Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ROMAN ATÖLYESİ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 04 Ekm 2008
Mesajlar: 17
Konum: istanbul
             Şatodan gelen sesler üzerine şatonun   –iskelet yığını- muhafızları şatoyu kolaçan etmeye başladılar. Bir müddet sonra siren sesleri duyulmaya başladı. Tutsaklar kaçmıştı! Muhafızlar şatonun etrafında ki karanlık lanetli arazide püsküllü, huysuz,sakar, obur  ve benekliyi aramaya başladılar. Ama onlar çoktan ormanın derinliklerine doğru yol almışlardı. Onların gittiği alan  lanetlerin en yoğun olduğu alandı. Öyle ki etten ,kemikten yoksun;iskelet yığını muhafızlar dahi  oraya komutanları başlarında olmadan – ormanda ki lanetlerle başa çıkabileceğinden değil her yeri avucunun içi gibi bildiğinden-    girmeye cesaret  edemezlerdi.

                Kaçaklar yürümekten   ayakları işmiş, susuzluktan dileri kurumuş, sıcaktan kavrulmuş bir halde  sığınabilecekleri bir yer ararken o eski kulübeye rastladılar. Kulübeye girdiklerinde gözlerine koca bir sürahi dolusu çıkınca –tabi bu sürahini çatıdan sızan su ile dolmuş olabileceği kimsenin aklına gelmemişti - hepsinin ağzı açık kaldı ve bir an için olsa dahi suyu paylaşıp paylaşamayacaklarını düşündüler. Hepsi çok yorgundu ; su içtikten sonra biraz kestirmeye karar verdiler. Huysuzla püsküllü uyumayıp nöbet tutacaktı. Sonra nöbetlerini obur ve benekliye devredeceklerdi . Sakarın nöbet tutmasına gerek olmadığına karar verdiler. İlk uyanan sakar oldu. Nöbet sırası obur ile beneklideydi ama onların uyuduklarını görünce şaşırdı.ben bile daha iyi nöbet tutarım diye düşündü. Kimseyi uyandırmak istemiyordu.Zaten son birkaç haftadır sakarlıkları ile herkesi usandırmıştı. Eline koluna mukayyet olması gerektiğinin bilinciyle bir köşeye çekildi.Kimseyi uyandırmamıştı. Bunun sevinci ile derin bir nefes alarak arkasına yaslandı. Arkasında bir çıkıntı var-
dı ,yaslanınca kulübe duvarındaki  taş yerine oturdu ve bir gürültüdür duyuldu.Yan taraftaki kitaplık yaklaşık bir metre ileride duruyordu!Huysuz sinirli bir şekilde yerinden fırladı. Tam dilinin ucuna sakara söylemek üzere sivri sözler gelmişti ki açılan geçidi görünce şaşkınlıktan konuşamadı. Geçide bakınca metrelerce uzunlukta ki devasa merdivenleri gördüler.

            “Sakarlığın en sonunda bir işe yarada .” dedi püsküllü. Benekli uyku sersemi etrafına tuhaf tuhaf bakınıyordu.
               “Hala rüya mı görüyorum yoksa sakar bir geçit mi keşfetti.” dedi obur hayranlıkla . Esnerken konuştuğu için kimse bir şey anlamamıştı.
                 “Sakar bir geçit buldu ve sen bunun iyi bir şey olduğunu söylüyorsun, öylemi? Ya orada başımıza işler açılırsa .O  karanlık yerde başımıza gelebilecekleri kim bilir!”dedi benekli püsküllüye. Tam kavga edeceklerdi ki huysuz aralarına girdi.  
                  “Bu geçidi kullanmaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok. Ne yapmayı planlıyorsun ?O lanet geçide geri dönmeyi mi? Zaten ormanın en korkunç yerindeyiz. Başımıza daha kötü ne gelebilir? Bence geçidi kullanmalıyız.” dedi.

