Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» FANTASTİK HABERLER
Yazar Mesaj
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 889
.
     İlk şiirini 1927 yılında, henüz 13 yaşındayken kaleme alan Fazıl Hüsnü Dağlarca, tam 81 yıllık bir üretim hayatının ardından, arkasında altmışın üzerinde eser bırakarak aramızdan ayrıldı. İsminin görkemini ve ihtişamını birkaç çürük çarık cümleyle ifade edebilmek mümkün değil. International Poetry Forum (Uluslararası Şiir Forumu), onu henüz 1967 gibi erken bir tarihte dünya şiirinin en büyük şairlerinden biri ve Türk şiirinin tartışmasız en büyük şairi olarak belirlemişti. Bu tarihin üzerinden geçen kırk bir yıl, Dağlarca adını yaşayan bir efsane haline getirdi.
.
    FDağlarca, 1914 yılında İstanbul'da doğdu. 1935 yılında Harp Okulu'nu bitirdi. On beş yıllık bir subay hizmetinden sonra 1950 yılında görevinden ayrıldı. Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde, Çalışma Bakanlığı'nda çalıştı. 1959-1970 yılları arasında İstanbul'da Kitap Kitabevi'ni işletti. 1960-1964 yılları arasında Türkçe adında aylık bir dergi çıkardı. Türk Dil Kurumu'nda yönetim kurulu üyeliği yaptı.
.
     İlk kitaplarından Çocuk ve Allah (1940) ile dikkatleri bir anda üzerine toplayan şiiri, Garipçiler ve 1940 toplumcu kuşağı gibi çağdaşlarının ürünlerinden alabildiğine ayrı bir kişilik sergilemekteydi. Bu özgünlüğünü akımların ve modaların dışında kalarak daima sürdürdü. Ancak şiiri yeni temalar ve anlatım özellikleriyle değişiklikler de gösterdi. Başlangıçta temaları arasında en önemli yeri Tanrı-insan ilişkileri, doğa, zaman ve ölüm gibi soyut ve karanlık ögeler tutmaktaydı. Gece, gökyüzü, yıldızlar, bitkiler zengin bir evren canlandırıyor, bunların kuşattığı çevrede yalnızlığını duyan insan sonsuzluk, Tanrı, inanç, ölüm konularında yanıtlar arıyordu.
.
    Ele aldığı insanı kimi zaman en eski uygarlıkların bilinçaltına sinmiş etkileri içinde (Taş Devri, 1945; Asû, 1956), kimi zaman uzay çağının yenilikleri arasında (Aylam, 1962) canlandırmayı denedi. Destan türüne düşkündü. Türk tarihinin kimi dönüm noktalarını Malazgirt Ululaması (1971), İstanbul Destanı (1953) gibi yapıtlarında konu edindi. Ancak destan çalışmaları daha çok Kurtuluş Savaşı üzerine yoğunlaştı. Belgelere, yaşanmış gerçek olaylara dayanan birçok epik eser yazdı. Üç Şehitler Destanı (1949), Çukurova Koçaklaması (1979) bunlar arasındadır.
.
    Anadolu insanının yaşamına, toplum sorunlarına yönelik gözlemleri şiirine zamanla gerçekçi bir boyut kazandırdı. Toprak Ana (1950) isimli eserinde Orta Anadolu köylüsünün hayat mücadelelerine şahitlik etti. Zamanla güncel siyasete ve toplumsal olaylara ağırlık vermeye başladı. Kötü çalışma koşullarını, ücret dengesizliklerini, sağlık sorunlarını, köyden kente göçü, uluslararası siyaseti eleştiren şiirleri yüzünden zaman zaman kovuşturmalara uğradı.
.
     Dağlarca'nın şiiri, başlangıçta karanlık yanlar taşımış, güç anlaşılmıştır. Toplumsal sorunlarla ilgili ürünleri ise bildirisini geniş kitlelere ulaştırmıştır. Ancak şiirinin zengin çağrışımlara, düş gücüne açık olması, simgelerle beslenmesi onda pek çok kapalı nokta bırakmıştır. Anlatımı zamanla yabancı sözcüklerden büsbütün arınmış, öz Türkçe sözcüklerin şiir yapısı içindeki kullanılma olanaklarını en geniş biçimde denemiştir.   
.
    Adı Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Haşim, Nazım Hikmet Ran, Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Cahit Sıtkı Tarancı, Faruk Nafiz Çamlıbel gibi anıt isimlerimizin yanı başında duran büyük şairimizi saygıyla selamlıyoruz.     
.
   Not: Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın biyografisi ile ilgili kimi bilgiler Büyük Larousse'dan alınmıştır.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 889
     Bize dünya barışına hizmet ederken milli bir gurur sağlayacak sanatçılarımız, dünya milletleri karşısına alınlarının akıyla çıkacak büyük şairlerimiz vardır. Unutmayalım onları. Onları unutmayalım demek, milli menfaatlerimizi unutmayalım demektir.
.
                                                                  Orhan Veli Kanık (Yaprak Dergisi, 1950)
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Moderatör

Kayıt: 03 Oca 2008
Mesajlar: 245
Allah rahmet eylesin. Türkiye bir sanat üreticisini daha kaybetti; yakında hiç kalmayacak gibi...

_________________
İkilem;
Gözle görülür, elle tutulur
soyut gerçeklerin mantıksızlığında
en harlı alevlerin küllenişi gibi
ya da küllerin alevlenmesi
ben bir ikilemim, sana
bana
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 25 Hzr 2008
Mesajlar: 868
Konum: Kuyutorman ; Anduin'in doğusu Boz Topraklar
               
aylak yazmış:
Allah rahmet eylesin. Türkiye bir sanat üreticisini daha kaybetti; yakında hiç kalmayacak gibi...


Toprağı bol olsun.

   Bir konuda sana katılmıyorum Aylak. Sanat  ve sanatçılar hiç bir zaman bitmez. Belki kendini reklam edemez, arka planda kalır ama yaşmını da sürdürür.

   Taş devrine döndüğümüzde -fikir olarak- duvarlara resim yapan, takı, küpe yapan da  sanatçı yapılanlar sanat değil miydi?

   İnsanoğlu varolduğu sürece sanatda yaşamaya devam edecektir.

_________________
Kuyutorman Kraliçesi, Thranduil torunu , Legolas'ın tek kızı.

Galadrîel  Lûthien  
Çiçek açan Işığın Hanımı

Sevgili Halkını Saygıyla Selamlar
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 26 Eyl 2008
Mesajlar: 23
Konum: Ortada
Türkiye bir sanatçısını daha kaybetti.Gerçekten üzüldüm...Ne diyebilirim ki Allah rahmet eylesin…

Fakat şunları da söylemeliyim maalesef günümüzde sanatı sanat için, halk için ve insanlara bir şeyler katmak için yapanlardan çok sanatı dine ve siyasete alet edenler var.Ülkemizdeki gidişat bu şekilde olduğu sürece yetenekli ve görüşlerini cesurca aktarabilen sanatçılar çıkmayacaktır.Resimlerin sansürlendiği, heykellerin kaldırıldığı bir ülkedeyiz ve bunların sanatçılar üzerindeki baskısını düşünmeliyiz.Ülkemizin kuruluş yıllarında ve sonraki yıllarda yaşamış yazarlarımızın ülkemizin kuruluşundaki ve gelişimindeki yerleri büyüktür.En başta Atatürk’te bir sanatçıdır, yazdıklarıyla ve yaptıklarıyla.Onlar görüşlerini, düşüncelerini cesurca belirtmiş ve bunların arkasında duracak şeyler yapmışlardır.Maalesef günümüzde durum çok farklı…
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 16 Ekm 2007
Mesajlar: 475
aslında ülkemizde çok sayıda sanatçı var ancak biz sanatçı yok diyerek onlara haksızlık ediyoruz gibi geliyor bana.Ülkemizde sanatçı var ama sanatı takip edecek bir kitle yok.Gençlerin hali beni çok üzüyor ki kendimde bir gencim ve her an onların arasındayım.Kitap okuyan genç bir kuşak kalmadı Türkiye'de sorunun temeline inilmeli.Gençler niye kitap okumuyor,tiyatroya gitmiyor.Talep olmazsa arz olmaz değil mi?Yada arz öyle küçük bir kitleye hitap eder ki gerçekten aramadıktan sonra onu bulamayız.

_________________
Aşk istiyorduk ağızdan damardan
Gözler parlasın soluk açılsın.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 26 Eyl 2008
Mesajlar: 23
Konum: Ortada
Arz talep meselesi diyorsun ha.Ama unutma her arz kendi talebini yaratır...Aslında sanatçı var ama düşüncelerini açıklayacağı özgür bir ortam yok kendi görüşüme göre.Burada herkese iş düşüyor sanatçıya, halka, devlet büyüklerine.Sadece gençlerle ilgili değil.Onları yönlendirmeli teşvik etmeli.Mesela şu an ülkemizde öğrencilere ulaşım bedava(amaç öğrencilerin daha sosyal bir yapıya sahip olması böylece sinema, tiyatro gibi alanlara daha çok ilgi olacaktır) olsa, tiyatroların reklamı daha fazla yapılsa,sanata yönelik çeşitli aktiviteler düzenlenip öğrenciler yönlendirilse sanat ve sanatçıya önem verilse vs.vs...Ah bunlar bir olsa neler olacak ama olmuyor işte.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Moderatör

Kayıt: 03 Oca 2008
Mesajlar: 245
               
mine yazmış:
               
aylak yazmış:
Allah rahmet eylesin. Türkiye bir sanat üreticisini daha kaybetti; yakında hiç kalmayacak gibi...


Toprağı bol olsun.

   Bir konuda sana katılmıyorum Aylak. Sanat  ve sanatçılar hiç bir zaman bitmez. Belki kendini reklam edemez, arka planda kalır ama yaşmını da sürdürür.

   Taş devrine döndüğümüzde -fikir olarak- duvarlara resim yapan, takı, küpe yapan da  sanatçı yapılanlar sanat değil miydi?

   İnsanoğlu varolduğu sürece sanatda yaşamaya devam edecektir.


kastettiğim sanatın değil türküye'de son büyük sanatçıların kaybolmaya başladığı. elbette sanat bitmez, ne saçma.

_________________
İkilem;
Gözle görülür, elle tutulur
soyut gerçeklerin mantıksızlığında
en harlı alevlerin küllenişi gibi
ya da küllerin alevlenmesi
ben bir ikilemim, sana
bana
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 12 Tem 2008
Mesajlar: 210
Konum: Kuyutorman--Yaş:410--Erkek--
biri gider biri gelir ama onlar gibi kalırlarmı bilinmez

_________________
Yeşil Muhafız Alayı Generali
  - Erilen -
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Ekm 2008
Mesajlar: 195
Konum: İmladris
Allah rahmet eylesin..Toprağı da bol olsun..Cumhuriyet Şiirinin ''köklü çınarı'' Fazıl Hüsnü Dağlarcanın önünde saygıyla eğiliyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca  tam 81 yıllık bir üretim hayatının dile kolay 40 yılı boyunca ''Türkiye'nin En Büyük Şairi''ünvanını taşıdı..Ne büyük bir onur!
Descartes adlı Fransız filozofun dediği ''Je pense donc je suis'' yani ''Düşünüyorum öyleyse varım'' sözünün hakkını kesinlikle vermiş olarak hayata gözlerini yumdu..Allah rahmet eylesin.

            ''Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
            Ki beni yokluk denen yere yaklaştıracak.
            Yaprak kokularında akşamı duyuyorum
            Ki alnımda sulardan şarkılardan bir şafak.

            Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi
            Ki yelken gibi açmış yasını gençliğimin.
            Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi
            Ki geçer dalgaları içimden serin serin.

            Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
            Ki bir anda yaşasın iç içe rüyalarım.
            Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
            Ki dökülsün, dağılsın, yok olsun hülyalarım.''

_________________
- Elorthëm Acilleth -
Ayrıkvadi Elflerinin Efendisi

«Aiya Eärendil Elenion Ancalima!»
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Üye
Üye

Kayıt: 08 Ekm 2007
Mesajlar: 25
Konum: İmkansızlığın sınırlarının çok ötesinde...
Öncelikle tüm Türkiye'de sanata deger verenlerin bası sağolsun...
81 yıllık yasamının 40yılı hizmet verdi kimse okumaz,beni sevmez demedi.
Ortam olmadıgını söylüyoruz ama ortam oldugunda da kendine sanatcı demeye cüret eden kişileri sadece pazarlamaya yönlendirmiyor mu?
Gercek sanatı kim önemsiyor?Gencler-kı acıyla bıldırmek zorundayım buna bız de dahılız kendımızı o an gündemde olan filmlere,vs yönlendirmiyor muyuz?Ortamdan daha önemli olan ortamda olacak olan kişilerin daha seçici olmalarını saglamak bence.
Sanatcıları yönlendiren bir yerde kitle çünkü.

_________________
Anlatamıyorum...Saf tutuyor çünkü harfler...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> FANTASTİK HABERLER

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri