Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder  
» ÖYKÜLERİNİZ
Yazar Mesaj
Üye
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 190
Konum: düşler zamanı
Ruhlarımızın  aşktan mahrum yaşamaya mahkum edildiği bu zamandan çok çok önce; perilerin düşlerimizi yazmaktan vazgeçtiği, tanrının bizi kendimizle baş başa bıraktığı bu yalnızlığa gömülmeden daha da önce, yalnızca yüreklerin hükmettiği bir zaman varmış.
İşte o zamanda üç genç kız yaşarmış. Yüzünden ve bedeninden tüm güzelliklerin silindiği ama evrenin ihtişamını, renklerin büyüsüyle tuvale yansıtan bir ressam; Luimerah, bakışları karanlığa mahkum ama ruhunu melodileriyle konuşturan Harmonia, ve kulakları bu ilahi tınıları asla işitmemesine rağmen kalemini kağıdında ustaca raks ettirmesini bilen Adrheanas…
Onlar şimdiye kadar hiç kimsenin sahip olamayacağı üstün yeteneklere sahipmişler. Luimerah daha fırçasını eline almadan bir heyecan sararmış heryeri. Gök en güzel rengine bürünürmüş, Luimerah’ın tablosunda en çok yeri kapabilmek için. Çiçekler en güzel renklerine bürünür,aralarında yarışırlarmış Luimerah’ın dikkatini çekebilmek için. Harmonia, mızrabını eline alırken titremeye başlarmış arpının telleri.tüm kainat susarmış tek bir titreşimi dahi kaçırmamak için. En çok da kuşlar heyecanlanır, cıvıltılarıyla Harmonia’ya  eşlik edebilmek için başına üşüşürlermiş arp’ın… Ve Adrheanas başladığında kelimelerini kağıda dökmeye, rüya perileri etrafına doluşurmuş en güzel öyküleri alıp gecelerimize mutluluklar doldurabilsinler diye.
Onlara tüm bu yetenekleri bahşeden Tanrı birgün meleklerine, kızların huzuruna getirilmelerini emretmiş. Melekler en güzel şekillerine bürünüp, kızların yaşadığı yeryüzüne inmişler. Tanrının buyruğunu ilettikten sonra onları ışıktan bir merdivenle gökyüzüne, efendilerinin kutsi makamına götürmüşler.
Tanrı, tüm evrenin diliyle ruhlarına seslenmiş kızların. Verdiği yeteneklerin karşılığında onun için bir şey yapmalarını istemiş. Luimerah; kainatın tüm güzelliklerinden birer parça alıp, bir ahu çizecekmiş tuvaline. Ve Adrheanas  kaderini yazacakmış bu meleksi ahunun. Harmonia ise hiç göremeyeceği bu kız için bir beste yapacakmış. Zira Tanrı her yarattığı için bir hayat melodisi seçermiş. Ve tam bir yıl mühlet verilmiş üçüne de. Hiçbir ayrıntı unutulmamalıymış zira bu insana verilmiş ilk yaratma göreviymiş.
Kızlar melekler eşliğinde yeryüzüne indiğinde heryerin sessizliğe gömülmüş olduğunu fark etmişler. Tüm yaşamı sessizlikten ibaret olan Adrheanas bile. Zira tüm evren, onları rahatsız etmemek için emir almışçasına sessizliğe bürünmüşmüş…
Adrheanas , en güzel kağıtlarını masasının üzerine koymuş, en sivri uçlu dolmakalemini almış ve en sadık mürekkebini şah damarından çekerek kalemini doldurduktan sonra adını yazmış kağıda kızın; Aşk. Tüm karakterini ve kaderinin büyük çoğunluğunu oluşturacak bir ismi bulmak hiç de zor olmamış Adrheanas için. Yaşaması için en kutsal sarayı seçmiş; kainatta yaşamış ve yaşayacak olan her ruhun en ölümsüz parçasını… Adı hiç unutulmasın diye tüm zihinlere bir imzasını yerleştirmiş. Onun için söylenebilecek tüm sözleri evrenin bir köşesine dağıtmış; ihtiyacı olduğunda duyabilsin diye. Gözyaşını bulutlara saklamış,isyanını rüzgarlara, tutkusunu dolunaya. Her gün yeniden doğabilsin diye sonsuza dek gücünü, büyüsünü ve kutsallığını koruyabilmesi için, en büyük yeminleri onun üzerine yazmış…
Ve artık kanının son damlalarını akıtırken Adrheanas kağıda; onu üzen, kızdıran, küstüren her şeyin üstüne  Tanrı’nın lanetini dilemiş.
Harmonia, onu anlatabilecek en uyumlu sesleri zihninde bir araya topladıktan sonra, kalbinin ritmi üzerine başlamış mızrapını dans ettirmeye. Aşk’ın her gününe ayrı senfoniler yazmış, onu tanıyan herkes farklı bir melodi hissedecekmiş ruhunda, sebebini bilemediği. Bestelerinin son notası, Harmonia’nın son kalp atımı olmuş.
Luimerah için iş biraz daha zormuş. Zira hem bedeninin dayanılmaz çirkinliğini tuvalinden uzak tutacak hem de ruhunun inanılmaz güzellikleriyle hayal gücünü harmanlayacakmış. Önce ruhunu boyamış Aşk’ın; tutkusunun kırmızısını kanından, öfkesinin siyahını saçlarından, huzurunun yeşilini gözlerinden katmış. Gökyüzünden yıldızları toplamış gözbebeklerine; mutluluğu kainatı aydınlatsın diye. Saçlarını geceden almış, tenini okyanusun buzullarından. Tüm canlıları avucunun içinde çizmiş; onun sayesinde varolduklarını anlatırcasına.
Yüzüne öyle çok özen göstermiş ki, dudaklarına geldiğinde, resme verdiği canının son raddesindeymiş Luimerah. Adrheanas’ın yazdığı en güzel satırları mırıldanacak, buseleriyle “yaşam”ı anlamlandıracak olan dudakları öyle güzel çizmiş ki, son nefesini verirken eserinin haklı gururuyla, Aşk’ın yüzüne eklemeyi unuttuğu şeyi yapmaktaymış; gülümsemekteymiş.
Ve bir yıl sona ermiş tüm bunlar olurken. 3 kız, bedenlerini yeryüzünde bırakıp eserleriyle yükselmişler Tanrı’nın yanına.
Aşk’ın resmi, hayatı ve yaşam melodisi hazırmış. Tanrı hayat vermiş bu insan eserine. Melekler uzunca bir süre Aşk’ın seyrine dalmışlar. Tanrı kızlara seslenmiş “Siz benim isteğim için ağır bedeller ödediniz. Şimdi ise soyunuzu ödüllendireceğim ey insan kızları” diye.
Aşk’ı ışıklar içinde yükseltmiş, gözalıcı bir parlaklık içinde tüm zerrelerini ayırıp birbirinden, onu tüm kainata dağıtmış. Bir çiçeğe, bir dalgaya, bir buluta… Ruhunu ise insanların kalplerinde gizlemiş. Her insan sevdiğine baktığında, aslında onun yüreğindeki Aşk’ı görüp büyülenirmiş. Ve Luimerah’ın küçük unutkanlığından, Aşk hiç  gülmezmiş…
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 11 Hzr 2007
Mesajlar: 40
Konum: Abyss
Ellerine sağlık çok hoş bir yazı olmuş...

Luimerah'a küçük unutkanlığı yüzünden lanetler yağdırıyorum şu anda. =)

_________________
Azb-ı almadır azabın bana, iblise cennettir cemalin bana.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 13 Eyl 2007
Mesajlar: 39
gerçekten keşke gülümsemeyi koymayı unutmsaymış...kaderimizde hep aşıkken gülmek ardından ağlamak varken bu öyküyü alıp baş tacı yapmamak hata olurdu..harika bir yazı olmuş o aşkın bu kadar güzel ifade edilebilece akla yatkın değil...

_________________
vızz vız vızzz!!...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 190
Konum: düşler zamanı
o luimerah'ın unutkanlığına ben de yanıorm:) ama bu hikaye o cümleden çıktı.. ilginçSmile bigün resm çizerken ulan dedm, bi an bana böyle bir görev verilse, güzel çizeceğim diye heyecanlanır kesin düz ifadeli birşey çizerim demiştim.. birkaç ay üstüne cümleler aktı geldi.. ben her hikayenin kendini zorla yazdırdığına inanıorm artıkSmile)

_________________
....NON....
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Yönetici

Kayıt: 02 Ekm 2006
Mesajlar: 853
    Sevgili adrheanas'ın bu güzel öyküsünü vaktiyle fantastikkurgu.com'da okumuş, pek beğenmiş ve üzerine bir yorum kaleme almıştım. Yıllar sonra bugün, Düşler Zamanı'nı -her seçkin öykü gibi, onu da kendi ismiyle analım- yeniden okuduğumda, vakti zamanında onu pervasızca överken ne doğru bir iş yaptığımı düşünmeden edemedim.  Bu ikinci okuyuşla öykü daha bir canlandı, daha bir yükseldi gözümde. Sevgili adrheanas'ın, mitos temelli evren tasavvuru hakkında, bilinçli yahut bilinçsiz (ki iyi bir yazar için bu ikisi arasında bir fark yoktur) biçimde, birçok incelikler, hikmetler saçıp döktüğünü sezdim.

     "Tanrının bizi kendimizle baş başa bıraktığı bu yalnızlığa gömülmeden önce" ifadesi bana, Platon'un Kronos Çağı ile Zeus Çağı arasında yaptığı ayrımı anımsattı. Bu büyük filozof, insanların Kronos Çağı'nda bizzat Tanrılarca, çobanın koyunu gütmesi gibi dolaysızca idare edildiklerini, sonra tanrıların insanları yüzüstü bıraktıklarını, evrenin deveranının tersine döndüğünü ve Zeus Çağı'nın başladığını yazmıştır.  

     "Her ruhun en ölümsüz parçası" ifadesi, kimilerine "ruhun ölümsüz olmayan bir parçası da mı var" dedirtecektir. Oysa Yunan düşüncesi, ruhun üç parçalı bir doğası olduğunu (tymoeides, epitymetikon ve logistikon) ve bunlardan sadece akıl taşıyan parçanın (logistikon) ölümsüz olduğunu öğretir.

     "Aşk’ı ışıklar içinde yükseltmiş, gözalıcı bir parlaklık içinde tüm zerrelerini ayırıp birbirinden, onu tüm kainata dağıtmış" ifadesi, Yunan düşüncesindeki teklik-çokluk sorununun örtük bir ifadesidir. Dionysosçular, Dionysos'un kutsal ruhunun tüm insanlara dağılmış durumda olduğunu (çokluk), tek tek insan ruhlarının, erginleme (initiation) törenleri yoluyla bir araya gelerek bu bütünlüğü yeniden sağlayabileceğini, bir evrensel kardeşlik oluşturarak Dionysos'un ruhunda bütünlenebileceklerini (teklik) va'z etmişlerdir.

     "Aşk’ı ışıklar içinde yükseltmiş, gözalıcı bir parlaklık içinde tüm zerrelerini ayırıp birbirinden, onu tüm kainata dağıtmış. Bir çiçeğe, bir dalgaya, bir buluta… Ruhunu ise insanların kalplerinde gizlemiş. Her insan sevdiğine baktığında, aslında onun yüreğindeki Aşk’ı görüp büyülenirmiş. Ve Luimerah’ın küçük unutkanlığından, Aşk hiç  gülmezmiş"  ifadeleri ise Aristophanes'in, Symposium diyalogunda anlattığı bir öykünün izdüşümüdür. Aristophanes bu eserde, insanların evrenin başlangıcında birbirlerine bitişik yaratıldıklarını, ama tanrılarla araları açılınca cezalandırılıp ikiye ayrıldıklarını, o günden beri öteki yarılarını aradıklarını, bu yüzden bir başkasına aşık olduklarını anlatır. Bu durumda aşk, bir yoksunluğun, eksikliğin giderilmesidir, tamamlanmadır, birbirlerinden ayrı düşmüş parçaların bir araya gelişidir, bütünlenmedir. Aynı eserde aşk bollukla yokluğun oğlu olarak resmedilir ki, bu, aşkın doğasındaki zenginliğin ve yoksunluğun ideal bir tarifidir.