                   Bir seslik çöktü kulübeye. Biraz daha tartıştıktan sonra bu lanet yerden kaçmanın tek yolun yine bu lanet  geçidi kullanmak olduğuna karar verdiler. Obur köşede duran gaz lambasını aldı ve  geçidin merdivenlerini inmeye başladılar. Sakar ilerlerken takılıp düşmemek için  şekilden şekle giriyordu. Kimse konuşmuyordu; ta ki benekli sesliği bozana kadar.
            “Bu lanet yerde,  aptal geçidin tekinde öleceğimiz kimin aklına gelirdi? Evet! Neden bana böyle bakıyorsunuz. Bu geçin nereye vardığını bilmiyoruz. Buradan sağ salim çıksak bile nereye gideceğimizi bilmiyoruz!” beneklinin sözleri oburu çileden çıkarmıştı.
              “Ya ölmezsek!sana söylüyorum benekli!Ya tünelin sonunda mis gibi papatya kokan, tertemiz şelalesi olan, güneşi tepesinde bir yere çıkarsak!. Saçmalamayı kes artık!
               
                      Onlar bunları tartışırken komutan yanına aldığı askerlerle ormanın kuytu köşelerinde  kaçakları aramaya koyuldu. General içinden askerlerine küfürler savurarak – tutsakları kaçırdıkları için-atını sürüyordu.Neden bilmiyordu ama efendisi kaçakları canlı istiyordu.Kahretsin, canlı olarak istiyordu! Eğer leşlerini isteseydi…bu çok daha kolay olurdu. O zaman bu sıçan beyinli muhafızlarla da  uğraşmak zorunda kalmazdı.İskelet yığını, beceriksiz herifler işte. General bunları düşünürken muhafızlardan biri atını deliler gibi sürerek generalin yanına yaklaştı.
              “Generalim ileride bir kulübe bulduk. Kaçaklar orada olabilir. Zaten hiçbir yerde bulamadık onları. Kulübeye bakmamızı ister misiniz?”dedi. general biraz düşündükten sonra; “Dediğin gibi bakmadığımız tek yer orası, oraya da bakalım.” dedi.

             “Yeter artık ! tartışarak zaman kaybediyoruz. Muhafızlar bizi bulmak üzeredir. Ya burada oturup muhafızların bizi bulmasını bekleyeceğiz yada ilerleyip tünelin sonuna varacağız .” dedi sakar. Bunun üzerine püsküllü; “Siz isterseniz burada muhafızları bekleyin ,ama ben devam edeceğim.Madem muhafızları bekleyecektik neden kaçtık.”dedi huysuz.
             “Tamam. Hepimiz devam edeceğiz.”  dedi sakar. Biraz ilerlemişlerdi ki önlerine çıkan yokun dörde ayrıldığını gördüler. Hepsinin aklından aynı şey geçti.Lanet osun!

                          “  Belki de dağılmalıyız. Her birimiz  farklı bir geçitten gideriz.”   dedi  obur.
                         “Saçmalamayı bırak, dağılmayacağız. Nasıl böyle düşünebiliyorsun aklım almıyor obur. Tabi; uzun süre yemek yemediğin içindir belki de .” Obur püsküllünün üstüne sinirle yürüyordu ki beneklinin bakışlarının farkına varınca yerine geri gitti. Bir müddet kimse konuşmadı. Hala hangi tüneli kullanacaklarına karar veremiyorlardı.

                       Sakar ayağının altında bir şey varmış gibi hissetti bir an. Ayaklarına baktığında bir farenin kuyruğuna bastığını fark etti. Fareyi eline aldı ve onunla konuşmaya başladı.Hayır ,böyle bir şey olamazdı. Sakar  diğer kaçakların bilmediği bir dilde konuşuyordu. Aynı bir fare gibi sesler çıkartıyordu!  Evet fareyle konuşuyordu! Sakar elinde ki fareyi bıraktı. Herkesin ağzı bir karış açık sakara bakıyordu.
                       “Bana öyle bakmayın . Nasıl bilmiyorum ama fare ile konuştum .İsmi pasaklıymış. Neyse  ;söylediğine göre soldan  ikinci geçitten geçersek bir ormana çıkacakmışız. Birkaç muz ağacı falan varmış. Karnımızı da doyurabilirmişiz. Hadi ama bakınmayı  kesin artık. İlerleyelim . Muhafızların bizi bulmasını  mı bekliyoruz yoksa?” sorularına yanıt alamayacaklarını bildiklerinden kimse sakara bir şey sormadı ;ama hepsinin merak ettiği şey belliydi; nasıl oluyordu da sakar  bir fareyle konuşmuştu.

                       Bunun pek de önemi yoktu. Hepsi kendilerini o geçitten kurtaracak bir umut arıyorlardı ve …  bu onların beklediği şeydi!  Artık içleri rahat  bir şekilde ilerliyorlardı tünelde.  Sakarsa kara kara  yalan söylediğini anladıklarında kendisine ne yapacaklarını düşünüyordu. Yine de bir süre huzur içinde kalacaklardı.

                    
                       Muhafızlar kulübeye girdikten kısa bir süre sonra geçidi buldular. Geçidi gördüğünde komutanın ağzı- huysuzunkinden de fazla – açık kalmıştı. Kaçakları hafife aldığı için kendine  içinden küfürler savurarak geçide girdi ve arkasından muhafızların gelmesini işaret etti.  
                   “Birazdan onlara yetişiriz ,yorgun olmalılar.” dedi muhafızlara .Muhafızların tümü  komutanlarının hala bir grup kaçağı yakalayamamış olmasının verdiği hayretle komutanlarını süzüyorlardı. Belki de komutanlarına gereğinden fazla güveniyor, saygı duyuyorlardı. Komutan bunun farkına varmıştı ve rahatsız olmaya başlamıştı. Kaçakları bulduğunda onlardan bunun acısını çıkartacaksın. Hem kendisini bu kemik yığını muhafızların gözünde bu kadar küçülttükleri,hem de onu kadar yordukları için . Yine de kendisine fazla heveslenmemesi gerektiğini hatırlatıyordu. Sonuçta efendisi onları canlı olarak istiyordu!  


               inşallah devamına da getiricem
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 12 Tem 2008
Mesajlar: 208
Konum: Kuyutorman--Yaş:410--Erkek--
hmm okudum kendime göre hataları ama kendime göre hataları söylüyorum

birincisi çok ara sözcük kullanıyosun yani -.......- bunlar birde biraz cocuksu olmus yani masal tarzında ve cümle hatalrı fzla bunları bnde yapıyorm:) dahasıda var ama onları biln biri sölesin

_________________
Yeşil Muhafız Alayı Generali
  - Erilen -
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Üye
Üye

Kayıt: 27 Eyl 2008
Mesajlar: 61
Konum: Yalnız Dağ
Eline sağlık güzel yazmışsın  wink Belki bazı değişiklikler yapsan daha güzel olabilir

Ara sözcükleri gereğinden fazla kullandığın konusunda Acemi Oğlan'a katılıyorum. Biraz daha detaya girelim.

İlk paragrafın sonundaki ara sözü beğendim çünkü muhafızların, komutanlarını neden beklediklerini hoş bir şekilde anlatmışsın. İkinci paragrafın başındaki ara sözü de beğendim çünki okuyucuyu meraklandıracak şekilde kahramanların içtiği suyun nerden geldiğini anlatmışsın.

Yazının kalanındaki ara sözleri okumak beni biraz yordu Smile . Örnek vermek gerekirse :  "komutan- muhafızların başı- yanına aldığı" cümlesindeki ara söz romana bir şey katmadığı gibi, okuyucuyu da yoruyor.

Eklemek istediğim bir şey daha var. Kahramanlarının isimleri "püsküllü, huysuz, sakar, obur  ve benekli". Bu şekilde isimlerle karşılaşınca okuyucu, kişiliklerinin isimleri gibi olmasını bekliyor ama burdaki karakterlerin hepsi huysuz
Gerçi onları suçlamıyorum, ben de hapisten kaçıp ormana girmek zorunda kalsam huysuzlaşırdım heralde  lol  

Devamını bekliyorum   Kolay gelsin
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 04 Ekm 2008
Mesajlar: 17
Konum: istanbul
tamm ara sözleri azaltabilirim ,isimlere gelince aslında bi karikatür çizicektim .resi
mleri falan çizmiştim herşey hazırdı ama sonra fikir değiştirip böyle bişey yazdım. isimleri bu yüzden değişik. aklıma isim de gelmemişti; onları kullandım   yorumlarınız için teşekkür ederim Exclamation
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> ROMAN ATÖLYESİ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri