| |
|
 |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 196 |
|
|
|
Ev 16.08.2008, 12:27 |
|
|
ev Dılşa'ya
ev içi adımlarında örümcek ürkekliği.
tüm yatakları gezinen acıdan bir ağ örüyorsun,
odalara çöken gecenin üzerine.
uykularımızı bölüyor ruhundaki tıkırtılar-
hayatımızda biri mi var?
kahve tadı, sigara kokusu, dolaptaki tabut.
sen çöl kadını, çemberdeki akrep, güdümlü intihar.
çölün tam ortası intihar noktası.
bizi bırak,
bizden kurtul,
bizi unut!
beni öldür, ablanı göm, kendine dön!
sen, bu evin kaygan zemininde,
adımları buzdan çocuksun.
perdeler hep açık, kapılar kilitsiz.
cesaret değil bu, bir düşünce yokluğu.
evin dışında hüküm süren yasayı algılayamıyor bize dönük çocukluğun.
ibadetin insanlardan bir yaşamı yüceltiyor.
kör pusula, eksik harita, çıkışsız yol.
hep yabancılar, hep teslimiyet, hep başkaları.
seccadenin ucu jilet tarlası.
bizi bırak,
bizden kurtul,
bizi unut!
beni öldür, ablanı göm, kendine dön!
sen, bu evin havasız uzayında,
başkalarının cehenneminde kaybolan çocuksun.
kanatların dar koridorlarda kırılır,
bedenin ağırlaşır ve dilsizleşirken acın,
hep düşer hiç yükselemezken sen,
büyüyor kanatlarımız, yükseliyoruz biz.
tüm diller bizim sesimiz.
kaçak sevişme, kısır gebelik, ölü doğum.
kendini bırakma, anneni anımsa, adını tekrarla.
bizi bırak,
bizden kurtul,
bizi unut!
beni öldür, ablanı göm, kendine dön!
sen, bu evin buzul ayazında,
alevden bir çemberin çözdüğü mor gözlü çocuksun.
sancağını açacağın bir zaferin yok bu dünyada.
batmış bir kadırganın son forsası gibi,
efendisiz ve kırbaçsız bir esareti sürdürüyorsun.
''sizden kaçacak, kurtulacak, yeniden doğacağım,'' diyorsun.
her seferinde
erken boşalıyor duygusuzluğun.
gevşek kordon, ölümcül yakınlık, sıkılan abla.
biz sulu labirent, biz eksik şefkat, biz dumandan ustura.
bizi bırak,
bizden kurtul,
bizi unut!
beni öldür, ablanı göm, kendine dön!
ve sen,
bu evin soluğu alınan odalarında,
bizden şah damarını saklayamayan çocuksun. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 09 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 8 |
|
|
|
ev için 16.08.2008, 18:00 |
|
|
Kabus şiir. Kabus bir evde, kabus görerek yaşamış bir kızı, bir kabusun içinden yazmışsınız. Ne iyi etmişsiniz. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 417 |
|
|
|
vay anasını 16.08.2008, 19:48 |
|
|
 Heyecanlandırıyor insanı kesinlikle.Şiir konusunda fazla bilgim yok.Tek yapabildiğim iyi veya kötü demek.Bu şiir iyi iyi olmasının sebebi bir hikaye tadı taşıması.Korkutucu heyecanlı bir hikayede olması gereken ağırlığı taşıyor. |
_________________ Aşk istiyorduk ağızdan damardan
Gözler parlasın soluk açılsın.
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 13 |
|
|
|
Perdeler 16.08.2008, 22:42 |
|
|
Çocukken geceleri yürümeyi severdim sokaklarda.. ve onlarca perdeden yansıyan ışıklar öyle renk yamaları oluştururdu ki kendimi bir masalın içerisinde sanırdm.. Bu bu sitedeki ilk yorumumdur. Ben Gazi Üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretmenliğinde 2. sınıf öğrencisiyim. Bu yüzden kişisel bir dilden akademik bir dile olacak eleştirilerim. Çünkü bu şiir eleştirilmeye layıktır.
Öncelikle takdirlerimi iletiyorum sana Şûmul. Soyut şiir yazmak çoğu insanın bildiğinden daha zordur çünkü. Öyle bilindiği gibi ezbere yazılmaz. Kelimeleri rastgele seçemezsiniz. Eğer okuyucu üzerinde hipnotik bir etki yaratamıyorsa atın o şiiri çöpe. Çünkü tamamen hayal ürünüdür. Oysa ki efendisiz ve kırbaçsız bir esaretin dumandan usturasını unutamazsınız. Kelime seçimi ve yazarın kelime haznesi takdire layıktır. Çünkü bir yazarı yazar yapan şey özgün olmasıdır. Fakat senin de şiirinde kullandığın gibi zemin sanırım biraz kaygan olmuş sevgili Şûmul. Anlam bütünlüğü açısından bıçağın metafizik kısmına daha fazla kaymışsın.
Hani bunu da görmezlikten gelsem, tamamen eksiksiz olacakmış şiirin.
Tebrikler... |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 09 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 8 |
|
|
|
Eksiksiz şiir 16.08.2008, 23:00 |
|
|
ama bu değil midir zaten, şiiri şiir kılan şey. Sizin zihninizde daha önce fark etmediğiniz bir oyuk açıp sonra da onu doldurmadan bırakması. Herakleitos'tan beri eksik taşların peşinde değil miyiz... dilde bizi büyüleyen şey, bu eksiklik bilgisi... baktığı şeyi, ya da deneyimi bütün kapsayıcılığı ile anlatamayacağını baştan bilmek... dile de şiire de bu sakınımla yaklaşmak... Hipnotik etki demişsiniz ya.... boşluğun uçurumu işte... Bir karadeliğe kıyısında dikilip bakmak gibi... |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 196 |
|
|
|
Her biriniz... 19.08.2008, 13:39 |
|
|
Her biriniz ayrı ayrı çok güzel ve insana güç veren yorumlar yapmış, daha da güzeli, benim şiiri bahane edip çok daha önemli bir yere doğru uzanmış ve şiir üzerine düşünmüşsünüz. Demek ki, doğru değilse bile doğruya yakın bir yerde yazmışım şiiri.
Ne güzel!
Hepinize hem okuduğunuz hem de üşenmeyip yorumladığınız için çok teşkkürler. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 19 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 7 |
|
|
|
Merhaba 23.08.2008, 8:57 |
|
|
kör pusula, eksik harita, çıkışsız yol.
hep yabancılar, hep teslimiyet, hep başkaları.
seccadenin ucu jilet tarlası.
bizi bırak,
bizden kurtul,
bizi unut!
Şiirinizi okurken büyük bir haz aldığımı söylemeden edemeyeceğim. Dizlerinizin her birinde okuyucuyu tokatlıyor gibisiniz ve hissettiğim, bu şiirin bana geçirdiği duygu "acı" . Çatıların altında hissedilen ama dillendirilemiyen ya da dillendirilmekten kaçınılan duygular. Haddim olmayarak tebrikler diyorum. (semira) |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 16 Tem 2008 |
| Mesajlar: 153 |
| Konum: zifirin son halkası... |
|
|
güzel anlatım... 25.08.2008, 23:15 |
|
|
Evin içinde isyan eden birinin bunalımlı nöbetlerini dindirmeye çalışan bir abla olduğunu seziyor, bir yandan ona kızarken diğer yandan ona ders vermeye çalışıyor, umarsız çocuğun küçük hikayesi...
Sahiden çok hoş ve güzel anlatmışsın, yanlış yorum yaptıysam lütfen düzelt... |
_________________ ikiye karşılık binlerce kötü yaratık yeter mi onun ilahi bakışları...
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 196 |
|
|
|
Bir kız... 28.08.2008, 12:58 |
|
|
Teşekkürler Semira:
"Çatıların altında hissedilen ama dillendirilemiyen ya da dillendirilmekten kaçınılan duygular."
Ve Helioss;
Evet bir abla kuşkusuz var, ama 'dindirmeye çalışmak' bu ablanın yaptığı bir şey 'değildi'. O daha çok sıkılıyor, hoşnutsuzluk gösteriyor ve yargılıyordu. Bazen yazıda hayran kaldığımız fakat gerçekteki karşılıklarıyla tanıştığımızda kaçmak istediğimiz 'karakter' gücünde insanlarla tanışırız. Ve bir an yaklaşıp onlara kendilerini iyi hissettirir, fakat sonradan çekiciliklerinin, karakter güçlerinin ve yaşadıkları acıdaki gerçekliğin ne kadar 'ağır' olduğunu fark edip kaçmak isteriz. Daha da kötüsü, kaçmadığımız zamanlarda o insanları 'düzeltmeye çalışırız'. Bu şiir, gerçekliğiyle insanın içini acıtan öylesi bir kıza, tam da böylesi bir 'düzeltme' girişimi sırasında yazıldı.
Kaçsın ve kurtulsun diye- benden, ablasından, diğerlerimizden...
Ama...
Bunun haricinde... hayat...
Sağolun. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 02 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 96 |
|
|
|
Ev.. 29.08.2008, 3:41 |
|
|
Değerli Şûmul;
Ev; Her Evin duvarlarına yazılıp yıllarca okunabilecek kadar güzel!
Sanki Kendimi gördüm Ev'de..
Bu mükemmel bir his!
'Bu film sanki benim hayatımı anlatıyor'
ya da
'Bu şarkı sanki benim için yazılmış' ,.. der gibi,
'Sanki Kendimi gördüm Ev'de' diye mırıldanıyorum dakikalardır..
..
Kalbine, Kalemine Sağlık.. |
_________________ Neden Varın değerini bilmez ki insan?
Neden Yok!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 196 |
|
|
|
Şiirin... 29.08.2008, 22:59 |
|
|
Şiirin şarap kıymetinde olup olmadığından emin değilim Duman; benim için daha çok yazıldığı anın değeriyle var- şiir yazınca hep aynı terane: "Başka bir şeydi benim istediğim..."
Şiiri yeniden okuyunca yüzüm hafiften kızarıyor, haksızlık ettiğimi düşünüyorum: Şiire, belleğe, birine, size...
Ama memnuniyetinizdeki kesinlik, bendeki tersinden kesinlikleri de hafif hafif sallamıyor değil hani-
İyi geldiniz.
Sağolun. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 02 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 96 |
|
|
|
O An 31.08.2008, 4:16 |
|
|
Merhaba,
Merhaba,
İlk Merhaba Şûmul'a
İlkten sonraki Merhaba Ev'e..
Şiir an'ı mı temsil etmekte yoksa çok geniş bir zam anı mı?
Bence; zor bir soru! Bence; cevap kolaylıkla verilemez!
Bence; olası cevaplar içinde de ' bence''ler ile karşılaşacağız..
Ben de şiirde o an kokusunu çok severim! O an kokusu!
Düşün ki; hüznün en son noktasını tatmışsınız,
ya da huzurun en dokunulmamışına ulaşmışsınız,
sizi o an en iyi anlayacak kavramlar kağıt-kalem değil midir?
değil mi ki siz yazdıkça hüznünüz o an azalacak!
değil mi ki siz yazdıkça huzurunuz o an artacak!
değil mi ki şiir olanlara o an yeni bir bakış açısı yeni bir tat katacak!
Sanırım şiir biraz da kaynağını o an'dan almakta!
Bu yüzden şiirin yazılır yazılmaz o an paylaşılmasında sakınca görmüyorum!
O an paylaşılsın ki, okuyucu (daha taptaze olan) hüznünüzü de huzurunuzu da o an hissedebilsin!
Şiir o an olduğu yere kilitlenmeli mi? yoksa özgür mü bırakılmalı?
Diğer bir deyişle; şiir dinlendirilmeli mi, dinlendirilmemeli mi?
Açıkçası ben; bazen dinlendirilmeliyi, bazen de dinlendirilmemeliyi savunuyorum!
Yani şiire bazen kilitli odalar sunulmalı bazen de anında özgürlük..
Ama şu an sadece o an'ı savunuyorum
Tekrar Ev'e bir göz atalım!
Binlerce o an kokusunun, şiirin ilk kelimesi olan ev ile son kelimesi olan çocuksun'un arasına mükemmel serpiştirildiği gözlemlenilmekte! O anlar! Emin olunuz; Ev sayesinde o anlar yıllar sonra bile -sevinciyle hüznüyle- ince bir tebessüm içinde anılacak..
..
Saat, 5'e yaklaşmakta;) Ben de uykuya;) Uzun uzun yazdım  Eğer kelimesel bir hatam varsa özür dilerim;))
İyi geceler diliyorum Şûmul'a ve Ev'e.
Sağlık içinde kalınız..
Teşekkürler. |
_________________ Neden Varın değerini bilmez ki insan?
Neden Yok!
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group
|
|
|
| |
|
|