Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» MÜZİK TUTKUNLARINA
Yazar Mesaj
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 852
.
SERGEY VASİLİYEVİÇ RAHMANİNOV (1873-1943)
.
Sanatçının 7 büyük bestesi eşliğinde öznel bir biyografi denemesi
..
.
b
    Vaktiyle muhterem bir hocamı ziyaret etmek için Maltepe Üniversitesi’ne uğramıştım. Küçücek bir odada randevu vaktini beklerken, iki genç akademisyenin konuşmalarına gönülsüzce kulak misafiri oluverdim. İçlerinden biri konservatuarda son sınıfı okumakta olan kızının içine düştüğü bunalımdan dem vuruyor, birkaç gün önce başvurduğu psikologun saçtığı incilerden, işe yarar bir kolye düzmeye çalışıyordu. Bu sıkıcı diyalogu benim için ilginç kılan yegane husus, muhabbetin yeknesak seyrini arada bir dürterek uyuşukluğumdan sıyrılmamı sağlayan birkaç bölük pörçük “Rahmaninov” sözcüğü oldu. Yüzyılımızın yetiştirdiği en büyük piyano bestecisi olan Sergey Rahmaninov’un adını ilk işitişimdi bu.
.
    Muhabbetin seyrinden anladığım kadarıyla kızın hocası, sınıftaki herkesi, herhangi bir ünlü piyanistin herhangi bir eserini, bitirme çalışması namına icra etmekle yükümlü kılmış, bizimki de Sergey Rahmaninov’un bir eserini seçmişti. Gerek hocası, gerek müzik işlerinden epeyi anladığı söylenen ağabeyi, gerekse annesi, Rahmaninov’un çok zor bir besteci olduğunu, işin içinden çıkamayabileceğini, bu yüzden kendisine başka bir besteci seçmesini salık vermişlerse de, kız vamplığı elden bırakmayıp ilk tercihinde ısrar etmiş. Etmiş etmesine ya, olanlar da olmuş. Ödevin ifa edileceği güne epeyi vakit olmasına rağmen kız ilk günden kolları sıvamış ve tüm ruhsal enerjisini, eseri muvaffakiyetle icra etmek uğruna heder etmesine rağmen bir arpa boyu yol alamamış.
.
..
    Biçare kadın -akademisyenlerin ikisinin de kadın olduğunu bu sayede vurgulamış olayım- eserin inanılmaz güçlüklerinden hayıflanıyor, piyanodan epeyi anladığı halde kendisinin de büsbütün çaresiz kaldığını ve kızının cılız parmaklarının tuşlar üzerindeki beyhude çırpınışlarını görmeye dayanamadığını söylüyordu. Üstelik kadının konuşma ve davranışlarındaki kimi inceliklerden anladığım kadarıyla, ne kendisi, ne de kızı müzikten anlamaz yahut kabiliyetsiz tiplerdi. Keramet Rahmaninov dedikleri adamda olsa gerekti.
.
    Nitekim iki akademisyen, az evvel durumundan yana hayıflandıkları kızın ufkunu kara bulutlara bulayan ahval ve şeraiti unutarak büyük sanatkârın irfan ve faziletlerini sayıp dökmeye başladılar. Muhabbet, büyük kompozitöre düzdükleri ölçüsüz methiyeler eşliğinde ruhsal bir sevişmeye dönüştü ve en nihayet sarhoş edici bir orgazm yahut katharsis haliyle son buldu.
..
    Rahmaninov ismi, o kısa Maltepe ziyaretinden sonra dimağımda kuluçkaya yattı ve aylar sonra bir gün, sanal alemin derinliklerinde rastladığım bir Rahmaninov bestesiyle ilk yavrularından birini verdi. Sanatçının Opus 32 numaralı prelüdlerinin G major moderato formatındaki beşincisiydi bu. (Dinleyebilmeniz için onu rapidshare linki olarak aşağıda sizlere sunuyorum).
..
Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız.
Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız.