     Arkadaşımız adrheanas'ın bu enfes öyküsünü yeniden ve öncekinden daha derin bir saygıyla selamlıyor, bu eşsiz ifadelerin lezzetini, bir kez de kurgusal bir olay örgüsü içinde duyumsamayı umuyorum.
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 190
Konum: düşler zamanı
ne diyeceğimi bilemiyorum.. muhteşem ifadelerinle yine başımı gömüverdin yerin dibine... belki biraz mitoloji okumalıyım kimbilir? ama açıkçası korkutuyor beni, ya etkisi altında kalırsam diye... düşün ki okumadan bu kadar benzerlik?...

meloik, aynı dergide yazmış olmayalım? =))

belki garip gelecek ama.. fantastikkurgu'da yazılan tüm yorumlar hala kayıtlı bende:))) bir kez daha okudum yorumunu kilgarvan...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 08 Ekm 2007
Mesajlar: 25
Konum: İmkansızlığın sınırlarının çok ötesinde...
belki de luimerah bilerek koymamıştır aşkın yüzüne o muhteem gülümsemeyi.Belki de biz insanları çeken bambaşka bir şey olması gerekiyordu aŞKta tüm bu büyüleyici özelliklerinin yanısıra.Blki de ulaşılamamazlık? Question

_________________
Anlatamıyorum...Saf tutuyor çünkü harfler...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 190
Konum: düşler zamanı
öyle umalım en iyisi..  luimerah'ın kastı yaktı bizi desene...=))

_________________
....NON....
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 08 Ekm 2007
Mesajlar: 25
Konum: İmkansızlığın sınırlarının çok ötesinde...
Başa gelen çekilir;)

_________________
Anlatamıyorum...Saf tutuyor çünkü harfler...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder E-posta gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 190
Konum: düşler zamanı
ama ümitsiz olmamak gerek.. bakarsın bir başkası toplr tablonun zerrelerini.. bir gülümseme eklemeyi de ihmal etmez:))

_________________
....NON....
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 190
Konum: düşler zamanı
Sitemizdeki linkleri görebilmeniz için kayıtlı üye olmalısınız.
Lütfen KAYIT olun yada ÜYE GİRİŞİ yapınız.


böyle bir yerdeydim sanki.. kelimeler benden bağımsız yazdırdılar kendini...
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 12 Arl 2007
Mesajlar: 17
cok ama cok begendim....
aşk'ı ne güzel betimlemissin oykunde. en ulu deger oldgunu cok guzel ifade etmissin.

tebrik ederim
10 ustunden 10 verdim sana aplaacimmm, bir de yildizli pekiyi.. Smile
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Üye
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 190
Konum: düşler zamanı
utandırmayın efendim...
müteşekkirim...
hani yıkıcı eleştiri oklarınız?
=)

_________________
....NON....
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Üye
Üye

Kayıt: 20 Arl 2006
Mesajlar: 226
Bu ifadeni çok sevdim, yazılarını yeni okumaya başlamış olmam üzücü, benim adıma... Şimdi eskileri tüketip, yenilerini yazmanı bekliyorum... Ve de hikayelerin kenini yazdırdığında ben de iddialıyım, hiç değilse öyle düşünüyorum, yazılarını merakla bekliyorum...

_________________
Ölümhanedeyiz, ölmeye doğuyoruz!
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et
Üye
Üye

Kayıt: 11 Eyl 2007
Mesajlar: 190
Konum: düşler zamanı
bu aralar kulaklarımı, ağzımı, ruhumu öyle tıkadım ki herşeye, kendini yazdırmaya çalışan çok şey var ama bende elime kalemi alıp o haykıran ifadeleri kağıda dökecek cesaret yok... yorumların için teşekür ederim.

_________________
....NON....
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder Yazarın web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Önceki mesajları göster:   
Resim Yükleme Paneli


Lütfen Yüklemek İsteğiniz Resmi Seçin

Yeniden Boyutlandır?
Resim yüklendikten sonra karşınıza çıkacak ekrandaki Hotlink for forums (1) linkini foruma kopyalarsanız resim forumda gözükecektir.
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    Fantastik Edebiyat Forum Forum Ana Sayfa -> YAZI ATÖLYESİ -> ÖYKÜLERİNİZ

 
  
   
   
Copyright © 2006 FANTASTİK EDEBİYAT. Telif Hakları FANTASTİKEDEBİYAT.COM ' a Aittir.
Tasarım & Kodlama : Arttech İnternet Hizmetleri