| |
|
| Yazar |
Mesaj |
|
Üye
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 442 |
| Konum: İstanbul |
|
|
... 09.10.2008, 10:03 |
|
|
Hayatın en önemli gerçeği samimiliktir. Bu itibarla, hayat ile bağı olan edebiyat, mutlaka samimi bir edebiyattır denilebilir. Hayatı en gizli, en karışık yönleriyle anlatmayan, duygularımızı tıpkı hayatta olduğu gibi saf ve derin bir şekilde duyurmayan, elemlerimizi, felaketlerimizi, açık açık yansıtmayan bir edebiyat, hayat ile ilgisiz ve sahte bir edebiyattır. Öyle bir edebiyat, kelimeleri dizip, onları işleyen pek hünerli kuyumcular çıkarabilir. Belki onlar çok süslü, çok göz alıcı şeyler yapabilirler. Fakat, ne yazık ki bütün bu sahte ürünler muntazam kış bahçelerinde yetişen iri yapraklı, parlak renkli çiçeklere benzer. Uzaklığından dolayı bize çok çekici, çok harikulade görünen o meçhul sıcak iklimlerin bu göz kamaştıran ürünleri nasıl açık bir havaya, sert bir rüzgara dayanamazsa, hayat ile ilgisi olmayan böyle bir edebiyat da zamanın sonsuz kasırgaları önünde süpürülüp gitmeye mahkumdur. Halbuki bedii his, hislerimizin en ilahi ve en samimisidir. Akşam rüzgarı ile inleyen bir çam ormanının karanlık hışırtıları ne kadar tabii ise, ruhun güzellik karşısında duyduğu hisler de hayatın en derin ve anlaşılmaz köşelerinden birdenbire fırlayıp çıktığı için, her şeyden çok samimidir. İşte bunun gibi milletler için de "güzel" ve "iyi" telakkilerinden daha "milli" hiçbir şey yoktur. Bir toplumu başkalarından ayırmak isterseniz onun din ve ahlak hakkındaki, güzellik hakkındaki samimi duygularını arayınız. Çünkü bunlar doğrudan doğruya ruhundan koptuğu için hayatının en samimi taraflarıdır.
Yüksek ve hakiki sanat asıl ona derler ki, hayatı bütün genişliği ve bütün samimiliğiyle okuyucuya duyurabilsin. Ancak yapmacığın bittiği yerde sanatın başlayabileceğini, nedense, hala anlayamadık! |
_________________ BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 442 |
| Konum: İstanbul |
|
|
Madem Öyle 09.10.2008, 10:03 |
|
|
Oyun devam etsin. |
_________________ BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 442 |
| Konum: İstanbul |
|
|
Bir Bulmaca Daha 09.10.2008, 13:34 |
|
|
Mahmut
Serhat
Mehtap
Rahman
Nursel
Vuslat
Faik
Tuna
Acar
İnat
Kasımpaşa
Döner
Sepet
Yaprak
Tentürdiyot
Mangal
Eminönü
Bir bulmaca da benden. Yalnız Kilgarvan'ın bulmacası gibi kolay değil. Çözebilen hiç çıkmayabilir de. Çözene helal olsun. Ama belli bir sistematiğe göre ayarladım. Emin olun. Ha bu arada, üste dizdiklerimden başka yerde birşey aramayın. |
_________________ BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 56 |
| Konum: soul,,funk,rytmblues |
|
|
Cevabı yazdım.. 10.10.2008, 8:58 |
|
|
Mehmet Fuat Köprülü.
Fakat ikinci sorunu hala düşünmekteyim.
