 |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 13 |
|
|
|
Büyücünün Yakarışı 21.07.2008, 18:01 |
|
|
Gözyaşları kanayan yanaklarından aşağı süzülürken diz çöktü Bulut. Ve ölüm hakkında hiçbir şey bilmeden yakardı.
Başı dumanlı Kader Dağlarının Tanrı uçurumlarıyla birleşen ateş çukurlarında, üzeri paralanmış ve bitap görünüşlü biri çıkageldi o gün. Yalınayaktı… İçerisinde magmayla kaynayan kayalar paramparça etti ayaklarını. O kadar cılızdı ki; bir tazı yanında besili bir domuz gibi durabilirdi. Ve gücünün tükendiği, artık takatinin kalmadığı anda dipsiz bir yarın kenarında durdu. Gözyaşları kanayan yanaklarından aşağı süzülürken diz çöktü Bulut. Tanrı tarafından tek bir sözle yaratılmış olan boyutlar bu acının karşısında gerilediler. Ve ölüm hakkında hiçbir şey bilmeden yakardı. Bu sıradan bir duadan çok daha derin, çok daha farklı bir yakarıştı.
Binlerce evren, milyonlarca yıldız, boyutlar ve zaman, kısacası yaratılmış olan maddenin her zerresi bu yakarış karşısında sarsıldı.
Bulut haykırdı. Öyle bir haykırıştı ki bu, Tanrı, meleklerinden birini dünya üzerine yolladı. Sonsuz sayıdaki kanadıyla yeryüzüne indi Melek. Ve Bulut’un elinden tuttu. Birbirine kenetlenmiş ellerin çevresinde titreyen bir ışık oluştu önce. Sonra ikisini bir hale gibi sardı. Bulut, artık ağlamıyordu. Yumruk yaptığı elini açtı ve içerisindeki bir tutam saçı, dünya rüzgârlarına üfledi.
Bu son nefesimdir dedi sessizce. Ve Melek’le beraber yok oldular.
Derler ki o gün Kader Dağlarında dünyanın dört bir yanına savrulan saçlar güneş ışığına dönüşmüş, bütün insanların tenlerinde huzur bulmuştur.
Ve derler ki her kim yakarıp rüzgârı dinlerse, Bulut’un ölümsüzlüğü fısıldayan sesini duyacaktır. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 196 |
|
|
|
Hoş... 23.07.2008, 11:36 |
|
|
Öykünüz bana biraz şeylerin başlangıçlarını öyküleştiren Kızılderili mitlerini anımsattı... Ve hoşuma gitti.
Diliniz güçlü; kelimeleri sıkıca kavrayıp durmaları gereken yere mühürler gibi yazıyorsunuz sanki...
O kelimenin tam da orada durması gerektiğine inanarak- biz de inanıyoruz işte, en azından beni inandırdınız... Yazmanın belki de ilk koşulu olan o dil duygusuna sahipsiniz. Binlerce kelimenin içinden hangisi ve nereye, nasıl bir sesle sorusu, siz de kendiliğinden çözülüyormuş gibi.
Sevdim.
Elinize sağlık. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 13 |
|
|
|
SaygılaR.. 24.07.2008, 12:00 |
|
|
tesekkur ederim. bundan boyle birseyler paylasmaya calısacağım. saygılarımı sunarım.. |
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group