Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
Sayfaya git 1, 2  Sonraki
» ÖYKÜLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 11 Şub 2008
Mesajlar: 46
SİYAH KANAT

   Taksim’den 10 Liraya almıştım yıllar önce. Odamın dekoruna eklemek, belki de sadece görüntüsünden hoşlandım diye simsiyah bir kanadı duvarıma asmak için. Tüyleri yumuşak ve düzdü. Süzüldüğünde havayı yalayan tüyler, siyah renkli duvarımın tuğlalarına değiyordu. Dev bir kuşun kanatları ya da pegasusun kanatları kadar da kocamandı.

    Bilgisayarımda amaçsızca internete giriyor, google sayfasına anlamsız kelimeler yazarak açılan sayfalara bakıyordum. New York, Phantom of the Opera, Elvis Presley, Seks, Yaşam, birbiriyle ilişkisi olmayan kelimeler… Yazıları okuduğum monitörün üstünde ise siyah renkli kanadım. Karanlık hayatımın yansıması kararmış bir kanat.

    Odamdaki eşyalar çoğunlukla koyu renkteydi, genellikle de siyah. Odaya tezat olacak derimin rengi ise beyaz. Hem de güneşin altında kızaran, su toplayan beyazlıkta. Zenci olmak istemişimdir hep. Pembe avuç içleri olan Afrika yerlileri gibi. Ama derilerinin farklı koktuğu söylenir. Şimdi ise evin diğer odalarından gelen yoğun, mide bulandırıcı koku hakim burnuma.

    Evin kaç odası olduğunu hatırlamıyordum bile. En son ne zaman dışarı çıktığımı da. Gerek de yoktu.

    3 katlı evin eski ahşap zemini yürürken ses çıkarıyor, tahtakurularının sesleri onlara vokal yapıyordu. Ahenkli bir koro ile odamda olmaktan şikayetçi değildim. Öyle de yapıyordum.

     Önümde internet hala açıktı. Yıllarımı aynı monitörün karşısında geçirmiş, bildiğim çoğu şeyi kitaplarla değil ekrandan okuduklarımla öğrenmiştim. Evimi dünya haritası üzerinden bile görebiliyor, siber alemde insanlarla arkadaşlık kurabiliyor, hatta web cam üzerinden seks bile yapabiliyordum, evet seks. Önce soyunarak başladığımız ön sevişme, kendimizi tatmin ederken son buluyordu. Bunun için karşımdakinin eline ihtiyacım yoktu. Tek elim işimi görüyordu. Hatta bir keresinde anneme yakalanmıştım.

     Annem… Kötülüklerin annesi. Kara melek. Siyah kanatları olan kara bir melek. Yine karşımda asılı duran kanada baktım. Kıpırdamıyordu artık. Elimin uzanabileceği uzaklıktaydı. Uzandım ve ince tüylerine dokundum. Annemin saçları gibi narindi. Yavaş dokunmak zorundaydım zarar vermemek için. Anneme de öyle. Yavaş yavaş taradığım saçlarına zarar verirsem sonu karanlık oda olabilirdi. Bodrum kattaki, aslında içinde yaşadığım odama çok benzeyen karanlık odaydı sonu. Ama orada kanadım ve bilgisayarım yoktu.

     Koku rahatsız etmeye başladı. Muhtemelen akşam yemeği için kızaran kuzunun kokusuydu bu. Adi kasabın sattığı ucuz etlerden olmalıydı. Ya da annemin kurbanlarının…

    Geceleri hep çığlık vardı evde. Zevk çığlığı, ölüm feryadı ya da her ikisi. Ayırt edemezdim. Çünkü bilmiyordum farkını. Sanırım bir keresinde duymuştum ve o zaman anlamıştım. Ama zamanı hatırlamıyordum, çünkü bu aralar saatler dakikalardan, dakikalar saniyelerden oluşmuyordu.

    Siyah kanat duvardaydı hala. Askılarıyla duvara çivilemiştim onu. Yüzden fazla tüy vardı üzerinde. Acaba gerçek kanat mıydı? Kuşlardan çok anlamazdım. Gece bazen seslerini duyar, bunun ise bir kargaya ait olduğunu bilirdim. Aslında bilmeye gerek de yoktu. Önümde bilgisayar vardı ve Google’dan aratabilirdim. “Kuşlar” yazdım, resimler ve bilgiler çıktı ekrana. Ama hepsi sevimliydi ve renkliydi. Renkleri çok sevmezdim. “Siyah kuşlar yazıp” tekrar arattım, yine bir şey bulamadım. Kuşlara özlem duydum. Hiç kuş beslememiştim. Zaten çoğu şeyin yasak olduğu gibi o da yasaktı. Şarkı söylemek, hayvan beslemek, gürültü çıkarmak, odadan dışarı çıkmak!

     En son çıktığım zamanı şimdi hatırladım. Eski virane evin üçüncü katından aşağı atlayıp, Taksim’e gitmiştim. İşte o zaman almıştım siyah kanadı. Pişman olup geri döndüğümde siyah kanadı anneme verdim ama istememiş, fırlatmıştı bir kenara. Tam 1 hafta karanlık odada kaldım.

    Acıkmaya başlamıştım. Kuşlar yenir miydi acaba? İnsan eti yenebiliyorsa o da yenmeliydi. Jeffrey Dahmer, Albert Fish, Armin Meiwes, Issei Sagawa daha birçoğu öldürdükleri insanları yiyorlardı. Sanırım bunlara biz de eklenmiştik annemle beraber. Şeytanın orospusu kara kanatlı annemle beraber. Eve gelen erkekleri öldürüp, bana yediren annemle, masum ve suçsuz ben...

    Ben suçlu değilim, hiçbir zaman olmadım da…

     Koku artık rahatsız ediyordu, dayanamıyordum. Pencereyi açtım, bekledim. Değişmemişti. Burnumu kapadım, kokuyu damaklarımla hissediyordum bu sefer. Evden çıkmalıydım. Evet, kesinlikle yine evden kaçmalıydım.
     
      Siyah kanadım vardı bu sefer. Beni uzaklara uçuracak, suçsuzluğumu ispatlayacak siyah tüylü, kocaman bir kanat. Duvardaki yerinden söktüm, arkası çok tozlanmamıştı onca zamandan sonra. Sırtıma taktım ve gün batımının hafif rüzgarında kendimi camdan aşağı bıraktım. Annemin çürüyen cesedinin kokusunu artık duymuyordum…
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 196
Cümleleriniz kısalmış 'fatihsena'; daha kesik fakat daha keskin bir dile geçmişsiniz. Çok da güzel olmuş bence.

Ve kelime ekonomisi denen o anlatı cambazlığı için örnek gösterilebilecek, hoş, hem de hayli hoş bir metin çıkmış ortaya; dokunaklı, sert ve karanlık.

Hem de en az duvardaki kanat kadar- yazınsal uçuş?

Seyreltilmiş biçim etkiyi seyreltmek şöyle dursun, resmen besliyor.

Sizden böyle bir hikâye beklemiyordum galiba, beni şaşırttınız- ve bu, şahsımın bir yazardan özellikle beklediği bir şeydir.

Önceden yazdıklarınızı da seviyordum, fakat Siyah Kanatlar -bir kaç düzeltilebilecek küçük ve önemsiz hata dışında- 'şimdilik' benim 'fatihsena' favorim.  

Bu güzel hikâye için,

Çok teşekkürler.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Şub 2008
Mesajlar: 46
iyi bir öyküde olması gereken az, öz ama etkili betimlemeler, iyi ve planlanmış bir kurgu, okuru sıkmayacak detaylar ve az malzeme ile vurucu bir son yapmaya çalışıyorum.

siteye vermediğim daha bir sürü önceki öykülerimde ortalama 5000-10000 kelime arasında yazıyordum. tabi iyi bir süzgeçten geçmediği için de ve bir çok gereksiz detayla çok da sürükleyici olmayan öyküler yaratıyordum.

ilginiz ve yorumlarınız için çok teşekkürler...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 17 Tem 2008
Mesajlar: 25
Öykünüze hayran kaldım fatihsena.Bir nefeste okuyuverdim.


Tebrikler..
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Şub 2008
Mesajlar: 46
ilgi ve yorumunuz için teşekkürler. bir solukta okuyabildiyseniz amacıma ulaşmışım demektir.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 22 Ksm 2007
Mesajlar: 27
Bence kesinlikle ulaşmışsın amacına çünkü ben de bir kerede okuyuverdim öyüküyü. Ne olaki diye bakmıştım en sonunda şaşırmış buldum kendimi Smile

Tebrikler gerçekten güzel bir kurgu olmuş...

_________________
Non nobis solum.  ( mi acaba?? )
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yahoo Messenger MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 11 Şub 2008
Mesajlar: 46
kısa öykülerde süpriz sonlar olmazsa olmaz. beğenmenize sevindim. ilgi ve yorumunuz için teşekkürler...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 22 Hzr 2007
Mesajlar: 84
Eline sağlık.. Beğenerek bir nefeste okudum.. Teşekkürler...

_________________
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Şub 2008
Mesajlar: 46
aslı ben zaman ayırdığınız için teşekkür ederim...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 09 May 2008
Mesajlar: 95
Öykünüzü sevdim. Yazı diliniz ve kurgudaki başarınız takdiri hakediyor.

Sevgiler...

_________________
Non semper ea sunt quae videntur!
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Şub 2008
Mesajlar: 46
ilginiz ve yorumunuz için teşekkürler. kurgu düzenini ilk başlarda gelişigüzel düzenliyordum ancak bir müdet sonra daha planlı, gerilimi sürekli koruyacak mekan,zaman ve olayları seçerek yazmaya çalışıyorum. beğenmenize sevindim. saygılarımla...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 03 Nis 2008
Mesajlar: 84
Tebrik ediyorum gerçekten iyi bir hikaye.

_________________
''Gerçekler ve deneyimler bunu başarmıyorsa, güzelliği hayaller ve yanılsamalarda ara.'' H.P LOVECRAFT
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Şub 2008
Mesajlar: 46
teşekkürler lethe...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 08 Ağu 2008
Mesajlar: 55
Konum: soul,,funk,rytmblues
Yeni üyeyim ve harika öyküler okudum bu gun sitede, son olarak okuduğum (artık gözlerim yoruldu Sad ) bu öykü müthiş keyifliydi. Ve dayanamadım kısa öykünüzün müziğini yaptım. İlhamınız için tesekkuler..
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 11 Şub 2008
Mesajlar: 46
gerçekten çok mutlu oldum bu denli ilginize. eğer yaptığınız müziği dinleme şansına erişebilirsem çok mutlu olurum. saygılarımla...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ÖYKÜLERİNİZ
Sayfaya git 1, 2  Sonraki

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri