Televizyonda bir diziye bağlanıp, her hafta yeni bölümünü merakla beklemeyeli o kadar çok zaman oldu ki, bu sanki çocukluğumun unutulmuş bir parçasıymış gibi geliyor artık. Bunun nedenini, eskiden daha seyirlik diziler yapılıyor olmasına bağlıyorum. Ama öte yandan aynı diziler devam etselerdi onları da izlemezdim diye tahmin ediyorum. Çünkü şu ana kadar yapılmış hiçbir Türk Dizisi kişisel sinema zevkime hiç bir şekilde hitap edemedi.
Aşk öykülerinden bir türlü vazgeçemeyen Türk Sineması'nın ne zaman daha yaratıcı, daha olağan üstü kurgulu, daha fantastik eserler vereceğini sorgulayıp duruyorum. Sanırım cevabı da şu olmalı; Türk İnsanı aşk öykülerinden vazgeçtiği zaman... Her neyse; bunu düşündükçe fena bir ümitsizliğe kapıldığım için sorgulama sürecini yeniden askıya almakta yarar var.
Türk senarist ve yönetmenlerinin bu kadar sönük kalmalarındaki sebepte bu bence: Hep -abartmıyorum, gerçekten de hep- aynı giriş-gelişme-sonuç kurgusu üzerine, kişileri, mekanları ve isimleri ve bunların haricindeki çok az şeyi değiştirerek 'yeni filmler' çekmeleri. 'Türk Sineması neden ilgi görmüyor?' ya da 'Yabancılardan neyimiz eksik?' diye sormak ise, ümidi olanlara 'hiç ümitlenmeyin, böyle devam edeceğiz' şamarı niyetine sık sık kullanılıyor.
Ben ise şunu söylemek isterdim, 'Sıkıldım, bıktım, tiskindim ve tabi ki yabancı filmleri izlemeye devam edeceğim!'... Midsommer Cinayetleri...Lost...Dinotopia...Yüzüklerin Efendisi...Matrix...Hatta 50 İlk Öpücük...
Neden bizden özellikle dizi sektörü bazında, gerilim, fantastik, korku, polisiye ya da kısacası aşk dışında herhangi bir konuda bir yapıt çıkmıyor? Daha ne zaman kadar çıkmamamaya devam edecek? |