 |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 196 |
|
|
|
Zaten... 12.10.2008, 0:11 |
|
|
Zaten cevabını vermişsiniz, düşünmeyin... |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 56 |
| Konum: soul,,funk,rytmblues |
|
|
Peki o zaman, yeni 'metin' aşağıda arkadaşlar! 12.10.2008, 4:22 |
|
|
Sevgili babam "DUBSAR NANNA"
Babamın çarşıda bir dükkanı vardı. Kapısının üzerine asılmış bir kil levhada şöyle yazılı idi: "DUBSAR NANNA." Anlamı, "Yazıcı Nanna" idi. Dükkanda yalnız yazı satardı O. Yazı satılır mı diye gülmeyin öyle! Ülkemizde yazı bilen az olduğundan, bir şey yazdırmak isteyenler babama gelirlerdi. Dükkanda çanak çömlek yaptığımız, fakat özel hazırlanmış yumuşak bir kil yığını bulunurdu. Babam yazacağı konuya göre eline bir parça kil alır, ona dikdörtgen şekli verir ve söylenenleri yazardı. Çoğunlukla mektup yazdıracaklarla, sözleşme yaptıracaklar gelirdi O'na. Bazı günler ben de dükkana gider, babamın işi çoksa yardım eder veya oturur gelenleri izlerdim. Onları izlemeye bayılırdım. Çünkü çok gülünç olaylar geçerdi zaman zaman. Bazen karısına kızmış bir koca, bazen kocasına küskün bir kadın, bazen de ortağı parasını batırmış bir tüccar gelir; bütün kızgınlıklarını sanki babamdan çıkaracaklarmış gibi, konuyu anlatmaya başlarlardı. Zavallı babam onların anlattıklarını derleyip, toparlayıp anlaşılacak gibi yazmak için bir yığın ter dökerdi. Bir keresinde hiç unutmuyorum; bir adam girdi dükkana, yüzü allak bullak olmuş, belli ki, bir şeye çok kızmıştı. Babama "Aman Bay Nanna, karıma acele bir mektup yazdırmak istiyorum!" dedi. Aklımda kaldığına göre şöyle yazdırdı: "Karıya söyle, Mariştar diyor ki, benimle kavga ettiğin, beni dışarı attığın günden beri ne kadar yaygara yaptın! Niçin Hununi'ye düşmansın? Niçin gürültüye neden oldun? Seninle evli olduğum halde başka bir kadın arıyorum. Beni bu hadde kadar söylettin. Senin denginde bir kadın geliyor; sevin artık! Oh! Senin yakınmalarından, dırdırından kurtulacağım işte!" Zavallı adam! Hakikaten başka bir kadın getirdi mi eve, yoksa bunu karısına gözdağı vermek için mi yazdırmıştı? "Tanrılarımız böyle bir kadını bir erkek başına vermesin!" dedim o gün. Bir atasözümüze göre "Evde huzursuz bir kadın cinlerden fena" imiş. Yalan değil bu; hakikaten kadınlarımız içinde, cinlerden fena olanlar yok değil. Bazı erkekler de onlardan aşağı kalmaz ya!
........
Umarım daha çok arkadaş oyuna dahil olur.
Kolay gelsin (: |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 56 |
| Konum: soul,,funk,rytmblues |
|
|
|
|
|
 |
|
Yönetici
| Kayıt: 02 Ekm 2006 |
| Mesajlar: 852 |
|
|
|
YAHU 20.10.2008, 11:37 |
|
|
Yahu bu kızın kaderi ne olacak? Günlerdir bekliyor ama hâlâ bir yanıt alamadı. Yok mu sorusunu yanıtlayacak bir babayiğit? Cevabı biliyorum ama inanın şu sıralar içimden bir cümle dahi yazmak gelmiyor. O yüzden MİÇ diyeyim gitsin. Yanıtı açmak da size kalsın. |
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 25 Hzr 2008 |
| Mesajlar: 659 |
| Konum: Boşluk |
|
|
Vester/ Cevap 20.10.2008, 11:48 |
|
|
Muazzez İlmiye Çığ
Desem
Sümerli Ludingirra’ya ait.
Bir Sümer kenti olan Nippur’da öğretmenlik yapan Ludingirra.Bütün bunları dünyanın sayılı Sümerologlarından Muazzez İlmiye Çığ’ın, Kaynak Yayınları’nca basılan ‘Sumerli Ludingirra’ adlı kitabından öğreniyoruz.
Annem mevsiminde yağmur, ilk tohum için su,
Zengin bir bahçe, meyveyle dolu,
Kozalaklarla süslü, bakımlı bir köknar ağacı,
Yeni yılda ilk ayın ürünü,
Sulama yerlerine bereket getiren kanal (…)
Parfümle kokulandırılmış güzel bir giysi,
Kendisine tam uyan, çiçekten bir taçtır o.”
Sümerli Ludingirra’ya ait.
Bildim mi  |
_________________ BAKİ
Kendi bahçesinde dal olamayanın biri
Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor.
ÖZDEMİR ASAF
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 07 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 442 |
| Konum: İstanbul |
|
|
Re: Cevabı yazdım.. 20.10.2008, 13:41 |
|
|
| vester yazmış: | Mehmet Fuat Köprülü.
Fakat ikinci sorunu hala düşünmekteyim.
 |
Mahmut
SErhat
MeHtap
RahMan
NursEl
VuslaT
Faik
TUna
AcAr
İnaT
Kasımpaşa
DÖner
SePet
YapRak
TentÜrdiyot
MangaL
EminönÜ
Soldan sağa aşağı doru çaprazlama sıra ile.  Büyük harflerle gösterdim. |
_________________ BURADAN ASLA GEÇEMEZSİN!
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 08 Ağu 2008 |
| Mesajlar: 56 |
| Konum: soul,,funk,rytmblues |
|
|
|
|
|
 |
|
Üye
| Kayıt: 25 Hzr 2008 |
| Mesajlar: 659 |
| Konum: Boşluk |
|
|
Hazırlıyorum 22.10.2008, 13:25 |
|
|
Biter bitmez ekleyeceğim.
 |
_________________ BAKİ
Kendi bahçesinde dal olamayanın biri
Girmiş bahçeme ağaçlık taslıyor.
ÖZDEMİR ASAF
|
|
|
|
 |
|
|
|
Powered by phpBB © phpBB Group
|
|
|
| |
|
|