Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» DİĞER YAZILARINIZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 16 Tem 2008
Mesajlar: 153
Konum: zifirin son halkası...
...
     Nedeni bilinmez bir ürpertiyle gözlerimi tekrar açtığımda kimsenin olmadığını fark ediyorum. Mutfakta etrafa bakınıp birinin olup olmadığına bakıyorum salakça bir merakla "Estağfurullah, tövbe tövbe, desdur geridur" çakip pencereden geri çıkıyorum. Eski sofaya vardığımda pencereyi güzelce kapatıp, birinin de bu tarafa girmesini engellemek istiyorum. Hava hafiften kararmaya başlıyor. Evi gezip hali yordamına soktuktan geri rahatça uyumak üzere yün bir yatak bulup içine gömülüyorum öylece uyuyup kalıyorum...

      Gece gözlerimin ağrıdığını göz kapaklarımın açılmamak için direndiğini farkediyorum, zihnim uyanmışken çoktan, bedenim uyanamıyor gözkapaklarımı dahi oynatamıyorum. yavaş yavaş telaşlanmadan gözlerimi açmaya uğraşıyorum... Hafiften kıpırdatabildiğim gözlerim yavaşça açılıyor. Bulanık görmeye başlıyorum bir süre öylece. Sanki biri gözlerime mavi bir el feneri tutuyor. Uçan terlikler, zıplayan pembe çoraplar aşkına bu da nesi? Sonra başımı sallayıp "Noluyor burada yaaaaaaaavvv" demeyi başarıyor gözümü ışıktan ayırmıyorum. Ama orada kimsenin olmadığını, ay ışığının daha önce görmediğim bir büyüklük ve parlaklıkla bir ilüzyon kaynağı oluşturduğunu sonradan anlıyorum. Oh be derken kafamı bir çeviriyorum karşımda fötür şapkalı, seksenlerden kalma uzun siyah paltolu bir adam!...

      Adam dediysek yerden on beş yirmi santim yüksekte uçar gibi kıpırdamadan başımda dikelmiş... Bunun da bir rüya ya da bir ilizyonimsi bişeyler olduğunu düşünerek gözümü tekrar açıp kapıyorum ama gitmiyor orada duruyor. Dikkatle bakıyorum bir örtü, bir yüklüğü enzettiğimi düşünerek yine olmuyor. Bildiğin canlı kanlı Süleyman Demirel şapkalı bir insan. Anam Süleyman ağa onun hakkında konuştuklarımı duydu intikam almak için daha uygun bir ortam olmadığına karar verdi, tövbe çekip duruyor bir yandan bu anın tadını çıkarıp ondan kurtulursam millete neler anlatacağımı düşünüp seviniyorum. Bir anda yerimden fırlayıp ışığı açtığımda ayaklı bir askılığa daha önce farketmediğim rahmetli dedemin paltosu ve şapkasının asılı olduğunu anladım.

      Neyse odadan çıkıp orta sofayı geçip tuvaletimsi, suyu olmayan, toprak banyoya varıyorum. Banyonun yerleri sarı kilimsi toprakla önceden sıvanmış, ortada beyaz hafif yamulmuş bir klozet  duruyor... Böyle eski uçmak üzere olan toprak banyda bembeyaz temiz olduğunu hissettiğim klozetin ne işi olduğunu düşünürken dedemin tek bacağının kesilmiş olduğunu ve rahat etmesi için babaannemin burayı yaptırdığını anımsıyorum.

      Oturduğum yerden hafif uykulu burayı tarıyorum radar hesabı, bir akrep, yılan tarzı korku verici bir yaratığın çıkıp nanik yapmasını bekler gibi... Yerler önceki gibi boş toprak, yavaşça duvarlara geçiyorum beyaz kireçli kerpiç duvarlar, ahşap duş kabinimtırak bir gömme kapı, dalgalı ama pürüzsüz görünen; her an göbek atmaya hazırlanan kıvımsı yapıyı anımsatan dolaplar vesair. Tavana geçiyorum şimdi, tahta örümcek kaplı tavan yavaş yavaş saçlarımın taaa belime değdiğini hissediyorum, aptalca kafamı havaya kaldırıp arkaya doğru kıvrıldığımdan olsa gerek, saçmaladığımı farkedip gülmeye kendimle alay etmeye hazırlanırken duvarda kendi gölgemin tam üstünde, kocaman bir bacak olduğunu görüyorum, biraz önce o duvarı taramamışım gibi... Tekrar tekrar bakıp kafamı tam kendi başımın üstüne çevirmeye korkarak gölgeyi mantıklı bir şekilde açıklamaya çalışıyorum ama dayanamayıp yukarı bakıyorum... Gerçekten de başımın üstünde diz kapağından başlayan, buğday rengi teninde, gri çorabı, Yaklaşık kırkiki numara siyah klasik bir iskarpini olan bir bacak olduğunu görüyorum. Tam "Has..tir her şey de beni buluyor" deyip öfkelenip hayalet midir nedir ona sövmeye hazırlanırken, seksenlerden kalma iskarpin deyip dedemin protezi olduğunu farkediyorum.

