| |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 196 |
|
|
|
OYUN ZAMANI 19.08.2008, 13:00 |
|
|
Sevgili Arkadaşlar;
Aşağıda okuyacağınız metin, tarafımdan bir yazarın ağzından yazılmıştır. (Anlatmak için az, fakat oynamak için yeterli olduğunu düşünüyorum.) Zamanının geldiğini söylediğim oyunun kuralı ise, söz konusu yazarın adını bilmekten ibaret. Yazarın adını ilk bilen, ikinci soru metnini de girecek olan üyemiz olacak. Uzunluk önemli değil; ister yüz kelimede, ister beş yüz kelimede anlatın. Böylelikle sadece evde oturup kukuma kuşu gibi ciddiyetle yazmanın dışında, oyun oynamaktan da hoşlanan kalemler olduğumuzu -ne gerek varsa- dünya alem bilecek.
Hepimize kolay gelsin. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 196 |
|
|
|
Öteki Sonsuzluk 19.08.2008, 13:01 |
|
|
ÖTEKİ SONSUZLUK
Beni sonsuz odalı bir eve kapattılar, tam zamanı bir türlü anımsayamıyorum. Evin ne dışarı, ne de herhangi bir başka uzama açılan bir penceresi var. Evin duvarlarının tamamı tavana kadar yükselen düzenli kitap raflarıyla kaplı. Salt kitaplardan bir duvar olan bu kapalı, zamanı ve uzamı süreğen genişliğiyle silen odalardan menkul labirent mekanda–sonsuzluklarını sayılamayacak kadar çok kum tanelerinden alan çöllere benzetiyorum onu-, ne beklediğimi bilmiyorum. Ya da, bir şey isteniyorsa şayet, benden ne istendiğini de bilmiyorum. Beni buraya kapatanlardan hiçbirini görmedim. Fakat uyuyamadığım kimi geceler, siyah camdan bir ayna gibi kendi düşüncelerim dışında hiçbir şey yansıtmayan bir karanlığın içinde, kalabalık sesler duyduğum oluyor bazen. Bu binlerce, fakat hiçbiri bir diğerini gölgelemeyen seslerin tınısını değilse bile üsluplarını tanıdığımı sanıyorum. Ve, kendimi kendim gibi değil de uzun ve karanlık bir koridorun sonundaki aynaya yansıyan bir başkası gibi hissettiğim kimi tekinsiz anlarda, bu kalabalık fakat benzersiz bir biçimde de ayrışık seslerden biri, kendi sesim de diyebileceğim o –artık- yabancı sese çok benziyor. Çoğunlukla gösterişli ve tumturaklı söylevler çeken bu sesten hoşlandığımı söyleyemem ama, yine de, ona katlanmam gerektiğini seziyorum. (Ona katlanıyorum.)
Yemeklerim, uyandığımda alt kattaki –kıvrımları yumuşak fakat uyumlu bir devinimle sonsuzluğa akıyormuş gibi görünen- Barok dönem gösterişli mobilyalarla döşenmiş devasa salonda beni bekliyor. Oysa, şimdiye kadar ne bir hizmetçi, ne de bir uşak görmüş değilim bu tuhaf evde. Akşamları ise, evin sonsuz duvarlarından sızan, hafif fakat kişinin tüm zihnini uyuşturan sonsuz bir müzik duyuyorum. Bir kaplanın gövdesi kadar ılık, bir aynanın uzamı kadar da derin ve hayali yüzeysellikteki bu düşsel müzik, her gece bana eşlik ediyor. Burada canımın sıkıldığını söyleyemem. Sonsuz odalı evin sonsuz kütüphanesi bana fazlasıyla yetiyor; uyumadığım zamanların neredeyse tamamını, bu sonsuz kütüphanenin sonsuz kitapları arasında, sonsuz sayfalar ve satırlar boyu süren sonsuz bir okuma ve yazma mesaisine adadım. (Değişen bir şey yok!) Her duvarda aşağı yukarı beş bin kitap olduğunu düşünürsek, -eğer böyle bir şey mümkünse- duvarlardan da sonsuz sayıda olduklarını iddia edebileceğim bu kitaplardan, henüz hiçbirini bitirmiş değilim. Dışarıdan bakıldığında her biri üç yüz sayfalık bir kitaptan daha kalın görünmeyen bu ağırbaşlı kitaplar, sayfalarını açıp okumaya başladığımda (Ki, sayfaların hiçbirinde sayfa numarası yok ve bir sayfayı bitirmeden bir diğer sayfaya geçemiyorum.), nasıl olduğuna akıl erdiremediğim bir biçimde bir türlü son bulmuyor; evin sonsuz duvarları, her biri sonsuz bir okumayı barındıran sonsuz sayıdaki sayfanın sonsuz yükünü de çeker görünüyor.
Buraya geldiğimden beri –biraz önce de değindiğim gibi- durmaksızın okuyor ve hikâyeler yazıyorum. Kendi adını başkalarının adları altında silerek yazın tarihinde alçakgönüllü bir yer edinmiş olan ben –belki de çoktan unutulmuşumdur-, bu yabancı evin odalarında şimdiye kadar bildiğim hiçbir yazara nasip olmamış bir şeyi başardım: Ben, yazdığım her hikâyede sonsuzca silinip sonsuzca varım şimdi! Kendi adımı yüzlerce kez yazdığım bir hikayede bile, varlığımın bir kez dahi sezdirilmediğine ve aynı hikayenin, varlığımın damgasıyla hunhar bir zarafetle ezildiğine yemin edebilirim. Tanrının yüzünü onlarca kuştan tek bir yüz olarak hayal eden o Acem şair gibi, ben de, kendi adıma kendi adımın yokluğunda kavuşabildiğimi –nihayet- söyleyebiliyorum işte!
Ben, ?. Buradayım ve her geçen gün geldiğim yeri biraz daha unutuyorum. Okumanın ve yazmanın sonsuz gibi görünen – ve istenen- esareti hâlâ sürüyor. Bir zamanlar kördüm, fakat artık değilim. Gözlerim –şükürler olsun ki- kelimeleri ve şeyleri seçebiliyor. Okuyor ve bekliyorum; sonsuz sayıdaki duvarın tuttuğu bu sonsuz kitaplar bir gün bitecek, bundan hiç kuşkum yok. Fakat kaygılanmıyorum: Unutmamalı ki, asıl zihnin kitapları sonsuzdur; kişi, okuduklarını ve yazdıklarını unutacak dahi olsa, belleğin hayal gücüyle tuhaf ve kavranamaz bir dansa kalktığı o yerde; okunmuş ve yazılmış tüm hikayelerin bir gülün katları gibi sonsuzca açıldığı o başka sonsuzlukta, beni çeşitlemeler ve esinlerden oluşmuş öteki kütüphanenin beklediğini, sonsuzluğun ötesindeki o sonsuzluğun çok daha gerçek ve büyülü olduğunu biliyorum.
Ben ?, bir kez daha, öteki sonsuzluğu umuyorum. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 56 |
| Konum: soul,,funk,rytmblues |
|
|
Merhaba! 05.10.2008, 10:18 |
|
|
Kaç gündür zevkle okuyorum, düşünüyorum ama çook tanıdık gelmesine rağmen bilmiyorum. Acaba, yazarı kimdir?
Cevabı bilen var mı arkadaşlar? Heyy!..
 |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 26 Mar 2007 |
| Mesajlar: 126 |
|
|
|
salladım açıkçası 05.10.2008, 14:52 |
|
|
Philip K. Dick? |
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 852 |
|
|
|
KÜÇÜKLER GEMİDEN İNSİN, BÜYÜKLERLE DEVAM EDECEĞİZ 05.10.2008, 20:48 |
|
|
Bu sorunun yanıtını biliyorum ama buraya yazarsam, kural gereği ikinci metni kaleme almak işi üzerime kalacak. O yüzden yanıtı yazmaya elim varmıyor çünkü şu sıralar herhangi bir anlatı yazabilecek durumda değilim. Rahat bir zamanımda oyuna dahil olmayı isterdim. Gücümü sınamak bakımından iyi bir fırsat olurdu bu. Eminim doğru yanıtı bilen üyelerimiz çıkacaktır. Sorunun yanıtını açıkça yazmayacağım ama onu, bulmacadan hoşlananlar için bu kısa mesajıma gizledim ve üşenmeyip çözmeye çalışacak olan arkadaşlarıma kolaylıklar diliyorum. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 442 |
| Konum: İstanbul |
|
|
Jorge Luis Borges 06.10.2008, 12:08 |
|
|
Kilgarvan, cümlelerinin ilk harflerini sıraya dizince BORGES çıkıyor ortaya. İşe bak, resmen cevabı yazmışsın. Lafla da iş yürümez ki. Gariptir, ben de, Büyük Hazine filmindeki bulmacalar gibi zor bir bilmece soracaksın sandım. Ama ben üstteki yazıyı bile okumadım. Rahat bir nefes alamam bulmaca görünce. Ve soruyu asıl çözen sen olduğuna göre devamını da senin getirmen gerek. Artık icabına bakarsın. Ne de olsa yazmayı seven bir insansın.
Bak ben de bir bulmaca yaptım. Bir de sen çöz. Kimin adını yazdım? |
_________________ BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 852 |
|
|
|
YANILIYORSUN 06.10.2008, 12:10 |
|
|
Yanılıyorsun sevgili Falas, cevabı ben yazmadım, sen yazdın. Klavyemden Borges diye bir sözcük dökülmedi. Yok eğer yazmam diyorsan bu iş ortada kalır, söyleyeyim. Çünkü şu sıra tek cümle yazabilecek takatim yok. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 442 |
| Konum: İstanbul |
|
|
Şimdi 06.10.2008, 12:36 |
|
|
Sorunun asıl hakkından gelen sensin. İşin özünde cevabı sen buldun. İş senindir. Şumul da devamını senin getirmen konusunda fikrini beyan edecektir umarım. |
_________________ BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 26 Mar 2007 |
| Mesajlar: 126 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 417 |
|
|
|
bakalım cevap doğru mu:D 06.10.2008, 18:30 |
|
|
şumulu beklemek gerekiyor... |
_________________ Aşk istiyorduk ağızdan damardan
Gözler parlasın soluk açılsın.
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 56 |
| Konum: soul,,funk,rytmblues |
|
|
bakalım doğru mu ;) 06.10.2008, 20:50 |
|
|
BORGES.
Heyy yaşasın çok sevindim. Metni ilk okuduğumda yazmalıymışım. Sırayı kaçırdım ama neyse. :- )
Şumul neredesin? (Evet bekleyelim..)
Kilgarvan! Ve şu kısa mesajdaki ipucu, çok zekice. Çok güldüm, harika..
Falas, senin sorduğun bu kişi 'felan sitenin felan yöneticisi değil mi' acep
Neyse bekleyecektik değil mi?  |
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 852 |
|
|
|
NE DEMEK DOĞRU MU? 06.10.2008, 21:27 |
|
|
Eğer Borges benim tanıdığım Borges ise yanıt elbette doğru. Tutar başkasının adını verirse, yazdıklarının, Borges'i de en az öne sürdüğü isim kadar çağrıştırdığını bilmesini isterim. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 56 |
| Konum: soul,,funk,rytmblues |
|
|
Eyvah! :( 06.10.2008, 22:57 |
|
|
raskalnikov'a gönderme yapmak istemiştim o baslıkla.
Sana kesinlikle katılıyorum Kilgarvan.
Üstüme alınıp yazdım.  |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 442 |
| Konum: İstanbul |
|
|
Re: bakalım doğru mu ;) 07.10.2008, 12:20 |
|
|
|
_________________ BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 196 |
|
|
|
Kilgarvan bildi, ama... 08.10.2008, 21:57 |
|
|
Borges doğru cevap arkadaşlar; Kilgarvan bildi anlayacağınız, ama ben, ne yalan söyleyeyim bilmenin bu biçiminin Kilgarvan'ı oyuna bağlayıp bağlamayacağını bilemedim.
Ben onu 'şimdilik' oyun dışı bırakıp -hem söz de verdi sonra oynarım diye- Borges'in adını doğrudan yazan Falas'ı oyuna devam etmesi için ikna etmekten yanayım.
Falas?
 |
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group
|
|
|
| |
|
|