ip misali dağıtıyorlar hüzünlerimin dikim evinden damlaları
yüzüyor içinde deniz kabuklarında zaman gemilerim
mevsim dolabından eski bir elbisenin yeni versiyonunu dikiyor doğa
deniz kabukları düğmeler misali her iki tarafında
yağmurdan dokunmuş sepyalaşacak bir elbise yollarda
zaman sahnesinde sonbahar yaprak dökümü şarkılarda
duraksız bir hüzünyankılar senfoni yaşam nakaratlarına
bugün iki yüz elli ikinci günün notasını asıyorum ruhuma
yüreğimde kolilerce özlem birikti
odam taştı taşacak
nerede kaldı bu kargo
yine kaza geçirip servise mi girdi
gelse de hepsini yüklesem
ruhumun yolundan viyadüklere
sevgisellikten şiirsel İstanbul'a
yeşilimsilerimin içinde Marmara akar
bakışlarımdan yaş misali bir vapur kaçar
üstünde hüzün satar martılar
gözlerimle dağıtsam yükümü
koli koli açsam renksiz geçen günleri
dağıtsam dağıtabildiğim kadar
bulutlar ev değiştirmede
içinde ipek böcekleri dolanmakta
dökülüyor pencerelerden ipekler
yeryüzü allı pullu kuşanmış
dolu sim misali saçlarında
bedeninde bembeyaz bir gelinlik
zaman sahnesinde yeryüzü tango edalarında kardan adamlarla
duraksız bir hüzünyankılar senfoni yaşam nakaratlarına
o gün bilmem kaçıncı notasını asacağım ruhuma
EYLÜL 2006
DENİZ KABUKLARINDA ZAMAN GEMİLERİ(HÜZÜNLERİMİN DİKİM EVİ)
ayın kolları denizde
şavkı buse buse dalgalarında
yıldızlar maviliğe göz edişlerde...
dalgaların sahili öpen incinmiş senfonilerine
salındı avuçlarımdan gemilerim kristalize
geriye kalan Kız Kulesi'ne
zamanın hüzünlü dilimlerinden taze sıkılmış gözyaşı yolculuğu
_________________ üç ejderha aynı kazanı kaynatmaz
biri kaynatır diğer ikisini kazanda kaynatır
ve diğer ölümlüler o kazandan içer
ama iki ünlü büyücünün eşleştirlmiş ruhu
kazanı ters çevirir
ve 'arayış' dünyayı yerle bir eder