Oldukça beğeniyor olmama rağmen Fatih'imizin şiiri, Kafka'ya dair bir büyük olguyla tezad arz ediyor; Kafka, romanlarında vaziyetine ilişkin belirgin bir bilinç geliştirmez; maruz kalır ve yaşar. Bu yüzden DÖNÜŞÜM'ün kahramanı Gregor Samsa'nın ağzından; "ben bir böceğim" diye bir laf duyamazsınız. Üstelik romanın sarsıcılığı, Samsa'nın, kendisini bir gün yatağında devcileyin bir böceğe dönüşmüş olarak bulduğu halde, romanın tek bir satırında dahi bu duruma şaşırmamasında yatar. Eseri okuyalı epeyi oldu; yanılıyorsam arkadaşlarım düzeltsinler.
.
Üstelik eserde, Samsa'nın başına gelen bu tuhaf durumun sebeplerine ilişkin hiçbir bilgi yahut ipucu verilmez; o, böceğe dönüşmüş sıradan bir adamın sıradan yaşamını sürdürmektedir. Evet, böceğe dönüşmüş olmasından dolayı ailesiyle sorunlar yaşar fakat bunlar, böcek olmanın getirdiği tabii ve doğrudan sorunlardır. Hangimiz böceğe dönüşsek, sırf böcek olmaklığımızdan dolayı aynı sorunları yaşardık. Anımsayabildiğim kadarıyla ailesi dahi onun böceğe dönüşmesini öyle aman aman bir şaşkınlık hissiyle karşılamaz. Elhasıl, Kafka sıradan okura asla geçit vermez.
.
DÖNÜŞÜM'ü, işte bu niteliklerinden dolayı ALİCE HARİKALAR DİYARINDA'nın yanına katarım. Abooooooov demeyiniz. Olmadık şeyleri ilintiliyor değilim. Fevkalade şeyleri okura tabii hallermiş gibi yansıtmakta üzerlerine yoktur bu eserlerin. Yine de Alice'in Samsa'dan belirgin bir farkı var; o şaşırır ama şaşkınlığı çoğu kez, bizim kapımız tıkırdadığında yaşadığımız anlık tedirginlik kadardır. Alice, karşılaştığı tuhaf durumlara, ancak herhangi birimizin herhangi bir normal durum karşısındaki şaşkınlığı kadar hayret gösterir. Her tür şaşkınlık hissini iğdiş edip etkisizleştiren tuhaf bir havası vardır bu eserin. Örnek mi? İşte size örnek;
.
“Biraz şarap almaz mıydınız?” diye sordu Mart Tavşanı, Alice’i rahatlatmak istercesine. Alice masaya şöyle bir göz gezdirdi, fakat masada çaydan başka bir şey yoktu. “Şarap filan göremiyorum” dedi en sonunda. “Yok ki zaten” dedi Mart Tavşanı. “Olmayan bir şeyi ikram etmeniz hiç de kibar bir davranış değil” diye yanıtladı Alice.
.
Aynı durumla karşı karşıya kalan kaçımızın, aklına gelen ilk şey nezaket kuralları olurdu? Olmayan bir şeyi ikram etmek, her şeyden önce tuhaftır ve bizde uyandırdığı ilk his de bu olmalıdır. Ama bunun yerini kabalık duygusu alıyorsa, orada tepkilerin olağan bir kurallılık doğrultusunda işlediğinden söz edilemez; tuhaflık eserin kurgusundaki bir öge olmaktan çıkar, eserin kendisi olur. Bildiğimiz anlamda bir BİLİNÇLİLİK durumuna işaret etmez bu eserler; insanlığın rutin seyrinin ardına uzanır.