ÇARPIŞMA
Filmin Adı: Crash (Çarpışma)
Yapım Yılı: 1979
Filmin Yönetmeni: David Cronenberg
Senarist: David Cronenberg, J. G. Ballar’ın aynı adlı romanından.
Filmin Türü: Bilimkurgu (Siberpunk)
Filme Bakış
James Ballard adlı film yapımcısı, bir kaza sonrasında tanıştığı Dr. Helen Remington aracılığıyla otomobil fetişizmi olan küçük bir alt kültürün içine girer. Kendini bu kültürün bir nevi peygamberi olarak tanımlayan Vaughan’la tanışır. Eskiden uluslar arası bir trafik şirketinde uzman olarak çalışan Vaughan, James ve karısı Cathrine’i hiç bilmedikleri, fakat tanıdıkça kendilerini kaptıracakları bir dünyanın içine sokar. Bu dünyada yaşam, kaza, tehlike ve bu ikisinin sağladığı cinsel haz aracılığıyla tanımlanmaktadır. Olağan –aparatsız?-sevişme sürecinin cinsel hazza yetmediği, teknolojinin yarattığı şiddetle bedende oluşan yaraların verdiği acının kişiye yaşadığını hissettirdiği bir dünyadır bu. Vaughan ve çevresindekilerin gerçekliği, teknolojiyle içli dışlı bir kuşağın yaşam biçimini ifade eden siberpunk’ın gerçekliğidir. Bu gerçeklikte, “insan bedeninin modern teknolojiyle yeniden şekillendirilip mükemmelleştirileceği” bir geleceğin hayalleri kurulur. “İçine hep birlikte gireceğimiz” bu proje, daha büyük bir amaca ulaşmak; yani mekanikleşip tamamen hissiz varlıklara dönüşmek gibi daha büyük bir ereğe, kısacası ölüme hizmet eder. James ve Cathrine, Vaughan’ın yönlendirmesiyle girdikleri bu alışılmadık ve tekinsiz gerçeklikte, kendilerini modern yaşama özgü cansızlıktan çıkaracak alternatif bir yaşam biçiminin peşine takılırlar.
Film, öyküsünü anlatmak için kaza, ölüm, otomobil, beden, cinsellik gibi kavramları modern dönemlere özgü bir sapkınlık mantığı olarak bilinen otomobil fetişizminin bağlamına taşımıştır. Şimdi, kısaca bu kavramların filmde ne çeşit bir dönüşüm geçirdiklerini ve filmin anlamına nasıl hizmet ettiklerini göstermeye çalışacağım.
Kaza:
Kaza, Çarpışma filminde, kişinin tek düze modern yaşamın dışına çıkıp yaşadığını hissettiği andır. James Ballar, geçirdiği kaza sonrasında karısı Cathrine’e “Sonsuz yol güvenliği propagandasının ardından kaza yaptığımda kendimi rahatlamış hissettim,” der. Aynı şekilde, Dr. Remington’un arabada seviştiği adamların cinsel boşalım anını “Kaza geçirmiş gibi hissettiler,” sözleriyle tanımlaması da, kazanın rahatlatan yönüne göndermede bulunur. Tam burada, Baudrillard’ın “Kaza hem yaşamı biçimlendiren bir şeydir, hem de yaşamın cinsel organıdır,” diyen özdeyişini anımsamak gerekiyor. Burada söylenmek istenen, tüm açık cinsel göndermeleriyle, kazanın yaşama hazzı soktuğu ve onu canlandırdığı saptamasıdır. Kaza, yaşamı bir tehlike içinde duyulan ölümcül hazla yeniden tanımlamakta, yaşamın ölü bedenini tehlikeye özgü kösnül bir heyecanla diriltmektedir. Film, gündelik yaşamda olumsuz nitelikleriyle andığımız bu olgunun içini farklı bir mantıkla doldurmakta ve kazayı yaşamın kısır, tek düze, cansız yönünden kaçış alternatifine dönüştürmektedir. Karı koca Ballardlar’ın balkonundan görünen otobandaki güvenli ve demek ki sıkıcı akış, ancak manzaranın içine kaza unsuru dahil edildiğinde yaşama ilişkin devingen bir imayı barındırmaktadır. Vaughan kazayı, “verimli bir olay” olarak görür. Kaza cinsel enerjiyi demek ki yaşam enerjisini özgürleştirmektedir.
Kaza ve Ölüm:
Fakat tüm bunlar, sonuçta ölümle aynı anlama gelir. Kişinin yaşadığını hissetmek için sığındığı cinsel haz, doruğunu ölümde bulur. Tehlike ve yaşamsal enerji, ölüm ve erotik haz bu dünyada sürekli birbirlerinin yerine geçme eğilimindedir. Freud’un ölüm içgüdüsü olarak tanımladığı tanatos ve yaşam içgüdüsü olarak tanımladığı eros yine iç içedir. Vaughan için kazayla gelen ölüm, kutsal ve efsaneleşmeyi hak eden ölümdür. Vaughan ve çevresindekilerin, popüler tarihe mal olmuş kimi efsane kazaları ritüelleştirerek yeniden canlandırmaları da bu yüzdendir. Onlar, esasında kazayı kutsallaştırmaktadır. Kaza, kişiyi ölümle özgürleştirir. Bedenin mekanikleşip hissizleşmesinin doruğu, bedenin tümden yok olması anlamına gelen ölümcül kazadır. Kaza, modern dünyanın kişiyi kötürümleştiren gerçekliğine alternatif oluşturan tuhaf ve psikopatolojik özellikteki bu dinsel tarikatın ölümcül ibadetidir. Filmin son kaza sahnesinden sağ kurtulan Cathrine’e kocası James’in söylediği “Belki başka sefere” cümlesi de, henüz ulaşılamamış olan ölüm idealine göndermede bulunur.
Kaza ve Cinsellik:
Filmde cinsellik, şiddet, yaşamsal enerji, özgürlük, çarpışma ve ölüm gibi kavramlarla iç içe geçmiştir. Çarpışma anındaki heyecan, asıl anlamını yaşattığı cinsel hazla bulur. Bu, tüm duygusal göndermelerinden kopmuş, aşktan uzak, fakat kişiyi kendi sınırları içinde özgürleştirdiği iddia edilen bir cinselliktir. Ve nesne olarak da kendine kazayı çağrıştıran göstergeleri seçer. Bu göstergelerden en önemlisi ve sık tekrarlananı, kaza sonrasında bedende oluşan yaralardır. Her kaza, vücutta açtığı yeni sembolik deliklerle alternatif cinsel organlar oluşturur. Filmdeki karakterler, hem birbirlerini bedenleriyle, hem de otomobillerle kaza anının heyecanını ve cinsel hazzını taşıyan bu yaralar aracılığıyla ilişkilenirler. Sanki yaralar kazaları imgesel olarak çoğaltır gibidir. Yara, Çarpışma filminin taşıdığı gerçeklikte, hem hazzın göstergesi, hem de onun taşıyıcısıdır. Bedenin doğal cinsel bölgeleriyle yetinemeyen karakterler, hazzı ve tatmini bu yaralarda ararlar.
Cinsellik filmde şiddetle birlikte anılır. Karakterlerden hiçbiri birbirlerine şefkatle dokunmaz. Her sevişme, kaza anının yeniden yaratılma çabası olduğundan, kazaya özgü denetimsiz bir sertlikle dolup taşar. Bedendeki kaza sonrası yaraların zorlandığı, hasarsız gövdelerin çürükler ve ezilmelerle örselendiği bir cinselliktir bu. Sevişen iki insandan çok, yolda çarpışan iki otomobilin görüntüsünü akla getirir. Film özelinde cinselliği vazgeçilmez kılan, bedenlerin birbirleri için taşıdıkları uyarıcı tehditlerdir.
Film kaza ve cinsellik arasında kurduğu ilişkiyi daha ilk sahneden başlayarak açık eder. Bu ilişki, kirli, kanı ve yarayı içeren, tekinsiz bir ilişkidir. Cathrine filmin açılışında bir uçak hangarında, hiç hasar görmemiş, metalik yüzeyleri pürüzsüz bir parlaklıktaki uçakların arasında sevişir. Görüntü, son derece hijyenik ve playboy videolarına özgü cansız bir görüntüdür. Fakat filmin kapanış sahnesinde, yine Cathrine’i bu kez bir kaza sonrasında, hurdaya dönmüş otomobilinin hemen yanında kanlar içinde sevişirken bir kez daha görürüz. Karakterlerdeki dönüşüm açık bir şekilde çarpışmanın uyandırdığı kirli ve çarpık cinselliğin galibiyetine gönderme yapar.
Otomobil ve Beden:
Filmde otomobili bir fetiş nesnesine dönüştüren insan bedenine bir model olarak seçilip cinsel göstergelerle tanımlanmasıdır. Öykü, bu iki birimi sürekli olarak birbirlerinin içinde yok ederek aynılaştırır. Kaza sonrasında otomobillerde açılan ve içlerine kimi itfaiyeci aparatlarıyla girilebilen vajina biçimindeki yırtıklar ve karakterlerin bedenlerindeki cinsel imalar taşıyan yaralar bu iki farklı yapıyı birbirlerinin içinde eritip aynılaştırır. Daha ilk sahnelerde, Ballard ve Dr. Remington’un yaptığı kazanın sonrasında Remington’un ölen kocasının elinde açılan vajina biçimindeki yara, filmin bu anlamdaki ilk göstergesidir. Kaza sonrasında görüntünün Ballard’ın bacağına girmiş olan tedavi amaçlı metal kafes-alçı görüntüsü de, yine insan bedeni ve otomobil arasında mekanikleşmeyi anımsatan bir özdeşlik kurar. Bu sahnede film, karakterin öykü ilerledikçe güçlenecek olan saplantılarının önsemesini de yapar. Sonradan, Ballard’ın bacağındaki kafes çıkarıldığında kapanmakta olan yaraların görüntüsü de açıkça anüsü çağrıştırmaktadır. Fakat, beden ve otomobil arasındaki bu garip ilişki, kendini en çok bedeni neredeyse baştan aşağıya mekanikleşmiş olan Gabrielle karakterinde gösterir. Gabrielle bedenini mekaniğe açmış, organikle mekaniği gövdesinde birleştirmiş olan yeni insandır. Yakın çekimlerde otomobil lastiklerini anımsatan koruyucu zırh ve zırhı bedende tutan emniyet kemeri benzeri kayış, Gabrielle’i bir insan olmanın ötesine taşır. Filmdeki hemen hemen herkes, kullandığı otomobilin bağlamında anılır. Vaughan, Ballardlar’ın seviştiği sahnede, Cathrine’in fantezilerine “o kocaman ve siyah arabasıyla” girer. Karı kocanın havalimanı hastanesindeki mastürbasyon sahnesinde, Cathrine James’i uyandırmak için parçalanmış arabaların imgelerini kullanır. Bir başka önemli sahne de, James’in Vaughan’a anal penatrasyonla girmesinin ardından, Vaughan’ın bu edilgin konumu tersine çevirmek için arabasıyla başka bir arabanın içindeki James’e sanki ona girmek ister gibi defalarca çarptığı sahnedir. James, Cathrine ve Vaughan’ın otobanda karşılaştıkları sahneler de, yine Vaughan’ın “koca arabasıyla” Cathrine’i taciz ettiği sahnelerdir. Buradaki erotik çağrı, otomobillerin birbirlerine şiddet yüklü temasıyla kurulur. Bu ve benzeri sahneler, farklı kombinasyonlarla sık sık tekrarlanır.