Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ÖYKÜLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 31 Tem 2007
Mesajlar: 50
Arkadaşımla yürüttüğüm, yarıda kalan projemden başka bir öykü.
***
    Garip bir hareketlilik, çılgın bir telaş... Şehrin o günkü havasını tanımlamak için kullanılabilecek bir şey yok başka. Sokaklarda koşuşturan çocuklar, meydanda toplanmış bir öküz sürüsü, arkalarında arabalar, biraz sonraki hareketi kontrol etmek için oluşturulmuş atlı ve yaya birlikler ve en önemlisi, şehrin çıkışında, uzun etekli cübbeleri onları gizlerken yere bir şeyler kazıyan iki adam...
    
    Tüm bu hareketli hazırlığın tek bir sebebi vardı; şehirdeki küçük yönetimin başında bulunan beyin göç kararı. Göçecekti bütün bir şehir, insanlar, hayvanlar... Fakat ne bir yenilgiydi bunun sebebi, ne açlık ne de başka bir şey; kendisine kurtuluşun şehrinin vahyedildiğini söylüyordu bey. Daha üç veya dört gün önce çıkmıştı coşkulu bir kalabalığın karşısına, kalın kurşundan zırhı içinde ve göç için hazırlık emrini vermişti. "...istediğiniz kadar arazi, dağlar, tepeler ve bayırlar..." demişti böğürtüye varacak kadar kirli çıkararak kalın sesini. "...bıkmadınız mı hep aynı otlak üstünde hayvanlarınızı otlatıp, her gün kendi kendinize yorucu hizmetler etmekten? Gelin, katılın bana, orduma. Hepimiz kendi kurtuluşumuzun efendisi olacağız..." diye sürdürmüştü "...inanın bana." Ve halk, o yüzyıllardır beklediği son sözden sonra, hiç düşünmeden başladı hazırlıklara. Tek birisi bile düşünmedi beylerinin delirmiş olabileceğini, iradelerindeki sonsuz açlığın söylediğiyle aynı şeyi söylüyordu çünkü kalın sesli, kalın zırhlı adam. "Vahiy!" dediler ve harfiyen uydular beylerinin sözlerine. Nihayet yürümeye hazırdılar..
    
    Tam şehrin batı çıkışında, yere beş köşesi olan bir yıldız kazıdı cübbeli adamlardan biri. Gayet uzun boyluydu, fakat ilminin sırtına yüklediği ağırlıkla hafifçe kambur duruyordu. Biçimsiz elleri, maharetsiz bir marangoz tarafından kalitesiz bir ağaç parçasından oyulmuş gibiydi. Fakat ellerindeki bu kusuru kapatırcasına kahverengi gözleri, dışarıdan bakanı kolayca etkileyebilirdi. 2800 küsür derdi yaşına, o bile bilmezdi ne kadardır hayatta olduğunu. Yaşı bazı nakışlar işlemişsede yüzüne, gayet dinç görünüyordu. Yıldızı özenle kazıdı killi toprağa, görevini bitirdikten sonra güneye bakan tek köşenin başına oturdu. Sıranın kendisine geldiğini anlayan diğer adam hemen ayağa kalktı, yıldızın içine bir şeyler kazımaya başladı. Belliki uğursuz bir alfabenin -evet, çünkü halk büyücüleri pek sevmezdi- imansız harflerini yazıyordu. Diğerinden daha genç olduğu belli olan bu "çırak" en fazla 1500-1550 yaşlarında duruyordu. İki kaşının arasında yine o uğursuz alfabeden yine imansız bir harf yada kelime kazınmıştı. Siyah gözleri, cübbenin başlığından çıkıp ta beline kadar uzanan saçları vardı. Aynı yaşlı ustası gibi sert bakıyor, tek bir tebessüm belirtisi bile göstermiyordu. Upuzun parmaklarının arasında tuttuğu ucu parlayan asayı özenle sallıyordu, salladıkça harfler yere işleniyor, tüm uğursuzluğuna rağmen ilahi bir ışıkla parlıyordu. Güneş tam karşılarındaki tepenin ardına varmak üzereydi. Terleyen alnını elinin tersiyle sildi ve ustasının tam karşısında, yıldızın boş tarafında yerini aldı. Yaşlı olan adam asasını tüm köşelerin üzerinde salladı ve her köşenin hemen ucundan havaya alevler yükseldi. Şimdi birbirlerini göremiyorlardı. Bir kaç kelime döküldü ustanın ağzında "carpò, ave la carpò ya khrái". Alev ustayı selamlarcasına adamın etrafında bir tur attı ve küçülerek yerini yoğun, ama belli bir yolu takip ettiği belli olan bir duman kütlesine bıraktı. "Edimoi ya khrái" dedi genç olan. Duman önce dört parçaya, sonra on iki ve derken tam kırk sekiz yuvarlak parçaya ayrıldı. Güneş renginde parladılar, yıldızın üstünden beş adım kadar batıya kaydılar. İki cübbeli adam ayağa kalktı, ellerini yukarıda birleştirdiler. Başlarını yukarı kaldırıp gözleri kapalı "edimoi parta na magnifia ya khrái" diye aynı anda mırıldandılar. Dumanın kırksekiz parçası birleşip yine aynı renkte bir insan silueti şekline büründü, dev bir insan şekline... Bu ürkütücü varlık aynı dumandan, aynı -güneş rengi- renktendi. Normalde saçların bulunduğu yer masmavi bir ateşle yanıyordu. Killi toprağı kullanarak ciddi anlamda asimetrik fakat etkileyici derecede güzel işlemeri olan, ortası masmavi alevle içe doğru yanan bir kapı yaptı. Güneş tepenin ardında kaybolmuştu artık ve halk yavaş yavaş buraya doğru geliyordu.
    En önde yaya birlikler, arkalarında halk ve en arkada atlı birlikler, batıda çıkışa doğru yavaş yavaş ilerliyorlardı. Bey, atlı birliklerin arasında kaybolmuş, derin düşüncelerden uzak ve neşeli bir havayla yürüyordu. Normalde pek de sıcak olmayan hava, son bir saattir -akşam vakti olmasına rağmen- epeyi ısınmıştı. Halk bariz anormalliği hiç zorlanmadan hissedebiliyordu ve tabi biraz korkuyorlardı. Ama ucundaki ödül çok büyüktü, bunu yapmalıydılar.
    
    Nihayet ürkünç kapınının önünde herkes toplanmıştı. Beyin kısa ama coşturucu konuşmasından sonra, iki insan ve arabalı bir hayvan sırası ile öbür tarafa doğru atladılar. Her bir grubun atlayışında içe doğru olan mavi alev dışa fışkırıyor, halkın bilinmeyene korkusunu giderek artırıyorlardı. Bir, beş, on, yüz... Derken şimdi herkes karşı taraftaydı.
    Gördükleri manzara karşısında ellerinde olmayarak şaşırmışlardı. Vardıkları bu yer kapkara bir bataklıktı, çok sıcak, kapkara bir göze... Kalabalığın en kolay yaptığı şey olarak bir kargaşa ortaya çıkmıştı, herkes konuşuyor, bağırıyor, isyan ediyordu. Bey de şaşkındı tabi, ama delicesine inanıyordu buralarda bir yerlerde bir şeyler olduğunu. Ama geniş, kapkara bir düzlükten başkası görünmüyordu. Yukarıda ise, kızıl, kocaman bir top duruyordu. Hemen büyük hitap yeteneğiyle halkı sakinleştirmesini bildi. Atlı birliklerin başına geçerek keşif için bir rota belirledi hemen.
    
    Atlılar, ciddi bir korku içinde, önlerindeki kalın kurşundan zırhlı adamı izliyorlardı. Etraftan fısıldamaya benzer bir ses geliyorduysada, zihinlerinin kendine bir oyun oynadığını düşünüp teselli bulmaya çalışıyorlardı. Cehennem kadar sıcak, bir o kadar siyah ve kızıldı bu yer. Halk çoktan geride kalmıştı. Garip siyah çamurlu toprağın üstünde dümdüz ilerliyorlardı şimdi. Atlarda ürkmeye başlamış, kişneyerek itaatsizlik etmeye çalışıyorlar ama karınlarına yedikleri tekmelerle, ileri doğru gitmez zorunda kalıyorlardı. Duyduklarını düşündeklirini sandıkları fısıltı yerini giderek gürültüye bırakmıştı. Bu yer bir vadiye benziyordu, çünkü iki tarafını geniş dağlar çevirmişti. Az daha yürüdükten sonra, gördükleri şey -yada şeyler- onları ilkin şaşırtacak, sonrada çıldırtıcı derecede korkutacaktı. Çünkü karşılarında dev bir kalabalık onlara doğru koşuyordu. Kalabalık yaklaştıkça daha feci korkuyor, kalabalığın üyelerinin şekillerini seçtiklerinde ise çıldırmanın eşiğinde, silahlarına sarılıyorlardı. Bu varlıklar, yüzleri köpeğe benzeyen, atlar gibi toynakları olan, gözleri tasvir edilemeyecek kadar parlak varlıklardı. Şimdi etraflarını çevirmiş, atlıları öldürmeye hazır bekliyorlardı. Çıldırmakla normal kalmak arasındaki garip hissin verdiği cesaretle atlılar, yaratıkların üzerine atıldı. Yüzlerce kılıç darbesi bir anda vurulmuş, hayvanlardan çokca öldürülmüştü. Ama garip bir şey vardı, kızıllık artıyor, hava ısınıyordu. Erircesine terliyorlardı. Yaratıklarda yaklaşan kızıllıktan kaçarcasına, bağırarak dağlardaki inlere girdiler. Kızıllık yaklaşmış, ve sonrada o vadinin içinden yere doğru girmişti.
    
    Tüm bunları kapının ağzından izliyordu büyücüler. "Bitti" dedi yaşlı olan "...insanlar yok artık, bundan sonra tek hakim biziz..." dedi. "Evet" diye doğruladı diğeri gururlanarak. O alık adama rüyasında fısıldamıştı insanların vahiy dedikleri şeyi genç olan. Herşeyi planlayansa yaşlı olandı. "Güneşi üzerinize batırdım" dedi "evet, belki de çok uğursuzduk... ve... kimbilir, bazılarınız -gerçekten iyi olanlarınız- kurtuluşun krallığına adım attınız..."

    ***
    
    Okuyunuz:
    carpò, ave la carpò ya khrái: sakinleş, selam ver ve sakinleş kutlu alev
    Edimoi ya khrái: yardım et bize kutlu alev
    edimoi parta na magnifia ya khrái: “büyük”ün gittiği yere gitmek için bize yardım et

İçinde büyücü bulunduran ilk hikaye denemem...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 27 Eyl 2008
Mesajlar: 49
Konum: Savaşın en ön safında
Kalemine sağlık. Hikaye hoşuma gitti ama doğruyu söylemek gerekirse bu yazdığın bir hikayeden çok bir roman başlangıcına benziyor. Büyücülerin halkı başka bir dünyaya yollamaları fikri orjinal. Genelde büyücüler diğerlerinin üzerinde hakimiyet kurmayı tercih eden karakterler olarak tasvir edilir. Büyücülerin neden insanları başka bir dünyaya göndermeyi istedikleri sorusu cevapsız kalmış. Acaba nefret mi ediyorlardı insanlardan, yoksa daha orjinal bir planları mı var? Büyücüler insan değilse ne?

Bütün bunlar hikayeye derinlik katman için sana birer fırsat sunuyor. Devam edersen güzel bir eser ortaya çıkarabilirsin.

Aklıma takılan bir şey var. Bu 'çırak' olan büyücü nasıl olupta 1500 senede öğrenememiş bu büyücülük denen mereti? Bence orası biraz boşta kalmış. Okuyucuyu şok etmek için özellikle yaşını büyütmüşsün sanırım ama dikkat etmeni öneririm. Büyücüler hikayenin devamında kullanılacaksa çırak'ın yaşı elinde patlayabilir  

Devamını bekliyorum, kolay gelsin
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 31 Tem 2007
Mesajlar: 50
Teşekkürler! yaşlar biraz sallama oldu haklısın. Arkadaşım haklı sebeplerle projemizi bıraktı, yoksa devam edecekti. Bu hikayeden uzun soluklu bir roman çıkarmak planlarım arasında hep. Uyarıların ve önerilerin için saol!
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ÖYKÜLERİNİZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri