarak tünele daldı.
Tünel, dağın içine doğru elli metre kadar uzanıyordu.Fakat kim, ne zaman ve neden açmıştı? Gaston, tünelde ilerlerken bu sorulara cevap aradı fakat bulamadı.Tünelin sonuna vardığında, bunun unutulmuş bir odaya açılan, gizli bir geçit olduğunu anladı.Oda on adım genişliğindeydi. Yüksekliği ise, Gaston'un boyunun iki katı kadardı.İçinde sadece bir masa ve masanın üzerinde bir sandık olduğunu gördü Gaston, gaz lambasını yaklaştırınca.Masaya doğru gitti.Sandığı buraya koyan, odanın gizli olduğunu düşündüğünden, sandığı kilitleme ihtiyacı duymamış olmalıydı.Gaston sandığı açtı.İçinde zamanla eskimiş iki kağıt vardı.Kağıtlardan birinde, bilmediği bir dilde, numaralandırılmış on iki cümle vardı. Diğer kağıt ise, tuhaf şekillerle çizilmiş bir haritaya benziyordu. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 458 |
| Konum: İstanbul |
|
|
İlk Eleştiri 21.05.2008, 10:24 |
|
|
Çalışman güzel. Devamında heyecanlı olayların cereyan edeceği hissini veriyor. Yalnız ayrıntılar yetersiz bence. Daha fazla ayrıntı, daha fazla bilgi vermelisin. Anlatımında incelikle düşünülmüş yerler olsa da insan çocuk kitabı okuyor izlenimine kapılıyor. Çok kısa bir başlangıç. Bence buraya kadar anlattıkların ayrıntılarıyla ve daha fazla kurgu ile 10-15 sayfa olabilirdi. |
_________________ BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Nis 2008 |
| Mesajlar: 89 |
|
|
|
başlangıç 21.05.2008, 21:30 |
|
|
Aslında siteye gönderdikten sonra bende kısa olduğunu farkettim. Bunu diğer bölümlerde düzelteceğim. Her zaman bir başlangıç yapmak zor oluyor benim için  |
_________________ One ring to rule them all, one ring to find them, one ring to bring them all, and in the darkness bind them.
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 20 Nis 2008 |
| Mesajlar: 89 |
|
|
|
2. 24.05.2008, 23:33 |
|
|
BÖLÜM II : DOĞUM GÜNÜYLE GELEN YOLCULUK
Güneş tepeye ulaştığında, öğle yemeği için sofra hazırdı.Aşağı yukarı yirmi düzine insan vardı.Daha fazlası da davete akşam katılacaktı.Yemek devam ettikçe herkesin neşesi artıyordu.Fakat Gaston düşünce - liydi.Her ne kadar misafirlerle ilgilenmeye çalışsa da, durgunluğu belli oluyordu.Ancak o anda düşündüğü şey harita değildi.Dün gece haritayı bulduğundan beri, aklını kurcalayan isim Maliron idi.Davet etmesine rağmen Maliron gelmemişti.Yine uzaklarda bir yerlerde olmalıydı.Gaston onu, davet büyük ya da küçük olsun her yıl çağırırdı ama Maliron sadece dört kez gelebilmişti.En son dört yıl önce görüşmüşler ve o za - mandan sonra sadece birbirlerinden haber almışlardı.
Akşam saatlerine doğru kutlamalar doruk noktasına çıktı.Gaston gösterisi sergiledi.Fakat aklı başka yerde olduğundan, gösterisi beklenilenden çok kısa sürmüştü. Akşam yemeğinden sonra en yakın arkadaşı Belenor Stokyban ile uzun uzun konuştu.Hatta gecenin ilerleyen saatlerinde Gaston’un kuzeni Limar da onlara katıldı. Eğlence gece yarısına kadar sürdü.Tam gece yarısı herkes gitmeye hazırlanırken Gaston, masalardan birine çıkarak herkesin yakınına toplanmasını istedi.Ses tonu ve konuşmasındaki akıcılık, sarhoş olmadığını göste - riyordu.
“Dostlarım, kardeşlerim” diye başladı konuşmasına.Her zaman halkına samimiyeti ön plandaydı. “Sizlere, doğum günü davetime katıldığınız için teşekkür ederim” dedi. Müthiş bir alkış koptu.Gaston, kalabalığa sus anlamında elini kaldırarak konuşmasına devam etti.
“Sizlere önemli bir şey söylemek istiyorum.Küçük bir yolculuğa çıkmam gerekiyor.Yokluğumda kuzenim Limar’ı yerime bakması için vekil tayin ediyorum.Ne zaman geri döneceğim belli değil.İki hafta da sürebilir, üç ay da.Sizlere ‘hoşçakal’ demek istedim.Bu bir veda değil ama ne zaman görüşürüz bilmiyorum” dedi ve masadan inip, evine doğru yürüdü.Kimseye başka bir söz söylemek istemiyordu.Çünkü bu gücü kendinden görmüyordu.Yanında Belenor ve Limar ile başkan evine doğru giderken halk, bu üçlüyü yan yana son kez görüyordu.
Davetlilerin hepsi şaşırmıştı.Bir süre hiç ses çıkmadı. Sonra herkes kafasında kurduğu komploları, etra - fındakilere anlatmaya başladı.Gece, bu şekilde bir sürü merak sözcüğünün havaya karışmasıyla son buldu.
Güneş henüz doğmamıştı.Gaston ve Belenor hazırlıkları tamamlamışlardı.İlk olarak amaçları Maliron’un konağına gitmekti.Durumu ona anlatacaklardı.Maliron’un irfan sahibi bir büyücü olduğu herkes tarafından bilinirdi.Fakat Gaston’un, onun yanına gitmesinin sebebi bu değildi.O, Maliron’un yıllardır efsaneler ve tarihi olaylarla ilgili geniş çaplı bir araştırma yürüttüğünü biliyordu.Aslında o zamansız seyahatlerinin sebebi de buydu.
Limar, Gaston ve Belenor’u uğurlamak için erkenden başkan evine gelmişti.Yanında birkaç önemli eşya - sını da getirmişti.Çünkü, Gaston’un yokluğunda vekil olduğundan başkan evinde kalması gerekiyordu. Yolcular yüklerini atlarına yükledi.Gaston, bu yolculuğun uzun olacağını hissetmişti ki, gitmeden Thiren’i aklına kazımak için şehir dışına kadar yürümek istiyordu.Her ikisi de Farmslar’a göre çok güçlü insanlar olduğundan, yüklerini ayarlarken ağırlıktan çekinmemişlerdi.Zaten Maliron’un konağına gidene kadar ortada acele etmelerini gerektiren bir durum da yoktu.Gaston arkasına dönüp Limar’a baktı.
“Yokluğumu hissettirmeyeceğine eminim kuzen” dedi. Ses tonu bile Limar’a güvendiğini gösteriyordu. Normal şartlarda da Limar’ın yapması gereken çok zor işler yoktu. Ara sıra çıkan yer kavgaları, mahsul hırsızlığı ve han gibi işletmelerdeki olaylar haricinde işsiz bile sayılırdı.O durumlarda iş mahkemeye taşınırsa, mahkemeye başkanlık etmesi gerekiyordu o kadar.
“Elimden geleni yapacağım kuzen” dedi.Birbirlerine ‘kuzen’ diye hitap ederlerdi.Konumları ne olursa olsun, aralarındaki samimiyet hiç değişmezdi. “Sizinle gelmeyi hala istiyorum.Fakat gelmemem gerektiğini de biliyorum. Bu yüzden ısrar etmeyeceğim.Size iyi yolculuklar” dedi.
“Gelmek istiyorsun ama gelmenin senin için doğru seçim olup olmadığını bilmiyorsun.Belki de gelme - men daha iyidir.Hoşçakal kuzen” dedi ve Belenor ile dönüp gittiler.
Bir süre ikisi de konuşmadı.Gaston, sürekli durup Thiren’e bakıyordu.Sanki bu manzarayı bir daha göremeyecekti.Normal bir durumda yürüyerek dahi kentten bir saatte çıkabilirlerdi.Fakat Gaston’un bu tavrı yüzünden bu süre çok daha uzun sürmüştü.Özellikle kentin güneybatısından doğup, doğusundan denize dökülen ve kente kattığı güzellik, her gün görseler bile Farmslar’ı dahi hayrete düşüren Toluk nehri üzerinden geçerken çeyrek saat kadar beklediler.Belenor bu durumdan şikayetçi değildi.Gaston tüm bildiklerini ona anlatmıştı.Her ne kadar Gaston ile gitmek istese de bir yanı hep Thiren’de kalacaktı.O da kendi çapında olabilecekleri düşünmüş ve düşünmeye devam ediyordu.En kötü senaryo, geri dönememe - leriyle bitiyordu ve bu ihtimal olduğu sürece Belenor, Thiren’i doya doya seyretmek istiyordu.
“Akşam olmadan Indreth’e varmamız gerekiyor.Eğer geceyi kırlarda geçirmek istemiyorsak, orada kalacak bir han bulabiliriz” dedi Belenor.Gaston bir süre cevap vermedi.Ardından soruyu duymamış gibi Belenor’a boş boş baktı.
“Sesi duyuyor musun? Bu sesi unutma Belenor.Çünkü bir daha duyamayabiliriz” dedi.Altlarından geçen Toluk nehri, o anda çok farklı bir ses çıkarıyormuşçasına Belenor, hayrete düştü.Fakat her şey aynıydı, bulundukları zaman hariç.
“Tamam, dediğin gibi olsun dostum.Akşama kadar Indreth’e varmalıyız.O zaman, buradan ne kadar çabuk uzaklaşırsak o kadar çok yol gideriz” dedi.Sonra da ustaca bir hareketle atına atladı ve dört nala sürdü.Belenor da peşinden gitti.Bir daha geri gelip gelemeyeceklerini bilmeyerek Thiren’den ayrıldılar.
Limar, Gaston ve Belenor’u uğurladıktan sonra bir süre başkan evinin kapısında bekledi.Daha önce hiç düşünmediği bir görevle karşı karşıyaydı.Ama artık dönüşü yoktu.Kapıyı açıp içeri girdi.O an, içini sebebini anlayamadığı bir korku kapladı.Ev birden gözüne tanıdık geldi.Daha önce buraya defalarca gelmişti fakat bu öyle bir durum değildi.uzun zamandır başkan evinde kalıyormuş ve kalacakmış gibi hissetti.Bir süre sonra umursamadı. Eşyalarını yerleştirmeye başladı.Mümkün olduğunca kuzenin düzenini bozmamaya çalışıyordu. Bu yüzden yerleşmek için daha boş olan ikinci katı kullanıyordu.Tam hazırlıklarını bitirmişken, vekilin ilk misafiri nazikçe kapıyı çaldı.Limar, kapıyı açtığında gelenin Nelia olduğunu gördü.
“Merhaba Limar.Yeni görevinde başarılar demek için geldim” dedi.Nelia, Thiren kızlarına göre uzun sayılırdı. Siyah saçları omuzlarını geçmekteydi ve yeşil gözleri her an büyü yapabilirmiş gibi duruyordu.Ses tonu yumuşak ve insanı etkileyen cinstendi.Nelia, Limar’ın çocukluk arkadaşıydı.Sonra ailesinin Indreth’e taşınmasıyla ayrılmışlardı.Fakat iki yıl önce geri gelmişlerdi.Geçen yılların ona kattığı güzellik karşısında Limar, onu her gördüğünde hayranlığı biraz daha artıyordu.Kapıda bir süre öylece kaldı. Sonra kendine geldi.
“Teşekkür ederim Nelia” diyebildi.Yine çok heyecanlanmıştı.
“Başkan Gaston gitti mi? Ona da, iyi yolculuklar demek isterdim” dedi.Nelia, Gaston ile de çocukluk arkadaşı sayılırdı.Fakat Gaston o başkan seçildiğinden beri, Nelia’nın Gaston’a olan saygısı kat kat artmıştı. Herkes bunu konuşmalarından ya da Nelia, Gaston’dan söz ederken anlayabilirdi.
“Evet bir saat önce gitti.Belenor da onunla birlikteydi.” dedi.
“Çok erken çıkmışlar yola.Ama bir bildikleri vardır. Belenor’un onunla gitmesine sevindim.Neyse Limar, görüşürüz sonra” dedi ve dönüp gitti.
“Görüşürüz” dedi Limar sessizce.Gözden kaybolan kadar Nelia’ya baktı.Sonra içeri girdi.
Limar, ilk önce Gaston’un ona hazırladığı notları kontrol etti.Gaston bir gecede yazmıştı hepsini.Ne Gaston daha önce yerine vekil bırakmıştı ne de Limar böyle bir görevde bulunmuştu.Fakat anlaşmışlardı ve şimdilik bir sorun yoktu. Yaklaşık iki saat boyunca çalıştı.Başkan koltuğuna yakışmıştı Limar.Gaston’dan aşağı kalır yanı yoktu.Uzun boyluydu fakat pek kalıplı sayılmazdı.Yüzündeki gülümseme hiç eksik olmazdı. Neşeli biriydi.Uzun sarı saçlı, kara gözlü ve kalın sesliydi.Aslında başkanlık için Gaston’dan daha uygun sayılırdı.Çünkü Gaston daha çok bir komutan ya da kral olmaya layıktı.Dinlenirken Gaston’u düşündü. Haritanın onu nerelere sürükleyebileceğini hayal bile edemiyordu. Çünkü ne haritada ne de yanındaki kağıtta bulunacak şeyle ilgili bir cümle ya da işaret vardı.Uzun uzun düşündü ve uykuya daldı.
Güneş tepeye varıp, sıcaklığını hissettirince mola verdi Gaston ile Belenor.Düşündüklerinde fazla yol gitmişlerdi.Bir an önce kentten uzaklaşma hissi onlara beklediklerinden fazla hız kazandırmıştı.Bu yüzden molaları da biraz uzun sürdü.Üzerlerinden büyük bir yük kalkmış gibi hissediyorlardı.Evlerinin özlemi bir süre için nehirle akıp gitmişti.Bir gölge bulup bir süre kestirdiler.İlk Belenor uyandı.Tam Gaston’u uyandı - racaktı ki, birden nal ve tekerler sesleri duydu.Ayağa kalkıp, seslerin geldiği yöne doğru yöneldi.Gaston’u uyandırmasına gerek kalmadı.İkisi de sadece bir at arabasının geldiğini gördü.Başında da yaşlı bir adam vardı. |
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group
|
|
|
| |
|
|