       Kabusun ardı arkası kesilmiyor. Ertesi sabah daha somut bir kabusla uyanıyorum. İlk çıkan renkli televizyonlardan bir tanesi diğer odada duruyor. Hani şu düğmeleri çevirmeli, televizyonun kenarında olanlardan... Neyse düğmelerin yerinde sinekler neşe içinde uçuşuyor tabi. Neyse bir tornavida bulup -bu zor olmadı televizyonun yanında duruyordu- kanal ayarlamaya çalıştım. Ama tahmin edin tek kanal TRT3... Tabiki bu durumda kötü sayılmaz en azından bir kanal var ve olimpiyatları sunuyor. Bütün gün onu izlemeye koyulurken aslında bunun bu kadar da sıkıcı olmadığını anlıyorum. Bu rahatımın uzun sürmeyeceğini tahmin ederek...


      Kafamı koyduğum yaklaşık 750cm boyundaki yastığın içinin üçtebiri mavi saten yarısından biraz fazlasını kaplayan sonradan geçirme bir patiska var. Neyse yastığın içinde sert bir kıpırdanmanın olduğunu hissediyorum, tam başımın geldiği yerin üç dört cmsini aşan -biraz matematiksel oldu farkındayım- bana doğru yaklaşan iki kumaşın arasında... Elimdeki keçi sütünü bir anda yanıma bırakıp ayağa kalkıyorum. Beyaz yastığın içinde görülen siyah tabak gibi büyük, kabuklu bir kıpırtı... Koşarak kendimi koruyacağım bir şeyler aramaya çalışıyor, ocağın içindeki maşayı alıp odaya geri dönüyorum. Yastığı sallayıp içinden çıkanın kocaman siyah bir akrep olduğunu görüp titresemde maşayıp üzerine basıp içine geçirip dışarı koşuyor onu taşla eziyorum... Ben bir cinayet işledim, ama buna daha çok nefsi müdafa denir...

   İkinci bölüm sonu...

_________________
ikiye karşılık binlerce kötü yaratık yeter mi onun ilahi bakışları...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 169
Üç üç üç üç !!

Birinci bölüm de hoştu ama ikincinin sonunda elimi bir an öyle sıktım ki "civciv çıkacak kuş çıkacak" diye tırnaklarım acıttı avucumu, yazarken(şuan) hissediyorum. Cümle kuramadım şuan, ikincisini daha bir sevdim demek istedim.
Kameramla koşaraktan gelip korkumsu dalgalı, durulmalı bir film, video vs. oluşturmak isteği uyandırdı bende bu yazı.

Evet ne diyorduk? Üç!
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 25 Hzr 2008
Mesajlar: 668
Konum: Boşluk
ağlayayım mı belemedim.öyle güzel yazmışsın ki, bir an evin duvarındaki boş çerçevede seni izliyor muşum gibi geldi. Bu potter dünyasındaki sihirli evlere benziyor.  Smile  Devamını bekliyorum.  Smile Ve kendimce bir son buldum bile, bakalım senin yazdığın sona uyacak mı ?

lol  ne diyelim dönüşün muhteşem olmuş...

_________________
BAKİ

Kendi bahçesinde dal olamayanın biri
Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor.

ÖZDEMİR ASAF
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 16 Tem 2008
Mesajlar: 153
Konum: zifirin son halkası...
               
Elysion yazmış:
Üç üç üç üç !!

Birinci bölüm de hoştu ama ikincinin sonunda elimi bir an öyle sıktım ki "civciv çıkacak kuş çıkacak" diye tırnaklarım acıttı avucumu, yazarken(şuan) hissediyorum. Cümle kuramadım şuan, ikincisini daha bir sevdim demek istedim.
Kameramla koşaraktan gelip korkumsu dalgalı, durulmalı bir film, video vs. oluşturmak isteği uyandırdı bende bu yazı.

Evet ne diyorduk? Üç!


  yehuuu ünlü olmak isiyorum, filmlerde oynamak istiyorum, yazarı da ben olmak istiyorum, evden kaçmadan kötü yollara düşmeden nasıl yapabilirim acaba? Ne güzel demişsin civciv kuş filan, aklıma küçük kuzenimle bir anım geldi konuyla pek değil hiç alakası yok ama; bir gün dötr buçuk yaşındaki kuzenime bir yumurtalık aldım -doğru telafuz mu bilemiyorum, hani şu kahvaltılarda rafan yumurta için olanlardan- neyse çocukcağız benden böyle renkli boyalar, popüler oyuncaklar beklerken paketinden iki tavuk ayaklı kırmızı gagalı plastik bir yumurtalık çıkınca dumur oldu, hatta ilk "bu da nesi, benimle dalgamı geçiyorsun" ifadesini benim sayemde verdi ama hiç harçlığım kalmamış, bütün haftalık harçlığımı pek de mühim olmayan bir sebepten tüketmiş, dört buçuk yaşını beşe tamamlamak isteyen kuzenimi unutmuş sonunda ne alırsan bir ytl kampanyasının kurbanı olmuştum... Bu utancı bir şekilde ört bas etmem lazımdı; benden bir açıklama bekleyen bicirik şaşkın kuzenime, gözlerimi ondan ayırmadan vakit kazanma çabasıyla çşitli aptalca mimik ifadeleriyle hımm şeyyyimsi çabalarla baktıktan sonra dişlerimin tümünü sarımsı bir parıltıyla ışıldatıp tepemde yanan ampüle sinsice gülerek baktım.Ona bunun içine giren yumurtalardan civciv çıktığını söyledim. Düz mantık kuzenin dolaptan bir yumurta getirip içine koydu bu kadar ümitleneceğini düşünmememle beraber onu hayal kırıklığına uğratacağımı bilmiyordum sonra onun fazla sıcak olmadığından çıkmadığını söyleyince yumurtalığı tatlı bir tebessümle kaloriferin üzerine koydu, bu sefer de birlikte dans edip kızılderili danslarıyla civciv çıkacak kuş çıkacak şarkısıyla biraz eğlendik ama her dakika başına geçip merakla ona bakması beni hem güldürüyor hem de sonunda ne olacak kaygısıyla üzüyordu... Uyku vakti geldiğinde ona aylar sonra ancak kabuğun kırılacağından bahsettim ve bana inandı. Aradan biraz süre geçince küçük bir civciv alıp teyzemle yumurtalığın içine koyduk. Tahmin edin ne oldu, kuzenimin hassas tavrı yüzüden hala o civciv evlerinde adı leyla ve o artık bir horoz...

    Yorumların için çook teşekkürler Elysion, üçüncü bölüm çok yakında seni dideklemeye geliyor, haberin olsun...

_________________
ikiye karşılık binlerce kötü yaratık yeter mi onun ilahi bakışları...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 16 Tem 2008
Mesajlar: 153
Konum: zifirin son halkası...
               
mine yazmış:
ağlayayım mı belemedim.öyle güzel yazmışsın ki, bir an evin duvarındaki boş çerçevede seni izliyor muşum gibi geldi. Bu potter dünyasındaki sihirli evlere benziyor.  Smile  Devamını bekliyorum.  Smile Ve kendimce bir son buldum bile, bakalım senin yazdığın sona uyacak mı ?

lol  ne diyelim dönüşün muhteşem olmuş...


    Mine mine sevgilin nerde, hey yalnız ağaç, çağlayan dereler selam olsun sizlere...
         Gönül dostu mine(),
Ne güzel bir şey boş çerçevende evine misafir olmak, çok samimi olduğunu çok samimi duygularımla söylemek isterim size, beğendiğinizi anlatan bu yazınızı çok beğendim doğrusu, sonun nasıl olacağı konusunda henüz bir fikrim yok ama belli mi olur(?)... Bu arada babaannemin evini görsen nasıl bir sihir, nasıl bir büyü olduğuna şaşar çenen yere düşüp bir geçit oluşturur emin ol -ben de böyle bir etki yaptığını söyleyebilirim- Neyse ilgilenip okuduğunuz için çok müteşekkirim...

_________________
ikiye karşılık binlerce kötü yaratık yeter mi onun ilahi bakışları...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 25 Hzr 2008
Mesajlar: 668
Konum: Boşluk
üçünçü bölüm için çok bekletmezsin umarım,

_________________
BAKİ

Kendi bahçesinde dal olamayanın biri
Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor.

ÖZDEMİR ASAF
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Tem 2008
Mesajlar: 169
Çok güzelmiş ya kuzenine ettiklerin. En az yazın kadar beğendim. ÜÇ üç!
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> DİĞER YAZILARINIZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri