|
ÜYE
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 844 |
|
|
|
bir günlükte benim olsun dedim. elalem dünyayı köye çevirmiş komşusuna gider gibi memleket geziyor hep başkalarımı gezecek lan bizim neyimiz eksik deyip ben de dün istanbula gidebildim anca.sabah gittim akşam geldim. aradığım adamı bulamadım lakin olsun. pek güzel bir kitap aldım kadıköyden.yol dönüşü trende okudum. kalın değildi de yolculuk bitmesine yakın kitap bitti de tek seferde böylesine akıcı bir kitabı okuyabilmiş oldum. Maria Puder'in hikayesi Kürk Mantolu Madonna. Sabahattin Ali'nin üç romanından en iyi olanı bence. Her şey öylesine eksiksiz ki zaten burun kıvrılan edebiyatçılarımızın yazdığına inanamayacaksınız. Sabahattin Ali'yi biliyorsunuzdur ama bilmeyenler için söyleyeyim edebiyattaki iki ayrı çizgiden birinin lokomatifi olmaktadır. Bireyci ve toplumcu ayrımında en iyi yazar odur. Bireyci mi toplumcu mu derseniz böyle bir ayrım bence yanlış ama toplumcudur kendileri. Ünlü bilindik rus yazarları gibi inanılmaz ruhsal analizler kitabın günlüğe kadar olan bölümünde yaşatan tasvirler kürk mantolu madonna portresinin uyandıracağı imge ve aşka dair sorulan cevaplanamayacak ama gene de içimde aydınlığa kavuşan sorular. Kitabı bu kadar önemsememin bir sebebi de Raif Bey'in tamamen benim bir yarımı anlatıyor olması. Bu kitabı kaçırmayın okuyan arkadaşlar da buraya bir kaç şey yazarsa biraz tartışmış oluruz. Bu arada bugünlükse eğer merak ettiklerinizi cevaplayabilirim burayı günlüğümden çok danışma mekanı olarak görebilirsiniz. İstediğinizi sorun cevap verirsem veririm veremezsem de söyleyemem derim. Ancak elbetteki soruları abartmamakta fayda olur fazla özelime dahil olmayın lan  Zaten pek fazla bir şey yok merak etmeyin. Okuldan eve evden okula yaşıyoruz. Ara sıra olan şeyleri de elbetteki paylaşmayı tercih etmem. Onların sadece benim olmasını isterim. |
_________________ Aşk istiyorduk ağızdan damardan
Gözler parlasın soluk açılsın.
|
|
|
|
 |
|
|
DENETMEN
| Kayıt: 25 Hzr 2008 |
| Mesajlar: 3495 |
|
|
|
Çevirmen olarak biliyorum. Hayatından parçalar da biliyorum ama kitabını okumadım. Ben genellikle Türk edebiyatçılarının hayatlarını okumayı seviyorum. Hayalet Oğuz'u okumuş muydun? Ya Mina Urgan, bir dinazorun anılarını...
Çok güzeldirler. Özellikle Hayalet Oğuz'u okurken Özdemir Asaf'a ait anılarını paylaştığı bir bölüm vardı. Sevdiğin, bir şairin hayatını başkasının gözünden bir anı olarak okumak, nasıl da mutlu etmişti beni. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 844 |
|
|
|
almancadan çeviri yapıyor olabilir ama çok büyük bir edebiyatçıdır. çok güzel hikayeleri vardır. Kuyucaklı Yusuf da güzel bir roman ama eğer Kürk Mantolu Madonnayı okursanız gerçekten dili şiirsel kullanabildiğini göreceksiniz. Keşke genç yaşta vurulup öldürülmeseydi. Salak bu askerler vallahi. |
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 25 Hzr 2008 |
| Mesajlar: 3495 |
|
|
|
Kuyucaklı Yusuf idi değil mi?
İlk okul zamanında okumuştum. Hayal meyal hatırlıyorum. Klasiklerdendi. Acılı hikayelere dayanamıyorum. Oku deseler bir daha okur muyum bilemiyorum. Edebiyatcı olarak ne kadar büyük olsa da, bu tür kitaplar ruhuma zarar veriyor. Acı dediğimde aklıma Zülfü'nün Murluluk kitabı gelir . onu okurken bile ellerim titremişti. Bu arada filmini hiç beğenmedim. Başarısız bir uyarlamaydı.
Madonnayı okumadım. Konusuna bir bakmalıyım. Kalbim elverir ise okurum. Ama söz vermeyeyim. Saçma gibi gözükse de, elimde değil fazla etkileniyorum, dram okuyamıyorum.
Hayalet Oğuz'u okumak istersen kardeş sana gönderebilirim. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 11 Tem 2008 |
| Mesajlar: 322 |
|
|
|
Bir ara, galiba bir ödev için, Sabahattin Ali ve Sait Faik'i karşılaştırarak sonradan Türk öykü yazımının iki damarını oluşturacak çizgiyi belirlemeye çalışmıştım. Şimdi bakınca kötü bir yazıymış ama yine de iş görür. En azından benim tercihimin her koşulda Sabahattin Ali'den yana olduğunun biraz sakar göstergesi olarak:
"Sait Faik, “kişisel bir anlatım” geliştirmiş; öykümüzü gerçekçi kalıpların dışına taşırarak dili o güne dek öyküde hiç kullanılmamış özel ve/veya öznel bir biçimde kullanmıştır. Temel meselesi, oldum olası neredeyse had safhada mesnetsiz ve çoğunlukla havai bulduğum ayakları yere basmayan ‘tuhaf’ bir insan sevgisidir- Allahtan, ardından sonra gelen isimler çoğunlukla biçimsel olarak sağladığı özgürlükleri kullanıp bu çeşit bir hümanizme fazla hürmet etmemişler. Sabahattin Ali ise, biçimsel olarak SF’ten daha kuru ve çerçeveli olmakla birlikte insanı temel toplumsal durumu –acı- içinde çok daha net bir biçimde görmüş ve yazınsallıktan kesinlikle taviz vermeden bu durumların üzerine eğilmiştir- bence gerçek hümanist SA’dır, SF değil, çünkü Orhan Koçak’ın da dediği gibi, onda '…ustalık, üzerinde çalışacağı daha inatçı, daha zengin bir madde bulmuştur.'"
Kürk Mantolu Madonna ise, Türk edebiyatında yazılmış en ilginç romanlardan biridir. Özellikle de baştaki anlatıcıyı bir anda değiştirip hikâye içinde ikinci bir çerçeve kurarak gösterdiği biçimsel cesaretle...
Kuyucaklı Yusuf'sa, daha başında beni dehşete düşürmüş bir romandır; annesi babası öldürülen küçük yusuf, eve gelen jandarmaların karşısına, bütün soğukkanlılığı ve metanetiyle çıkar. Hem parmaklarından biri kopmuş hem de anne-babasının cesedi başında uzun zaman beklemiştir üstelik. Soru sorduklarındaysa, ölen ebeveynlerinden "bu fakirler" benzeri tuhaf ifadelerle bahseder. Ben, bir çocuğun sırf karakteri cilalamak için bu kadar hunharca kullanıldığı bir anlatı başlangıcı daha hatırlamıyorum. İnsan hiç 'şuncaaz bebeye' ağlaması için olsun çocukluğunu iade etmez mi!
Etmemiş işte!
Ama öyküler... kesinlikle müthiştirler. Özellikle de Ayran, Çilli ve Hanende Melek...
Ne güzel günlük başlangıcı, umarım okumalarınızı bizimle paylaşmaya devam edersiniz. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 844 |
|
|
|
hiç bahsetmedim gerçekten de bir anda anlatıcının değişmesinden de. alışmışım ben böyle şeylere yahu hiç garibime gitmedi. mine bence okuma madonnayı. üzülür müsün bilmem ama mutlu bitmiyor bence. devam ederim herhalde böyle okuduğum kitapları yorumlamaya ama daha geniş bir şekilde yapmayı düşünüyorum bu işi. aslında romandan uzun uzun bahsetmek isterim ama daha sonra artık. kitabı da boş ver be mine abla zahmet olmasın ben kendim alırım olmazsa. öldürülmesi çok kötü sabahattin ali'nin sağ olsaydı 80 yaşına kadar da yaşasaydı nobeli alırdı gibime geliyor. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 844 |
|
|
|
kesmeşeker konseri varmış. 23 mayısta. kaçırmamak için elimden geleni yapacağım ve hatta kaçırmayacağım böyle bir ihtimal olamaz. istanbul beyoğlu taksimde ghetto adlı mekanda çıkacak. galatasaray lisesinin oralarda. istanbullu olup da benle bu konsere gitmek isteyen var mıdır bilmiyorum ki eminim yoktur defalarca dememe rağmen kesmeşekeri dinlemediniz. Uçsuz bucaksız azınlık olarak artık o konserde gene biz bize oluruz.
Kesmeşeker dinleyisidir ki uçsuz bucaksız azınlıktır onlar kaç değil kimdir. Bu sayfada kesmeşekeri de tanıtacağım herhalde öyle yaparım gibi geliyor bana. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 844 |
|
|
|
Neler yapabilirdik ama ne kadar azını yaptık mevzuu. Kötü şey bunu geç fark etmek de öyle. Saatler kavgalarla verilemeyecek isteklerle imkansızı isteye isteye geçmiş ama oturup da bir kere adam gibi konuşamamışım. Ben gene erken fark ettim en azından ortalık duruldu. Bunu beceremezsek bile kavga olmayacak en azından. Tatsız gerginlikler olmayacak. Dert de pişmanlık biraz en başından en doğrusunu yapsaydık keşke. Bir de fedakarlık diye bir şeyin olduğuna inanmıyorum. Çok şey feda ettim ama bana verdiği hissiyat bana kattıkları feda ettiklerimden de fazla oldu. Ruhi meseleler yüzünden herhalde. Zaten varsa yoksa ruhum yaşasım ölürken gönlümce yaşadım diyelim. Güzel olan hayat gönülce olandır. Esti kafama yazayım dedim hani vakitsiz olmasa hiç durmazdım ama işte saat geç yarın el mecbur kalkıcaz düşeceğiz yollara. Okuldu dersti sigara molalarıydı derken aynı terane için ertesi günü bekleyeceğiz. Şu koşuşturmada bir saat oturup sadece düşünmek istiyorum ama vaktim yok. Oysa eskiden ne çok düşünürdüm. Bir odada saatlerce sürerdi. Şimdi bakıyorum da sadece yolda yürürken düşünüyorum ya da arkadaşlarım iğrençleştiğinde zevkle anlattıklarını duymak istemediğimde. Dinliyor gibi yapıp düşünmeyi de öğrendim ama yetmiyor. Bir nefes özgürlük istiyorum. Şunca yazıyı yazdığım ve uykuya dalana dek sürecek olanı değil. Ömür gibi bir nefeste istiyorum doyumsuz özgürlüğü. Kalın sağlıcakla gözler hükmedemiyor kapaklarına ineceklerdir yakındır iyi uykular ve selam olsun sizlere gidiyorum şimdi gelir gibi sessiz sakin. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 844 |
|
|
|
ihtiyar girişi yaptım güzel oldu. aslında bir şey de demeyeceğim ama sanal günlüğümü gördüm içimde sanal bir şeyler cız etti yazayım dedim. dolduralım bakalım umuma açık zahiri günlüğümüzü.
eefendim efendim ne diyeceğimi bilmiyorum bu yüzden de bunu tekrar edip duruyorum madem biraz şundan bundan ondan bahsedelim de-evet bu aralar otomatik portakal okudum adamlar pek tatlı- milan kundura'nın-kundera canım- bir kitabını da okusam mı okumasam mı tereddütteyim elimde değil kitap adını yazamıyorum ne yazık ki. sonra veronica ölmek istiyordu bak ansızın aklıma geldi o da iyi kitaptı elemanın da en iyi kitabı bence. -Paulo Coelho simyacıdan hatırlarsınız- akıl hastanesine intihar teşebbüsü ile düşen bir kızın gözünden tımarhaneyi anlatır ve insanlarını iyi bir eserdir. doktor falan vardı bir de fazla detaya girmiyorum okuyun diye iyi bir kitaptı filmi de yapılacaktı ama ne oldu bilmiyorum. tabi söyleşmek isteyen olursa söyleşebiliriz bu arada kitap önerilerinize de açığım okuduğum üç beş kitaptan neleri sevdiğimi çıkarın ona göre önerin. odun gibi gelen ve okurken sıkılacağım kitap önerene biraz söverim. eh katlanırız sivri diline diyorsanız önerin bakalım merak ettim neler diyeceksiniz. nietcze ağlarken'e başlayacağım bu arada.
hayat derseniz de klasik bea herkes gibi yaşıyoruz. derinlerimizde bir benim bir de onun bildiği olaylarda farklı bir roman var tabi gayet doğal öyle de olmalı zaten. ancak bunca farklı olmamın sebebi nedir diyorum o kimsenin yanında herhalde sadece onun yanında safça dürüst safça iyi niyetli olabiliyorum kötülük düşünmüyorum o yüzden. ilham da veriyor tabi pegasus'um o benim hahahaha. vahşi kısrağım diye şiir yazmışlığımızda var hani bak o da aklıma geldi neyse sıkıldım şimdilik bu kadar. |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 844 |
|
|
|
Eh sınav yaklaştı aşağı yukarı tam bir yıl var. Ben de mf öğrencisiyim ama avukatlık da istiyorum bu da çok çalışmam demek artık güle güle tam bir yıl sonra bu aralar görüşürüz ama hemen gitmeyeceğim. Bir iki şiir daha yazarım. Kilgarvan efendinin de şiirlerime yorum yapmasını bekleyeceğim. Tomblada ufak bir meselemiz var onu da halledeceğim. Sonra da bir daha girmem ta ki yaza kadar ama vedamı ettim bir daha etmem. Hadi kalın sağlıcakla. |
|
|
|
|
 |
|
DENETMEN
| Kayıt: 12 Tem 2008 |
| Mesajlar: 2825 |
|
|
|
Bende sayısal öğrencisiyim. Neredeyse 1 den beri kendimce çalışıyorum. Seneye bende gireceğim. Ama şu an kendimi sık buğaz edipde kafamda olan şeyleride dağıtmak istemiyorum. Rahat çalışıp, rahat yapmak daha iyi bu işi. 2 ay lık bir tatilden sonra başlarım bende. Sana kolay gelsin, Allah zihin açıklığı versin. İnşallah istediğin yeri alırsın. Çalışan daima başarır öğretmenlerin söylediği gibi  |
|
|
|
|
 |
|
ÜYE
| Kayıt: 16 Ekm 2007 |
| Mesajlar: 844 |
|
|
|
filmi izledim. bir daha. ağladığımdan bu yana çok uzun zaman geçmiş çok. evet ağladım dayanamadım filme ve ağladım.hele o sonundaki müzik yok mu bitiriyor adamı. boşboş gemide üç pezevenk savaşa hazırlanmışlar bıçaklarıyla silahlarıyla her şeyin nasıl bittiğini ve ıssızlığı geminin. nedense bilinmez ama herkesin yenildiği o filmde hep kendimi görüyorum. kazanan bir kişi bile yok. ne pezevenk karıyı kurtarabiliyor ne parayı. müşteri parasını alamamış neredeyse canını alacaklar. peki ya aşk? orospu? aşık olduğu adam satıyor onu. ama yenilgi uzun sürmüyor yeni bir düzene giriyor üç kafadar başka bir üstadın emrinde. üzücü ama. gerçekten bok biten bir film. düşünmezseniz çok kolay ve anlamsız ama o arka sokaklarımızdaki gerçeğe bakınca ağlıyorum işte. ah ah bugünlerde kolayca üzüleceğimi biliyordum bir şeye demek beklediğim buymuş. iyi geceler... |
|
|
|
|
 |
|
|