..
    Bu eseri ekranda, indirilmeye hazır vaziyette gördüğümde bana derhal malum muhabbeti anımsattı ve ister istemez biraz heyecanlandım. Şu işe bakın ki kader, Rahmaninov’un en güzel eserlerinden birini benim için hususen hazırlamış, bu büyük sanatçıyla olan ilk buluşmamızın hatırası, ruhuma derince nakşolsun diye gecenin incelikli bir vaktini seçmişti. Çarpıldım ve yelkenleri suya indirerek kendimi Rahmaninov’un eşsiz ezgilerinin kucağına bıraktım. O gün bugündür Sergey Rahmaninov, belleğime kazınmış olan ve kendimi çoğu kez zihinden ezbere icra ederken bulduğum tüm o güzel besteleriyle ruh sarayıma en çok kerpiç taşımış ustalardan biridir.
. ..
    Hepimizin, özel temaslar sağladığımız –fiziksel değil, ruhsal temaslardan söz ediyorum- ve tutkuyla bağlı olduğumuz hiç değilse birkaç gözde sanatçımız vardır. Bu öznel beğeniler, hiç kuşku yok ki, umuma mal edilemezler ve birçok kez en yakın dostlarımızda dahi bizdekine eş bir karşılık bulmazlar. Kamu onayı, bir sanatçının büyüklüğünün tescili için tek başına yeterli değildir ama kamunun hiç değilse bir kısmının onay ve teveccühünü almadan efsaneleşmiş, klasikleşmiş tek bir sanatçı da yoktur. Bu yüzden umumun onay ve beğenisinin öznel tutumumuzla rast gitmesi, en hafif ifadeyle talihli, mutlu bir olaydır ve Rahmaninov hayranlarının başına gelen de, daima böyle bir şey olmuştur.
..
     Sergey Vasiliyeviç Rahmaninov, yalnızca hayranları tarafından değil, vaktiyle onu yerden yere vurmuş birçok müzik yorumcusu tarafından bile yüzyılımızın yetiştirdiği en büyük piyano bestecilerinden biri ve belki de en büyüğü olarak anılır.
. .
.. .
     Talihli tesadüfler, yaşam öyküsünü, bir sanatkarın arayıp da bulamayacağı seyahat ve temaslarla doldurmuş, yaşadığı çağ, iklim, coğrafya ve kültürel atmosfer, müziğindeki çarpıcı tezatları ve cazip karmaşayı besleyen mümbit birer membaa dönüşmüştür.
.. .
   1 Nisan 1873 tarihinde, Rusya'nın kuzeybatısındaki Novgorod kenti yakınlarındaki Semyonovo’da, Tatar asıllı aristokrat bir ailede dünyaya geldi. Aile adı olan Rahmaninov, Arapça’daki rahman sözcüğünden gelmektedir. Bu soy ve kan bağı, onu Doğu uygarlığının tabii ve öz bir evladı kılmış fakat sanatının inceliklerini devşirdiği ve eğitimini borçlu olduğu Batılı kültür özekleri, Rahmaninov’un ruhuna sirayet etmiş olan Doğu gizemciliğinin iyice çapraşık bir hal almasını sağlayarak tüm dünyayı büyüleyen, birbirinden etkileyici ezgilerin doğmasına vesile olmuştur.
..
    Rahmaninov’un anne ve babası, amatör olarak da olsa müzikle ilgilenen kişilerdi. Bu yüzden oğullarının yeteneğini kısa sürede fark ederek ona küçük yaşlarda müzik dersleri aldırmaya başladılar. Fakat Sergey henüz dokuz yaşındayken ailesi büyük bir mali faciayla karşılaştı ve beş parasız vaziyette St. Petersburg’a göç etmek zorunda kaldı. Rahmaninov burada konservatuar eğitimine devam ettiyse de, şehirde başgösteren difteri salgını, kızkardeşinin ölümüne yol açınca derin bir bunalıma girdi ve okuldaki tüm derslerinden başarısız oldu. Bunun üzerine Moskova’ya, katı disiplini ve acımasızlığıyla tanınan Nikolay Zverev’in müzik okuluna gönderildi. Bu evde son derece yoğun ve verimli çalışmalar yaptı ve kendisinde derin izler bırakan Tchaikovsky ile de ilk kez burada karşılaştı.
.
.
    . Genç adam, özellikle piyano üzerine yoğunlaşan sıkı bir müzik eğitiminin ardından artık üretmek ateşiyle yanış tutuşuyordu. Fakat Zverev’in okulunda, beste yapabilmek için ihtiyaç duyduğu rahat ortamı bulamadı. Moskova yakınlarında oturan bir akrabalarının yanına taşınarak, kendisine büyük bir ün getirecek olan, G-sharp Do diyez minor prelüd’ü besteledi. Henüz on dokuz yaşındaydı ve eser kısa süre içerisinde büyük bir şöhret edinince Rahmaninov’un müzik kariyeri birdenbire sıradışı bir mahiyet arz etmeye başladı. Bu eser, piyano literatürünün en çok icra edilmiş eserlerinden biridir. Basit ama parlak notasyonuyla, dinleyicide henüz ilk temasta sempati ve aşinalık uyandırmış, özgün nota bireşimiyle seçkinleşmiştir. Sanatçı, bir röportajında, eseri bestelerken, çocukluğunu geçirdiği köyün kilisesine ait bölük pörçük ve tatlı çan ezgilerinden esinlenmiş olabileceğini söylemiştir.
.

..
    Eser tüm bu özellikleriyle Rahmaninov’un yakasını ölümüne dek bırakmamıştır. Katıldığı hemen her resitalde, dinleyiciler sanatçıya bu eseri çalması yönünde baskı yapmış ve bu dizginsiz ısrarlar Rahmaninov’a en nihayet şunları dedirtmiştir; “bu eseri yaşamım boyunca öylesine çok çaldım ki, bir süre sonra onu, hiç düşünmeksizin, tam bir otomat gibi ve biraz da usançla icra eder oldum.” (Merak edenler için eseri –favorilerimiz arasında yer almasa da- müzik tarihi bakımından taşıdığı öneme binaen rapidshare linki olarak aşağıda veriyoruz).
.
Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız.
Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız.

..
    Bu besteyle yakaladığı başarı, bitirme çalışması olarak bestelediği tek sahnelik Aleko operası ile iyice pekişti. Rahmaninov, Puşkin’in Çingeneler Şiiri’nden esinlenerek bestelediği bu eserle, konservatuardan büyük altın madalya ile mezun oldu. .       
.
   Fakat parlak başlayan kariyeri, 1895-1896 tarihlerinde bestelediği Re Minor 1. Senfoni ile puslanıverdi. Rahmaninov’un ilk önemli eseri sayılan bu beste, rivayet odur ki, sarhoş bir orkestra şefi tarafından berbat biçimde icra edilmiş ve bu talihsiz durum, eserin eşsiz inceliklerinin anlaşılmasını engellemiştir. Fakat Rahmaninov için asıl yıkım, eserin başlıca müzik yorumcuları tarafından fazlasıyla yenilikçi bulunup yerden yere vurulması olmuştur. Hem o kadar ki, Rahmaninov bu eleştiriler karşısında ruhsal bir bunalıma girmiş ve bestecilik yeteneğine duyduğu inancı tamamen yitirmiştir.
..
    Talih ki, Nikolai Dahl isimli bir hipnozcunun yardımıyla üç ay gibi kısa bir sürede toparlanan sanatçı, doktoruna ithafen bestelediği ve Moskova Filarmoni Orkestrası ile birlikte icra ettiği  İkinci Piyano Konçertosu ile müzik kariyerine yeniden ve öncekinden de parlak bir dönüş yapmış, tüm dünyanın takdir ettiği büyük bir besteci olarak müzik tarihindeki yerini almıştır. Yapıt, tutkulu ve lirik ezgileri, ışıltılı notasyonu ve sempatik atmosferi ile bugün dahi en seçkin piyano konçertolarından biri olarak kabul edilir.
..,
   .
   Bu parlak başarı, sanatçının, Rusya’nın o dönemdeki en yüksek müzik memuriyeti olan Bolşoy Operası şefliğine atanmasını ve dünyanın birçok yerinden konser teklifleri almaya başlamasını sağlamıştır. Aynı dönemde kuzeni Natalia Satina ile evlenen Rahmaninov, ardı ardına birçok eserler bestelemiş ve bu eserler dönemin en prestijli orkestralarınca icra edilmiştir.
.
    Fakat Rusya sancılar çekmektedir. Çarın askerleriyle bolşevikler arasındaki amansız mücadele, birçok sanatçıyı, düşünürü ve bilim adamını olduğu gibi Rahmaninov’u da olumsuz etkilemiştir. Bolşevikler, aristokrat zümreye hitap ettiği ve bireysel zevkleri ön plana çıkardığı için Rahmaninov’un müziğinden hazzetmiyor, onu horluyor, aşağılıyorlardı.
.
...
.
   Sanatçı, besteleri için ihtiyaç duyduğu sükuneti bulabilmek için Dresden’e yerleşti ve bu ikamet esnasında Avrupa’nın önemli kentlerinde turneler düzenledi. Bu dönemde bestelediği en önemli eser, 1907 tarihli Ölüler Adası’dır. Rahmaninov bu eseri, Arnold Böcklin’in, aynı adı taşıyan Ölüler Adası isimli tablosundan esinlenmiştir. Eseri Paris’te bir sergide gördüğü ve henüz ilk anda çarpıldığı anlatılır.
...
.   
     Birçok verimli geziyle ve konserle geçen bu gezinin ardından Rahmaninov ülkesine dönmeyi denedi ve burada geçirdiği altı yıllık süre içinde piyano literatürünün en muhteşem eserleri arasında yer alan Etude Tableaux’ları besteledi. Edgar Allan Poe’nin Çanlar isimli şiirinden esinlenerek aynı adı taşıyan koral bir senfoni hazırladı. Ortodoks dini müziğini zenginleştirmek için eşliksiz koro parçaları yazdı.
.
   Rahmaninov’un zihni tüm bu ezgilerle kaynarken, ülkesi ardı arkası kesilmeyen entrikalarla adeta fokurdamaktaydı. Her geçen gün biraz daha artan sancılı siyasi cerahat, 1917 Ekim Devrimi ile nihayet patladı ve başından beri burjuva zevklerine hizmet etmekle suçlanan Rahmaninov, devrimden yalnızca iki ay sonra ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
..
  .
   Ezgi dağarcığına kalıcı etkilerde bulunacak olan Amerika Birleşik Devletlerine yerleşti ve bu yeni dünya, sanatçının, kariyerinin en parlak günlerini yaşadığı verimli bir meslek hayatına imkan sağladı. Ülkenin dört bir yanında konserler verdi, birçok plaklar doldurdu. Dördüncü Piyano Konçertosunu, Üçüncü Senfoniyi,  Paganini Rapsodisini, Senfonik Dansları besteledi. Kısa süre sonra Sovyet Rusya, kaybettiği değeri anladı ve 1939’dan sonra Rahmaninov’un müziği kendi ülkesinde de kabul ve teveccüh görmeye başladı.
.
     Sanatçı, 20 yüzyılın şahit olduğu en verimli müzik yaşamlarından birinin ardından, 1943 yılında Beverly Hills’de yaşamını yitirdi.  
x
..
.
    Tchaikovsky’nin izinden giden Rahmaninov, eserlerinde Rusyanın ulusal ve folklorik zenginlikleriyle, geç romantik akımın müzikal özelliklerini harmanlamaya çalışmış, bestelediği konçertolarla Chopin’inkine denk bir müzikal yükseklik göstermiş, piyano sololarını, gerektiğinde en geniş orkestralarla birlikte icra edilebilecek bir renkliliğe, kıvraklığa ve esnekliğe kavuşturmuştur. Franz Liszt’in piyanoya kazandırdığı yeni imkanlardan etkilenmiş, bunları geç romantik akıma özgü anlatım özellikleriyle aşılamış,  bestelerini resim sanatına ve edebiyata –özellikle şiire- ilişkin hassasiyetlerle bezemiştir.
..
.  
  Rahmaninov’un eserleri zengin ve derin bir melankoli, çapraşık psikolojik duygular içerirler ve bu özellikleriyle dinleyicisinde derhal çarpıcı tesirler uyandırırlar. Eserlerinin birçoğunun notasyonu, hastalıklı geçişlere sahiptir ve bu durum, kısa bir Rahmaninov bestesinin dahi izleyicide derin ruhsal etkiler yaratmasına yol açar. Eserleri, müzik eğitiminde aşılmazlıkla, çetinlikle, güçlükle özdeşleşmiştir. İcraları da olağanüstü teknik beceriler gerektirir.
.
    Bunun temel nedeni, eserlerinde notasyonun son derece zengin, çeşitli ve karmaşık olmasıdır. Rahmaninov 1.98 boyunda bir insan irisiydi ve sıradışı cüssesi nedeniyle, bir piyanist için altın hükmünde olan Tanrı vergisi ellere sahipti. Sanatçının el açıklığı öylesine olağandışı boyutlardaydı ki, piyanonun başına oturduğunda aynı anda en az on üç müzik aralığına (interval) birden hakim olmasını sağlamaktaydı. Bu, en usta piyanistler için dahi kesinlikle bir rekordur. Bu sıradışı fiziksel özellik ve sanatçının, zorlu idmanlarla edindiği icra kabiliyeti, ezgi belleğini ve bestelerini etkilemiş, bu nedenle eserlerinin büyük bir kısmı, piyano icrasının en zor eserleri olarak kabul edilmiştir.
.
...
    Yine de Rahmaninov’un, pek az notayla izleyicisinde inanılmaz etkiler yarattığı, görece basit eserleri de vardır ve bunlardan beşi, aşağıdaki linklerde beğenilerinize sunulmuştur. Bu biyografide yer alan yedi eserin seçiminde, öncelikle dinleyicinin durumu göz önünde bulundurulmuş ve klasik müzik kaideleri bakımından talimsiz olan kulakların dahi derhal aşinalık hissedebileceği besteler tercih edilmiştir. Bunlar, Rahmaninov literatürünün en muhteşem eserleri arasındadır ve bestelendikleri ilk günden bu yana konser salonlarında on binlerce insanı büyülemişlerdir.  
.
1. Rahmaninov'un en popüler bestesi olan ve konser salonlarının favori eserlerinden biri olarak kabul edilen meşhur Vocalise. Eser aynı zamanda müzik tarihinin en muhteşem piyano-keman düetlerinden biridir.
. .
Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız.
Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız.

..

2. Pek az nota içermesine ve görece basit bir notasyona sahip olmasına rağmen dinleyicide derin izler bırakmayı başaran Les Larmes:
.
Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız.
Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız.


3. Rahmaninov'un, piyano sanatının şaheserleri arasında kabul edilen Etude Tableaux'larının 33 Opus numaralı olanının 4. parçası:
.
Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız.
Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız.

.
4.Piyano sanatının şaheserleri arasında kabul edilen Etude Tableaux'ların 39 Opus numaralı olanının 3. parçası:
...
Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız.
Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız.
.
.
5. Ve tüm bu buhranlı Rahmaninov müziklerinden sonra neşeli bir son, G Minor Piyano Sonatı:
.
Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız.
Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız.

Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 07 Ekm 2007
Mesajlar: 442
Konum: İstanbul
Seni candan tebrik ederim sevgili dostum Kilgarvan. Yine yapmışsın yapacağını. Çok güzel anlatmışsın. Ben adamın adını ilk defa duydum. Şimdi sayende, hakkında birçok şey biliyorum. Cümleleri kuruş tarzın usta bir yazar gibi. Çok güzel anlatmışsın. Adamın hayatını bir çırpıda kabaca öğrendim. Bu ismi hiç bilmemem benim kusurum.

Yazını okumama vesile olan şey ise aralarda bir yerlerde "Maltepe Üniversitesi" yazısını görmem. Bu yazımı bu üniversitenin kütüphanesinden yazıyorum. Burada okuduğum için dikkatimi çekti. Af buyur ki bilgisayarlarda video izlemek ve müzik dinlemek engellenmiş. Dinleyemedim. Ama bugün, yarın bir kafede dinlerim.

Senin üzerine toz konduramadığın, kusursuz bulduğun, tarafımızdan eleştirilmesini hazmedemediğin ve bu yüzden önümüze sunmadığın öykülerini de çok merak ediyorum. Özellikle de Kilgarvan Kuleleri'ni. Onları bana e-posta ile yollarsan eleştirmeyeceğime söz veriyorum.

Bu yorucu ve verimli çalışmanı ayakta alkışlıyorum. Teşekkür ederim çünkü klasik müzik dinlemeyi çok severim. Özellikle Tchaikovsky.

_________________
BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 852
    Bu muhteşem sözler için teşekkür ederim sevgili Falas. Bileğim döndüğünce yazmaya çalıştım. Teveccüh göstermiş ve iyi niyetini yansıtmışsın. Yalnız, bir konuda küçük bir izahta bulunmak isterim;
.
    Öykülerimi kusursuz bulduğum, tarafınızdan eleştirilmesini hazmedemediğim, bu yüzden onları sizlerle paylaşmadığım yolundaki sözlerin beni çok üzdü. Ama bunda hiçbir kabahatin yok. Sanırım bu konudaki genel tutumum ve forumun belli yerlerine yazdığım bazı yalapşap açıklamalar sizde bu yönde haklı bir kanaat oluşmasına yol açtı.
.
     Oysa öykülerimde birçok kusurlar, eksiklikler, zayıflıklar buluyorum ve onları göründüğüm kadar beğeniyor da değilim. Ciddiye alınıp okunuyor olmalarından, yorumlanmalarından ve eleştirilmelerinden memnuniyet duyuyorum. Onları yayından kaldırmış olmamın, yöneltilen eleştirilerle ilgisi yok. Zira yayında kaldıkları süre boyunca, gerçi pek az okunup yorumlandılar ama okunup yorumlandıklarında da hep olumlu eleştiriler aldılar. Bu yüzden "öykülerim haksız eleştiriler aldı" diyerek, vakti zamanında onlara lütufkâr iltifatlar yöneltmiş olan arkadaşlarımıza haksızlık etmek istemem.
.
    Öykülerimi yayından kaldırmış olmamın birçok başka sebepleri var. Hepsini sayıp dökmeye hacet yok ama başlıcalarından biri, yayında kaldıkları upuzun süreler boyunca pek az ilgi görmüş olmalarıdır. Kimi öykülerim forumda bir yıldan uzun süre beklediği halde tek bir yorum dahi almadı. Yorum alanları da, ne hikmetse forumun bir köşeciğinde aylarca bekledikten sonra, sitemizden, bazı haklı gerekçelerle uzaklaştırdığımız üyelerimiz tarafından birden bire "fark ediliverdiler." Çarpık öç alma duygularının kurbanı oldular ve okunmadan, incelenmeden düşmanca yorumlar aldılar. Sitenin aynı zamanda yöneticisi olduğum için, öykülerim, bir nevi, muhataplarımın insafına terk edilmiş rehineler gibiydiler ve birkaç samimi arkadaşım dışında, onları hakkıyla okuyup yorumlayan da çıkmadı.  
.
    Öykülerimi yayımdan kaldırmış olmamın bir diğer nedeni de artık üretemiyor olmamdır. Uzun süredir yazmaya ne vakit bulabiliyorum, ne de vakit bulduğumda iler tutar şeyler ortaya koyabiliyorum. Yeniden verimli bir döneme girene dek forumda hiçbir öykümü yayımlamamaya karar verdim. Çünkü zaten pek az olan okurlarımızı yarım bırakılmış öykülerle beyhude yere oyalayıp bekletmek, onlarda, yazılanların devamının geleceğine ilişkin beklentiler oluşturmak hoş olmuyor.
.
    Öykülerimin kendi forumumuzda gördüğü ilgisizlik, yazı yazmaya yönelik şevkimin kırılmasında aslî âmillerden birini oluşturmuş olabilir. Yine de bunda kimsenin bir kabahati olamaz. Galiba biz yazar adayları, evlatlarımız hükmündeki yazılarımızın üzerine fazlaca bir hassasiyetle eğiliyoruz.
.
   Ama asıl sebebi söyleyeyim mi; öykülerimle bir süre baş başa kalmak, onları demlendirmek, eksiklerini, kusurlarını azaltmaya çalışmak, yazarlık yolunda yeni beceriler geliştirmek ve yazdıklarımı başkalarıyla paylaşırken fazla aceleci davranmamayı öğrenmek istiyorum. Eğer anlatmayı sahiden istediğimiz, anlatmak zorunda olduğumuz gerçek öykülere sahipsek bunlar nasılsa bizde kalmayacaklardır.  
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 08 Ağu 2008
Mesajlar: 56
Konum: soul,,funk,rytmblues
Kilgarvan!

Hayran oldum size. Kesinlikle. Kaç zamandır size danışıp böyle bir çalışmayı buraya getirebilir miyim demeyi istemişimdir, ama bir türlü bu müzisyen utangaçlığından kurtaramamışımdır kendimi.

Okul yıllarımda ne çok bizimleydi Rahmaninov. Hocalarımız hiç bir zaman bestelerini yorumlayışımızdan memnun kalmadı. (Zaten bu neredeyse imkansızdır. Ya da yorumlayan hocalarımız öyle söylerler. ) Derlerdi ki "Yeteneksiz oluşunuza ağlamayın, içler acısı haldesiniz, bırakın artık uğraşmayın, bir gün belki O sizi bir şekilde yakalar." Bu sözler O'nun müziğini dinlerken hep aklıma gelir.


Duygulandım, çok heyecanlandım. Bir de anlatışınız çok etkileyici. Yazdıklarınızı okumak için sabırsızlanıyorum. Umarım daha çok çalışmanızı okuma fırsatım olur.

Sevgiyle kalın.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder MSN Messenger
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 852
     Sevgili vester, ne kadar hoş sözler bunlar. Beni daha güzel yazılar yazmak yolunda yüreklendiriyorsun. Çok teşekkür ederim.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> MÜZİK TUTKUNLARINA

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri