Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ÖYKÜLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 19 Şub 2007
Mesajlar: 16
yazılarım öykü kategorisine girmiyor sanırım ama açık bulunan en yakın kategori öykü kategorisiydi Smile her neyse

Benimdin

Sana söylemek istediğim yığınla şey birikti kafamda, söyle(ye)medim... Söyle(ye)medim çünkü sesin tüm kelimeleri anlamsız kıldı, söyle(ye)medim çünkü gözlerinde gördüğüm o ışık sesinin anlamsız kıldığı kelimeleri sildi... Yüzündeki tek bir gülümsemeden sonra - ki hayatımda gördüğüm en güzel şeydi - silinen kelimelerimin izleri iki malum sözcüğü bir araya getirdi. Kim bilir kaç kez tekrarladım "seni seviyorum"larımı mühürl(ediğin)ü dudaklarımla, duy(a)madın... Bu kadar kelimeyi ilk ve son kez sana karşı bir araya getirdim, sen emir kipli bir yüklemle kurduğun kısa ve öz olumsuz uyarı cümlenle karşıladın gözlerine bakarken dudaklarımdan dökülmekten aciz olan sözcük öbeklerimi...

"Beni sevme..."

Bilmez misin sanki yüreğin emir kipli fiillere kulak asmadığını? Sevme dersin sen, o, sana inat koşar adım ilerler sevdaya. Tatbik ederek öğrendim ben ne yaramaz, ne inatçı çocuk olduğunu sevdanın.

"Onu sevme" diye feryat figan bağırdıkça ben, yüreğim elinde bir gül fidanı koşar adım ilerledi cehennemine...
O cehennem ki gerekirse sonsuza dek fahri zebanisi olup yanmak istediğim, o cehennem ki yüreğimin elindeki gül fidanını orta yerine dikip kanımla sulamak istediğim, o cehennem ki bir umutla ellerinden tutup, gözlerinden yayılan o büyülü ışığa sevdamı katıp yeşertmek istediğim, o cehennem ki yetmiş küsür milyon şeytanın sana yardım ve yataklık ederek zincirlerle çekip benden uzaklaştırmak istedikleri...

Ah nasıl umutsuz vakadır emir kipli olumsuzluk ekli yüklemlerle uyarı cümleleri kuran bir dosta sevdalanmak, an be an değişimini, uzaklaşmasını seyretmek, yanlış öykünü silip seni baştan yazacak tek yazarı gelmeyeceğini bile bile beklemeye ister istemez gönüllü olmak nasıl can yakar, bilemezsin...

Üzülmeyeceğim demiştim. İlk ve tek yalanımdı bu sana söylediğim, sen de farkındaydın zaten ne büyük bir yalan söylediğimin. Canımı yakıyor sesinin yokluğu, gülümsemeni bir daha asla göremeyeceğimi bilmek üzüyor beni... Biraz olsun acımı dindiren hiç oku(ya)mayacağın bu cümlelerim işte...

_________________
come here and tell me a fairy tale... i need to hear it, i need to believe it...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 19 Şub 2007
Mesajlar: 16
Manasız bir masaldı üzerim(iz)e çöreklenen. Saatler "seni gördüm"ü vurduğunda bozuldu masalın büyüsü.
Saatler "seni gördüm"ü vurduğunda kızıl bir peri değildim artık, aciz bir külkedisiydim...
Sen hep beyaz atlı prens...

Dedim ya manasız bir masaldı bu. İyi bitmesini beklemek ahmaklıktı. Külkedisinin umudu, unuttuğu camdan
ayakkabıydı ve eşsiz ayakları... Pamuk prenses daha doğduğunda biliyordu prensin gelip onu kurtaracağını...
Benim ne eşsiz bir yanım vardı, ne umudum. Bilincimi zaten seni gördüğümde kaybetmiştim...

Dedim ya manasız bir masaldı bu, gamzelerinde sonunun mutsuzluğunu okuduğum...

_________________
come here and tell me a fairy tale... i need to hear it, i need to believe it...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 03 Ekm 2006
Mesajlar: 163
Konum: Sırat Köprüsü
Öncelikle bu yazın vasıtasıyla sana hoşgeldin demek istiyorum. İstiyorum da, hani demişsin ya öykü kategorisi en yakın kısım diye... emin misin? Very Happy

Neyse, ben bir öyküymüş gibi okuduğum için düşündüklerimi yazmayı düşünüyorum.

Evvela çok acayip   Yani parantez içinden pıtırcık gibi çıkmış heceler, Yılmaz Erdoğan Tarzı denen (Ve neden se ben de dahil çoğu insanın kabul ettiği) aslında güzel ama orjinal olmayan kelime öbekleri, başladığına şahit olduğumuz ama bittiği yeri tahmin etmeye çalışırken ense kökümüze bir ağrının saplandığı cümleler ya da virgül sonrası cümleleri... misalen:

... sen emir kipli bir yüklemle kurduğun kısa ve öz olumsuz uyarı cümlenle karşıladın gözlerine bakarken dudaklarımdan dökülmekten aciz olan sözcük öbeklerimi...

Bu bir düz yazı için benim açımdan bir felaket.

Lakin şöyle bir durumda var. Bu yazının şiir disiplininde yazılmaya başlamış olma ihtimali var mı? Çünkü çaresizce bir ayrılığı kabullenme ve hem göstermeyi isteyip hem de karşısındakini buna -yani güçsüzlüğünü görmeye zorlama türü duyguların, yoğunca hissettirilebileceği bir şiir olacakmış sanki.. her ne kadar şiirden anlamasam da... wink

Neyse çok uzattım gibi geldi... yalnız ben gerçeken acayip buldum. Ne var ki acayip olan şeyler benim her zaman zevkle takip ettiğim ürünler olmuştur. Anlamakta yarı yolda kaldığım bir gerçek fakat diğer yazılarını da takip edeceğim.. Tabii müsaden olursa

Sağlıcakla kal...

_________________
kIZmAK Yok,
KENdİmi boĞUyORuM sAdeCe.
iÇİmDen DEşİLmEk gELİyOr,
çILdIRtAN BiR GüNAh bU gECe...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Üye
Üye

Kayıt: 19 Şub 2007
Mesajlar: 16
yorum için teşekkür ederim Smile yazılarımın ne öykü ne de şiir kategorisine girdiğini sanmıyorum. bunlar sadece anlık (ya da bazen kendi içimden çekip çıkaramamam yüzünden uzun zamanımı alan) hissettiklerime bağlı içten gelen ufak denemeler Smile  deneme kategorisi olmadığı için buraya yazmaya karar verdim. bu yüzden burada paylaştıklarımı bir öykü gibi değil de size ya da sizin yazmayı istediğiniz birine yazılmış bir mektup gibi okumanızı isterim Smile

yazmayı öğrenmeye başladığımdan beri bu tarz denemelerde devrik cümle kullanmak benim için bir çeşit tutku oldu. istesem de düz bir cümle kuramıyorum devrik cümleler hep daha çekici ve daha tamamlayıcı duruyor beynimde kendi içlerinde muhteşem bir düzenleri varmışçasına Smile

_________________
come here and tell me a fairy tale... i need to hear it, i need to believe it...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 19 Şub 2007
Mesajlar: 16
Sonbaharın hüküm sürdüğü kentlerde gözlerim çürüdü gelmeyişinle. Ağlamayı göğe devrettim şimdi, kalbim parçalı bulutlu... Yaratılışında narsist bir meleğin kendini resmettiği bedenin benimle her gece kaybolsa da dokunduğumda. Ve ben şimdi sende unuttuğum kendimi bilmemkaçıncı kez öldürüp atıyorum gamzelerindeki gayya kuyularına bir kez daha sen olabilmek için, sen yine bilmemkaçıncı kez bilmemezlikten geliyorsun...

_________________
come here and tell me a fairy tale... i need to hear it, i need to believe it...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 19 Şub 2007
Mesajlar: 16
kaç yıl oldu birbirimize içtenlikle sarılmayalı saydın mı?
ben yıllar önce bıraktım senin sıcak kollarını beklemeyi. hafızamı zorluyorum
yüzümüzdeki gülümsemelerin gerçek olduğu zamanları hatırlamak için, olmuyor.
öylesine uzaklar ki bizden... hatırladığım tek şey gecenin bir vakti evden çıkıp
gidişlerin ve soğuk kapının ardındaki donuk bakışlarım oluyor.
ilk aşklar unutulmazmış diyorlar ya, doğruymuş meğer.
ilk aşkımdın ve saplandın yüreğime gitmemecesine. yanlış insan olsan da,
bilinç altımda kalan "erkek" tanımı sendin. senden sonra karşıma çıkan her erkekte gülüşünü, sarılışındaki sıcaklığı aradım. gözlerindeki en ufak bir parıltıyı seninkine benzettiysem eğer, aşık oldum sandım. senin beni yanılttığın gibi yanılttılar onlar da.
onlar gitti, ben seni aradım durdum. haberlerin geliyordu bana, bazen de karşılaşıyorduk.
bu zamanlarda çoğunlukla nefret kusuyordum sana, dilime hakim olamıyordum, içim kan ağlıyordu. yanımda gibi durduğun anlarda elimi uzattığımda anlıyordum aslında ne kadar uzak olduğunu. ölmüş olsan eğer, toprağını "sen" bilirdim ve eminim toprağına sarılsam,
senden daha sıcak öperdi beni, senden daha içten dinlerdi. ama tüm sevgisizliğinle hayattasın işte, sevmedin beni baba...
sevgisizliğin dolayısıyla güçlüyüm belki ama, eksiğim... çirkinim...

hoşçakal...

_________________
come here and tell me a fairy tale... i need to hear it, i need to believe it...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 19 Şub 2007
Mesajlar: 16
Yitik düşlere ithafen...

Dün hayatımın en huzurlu gecesine yumdum gözlerimi. yaptım dediğini, buz tutan düşlerime sarıldım, üşüdüm...

bir çöle uyandım sonra uçsuz bucaksız...

anne rahmindeki bebek gibi çaresiz kıvrılmışım, kan revan içindeyim kumlar yaralarıma yapışmış, canım çok acıyor. bedenime saplanmış devasa dikenler dudaklarım çatlamış kanıyor. akbabalar dönüyor üzerimde çığlık atamıyorum mecalim yok direniyorum ölmemek için. sonra kristallerin kum tanelerine çarptıklarında çıkardıkları sesi duyuyorum. "o" geliyor. korkmuyorum artık. benim için ağlıyor. düşen her bir damlayla o uçsuz bucaksız çöl kırmızı - yeşil gelincik tarlasına dönüşüyor. bulutların ardındaki o gizli ülkeden çiçek kokulu bir rüzgar esiyor, ürperiyorum. kıvrıldığım yerden güç bela kalkıyorum o kadar yorgunum ki her harekette hücrelerim parçlanıyor. yüzümü "o"na çeviriyorum bedeni kanıyor.benim vücuduma saplanan o devasa dikenlerin aynısı onda da var, onun da dudakları çatlamış. kanlı yüzüne dokunuyorum, parmakları kanlı saçlarımda geziyor. beraber öylece ağlıyoruz hiç konuşmadan. her damlayla birbirimizi arındırmak, kanlı yaşamlarımızı silmek istercesine... gözlerine bakıyorum, kayboluyorum derinliklerinde. o gözler bana diyor ki "bitti bebeğim, birbirimizi bulmak adına verdiğimiz o korkunç savaş artık bitti bak işte buldum seni kayıp dünyanın kadın ve erkek yüzleriyiz biz. şimdi tut ellerimden önce şu dikenlerden kurtulalım sonra kırık düşlerimizi katalım birbirine yaralarımızı saralım hadi. sonra gökkuşağının yanıbaşında emekle ve sevgiyle bir yol inşa etmeye başlayalım kayıp dünyadaki düş ülkesine giden. hatırlıyor musun bebeğim buraya düşmeden önceki mutlu zamanlarımızı? tanrıçamdın düş ülkemde" elinden tutuyorum, onaylıyorum gözlerimle ve yüreğimle "hatırlıyorum birtanem, tanrımdın düş ülkemde her saniye ruhuna ve bedenine tapındığım".

_________________
come here and tell me a fairy tale... i need to hear it, i need to believe it...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 19 Şub 2007
Mesajlar: 16
Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben izin verdim yüreğimi çevreleyen "artıkaşkyok" barajında çatlaklar bırakmana. Onarmadım senin deyiminle istemeden bıraktığın çatlakları, izin verdim yıkılmasına, aşk sanrılarının içime dolmasına.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben zorladım şartları huzursuzca, sana ulaşmamı engellerken her şey.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Saatler "seni gördüm"ü vurduğunda ben daldım gözlerindeki ıslak karanlığa sorgusuz sualsiz. Kayboldum, kırıldım, üşüdüm, sustum...

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben verdim şefkatimi sebepsizce, uzandığında yanıma ve ben aldım seni gecenin karanlığında koynuma gözlerinden başka bir kadın silueti sızarken.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Yüzünü bana döndüğünde, ben dokundum kurumuş, çatlak dudaklarına, ben seviştim şeytanın kusursuzluğunu gömdüğü bedeninle(her ne kadar yanımdaki sen değildin desen de...)

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben izin verdim suskun kalışına, sebepsiz kaçışına, beni parçalamana, kalbimin atışları daha durmamışken, aldığım son nefesi daha vermemişken, bilmediğin, bilmediğim bir boşluğa beni gömmene...

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
"Artık çek git"i vurduğunda saatler, ben kaldım seni bir daha göremeyecek olmanın bilinci ve sancısıyla yanında gurursuz bir inatla.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Ben izin verdim var olan olmayan tüm gözyaşlarımı çalmana, geceler boyu yokluğunu koynuma salmana.

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Kabullendim işte tüm günahlarını benimmişçesine, uydurdum hepsini kılıfına, devrettim solumdaki meleğe işlesin amel defterime diye. Haklıydın hep sen, üzülme sakın, sızlamasın yüreğin dayanamam bilirsin, utanma kendinden, tiksinme...

Ne yaptıysam ben yaptım kendime!
Günahların, günahlarım şimdi...

_________________
come here and tell me a fairy tale... i need to hear it, i need to believe it...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 19 Şub 2007
Mesajlar: 16
Acımla körelttiğim bir bıçakla yarattığım mağrada doğradım seni sabaha karşı.

Bana uzanan ellerinden başladım ilk, tenime değdiğinde beni ölümün eşiğine sürükleyen parmaklarını, hayatımı bırakmak istediğim avuçlarını parçaladım. Simsiyah bir hiçlik aktı damarlarından kan yerine...

Arkanı döndün... Ah ne çok saklanmak istemiştim buraya! Yüzümü sırtına yaslayıp kör bıçağı beline dayadım. Yüzüme sıçrayan hiçliğin bulaştı tenine. İki kürek kemiğinin arasından öptüm, ürperdin. Bıçağı bastırdım ve yüzümü geriye çekip sırtının ortalarına doğru derin bir yarık açtım. Dizlerinin üzerine çöktün, hiçliğine bulandım...

Önüne geçtim, diz çöktüm. Mezarlıklardaki çiçekler gibi yere bakan yüzüne dokundum, çenenden tutup yukarı kaldırdım başını, boş bakışlarınla seviştim yine geçmişten kalma bir alışkanlıkla ayak üstü. Dudaklarına dokundum dudaklarımla ve diline... Kapadın gözlerini huzursuzca yanındakinin kim olduğunu görmemek için belki de.

Tanımadığım o kadının bedenine miras bıraktığı yara izlerini oymaya başladım itina ve nefretle. Bir tek onun hatıraları için döktün gözyaşı yine, parçalandım... Nefret ettim yaş döken gözlerinden. Bağırdım, duymadın. Nefretim büyüse de kıyamadım bebeklerinde kaybolduğum, kayboldukça kendimi daha da bir bulduğum gözlerini yok etmeye.

Arkana geçtim son kez. Korkmadın, biliyordun o kadının adı gibi saklanmak değildi bu kez amacım. Acımla körelen bıçağımı kinimle biledim son kez. Islak bir öpücük kondurdum kulağınla boynun arasında bir yere. gırtlağına dayadım bıçağı, sonsuz yok edişin sancısına hazırladım yüreğimi. Bıçağı bastırdığımda korkudan ziyade ölüme duyduğun açlığın sebep olduğu yutkunmanı hissettim. Son kez acıdı içim. Bastırdığım elimi hızla sağa doğru çektim. Hiçliğin sıçradı etrafa, bir hırıltı duydum manasız. Saçlarından tutup başını ayırdım gövdenden, kendime çevirdim ve son kez baktım huzurla ölüme dönen gözlerinin içine. "Seni Seviyorum..." dedim yine ahmakça, neyse ki duymadın... Bıçağı attım yere, başını incitmeden gövdenin yanına bıraktım.

En ücra köşesine çekildim mağranın ve seni rahatça görebileceğime kanaat getirdiğim bir yerden gün ağarıncaya kadar kendi hiçliğinin siyahında yok olmanı seyrettim.

_________________
come here and tell me a fairy tale... i need to hear it, i need to believe it...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ÖYKÜLERİNİZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri